Identity Thief

Identity Thief

identity_thief_ver3Gilmore Girls’ün sevimli Sookie’si Melissa McCarthy’nin lavabonun içerisine tuvaletini yaptığı rolüyle Oscar’a aday olabileceğini kim tahmin edebilirdi? 2011’in ve muhtemelen son yılların en iyi komedisi olan Bridesmaids’in kopardığı fırtınayı hatırlarsınız. Saturday Night Live çıkışlı Kristen Wiig’in çocukluk arkadaşı Annie Mumolo ile yazdığı komedi prestijli gruplardan adaylıklar, hatta ödüller aldı. Sene sonunda herkes McCarthy’nin harikulade performansını konuşuyordu. Kaldı ki benim için o yılın en iyi yardımcı kadın oyuncusuydu kendisi. Bridesmaids öncesinde, CBS’de yayınlanan Mike & Molly isimli dizisiyle sürpriz bir Emmy zaferi elde eden McCarthy şu an Hollywood’un gişesi en yüksek kadın aktrislerinden biri. Bu kadar kısa bir sürede böylesine bir başarı elde edeceğini kimse tahmin edemezdi sanırım. Bu yıl The Hangover Part III ve Sandra Bullock ile yer aldığı The Heat’de de izleyeceğiz kendisini. Özellikle The Heat’in akıbetini merak ediyorum. Malum Sandra Bullock da hala Amerika’da en çok gişe yapan aktris olma ünvanını koruyor. Tabii öncesinde eleştirel anlamda pek başarılı olamayan ama McCarthy’nin varlığı sayesinde gişeden yüzü gülerek dönen Identity Thief’i konuşmak şart.

Identity Thief hayatını insanların kimliklerini çalıp onların isimleriyle yaşayan, onların kredi kartlarıyla alışveriş eden Diana isimli komik bir kadını anlatıyor. Son olarak klasik bir orta halli Amerikalı aile babası Sandy Patterson’ın bilgilerini çalan Diana, Sandy’nin yeni iş arkadaşlarına Diana tarafından işlenen suçları kendisinin yapmadığını kanıtlamak için harekete geçmesiyle hayatında ilk kez yaptıklarıyla yüzleşmek zorunda kalıyor. Sıradan, hatta vasat denilebilecek bir komedi olarak başlayan Identity Thief, son düzlükte oldukça dramatikleşip konusu dağılmış bir Amerikan dramasına dönüşüyor. Ki bu kısımda da McCarthy’yi çok takdir ettim, ama oraya sonra geleceğim.

Kamera arkasında tarz olarak bu filme benzeyen Horrible Bosses’ın yönetmeni, televizyon çıkışlı Seth Gordon var. Senaryo ise Scary Movie filmleri için çalışmış ve şimdilerde Hangover ile uğraşan Craig Mazin’e ait. Benim beyazperdedeki komedilerle ilgili en büyük sıkıntım olayı bir noktadan sonra skeçler haline dönüştürüp, beyazperdeyi televizyondaki sitcomlarla eşdeğer görmeleri. Identity Thief’de de aynı problem mevcut. Film kendi esprilerini parçalara bölüp ona göre bir düzen oluşturmuş. Burada suçu direkt senariste atacağım, çünkü filmin devamlılıktan yoksun olmasının başka bir açıklaması yok. Zaten eldeki materyal belli. Fragmanı izlediğinizde bile çok mükemmel bir filmle karşı karşıya olmadığınızın farkına varıyorsunuz. Yalnız şu da bir gerçek ki Identity Thief, televizyona çok yakışacak bir iş. McCarthy’nin zaten devam eden Mike & Molly adında başarılı bir dizisi olduğu için bir şey diyemem ama bu aralar beyazperdeden TV’ye çok transfer olduğu için Identity Thief de bir gün uyarlanırsa hiç şaşırmam.

Jason Bateman hakkındaki düşüncelerim sabit. Bana göre rol yapamıyor. Arrested Development’da da en zayıf halka hep oydu. Hala nasıl iş bulabildiği hakkında en ufak bir fikrim yok. Komediye yakıştığını da düşünmüyorum, ama komedi yapmaya devam ediyor. Burada da izlemekten hiç mi hiç keyif almadım. Melissa McCarthy ise Bridesmaids’deki kadar olmasa da oldukça başarılı. Filmin ilk yarısında komedi yeteneklerini konuştururken, ikinci yarısında seyirciyi ağlatıyor. Dramada çok başarılı olabileceğini düşünüyorum McCarthy’nin ve o büyük “drama” işini yaptığında çok rahat bir şekilde ödülleri toplayacağına inanıyorum. En azından Identity Thief’de beni ikna etmeyi başardı. Amanda Peet daha evvel yer aldığı sayısız projedeki karakterini tekrar ediyor. Sanıyorum yıllardır Please Give haricinde farklı bir şey izleyemedik kendisinden. Go On ile biraz olsun ünlenen John Cho, Modern Family’nin başarılı ismi Eric Stonestreet ve ünlü rap yıldızı T.I. filmdeki komik olmayı deneyip başaramayanlar arasında.

Türkiye’deki gösterim tarihi belli olmayan Identity Thief, kaçırmanız durumunda kendinizi kahretmenizi gerektirmeyecek sıradanlıkta. Ama McCarthy’nin başarısının tek filmlik olmadığının basit bir örneği.

[C-]

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

0 Yorum

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir