Johnny Belinda

Johnny Belinda

q7IxX3D8PX9oTJImWsRvZjla78WOscar Maratonu yoğun bir şekilde devam ediyor. Bugün de büyük ihtimalle Yeşilçam’ın Kınalı Yapıncak’ına ilham kaynağı olmuş Johnny Belinda’yı konuşacağız. The Lost Weekend sayesinde tanıştığım Jane Wyman’a Oscar getiren filmle ilgili bir şeyler karalamadan evvel şu aralar okul sebebiyle inanılmaz bir yoğun geçirdiğimden dolayı Oscar Boy’u aksattığımı söylemek istiyorum. Ne film izleyebiliyorum, ne de oturup yazı yazacak zaman bulabiliyorum. Yazın rahatlayınca daha çok ilgilenirim diye umuyorum ama büyük ihtimalle o zaman da rehavetten pek umursamayacağım. Neyse. Ödül mevsimi dışında daha sakin günler geçirmeye alıştık zaten blogda. Şimdi geçelim asıl meseleye, yani Johnny Belinda’ya.

Sırf Marilyn Monroe yer aldığı için her seferinde bayıla bayıla izlediğimiz How to Marry a Millionaire’in yönetmeni Jean Negulesco var Johnny Belinda’nın arkasında. Bugüne kadar Akademi’den 10 ve üzeri adaylık alan yapımlardan biri. Yalnız 12 adaylığından sadece bir tanesini ödüle çevirebilmiş, ki o da zaten Jane Wyman’a ait. 1940’lı yıllara özgün bir gelenek olarak bir tiyatro oyunundan uyarlanan Johnny Belinda, sağır ve dilsiz bir kadının başından geçenleri anlatıyor. Bir buğday değirmeni işletmekte olan ailesiyle geçinip giden Belinda, kasabaya yeni gelen doktorun hayatına girmesiyle kendini ifade edebildiği bir dünyanın kapılarını aralıyor. Yalnız şansı yaver gitmeyen ve trajik bir şekilde tecavüz edilen Belinda’nın hamile kalmasıyla hem kendisi değişiyor, hem de etrafındakilerin ona olan bakışı.

Johnny Belinda tam bir Yeşilçam mizansenine sahip. Filmde ne olup biteceğini anlamak çok güç değil. Yine de finaline doğru seyirciye alışılmadık olaylar vaat ettiği söylenebilir. Her ne kadar çok klişe bir öyküyü beyazperdeye uyarlamış olsa da Negulesco, Johnny Belinda’ya imzasını atmayı başarmış. Ortalamanın üzerinde bir iş olmasının yanı sıra oyuncularının performansı ve çok başarılı olduğunu düşündüğüm görüntü yönetimiyle çıtayı yükseltiyor. Filmin mekan kullanımı konusunda da epey başarılı olduğunu söylememe gerek yoktur umarım. Bu arada Johnny Belinda’yı izlerken Steven Spielberg’ün The Color Purple’ı yaparken bu filmden esinlendiğini düşünmeden edemedim. Konu aynı şekilde ilerlemese de sanat yönetimi Johnny Belinda’yı çok andırıyor.

Jane Wyman’ın performansı hakikaten de görülmeye değer. Üstelik Akademi’nin genelde bu tarz rollerde abartıyı çok sevdiğini düşünürsek, Wyman’ın sapsade oyunculuğunun değerini daha da iyi anlıyorsunuz. Rakiplerinin çok güçlü olmaması sebebiyle ödülü aldığı düşünülse de ben Wyman’ı fazlasıyla beğendim. Aynısı Lew Ayres için de geçerli. Ki zaten kadronun filme olan katkısı olağanüstü. Yardımcı rollerde izlediğimiz Charles Bickford ve özellikle Agnes Moorehead döktürüyor. Stephen McNally ve Jan Sterling’in hikayeye büyük katkısı olduğunu düşündüğüm karakterleri de dört dörtlüktü. Kısacası Johnny Belinda’nın oyuncularından yana tek bir sıkıntısı yok. Üç çift olarak değerlendirebilecek ekibin her biri birbirinden değerli.

Çok da abartıya kaçmadan mutlaka izlenmesi gerektiğine inandığım bir klasik olduğunu söyleyeceğim Johnny Belinda’nın. The Song of Bernadette belki çok yanlış bir karşılaştırma olacak; ama onun gibi “efsaneye dönüşme” amacı gütmeden çok temiz bir iş çıkartılmış ortaya. Dolayısıyla izlemenizde ısrarcıyım.

[B+]

Oscar Karnesi
En İyi Film
En İyi Yönetmen
En İyi Erkek Oyuncu (Lew Ayres)
*En İyi Kadın Oyuncu (Jane Wyman)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Charles Bickford)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Agnes Moorehead)
En İyi Uyarlama Senaryo
En İyi Kurgu
En İyi Görüntü Yönetimi – Siyah/Beyaz
En İyi Sanat Yönetimi – Siyah/Beyaz
En İyi Ses
En İyi Müzik – Drama/Komedi

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir