The Farmer’s Daughter

The Farmer’s Daughter

Poster - Farmer's Daughter, The (1947)_01Oscar’ın en kötü sonuçlara ev sahipliği yapan yıllarından biri 1947. Sinema açısından da ne yazık ki kuvvetli bir yıl değil. Elia Kazan’ın törenden büyük ödüllerle ayrılan filmi Gentleman’s Agreement ve David Lean imzalı Great Expectations haricinde dikkate değer pek bir iş yok. Kaldı ki bu iki filmin çok yüksek standartlarda olduğunu iddia etmek de güç. George Cukor’un A Double Life’ı ve Edward Dmytryk imzalı Crossfire yine o yıl gösterime giren ortalamanın biraz üzerindeki işler. Hal böyle olunca En İyi Kadın Oyuncu dalındaki sıradanlıktan ötürü, kariyeri boyunca doğru düzgün bir rol kapamayan genç yıldız Loretta Young için Oscar almak pek zor olmamış. Yine Oscar tarihinin en acı zaferlerinden biri hiç kuşkusuz. Hatta iddia ediyorum bu kadar sıradan bir performansın Oscar’a ulaştığına kolay kolay rastlayamazsınız. Adaylık? Belki. Ama ödül almak… İşte orada durup bir düşünmek gerek. Oyunculuğundan çok Darryl F. Zanuck ile yaptığı tartışmalarla tanınan Young’ın ödül aldığı The Farmer’s Daughter o sıradan ödüllü filmler listesinden hayal meyal hatırlanacak bir film kısacası.

Hemşire olmak için büyüdüğü çiftliği terk eden Katie, bir Hollywood çakallığıyla evini geride bıraktığı ilk gün elindeki paranın büyük bir kısmını kaybediyor ve bu yüzden şehirde bir işe girip çalışmak zorunda kalıyor. Daha önce bir iş deneyimi olmadığından da kendini zengin ve kültürlü bir ailenin yanında hizmetçi olarak buluyor. Yalnız göründüğünden çok daha dolu bir kız olan Katie, politikayla ilgili bilgisi sayesinde ev sahiplerinin dikkatini çekiyor ve kısa zamanda bu konudaki kapasitesi onu beklenmedik bir romantizmin içerisine sürüklüyor.

Hollywood’dan ziyade Yeşilçam kokan The Farmer’s Daughter aklınıza gelebilecek her türlü bayat klişeye sahip. Azıcık film bilgisi olan bir izleyicinin bile daha ilk sahneden hikayenin nerede sonlanacağını tahmin etmesi mümkün. Lakin yönetmen H.C. Potter elindeki materyalin sıradanlığını pek aldırış etmeden orijinal bir iş çıkarmaya çalışmış ve film bittikten sonra “Daha evvel görmediğimiz bir şey izlemedim.” hissi yaratsa da The Farmer’s Daughter’ı bu haliyle sonuna kadar gözünüzü kırpmadan izletebilmesi bana kalırsa bir başarı. Üstelik Potter’ın oyuncularına sırtını dayadığı bir tablo da yok ortada. Buradaki performansıyla ödül alan Young bile çoğunlukla kılını kıpırdatmıyor.

Hazır Loretta Young demişken, evet, aldığı ödülü anlamak çok güç. Ama 1950 öncesinde çok iyi örnekler olduğu gibi nasıl ödüle kavuştuğunu anlayamadığınız performanslara sıkça rastlıyorsunuz zaten. Asıl ilginç olan Loretta Young’un hiç bir zaman çok sevilen bir aktris olmaması. Yani ortada sempatiyle bağdaştırılabilecek ya da sırasının gelmesine yorulabilecek bir durum da söz konusu değil. Bana kalırsa Loretta Young’ın birkaç sahnesi haricinde performansının bir özelliği olmadığı gibi canlandırdığı karakter de gereğinden fazla sıkıcı. Zaten rol kesip, büyük numaralar yapabileceği bir hikayesi de yok. Aynısı Joseph Cotten için de geçerli. Hızlı konuşan tipik Hollywood aktörü. Barrymore ailesinin önemli yüzlerinden Ethel Barrymore ve başarılı aktör Charles Bickford ise The Farmer’s Daughter’ın alkışlanmayı hak eden yegane oyuncuları.

Filme vermem gereken puanı uzunca bir süre düşündükten sonra yine sıralama usulüne giderek karar verdim. Dediğim gibi alabildiğine sıradan ve özelliksiz, ama bir o kadar da sürükleyici.

[B-]

Oscar Karnesi
*En İyi Kadın Oyuncu (Loretta Young)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Charles Bickford)

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

0 Yorum

  1. Metin

    Aslında o yıl Possessed filmi ile Joan Crawford da adaylar arasındaydı ve keşke o alsaydı derim. Bir de halen Helen Hayes’in oscar ödülü aldığı filmi yorumlamışsınız, acaba bulmakta sorun mu yaşıyorsunuz filmi?

    Yanıt
    1. Metin

      Teşekkürler. Bir de 50’li yıllara gelmenizi sabırsızlıkla bekliyorum aslında. O yıllarda en iyi kadın oyuncu ödülleri çok doğru isimlere gitmiş. Belki bir tek Grace Kelly yerine Doroty Dandridge veya Judy Garland ödül alsa daha iyi olurmuş ama 10’da 9 hiç fena bir oran değil; Joanne Woodward, Ingrid Bergman, Susan Hayworth, Viven Leigh, Anna Magnani falan … Akademi kadın oyuncu dalında hiç bu kadar doğru kararlar verdiği bir on yıl geçirmemiştir.

      Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir