Kamera Arkası: Steven Spielberg

Kamera Arkası: Steven Spielberg

steven_spielberg

Bu hafta Kamera Arkası‘nda Martin Scorsese’den sonra bir kez daha dolu dolu bir kariyeri olan, ünlü, Hollywood denilince ilk akla gelen isimlerden, Steven Spielberg’ü ağırlıyoruz. Spielberg hakkında ufak tefek bilgiler vererek filmlerine geçeceğim ama öncesinde bu satırların kendisine çok da hayran olmayan birinden çıktığını hatırlatmam gerek. E.T., The Color Purple, Schindler’s List gibi işlerine saygı duysam da her daim filmlerine kendi imzasını atamamış bir yönetmen olarak gördüm ben Spielberg’ü. Lincoln’la aldığı En İyi Yönetmen adaylığını düşünürken, filmde kendi kendini yönetmeyen, özel bir dokunuş isteyen ne var diye uzun uzun düşündüm. Yani kafamdaki bolca soru işaretiyle yazıyorum bu yazıyı. Hollywood düşmanı olarak nitelendirilemeyecek olduğumdan Spielberg’e çok hayran olamadığım için sadık izleyicisinden özür dileyerek başlıyorum söze.

1946 doğumlu ünlü yönetmen, büyük tutkusunu gerçekleştirebilmek için iki kere film okuluna başvurup reddedilmiş ve ardından da sıradan bir devlet üniversitesinde okumaya başlamış. Öğrenciliği sırasında Universal Stüdyoları’nda beş kuruş almadan stajyer olarak çalışmış ve bu sırada da ilk kısa filmini çekmiş. Bu kısa filmi izleyen Universal’ın televizyon bölümü başkanı genç Spielberg’e bir anlaşma imzalatmış. Ardından da televizyona yaptığı işlerle, Hollywood’un yeni kralı olmaya hazırlanan genç adam yönetmenlik kariyerine ilk adımını atmış. İlk uzun metrajlı filmi The Sugarland Express ile hiç de fena olmayan eleştiriler alsa da asıl çıkışını Jaws ile yakalamış. Sonrası da malum. Indiana Jones ve Jurassic Park gibi ticari anlamda inanılmaz başarılı filmlere tutun da E.T. ve Schindler’s List gibi pek çok klasiğe kadar pek çok kalbur üstü yapımla dolu upuzun bir kariyer.

William Wyler ve Billy Wilder’dan sonra en çok En İyi Yönetmen adaylığı olan isimlerden biri kendisi. Aynı grupta 7’şer adaylıkla Woody Allen, Martin Scorsese, David Lean ve Fred Zinnemann da yer alıyor. Açıkçası bu kadar ünlü bir ismin kariyerini uzun uzadıya anlatmanın pek manası olduğunu düşünmüyorum. Sinemayla ilgili olmayan insanların bile adını bildiği tek yönetmen çünkü kendisi. Hollywood’un yarısına sahip olduğuyla ilgili söylentilerden de konuşmak isterdim, ama sanıyorum bunun ne yeri ne de zamanı. Aslında Spielberg’ün Anne Hathaway’in başrolünde yer alacağı Robacalypse isimli projesi gündemdeydi, yalnız ne olduysa oldu ve bu proje rafa kaldırıldı. O yüzden şimdilik 2015’e kadar kendisinden haber alamayacakmışız gibi gözüküyor. Sıradaki projesi American Sniper’da Bradley Cooper’la çalışacağı ve Indiana Jones’un beşinci filmini çekeceği haricinde yeni bir bilgi yok. O yüzden biz filmlerine geçip, Steven Spielberg’ü bir de film film çekiştirelim.

Yanında "*" işareti olanlar, ödüle dönüşmüş adaylıkları göstermektedir.

sugarland-express-1974-01-g

THE SUGARLAND EXPRESS (1974)
Senaryo:
Steven Spielberg (hikaye), Hal Barwood ve Matthew Robbins (hikaye ve senaryo)
Oyuncular: Goldie Hawn, Ben Johnson, Michael Sacks, William Atherton, Gregory Walcott, Steve Kanaly, Louise Latham

The Sugarland Express, bana göre oldukça vasat bir başlangıç filmi. O dönem aldığı eleştiriler hiç de fena değil; ama geriye dönüp baktığınızda tembel bir öyküden başka bir şey yok The Sugarland Express’in içerisinde. Ailesini tekrardan bir araya getirmek için hapiste olan kocasını kaçırma planları yapan tutkulu anne rolünde kariyerinin oldukça başında olan genç Goldie Hawn’ı izliyoruz. Cactus Flower ile daha yeni Oscar almış olan Hawn bu filmde oldukça tatmin edici bir iş çıkarmış. Peki bunun haricinde özel bir şey var mı? Bana kalırsa yok. Ama Cannes’dan aldığı senaryo ödülü ve WGA’in verdiği adaylık farklı şeyler söylüyor. Spielberg’ün acemi seçimlerle dolu, zoomdan başınızı döndüren yönetmenliği için ise söylenecek pek bir şey yok. Tepki geleceğini bilsem de ben hala kariyerinin başında risk alması haricinde, hep 10 sene öncesinin tekniklerine göre film çeken bu adamı özel kılan şeyin ne olduğunu anlayamıyorum.

[C]

Ödüller

  • Cannes Film Festivali – En İyi Senaryo*
  • WGA – En İyi Özgün Senaryo

jaws

JAWS (1975)
Senaryo:
Peter Benchley (roman ve senaryo) ve Carl Gottlieb (senaryo)
Oyuncular: Roy Scheider, Robert Shaw, Richard Dreyfuss, Lorraine Gray, Murray Hamilton, Carl Gottlieb, Jeffrey Kramer, Susan Backlinie, Jonathan Filley

“O zamana göre düşünüp izlesek” bile, neresinden tutarsanız tutun Jaws’ın senaryosu tam bir tren enkazı. James Cameron’ın espri malzemesi haline dönüşen ilk dönem filmlerinden önemli bir farkı var, o da John Williams’ın klasikleşmiş melodisi. Hani sadece iki notayla ödünüzü kopartıp, her duyduğunuzda gözünüzün önüne yapay köpek balıkları getiren! Efendim bir kere her şeyden evvel ben Spielberg’ün kariyerinde uzunca bir süre devam eden Richard Dreyfuss ısrarına pek anlam veremedim. Her filminde aynı adamı oynadığının bir noktada farkına varmış olacak ki kendisiyle olan bağlarını koparmış neyse ki. Jaws için söyleyebileceğim kötü bir şey yok ama neden bu kadar abartıldığına da anlam veremedim. Devrim niteliği taşıyan bir şey var mı? Hayır. Korku öğesini bir tek Spielberg mü kullandı? Ona da hayır. Evet eli yüzü düzgün bir film; ama kim çıkıp da akla gelebilecek en basit hikaye akışının kullanılmadığını inkar edebilir ki?

[B+]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Film, En İyi Kurgu*, En İyi Özgün Müzik (Drama)*, En İyi Ses
  • BAFTA – En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu (Richard Dreyfuss), En İyi Senaryo, En İyi Kurgu, En İyi Soundtrack, En İyi Film Müziği*
  • Altın Küre – En İyi Film (Drama), En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo, En İyi Özgün Müzik*
  • DGA – En İyi Yönetmen
  • WGA – En İyi Uyarlama Senaryo – Drama

MCDCLEN EC009

CLOSE ENCOUNTERS OF THE THIRD KIND (1977)
Senaryo: Steven Spielberg
Oyuncular: Richard Dreyfuss, François Truffaut, Melinda Dillon, Teri Garr, Cary Guffey, Bob Balaban, Josef Sommer, Lance Henrikson

Jaws ile ticari anlamda bir rekor kıran Steven Spielberg, bu sefer diğer işlerine göre daha az bilinen ve en az onlar kadar nitelikli bir bilimkurguyla yoluna devam etmiş. Sanıyorum biraz zorlayarak ortaya bir Spielberg sineması çıkarılırsa, ki imkansız gözükse de bu mümkün, Close Encounters of the Third Kind filmografisinin devamındaki yapımların temelini oluşturuyor. Dreyfuss haricinde pek sevdiğimiz Fransız aktör François Truffaut’yı da ekibe dahil edip dönemin en eli yüzü düzgün bilimkurgularından birini ortaya çıkarmış. Ne ilginçtir ki en az izlenen Steven Spielberg yapımlarından biri olma özelliğini taşıyor Close Encounters of the Third Kind. Halbuki yönetmenin aldığı ilk Oscar adaylığı bu film sayesinde olmuş. Ayrıca Michael Kahn ile kurduğu uzun ortaklığın başlangıcı olma özelliğini taşıyor. 70’ler sinemasının tüm tipik özelliklerini taşıdığından dolayı ben yine pek taraftarı olmadan uzakta durmayı tercih ediyorum, o başka.

[B]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Melinda Dillon), En İyi Kurgu, En İyi Görüntü Yönetimi*, En İyi Sanat Yönetimi – Set Tasarımı, En İyi Görsel Efekt, En İyi Özgün Müzik, En İyi Ses, Özel Başarı Ödülü*
  • BAFTA – En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (François Truffaut), En İyi Senaryo, En İyi Kurgu, En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Prodüksiyon Tasarımı/Sanat Yönetimi*, En İyi Film Müziği, En İyi Ses
  • Altın Küre – En İyi Film (Drama), En İyi Yönetmen, En İyi Özgün Müzik, En İyi Senaryo
  • DGA – En İyi Yönetmen
  • WGA – En İyi Özgün Senaryo – Drama

1941

1941 (1979)
Senaryo: John Milius (hikaye), Robert Zemeckis ve Bob Gale (hikaye ve senaryo)
Oyuncular: Dan Aykroyd, Ned Beatty, John Belushi, Lorraine Gray, Murray Hamilton, Christopher Lee, Tim Matheson, Toshiro Mifune, Warren Oates, Robert Stack, Treat Williams, Nancy Allen, Eddie Deezen, Bobby Di Cicco, Dianne Kay, Slim Pickens, Wendi Jo Sperber, Lionel Stander, Jordan Brian, John Candy, Perry Lang, Patti LuPone, Frank McRae, Mickey Rourke

Hayatımda izlediğim en sıkıcı filmlerden biri 1941. Daha doğrusu izlediğim en komik olmayan komedi. Yine de kadrodaki isimlerin sayesinde ve tabii Spielberg’ün kısa bir sürede edindiği ün, 1941’ın gişede çuvallamasını engellemiş. Pearl Harbor sonrası California’daki bir askeri birliğin başından geçenleri esprili bir şekilde yaklaşan filmin neresinden tutarsanız tutun kabul edilebilecek bir yanı yok. Aldığı 3 Oscar adaylığını da biraz abartılı buldum açıkçası. Gerçi üçü de teknik dallarda; ama öyle göz kamaştıracak bir görüntü yönetimi olmadığı konusunda ısrarcıyım. Yine Spielberg adının Akademi’yi büyülediği anlardan biri olsa gerek. Neyse ki kendisinin sadık hayranları bile 1941’ın sıfır orijinalliğe sahip olduğunun farkındalar.

[D]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Görsel Efekt, En İyi Ses

raiders_of_the_lost_ark_58043-1920x1200

RAIDERS OF THE LOST ARK (1981)
Senaryo:
Lawrence Kasdan (senaryo), George Lucas ve Philip Kaufman (hikaye)
Oyuncular: Harrison Ford, Karen Allen, Paul Freeman, Ronald Lacey, John Rhys-Davies, Denholm Elliott, Wolf Kahler, Alfred Molina, Vic Tablian

Şunu kabul etmek şart, Indiana Jones her ne kadar basit bir matematiğe oturtulmuş olaylar zincirini dört filme uyarlayarak bizi kandırıyor olsa da izlemesi inanılmaz keyifli ve tüm kuralcılığının yanı sıra eğlenceli bir film. Evet, filmin siyasi alt metinlerine girdiğinizde inanılmaz komik mesajlarla karşılaşıyorsunuz. Hatta çok derinlere gitmenize gerek yok, çünkü Spielberg ve George Lucas tüm siyasetini gözünüze batırarak yapmayı tercih ediyor. Komik aksanları olan Naziler’e girmek istemiyorum. Lakin her filminin açılış sahnesi, Indiana Jones’un hayatını bir şekilde etkileyen maceracı ya da geveze kadınları ve keyifli kapanışlarıyla izlenmeye değer bir seri. Raiders of the Lost Ark da bu serinin kuşkusuz en iyisi. Keşke Spielberg, Peter Jackson mantığıyla sırf para kazanabildiği için seriyi katletmese. Cate Blanchett’li dördüncü filmin rezaletine az sonra değineceğim de şimdiden kötü bir fikir gibi duran beşinci filme hakikaten ne gerek var?

[A]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Kurgu*, En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Sanat Yönetimi – Set Tasarımı*, En İyi Görsel Efekt*, En İyi Ses*, En İyi Özgün Müzik, Özel Başarı Ödülü*
  • BAFTA – En İyi Film, En İyi Yardımcı Oyuncu (Denholm Elliott), En İyi Kurgu, En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Prodüksiyon Tasarımı/Sanat Yönetimi*, En İyi Ses
  • Altın Küre – En İyi Yönetmen
  • Cesar Ödülleri – En İyi Yabancı Film
  • DGA – En İyi Yönetmen
  • WGA – En İyi Özgün Senaryo – Komedi

THOMAS

E.T. THE EXTRA-TERRESTRIAL (1982)
Senaryo:
Melissa Mathison
Oyuncular: Henry Thomas, Robert MacNaughton, Drew Barrymore, Dee Wallace, Peter Coyote, K.C. Martel, Sean Frye, C. Thomas Howell, Erika Eleniak

Hala Steven Spielberg’ün yaptığı en iyi film olma özelliğini taşıyan E.T., sinemanın başına gelmiş en güzel şeylerden biri. Her yaştan insanın kalbine dokunan öyküsü ve göz pınarlarınızı harekete geçiren final sahnesiyle tam manasıyla bir klasik. Henry Thomas’ın akıl oynatan oyunculuğundan mı yoksa Drew Barrymore’un tatlılığından mı bahsetmek istersiniz bilmiyorum da, hep bir şekilde aile kavramını filmlerinde bir yerlere oturtan Spielberg’ün bu işin üstesinden en iyi geldiği iş E.T. bana kalırsa. Ayrıca 1980’li yılların sineması dendiğinde akla ilk gelenlerden. E.T’siz bir Spielberg düşünülemediği gibi Spielberg’süz bir E.T. de düşünülemez tabii. Neticede iş duygu yüklü dramalara geldiğinde, ünlü yönetmenden daha iyisini bulmak pek mümkün değil. War Horse felaketini unutamasak da bu konudaki uzmanlığının E.T.’den sonra birkaç kere daha tekrarlandığını da gördük neticede.

[A+]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Özgün Senaryo, En İyi Kurgu, En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Ses Kurgusu*, En İyi Görsel Efekt*, En İyi Ses*, En İyi Özgün Müzik*
  • BAFTA – En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo, En İyi Kurgu, En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Prodüksiyon Tasarımı/Sanat Yönetimi, En İyi Ses, En İyi Görsel Efekt, En İyi Müzik*, En İyi Makyaj, Umut Vaat Eden Oyuncu (Drew Barrymore), Umut Vaat Eden Oyuncu (Henry Thomas)
  • Altın Küre – En İyi Film (Drama)*, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo, En İyi Özgün Müzik*, Yılın Yeni Yıldızı (Henry Thomas)
  • Cesar Ödülleri – En İyi Yabancı Film
  • DGA – En İyi Yönetmen
  • WGA – En İyi Özgün Senaryo*
  • Los Angeles Film Eleştirmenleri Birliği – En İyi Film*, En İyi Yönetmen*, New Generation Ödülü (Melissa Mathison)*

indiana-jones-and-the-temple-of-doom_1984-1-1024x768_scroller

INDIANA JONES AND THE TEMPLE OF DOOM (1984)
Senaryo:
Willardy Huyck, Gloria Katz (senaryo) ve George Lucas (hikaye)
Oyuncular: Harrison Ford, Kate Capshaw, Jonathan Ke Quan, Amrish Puri, Roshan Seth, Philip Stone, Raj Singh, D.R. Nanayakkara, Roy Chiao, David Yip

Genelde devam filmlerinin gişede çok daha başarılı olduğuna alıştığımızdan, rakamlara bakıldığında Temple of Doom’un Raiders of the Lost Ark’ın gerisinde kaldığını görmek şaşırtıyor. Steven Spielberg’ün başarılı serisinin ikinci ayağı olan Indiana Jones and the Temple of Doom, bu sefer hikayeyi Hindistan semalarına taşıyor. Her ne kadar aynı puanı vermiş olsam da Temple of Doom ilk üç Indiana Jones filminin en zayıfı. Peki neden? Çünkü birazcık “aksiyon için aksiyon”a kaçan bir hali var. Ayrıca aynı matematiği The Last Crusade’de de kullanmış olmalarına rağmen burada Sean Connery gibi karizmatik ve keyifli bir yeni karakter olmaması da cabası. Hele ki finale doğru tapınaklarda geçen kısımlar… Tam bir James Cameron fantezisi. Yine de aksiyon namına tatmin edici bir iş olduğunun altını çizmek istiyorum. Mümkünse politik açılımlardan uzak durup, alt metinleri görmezden gelin. Bir başka Spielberg komedisiyle karşılaşabilirsiniz.

[A-]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Özgün Müzik, En İyi Görsel Efekt*
  • BAFTA – En İyi Kurg, En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Ses, En İyi Görsel Efekt*

the-color-purple

THE COLOR PURPLE (1985)
Senaryo:
Menno Meyjes (senaryo) ve Alice Walker (roman)
Oyuncular: Whoopi Goldberg, Danny Glover, Oprah Winfrey, Margaret Avery, Akosua Busia, Adolph Caesar, Willard Pugh, Rae Dawn Chong, Laurence Fishburne, Dana Ivey, Leon Rippy, Bennet Guillory, James Tillis

Duygu sömürüsünün bir diğer adı olan Stephen Daldry filmlerine olan hayranlığımı biliyorsunuz. Dolayısıyla Steven Spielberg’ün ilk kez izlediğim The Color Purple’ından da etkilenmeme şaşırmamanız gerek. 11 dalda Oscar adayı olup hepsini kaybettiği bir yılda, Out of Africa’yı En İyi Film seçen Akademi’yle ilgili söylenecek çok şey var; ama bunları ilerleyen zamanlardaki Akademi çemkirmelerime saklıyorum. The Color Purple’ın en önemli özelliği (E.T.’deki çocuk oyuncuları yarımşardan sayarsak) ilk kez bir Spielberg filminde iyi oyuncu performansları görmüş olmamız. Whoopi Goldberg, Oprah Winfrey, Margaret Avery ve Danny Glover’ın performansları tam anlamıyla kusursuz. Özellikle “Tanrı” olarak sayıp sevdiğimiz Winfrey’nin ödülü alamamış olması tam bir utanç kaynağı. Kölelik ve soykırım filmlerine olan nefretimi hem The Color Purple, hem de Schindler’s List ile kırabilmiş Spielberg’e de ayrıca tebrikler.

[A]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Film, En İyi Kadın Oyuncu (Whoopi Goldberg), En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Margaret Avery), En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Oprah Winfrey), En İyi Uyarlama Senaryo, En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Kostüm Tasarımı, En İyi Sanat Yönetimi-Set Tasarımı, En İyi Makyaj, En İyi Özgün Müzik, En İyi Özgün Şarkı (“Miss Celie’s Blues (Sister)”)
  • BAFTA – En İyi Uyarlama Senaryo
  • Altın Küre – En İyi Film (Drama), En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu (Drama – Whoopi Goldberg)*, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Oprah Winfrey), En İyi Özgün Müzik
  • DGA – En İyi Yönetmen*
  • WGA – En İyi Uyarlama Senaryo
  • NBR – En İyi Film*, En İyi Kadın Oyuncu (Whoopi Goldberg)

picture-of-christian-bale-in-empire-of-the-sun-large-picture

EMPIRE OF THE SUN (1987)
Senaryo:
Tom Stoppard (senaryo) ve J.G. Ballard (roman)
Oyuncular: Christian Bale, John Malkovich, Miranda Richardson, Nigel Havers

Steven Spielberg’ün yine duygusallığın son noktalarına ulaştığı iki buçuk saatlik İkinci Dünya Savaşı dramı Empire of the Sun, çoğu izleyicinin favorilerinden. Savaş sırasında hayatta kalmaya çalışan bir çocuğun hikayesinin anlatıldığı Empire of the Sun bana nedense yer yer Saving Private Ryan’ı hatırlatan bir yapım oldu. Gerçi kronolojik gidecek olursak tam tersini söylemek daha doğru olacaktır da, Empire of the Sun da yine ilk kez izlediğim Spielberg filmlerinden. Christian Bale’ın gelecekte olağanüstü bir aktör olacağının garantisini almak isteyenler için güzel bir iş. Bu arada Spielberg’ün genç ve tanınmayan isimlerle çalışma hastalığının bir başka örneği. Gerçi son dönemde daha büyük oynuyor. Sanırım canı Oscar çekmekte. Yine de War Horse’da Jeremy Irvine’a başrolü verdiğini unutmamak gerek.

[B]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Kurgu, En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Sanat Yönetimi-Set Tasarımı, En İyi Kostüm Tasarımı, En İyi Özgün Müzik, En İyi Ses
  • BAFTA – En İyi Uyarlama Senaryo, En İyi Görüntü Yönetimi*, En İyi Prodüksiyon Tasarımı, En İyi Kostüm Tasarımı, En İyi Müzik*, En İyi Ses
  • Altın Küre – En İyi Film (Drama), En İyi Özgün Müzik
  • DGA – En İyi Yönetmen
  • NBR – En İyi Film*, En İyi Yönetmen*

always_para_siempre_1989_1

ALWAYS (1989)
Senaryo:
Jerry Belson ve Diane Thomas
Oyuncular: Richard Dreyfuss, Holly Hunter, John Goodman, Brad Johnson, Audrey Hepburn, Roberts Blossom, Keith David, Ed Van Nuys, Marg Helgenberger, Dale Dye, Brian Haley, James Lashly, Michael Steve Jones

İşte The Sugarland Express, 1941 gibi yapımlardan sonra bir kez daha Steven Spielberg sinemasının kendine ait bir karakteri olmadığının kanıtı. Bana göre bir yönetmenin usta sayılabilmesi için adının geçtiği her işe imza atması gerekiyor ama Spielberg’ün kariyeri başkası tarafından yapıldığına kolayca ikna olabileceğim işlerle dolu. Tam Richard Dreyfuss’dan kurtulduk derken, yine aynı telaşlı adamı karşımıza çıkaran yönetmenin bu filmdeki tek esprisi Audrey Hepburn’ü kadroya dahil edebilmiş olması. Yoksa inanın kendini en iyi olduğuna inandırmış Holly Hunter’ı izlemeye kimsenin niyeti yok. Always’de pilotların hayatı üzerinden romantik bir hikaye anlatmaya çabalayan Spielberg, keşke 2 sene daha bekleyip Kathryn Bigelow’un Point Break’ini izledikten sonra filmi çekseymiş. Ders alırdı belki, olamaz mı?

[C-]

last-crusade_3

INDIANA JONES AND THE LAST CRUSADE (1989)
Senaryo:
Jeffrey Boam (senaryo), George Lucas ve Menno Meyjes (hikaye)
Oyuncular: Harrison Ford, Sean Connery, Denholm Elliott, Alison Doody, John Rhys-Davies, Julian Glover, River Phoenix, Michael Byrne, Kevork Malikyan, Robert Eddison, Vernon Dobtcheff, Michael Sheard

Gişede ilk iki filmden daha başarılı olduğu gibi, eleştirel anlamda da pozitif tepkiler toplayan Indiana Jones and the Last Crusade benim en keyif alarak izlediğim Spielberg yapımlarından. Sean Connery’nin katılımı ve River Phoenix’i az da olsa genç Indiana Jones olarak izleyebilmek sanırım bu keyfin en temel sebepleri. Ayrıca genel olarak pek ayılıp bayılmadığım Spielberg kamerasının da en güçlü olduğu işlerden biri bana kalırsa. Aksiyon filmlerindeki ustalığını The Last Crusade’de kanıtlayabilme şansı yakalamış. Gönül isterdi ki Sean Connery de o yıl bizi epey güldüren karakteriyle Oscar’ın ilk beşlisine girebilsin ama hala ticari yapımlara ölçülü yaklaşan Akademi için 1989 gibi bir yılda Indiana Jones filminden bir performansı aday etmek pek mümkün olamazdı galiba. Bu arada benim gibi Indiana Jones’la geç tanışan izleyici de sırf üçüncü filmi izlemek için start almalı diye düşünüyorum.

[A-]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Özgün Müzik, En İyi Ses Kurgusu*, En İyi Ses
  • BAFTA – En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Sean Connery), En İyi Ses, En İyi Görsel Efekt
  • Altın Küre – En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Sean Connery)

hook-1991-20-g

HOOK (1991)
Senaryo:
James V. Hart (senaryo ve hikaye), Malia Scotch Marmo (senaryo), Nick Castle (hikaye) ve J.M. Barrie (karakterler)
Oyuncular: Robin Williams, Dustin Hoffman, Julia Roberts, Bob Hoskins, Maggie Smith, Gwyneth Paltrow, Charlie Krosmo, Amber Scott, Caroline Goodall, Dante Basco, Arthur Malet, Jasen Fisher, James Madio

Hatırlarsanız çocukluğumuzda Star TV, bizi dünyada Hook ve Jumanji’den başka bir çocuk filmi olmadığına fena halde inandırmıştı. Neyse ki üzerinden hayli bir zaman geçmesine rağmen Spielberg’ün pek vasat filmi Hook hakkında yorum yapabilecek bir yer bulabiliyoruz. İnanılmaz ünlü kadrosuyla Peter Pan’in hikayesine modern bir yorum getiren Hook, teknik anlamda güzel göz boyuyor olsa da oyuncularının abartılı performanslarıyla içinden çıkılmaz bir işkenceye dönüşüyor. Bu arada yazının başından beri mütemadiyen şikayet ettiğimin farkındasınızdır. İnanın ben de Steven Spielberg sinemasından bu kadar hoşnutsuz olduğumun farkında değildim. Hook’da sevdiğim tek şey Maggie Smith’di bu arada, es geçmek istemedim. Bu arada şöyle de ilginç bir detay var, E.T.’deki anne çocuklarına yatmadan evvel Peter Pan’in masalını okuyor. Eğer Spielberg gelecekteki projelerine böyle işaretler veriyorsa filmlerini daha dikkatli incelemek şart.

[C-]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Sanat Yönetimi-Set Tasarımı, En İyi Kostüm Tasarımı, En İyi Görsel Efekt, En İyi Makyaj, En İyi Özgün Müzik (“When You’re Alone”)
  • Altın Küre – En İyi Erkek Oyuncu (Komedi/Müzikal – Dustin Hoffman)

jurassicpark061411[1]

JURASSIC PARK (1993)
Senaryo:
Michael Crichton (senaryo ve roman) ve David Koepp (senaryo)
Oyuncular: Sam Neill, Laura Dern, Jeff Goldblum, Richard Attenborough, Ariana Richards, Joseph Mazzello, Bob Peck, Martin Ferrero, Wayne Knight, Samuel L. Jackson, Cameron Thor, Miguel Sandoval, Gerald R. Molen, B.D. Wong

Jurassic Park hakkında ne desem de filmin hayranlarının kalbini kırmasam bilemiyorum. Ben Jurassic Park ile büyüyen nesilden değilim ve filmi hiç merak etmediğimden de ancak Kamera Arkası bölümünde Steven Spielberg’ü ağırlarken kısmet oldu izlemek. Hiç yalan söylemenin alemi yok, ben filmin neden bu kadar abartıldığını anlayamadım. Genel olarak “O dönemde izleseydin daha farklı bakardın.” diye bir tepki alıyorum, o yüzden çok da üzerine gitmeden birkaç bilgi vererek kapatacağım Jurassic Park faslını. O tarihe kadar en fazla izlenmiş Spielberg filmi olma özelliğini taşıyor, onu söyleyelim öncelikle. Ayrıca 1993 yılında da gelmiş geçmiş en yüksek hasılatlı filmmiş Jurassic Park. Tabii Titanic gösterime girince Jurassic Park’ın beş misli para kazanmış ve Spielberg’ün dinazorlarının yıldızı bir anda sönmüş. Aday olduğu dalların tümünde Oscar’ı kucakladığını da ekleyeyim.

[B-]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Görsel Efekt*, En İyi Ses Kurgusu*, En İyi Ses Miksajı*
  • BAFTA – En İyi Ses, En İyi Görsel Efekt*

La-Lista-De-Schindler-In02-DVD[1]

SCHINDLER’S LIST (1993)
Senaryo:
Steven Zaillian (senaryo) ve Thomas Keneally (roman)
Oyuncular: Liam Neeson, Ben Kingsley, Ralph Fiennes, Embeth Davidtz, Caroline Goodall, Jonathan Sagall, Mark Ivanir, Andrzej Seweryn, Jerzy Nowak, Anna Mucha, Norbert Weisser, Hans-Michael Rehberg, Daniel Del Ponte

Büyük ihtimalle bu kadar klişe zevklerim olduğu ve böyle bir duygu sömürüsü tuzağına düştüğüm için fena halde eleştireceğim ama Schindler’s List favori Spielberg filmim olduğu gibi, aynı zamanda tüm zamanlarda En İyi Film ödülünü almış en iyi yapım bana kalırsa. Kendince tarihi aydınlatmaya çalışıp, taraflı bir hikaye anlatsa da madalyonun diğer yüzünü göstermekten kaçmayan Spielberg ortaya bir başyapıt çıkarmış. Anaakım sinemanın en kusursuz örneklerinden biri bana kalırsa. Steven Spielberg sinemasını tanımak için de güzel bir örnek. Ralph Fiennes’ın Oscar’ı kaçırmasının bana göre bir mantığı yok. Neyse ki finale doğru iyice şaha kalkan Spielberg kamerası ve John Williams’ın olağanüstü müzikleri ödülsüz bırakılmamış. John Williams’ı da hiç sevmediğimi eklemem gerek. Ama sonuçta bozuk saat bile günde iki kere doğruyu gösteriyor, öyle değil mi? Ne yazıktır ki Schindler’s List sonrası çektiği filmlerinin hepsi başarısız denemelerden öteye geçemiyor.

[A+]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Film*, En İyi Yönetmen*, En İyi Erkek Oyuncu (Liam Neeson), En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Ralph Fiennes), En İyi Uyarlama Senaryo*, En İyi Kurgu*, En İyi Görüntü Yönetimi*, En İyi Kostüm Tasarımı, En İyi Sanat Yönetimi-Set Dekorasyonu*, En İyi Özgün Müzik*, En İyi Makyaj, En İyi Ses
  • BAFTA – En İyi Film*, En İyi Yönetmen*, En İyi Erkek Oyuncu (Liam Neeson), En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Ralph Fiennes)*, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Ben Kingsley), En İyi Uyarlama Senaryo*, En İyi Kurgu*, En İyi Görüntü Yönetimi*, En İyi Müzik*, En İyi Kostüm Tasarımı, En İyi Makyaj, En İyi Prodüksiyon Tasarımı, En İyi Ses
  • Altın Küre – En İyi Film (Drama)*, En İyi Yönetmen*, En İyi Erkek Oyuncu (Drama – Liam Neeson), En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Ralph Fiennes), En İyi Senaryo*, En İyi Özgün Müzik
  • Cesar Ödülleri – En İyi Yabancı Film
  • DGA – En İyi Yönetmen*
  • PGA – En İyi Film*
  • WGA – En İyi Uyarlama Senaryo*
  • USC – Scripter Ödülü*
  • Los Angeles Film Eleştirmenleri Birliği – En İyi Film*, En İyi Görüntü Yönetimi*, En İyi Prodüksiyon Tasarımı*
  • New York Film Eleştirmenleri Birliği – En İyi Film*, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Ralph Fiennes)*, En İyi Görüntü Yönetimi*
  • NBR – En İyi Film*

the lost world

THE LOST WORLD: JURASSIC PARK (1997)
Senaryo:
David Koepp (senaryo) ve Michael Crichton (roman)
Oyuncular: Jeff Goldblum, Julianne Moore, Vince Vaughn, Pete Postlethwaite, Arliss Howard, Richard Schiff, Peter Stormare, Richard Attenborough, Vanessa Lee Chester, Thomas F. Duffy, Harvey Jason, Ariana Richards, Joseph Mazzello, Thomas Rosales Jr., Geno Silva, Alex Miranda, Robin Sachs

Bir başka Jurassic Park filmi daha. Neyse ki Spielberg’ün sadece para için bu filmi çektiği söylendiğinde pek tepki gelmiyor; çünkü The Lost World tam anlamıyla bir rezalet. Julianne Moore’u barındırması dışında pek de bir esprisi olmayan ve gişede de ilk film kadar başarılı olamayan Jurassic Park, Indiana Jones’daki metodları bu sefer de can sıkıcı bir dünyaya uyarlamak isteyen yönetmenin en başarısız girişimlerinden. Dönemin teknolojileri düşünüldüğünde harikalar yaratan The Lost World: Jurassic Park’ın, mesele senaryoya gelince inanılmaz yapay kaldığına şüphe yok. Belki ilk film bu kadar beğenilmiyor olsa daha ağır konuşup, Steven Spielberg’ü güzel (?) cümlelerimle ödüllendirebilirdim. Bu arada, kıyamet varyasyonları çöplüğünde yerini alan War of the Worlds’ü saymazsak epik olma çabasındaki son Spielberg filmlerinden biri denilebilir The Lost World: Jurassic Park. Son Indiana Jones filmini zaten bir film olarak ele almak istemiyorum.

[C-]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Görsel Efekt

still-of-anthony-hopkins-in-amistad

AMISTAD (1997)
Senaryo:
Debbie Allen, Colin Wilson ve Steven Spielberg
Oyuncular: Morgan Freeman, Nigel Hawthorne, Anthony Hopkins, Djimon Hounsou, Matthew McConaughey, David Paymer, Pete Postlethwaite, Stellan Skarsgard, Razaaq Adoti, Abu Bakaar Fofanah, Anna Paquin, Tomas Milian, Chiwetel Ejiofor, Derrick Ashong, Geno Silva, John Ortiz, Ralph Brown

Gişeyi kar etmeden terk etmeyen Spielberg filmleri arasında bütçesinin karşılığını zar zor çıkartan ender filmlerden biri Amistad. Sanıyorum orta kararlı eleştirilere rağmen en fazla yerilenlerden biri de aynı zamanda. 4 dalda Oscar adaylığı alan film, Lincoln’da daha derinden incelediği kölelik meselelerini bu sefer uzun soluklu bir dava üzerinden irdeliyor. Oyuncu kadrosunda oldukça fazla yıldız isim mevcut. Şu aralar hem Christopher Nolan’ın, hem de Martin Scorsese’nin yeni filminde rol kapabildiği için hayret ettiğimiz Matthew McConaughey bile var Amistad’da. Yine kendi ekibinden şaşmayan ve tanıdık isimlerle çalışan Spielberg’e bu filmde eşlik eden Janusz Kaminski’nin görüntü yönetimi ise dört dörtlük. Bu arada Hounsou’nun yıldız olmasını sağlayan rol için daha evvel Denzel Washington düşünülmüş. Hakikaten, Steven Spielberg ve Denzel Washington neden hala bir araya gelmedi? Tom Hanks’den sonra gayet ideal bir seçenek bana kalırsa ünlü yönetmen için.

[C]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Anthony Hopkins), En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Kostüm Tasarımı, En İyi Müzik (Drama)
  • Altın Küre – En İyi Film (Drama), En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu (Drama – Djimon Hounsou), En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Anthony Hopkins)
  • Critics’ Choice – En İyi Film, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Anthony Hopkins)*
  • PGA – En İyi Film
  • DGA – En İyi Yönetmen
  • SAG – En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Anthony Hopkins)

SPR-wallpaper-saving-private-ryan-1669309-1680-1050

SAVING PRIVATE RYAN (1998)
Senaryo:
Robert Rodat
Oyuncular: Tom Hanks, Tom Sizemore, Edward Burns, Barry Pepper, Adam Goldberg, Vin Diesel, Giovani Ribisi, Jeremy Davies, Matt Damon, Ted Danson, Paul Giamatti, Denis Farina, Harrison Young, Kathleen Byron, Harve Presnell, Leland Orser, Bryan Cranston, Dale Dye, Nathan Fillion, Max Martini, Demetri Goritsas, Joerg Stadler

Tarihin en çok abartılmış filmlerinden biri olduğunu düşündüğüm Saving Private Ryan’ın hakkının Shakespeare in Love ile yendiği iddia edilir biliyorsunuz. Kati surette katılmadığımı hatırlatmama gerek yoktur diye umuyorum. Amerika’nın kendi zaferlerini abartmaya bayıldığının bariz bir göstergesi olan Saving Private Ryan, o tarihe kadar çekilmiş en büyük prodüksiyonlu savaş filmi olduğu için neden saygı duymamız gerektiğini hala anlayabilmiş değilim. Saving Private Ryan’ın milyonlarca dolarlık bütçeyle yapamadığını The Thin Red Line daha küçük rakamlarla halledebilmişti halbuki. Senaryosundan oyunculuklarına kadar her tarafının noksanlı olduğuna inandığım filmin ortalama olmasına rağmen izleyici ve özellikle Amerikalılar tarafından yere göğe sığdırılamayan işlerden biri olduğunu tekrardan hatırlatayım. Kaldı ki Spielberg bu tablonun aynısını Lincoln ile bir kez daha yaşattı, malumunuz. Bugüne dek bir türlü gişede çuvallamayan Spielberg’ün, diğer aksiyon dolu projelerine göre daha ağır olan Saving Private Ryan’la da iyi bir hasılat elde ettiğini eklemeyi unutmayalım.

[B]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Film, En İyi Yönetmen*, En İyi Erkek Oyuncu (Tom Hanks), En İyi Özgün Senaryo, En İyi Kurgu*, En İyi Görüntü Yönetimi*, En İyi Sanat Yönetimi-Set Dekorasyonu, En İyi Özgün Müzik, En İyi Ses Kurgusu*, En İyi Makyaj
  • BAFTA – En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu (Tom Hanks), En İyi Kurgu, En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Makyaj/Saç, En İyi Prodüksiyon Tasarımı, En İyi Film Müziği, En İyi Ses*, En İyi Görsel Efekt*
  • Altın Küre – En İyi Film (Drama)*, En İyi Yönetmen*, En İyi Erkek Oyuncu (Drama – Tom Hanks), En İyi Senaryo, En İyi Özgün Müzik
  • Critics’ Choice – En İyi Film*, En İyi Yönetmen*, En İyi Müzik*
  • Cesar Ödülleri – En İyi Yabancı Film
  • PGA – En İyi Film*
  • DGA – En İyi Yönetmen*
  • SAG – En İyi Erkek Oyuncu (Tom Hanks), En İyi Toplu Performans
  • WGA – En İyi Özgün Senaryo
  • Los Angeles Film Eleştirmenleri Birliği – En İyi Film*, En İyi Yönetmen*, En İyi Görüntü Yönetimi*
  • New York Film Eleştirmenleri Birliği – En İyi Film*

ai

A.I. ARTIFICIAL INTELLIGENCE (2001)
Senaryo:
Steven Spielberg (senaryo), Ian Watson (hikaye) ve Brian Aldiss (kısa hikaye)
Oyuncular: Haley Joel Osment, Jude Law, Frances O’Connor, Sam Robards, Jake Thomas, William Hurt, Brendan Gleeson, Jack Angel, Ben Kingsley, Robin Williams, Meryl Streep, Chris Rock

Duygusal yaklaştığım için finalinden dolayı kusurlarını göremediğim A.I. Artificial Intelligence, Steven Spielberg’ün E.T.’de yüzdüğü sulara geri döndüğü bir iş. Ne yazık ki eleştirel anlamda çok büyük bir başarı kazanamadı bu duygu yüklü bilimkurgu. Lakin benim gibi “aile” etiketine takılıp, gözlerini yaşlandırmayı sevenler için unutulmayacak bir drama. Çocukları tedavisi bilinmeyen bir hastalığa yakalanınca yerini robot bir çocukla doldurmaya çalışan aile, asla insani duygular besleyemeyen bu robotun aklından geçenleri çözmeye çalışırken biz de prototipimiz David’in bir an olsun sevginin ne olduğunu hissedebilmesi için dua ediyoruz. Açıkçası böyle filmleri de olmasa Spielberg’ü takip edeceğimiz yok. Biliyorum duygu sömürüsü konusunda inanılmaz kızıyoruz kendisine. Hatta War Horse sonrası nasıl bu kadar çabuk affedilebildiğini de anlayabilmiş değilim. Ama işte kamerası pek karakteristik olmayan bu adamın sınırdaki hikayeleri anlatma konusundaki başarısı da es geçilebilecek gibi değil.

[A-]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Özgün Müzik, En İyi Görsel Efekt
  • BAFTA – En İyi Görsel Efekt
  • Altın Küre – En İyi Yönetmen, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Jude Law), En İyi Özgün Müzik
  • Critics’ Choice – En İyi Besteci, En İyi Genç Oyuncu (Haley Joel Osment)

??????????????????????????????????????

MINORITY REPORT (2002)
Senaryo:
Philip K. Dick (kısa hikaye), Scott Frank ve Jon Cohen (senaryo)
Oyuncular: Tom Cruise, Max von Sydow, Colin Farrell, Samantha Morton, Steve Harris, Neal McDonough, Patrick Kilpatrick, Jessica Capshaw, Lois Smith, Kathryn Morris, Peter Stormare, Mike Binder, Tim Blake Nelson, Joel Gretsch

Daha sonra War of the Worlds’de tekrar bir araya geleceği Tom Cruise’la ilk kez çalışan Spielberg, sanıyorum ünlü aktöre yer aldığı bilimkurgular içerisindeki en özel rolü emanet etti. Minority Report, tam anlamıyla bir başyapıt sayılamaz ama Philip K. Dick’in elinden çıkmış orijinal hikayelerden bir diğeri ve Spielberg de bu hikayeyi idare etmeyi iyi becermiş. Kadrosundaki çok yıldız sayılmayacak ama birbirinden değerli isimlerle de ilgi çeken Minority Report yapım aşamasındayken bile çok konuşulan işlerden biri olmayı başardı. The Matrix ile açıldığına inandığım kapıları iyice aralayan filmin gelecek varyasyonu hepimize sorular sordurtmayı başarırken, gözyaşlarımızı harekete geçirmekten de geri kalmadı. Üstelik yine politik mesajlar vermeye çalışan Spielberg’ün, Indiana Jones’da düştüğü tuzaklardan uzak kalmış olması mutlu ediyor. Benim 2000’li yıllardaki favori Spielberg filmim olmasa da genel kanaat son döemde yaptıklarının en iyisi olduğu yönünde.

[B+]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Ses Kurgusu
  • BAFTA – En İyi Görsel Efekt
  • Critics’ Choice – En İyi Yönetmen, En İyi Besteci
  • Cesar Ödülleri – En İyi Yabancı Film

catch me if you can

CATCH ME IF YOU CAN (2002)
Senaryo:
Jeff Nathanson (senaryo), Frank Abagnale ve Stan Redding (roman)
Oyuncular: Leonardo DiCaprio, Tom Hanks, Christopher Walken, Nathalie Baye, Amy Adams, Martin Sheen, James Brolin, Nancy Lenehan

Dünyaca ünlü yönetmenlerden başka kimseyle çalışmayan Leonardo DiCaprio’ya sınıf atlatmış işlerden bir diğeri Catch Me If You Can. Efsane dolandırıcı Frank Abagnale Jr.’ın anlatıldığı filmde özellikle Christopher Walken’ın performansı fazlasıyla konuşuldu ama yeni yeni ünlü olmaya başlayan Amy Adams’ı da unutmamak gerek. Genel olarak iyi tepkiler alan Catch Me If You Can’de Spielberg’ün imzasını hissetmek ise neredeyse imkansız. Evet, yine kendi kendini yönetmiş bir film. Keşke ünlü isimlerle çalışabilmek ve iyi senaryoları yakalayabilmek bir yönetmeni usta yapabilse… Bu arada Tom Hanks’i rahatsız olmadan izlediğim ender filmlerden biridir Catch Me If You Can. Malum, kendisi hakkında hissetiklerimi Oscar Boy’u açtığım günden beri saklamıyorum. Sizi şaşırtıp, John Williams’ın müziklerinin de hiç rahatsız etmediğini söyleyeyim. Keşke hikayenin finali daha başka olabilseydi ya da yönetmen Abagnale’a veda ederken biraz olsun özgün olabilseydi. Belki o zaman notumu da yükseltirdim.

[A-]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Christopher Walken), En İyi Özgün Müzik
  • BAFTA – En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu*, En İyi Uyarlama Senaryo, En İyi Kostüm Tasarımı, En İyi Film Müziği
  • Altın Küre – En İyi Erkek Oyuncu (Drama – Leonardo DiCaprio)
  • Critics’ Choice – En İyi Film, En İyi Yönetmen*, En İyi Besteci
  • SAG – En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Christopher Walken)

terminal

THE TERMINAL (2004)
Senaryo:
Sacha Gervasi (senaryo ve hikaye), Jeff Nathanson (senaryo) ve Andrew Niccol (hikaye)
Oyuncular: Tom Hanks, Catherine Zeta-Jones, Stanley Tucci, Chi McBride, Diego Luna, Barry Shabaka Henley, Kumar Pallana, Zoe Saldana, Eddie Jones, Jude Ciccolella, Corey Reynolds, Guillermo Diaz, Rini Bell

Sırf bu film için küçük çaplı bir havaalanı inşa eden Spielberg yine eleştirel anlamda çuvallayıp gişede büyük bir başarı elde etti. Tom Hanks’le üçüncü ortaklıklarında ülkesinde savaş çıkınca JFK Havaalanı’nda mahsur kalan ve hiçbir ülkenin vatandaşı olmadığı için ABD sınırlarına da giremeyen Viktor Navorski’nin hikayesini izledik. Hanks sınırlı sayıda İngilizce konuşabilen Viktor olarak mimikleriyle belki çok şey ifade edebildi ama sanıyorum herkesin aklında Catherine Zeta-Jones’un filmdeki vasatlığı kaldı. Kağıt üzerinde pek keyifli gözüken senaryonun en büyük sıkıntısı ise var olan malzemeyi fazla ballandırarak anlatması bana kalırsa. Keyifli başlangıç bir noktadan sonra kendini tekrar eden bir filme sevk ediyor izleyiciyi. Bu arada 1989 tarihli Always’den sonra tek bir Oscar adaylığı dahi alamayan ilk Steven Spielberg filmi The Terminal. The Sugarland Express ve ve Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull’ın da bulunduğu sakin grubun üyesi.

[C]

war of the worlds

WAR OF THE WORLDS (2005)
Senaryo:
Josh Friedman, David Koepp (senaryo) ve H.G. Wells (roman)
Oyuncular: Tom Cruise, Dakota Fanning, Justin Chatwin, Miranda Otto, Tim Robbins, Rick Gonzalez, Lenny Venito, Lisa Ann Walter, Ann Robinson, Gene Barry, David Alan Basche

Minority Report’dan sonra bir kez daha Tom Cruise’la bir araya gelen ünlü yönetmen, modaya uyup kıyamet varyasyonlarından birini sinemaya uyarladı. Yine yapım sürecinde herkesin inanılmaz derecede merak ettiği bir işti. 132 milyon dolarlık bütçesi de Spielberg’ün adının da varlığıyla epey heyecan uyandırdı. Ama sonuç ne yazık ki kimseyi tatmin edemedi. War of the Worlds teknik dallarda aldığı birkaç prestijli ödül adaylığı haricinde kimseden yüz bulamadı. Tabii yeni bir keşife imza atan Spielberg’ün Dakota Fanning isimli genç yeteneği tüm dünyaya tanıtması açısından güzel bir fırsat oldu War of the Worlds. Dakota, Man on Fire ile başlayan ününü bu filmle pekiştirdi. Ardından gelen işleri de malum. Her ne kadar kızkardeşi Elle Fanning, Dakota’dan daha başarılı olsa da ilgiyi hak eden genç yeteneklerden birine dönüştü kendisi.

[C]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Ses Kurgusu, En İyi Ses Miksajı, En İyi Görsel Efekt
  • Critics’ Choice – En İyi Genç Oyuncu (Dakota Fanning)

munich

MUNICH (2005)
Senaryo:
Tony Kushner, Eric Roth (senaryo) ve George Jonas (kitap)
Oyuncular: Eric Bana, Daniel Craig, Ciaran Hinds, Omar Metwally, Mathie Kassovitz, Hanns Zischler, Ayelet Zurer, Geoffrey Rush, Gila Almagor, Karim Saleh, Michael Lonsdale, Mathieu Amalric, Ziad Adwan, Moritz Bleibtreu

1972 Münih Olimpiyatları’nda Kara Eylül isimli bir örgütün 11 İsrailli sporcuyu rehine aldığı olayı anlatan Munich, bir başka Oscar hikayesi. Çok da beklenmedik olmasa da Walk the Line’ın yerini kaptığına inandığım ve Akademi’nin Spielberg sevdasını bir kez daha kanıtladığı film, yönetmenin yine çok tanınmayan aktörleri yıldıza dönüştürdüğü işlerinden biri. Geniş kadrosunda Avrupa kökenli pek çok oyuncunun Hollywood yollarını açan Munich, genel olarak ortalamanın üzerinde eleştiriler aldı. Biraz olsun tarzının dışına taşan Spielberg’ün Tony Kushner ile daha sonra Lincoln’da da tekrar edecek ortaklığı bu filmle başladı. Tabii teknik ekipte yine tanıdığımız isimler birbiri ardına sıralanmış durumda. John Williams, Janusz Kaminski, Michael Kahn, Kathleen Kennedy…

[B]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Uyarlama Senaryo, En İyi Kurgu, En İyi Özgün Müzik
  • Altın Küre – En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo
  • Critics’ Choice – En İyi Film, En İyi Yönetmen
  • DGA – En İyi Yönetmen

INDIANA JONES AND THE KINGDOM OF THE CRYSTAL SKULL

INDIANA JONES AND THE KINGDOM OF THE CRYSTAL SKULL (2008)
Senaryo:
David Koepp (senaryo), George Lucas ve Jeff Nathanson (hikaye)
Oyuncular: Harrison Ford, Shia LaBeouf, Cate Blanchett, Karen Allen, Ray Winstone, John Hurt, Jim Broadbent, Igor Jijikine

Sinema tarihinin bugüne kadar gördüğü en kötü devam filmi sanırım Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull. Cate Blanchett büyük ihtimalle sırf Steven Spielberg’le çalışabilmek için bu projeye evet dedi ama şu senaryonun altından kim sağ çıkabilirdi ki? Klasik Indiana Jones matematiğini bozmamasına rağmen, orijinallikten inanılmaz derecede uzak hikayeleri ve tabii katliam niteliğindeki ırkçı Sovyet yaklaşımlarıyla tam anlamıyla bir felaket. Hayatımdan hunharca çalınmış 120 dakika olarak yorumladığım son Indiana Jones filmi, Spielberg’ün paslandığının da habercisiydi bana kalırsa ama kendini tekrarlamaktan öteye geçemeyen ve hala 10 sene öncesinin demode teknikleriyle film çeken yönetmen alkışlanmaya devam ediyor. Sinir bozucu olan bu tür yönetmenlerin kötü filmlerine kötü diyebilenlerin dışlanıp aşağılanması. Hugo’yu beğenmediğim için başıma gelenleri henüz unutmadım.

[D]

Ödüller

  • BAFTA – En İyi Görsel Efekt
  • Critics’ Choice – En İyi Aksiyon Filmi

tintin

THE ADVENTURES OF TINTIN (2011)
Senaryo:
Steven Moffat, Edgar Wright, Joe Cornish (senaryo) ve Herge (çizgi roman)
Oyuncular: Jamie Bell, Andy Serkis, Daniel Craig, Nick Frost, Enn Reitel, Tony Curran, Toby Jones, Gad Elmaleh, Daniel Mays, Mackenzie Crook, Kim Stengel, Joe Starr, Sonje Fortag, Cary Elwes

Bir başka Steven Spielberg felaketi. Günümüzün performans yakalama tekniğiyle 80’li yılların sinema kitaplarına uygun bir hikaye akışını takip eden Spielberg, bugüne kadar izlediğimiz en sıkıcı animasyonlardan birine imza attı. Ki bence kariyeri için de ayrı bir önem taşıyor Tintin, çünkü Amistad’dan sonra ilk kez bu kadar sıkıcı Spielberg filmlerini arka arkaya izliyoruz. Belki de yeni bir evredir bu, yanılıyor muyum? Neyse. The Adventures of Tintin genel olarak ortalamanın üzerinde olsa da beklentileri karşılayamayan, ruhsuz ve monoton bir aksiyondan halliceydi. CGI’ın kötü kullanılması konusunda Robert Zemeckis’in vasat animasyonları ile yarışabilir hatta film. John Williams’ın önceki filmlerinde yaptığı müzikleri bize yeni bir materyalmiş gibi kazıkladığı melodilerinin Oscar’a aday olması ise sırf isminden ve Jaws için bestelediği iki notadan kaynaklı olsa gerek.

[B-]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Özgün Müzik
  • BAFTA – En İyi Animasyon, En İyi Görsel Efekt
  • Altın Küre – En İyi Animasyon*
  • Critics’ Choice – En İyi Görsel Efekt
  • PGA – En İyi Animasyon*

WAR HORSE

WAR HORSE (2011)
Senaryo:
Lee Hall, Richard Curtis (senaryo) ve Michael Morpurgo (roman)
Oyuncular: Jeremy Irvine, Emily Watson, Peter Mullan, Niels Arestrup, David Thewlis, Tom Hiddlestone, Benedict Cumberbatch, Celine Buckens, Toby Kebbell, Patrick Kennedy, Leonard Carow, David Kross, Matt Milne, Robert Emms, Eddie Marsan, Nicolas Bro, Rainer Bock, Hinnerk Schönemann, Geoff Bell, Liam Cunningham, Gerard McSorley, Tony Pitts, Pip Torrens

En İyi Film dalının 5 aday sınırlamasını bırakmasının ardından gelen adaylıklarda en çok eleştirilen The Blind Side’dı sanırım. Kaldı ki haksız da sayılmazlar. Tam anlamıyla bir “Ne yapsak da sinemadan anlamayanları basit klişelerle kandırsak?” filmi olan The Blind Side aldığı adaylık kesinlikle hak etmiyordu. Ama peki ya War Horse? Ünlü yönetmenlerin Hollywood’un altın çağına saygı duruşunda bulunmak istediklerini biliyorum da artık bunu eski taktiklerin her biri tarafa saçıldığı ucuz aile filmleriyle yapmasak güzel olmaz mı? Aldığı Oscar adaylığına mantıklı bir açıklama asla getiremeyeceğim. War Horse’u beğenenlere saygı duysam da beğenenle de oturup sağlıklı bir sinema muhabbeti yapabileceğimden emin değilim. DVD satan mağazalarda ucuzluğa giren, kimsenin izlemediği Hallmark filmlerine benzetiyorum ben War Horse’u. Yine de hazır yiğidi öldürmüşken filmdeki görüntü yönetiminin hakkını verelim.

[C+]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Film, En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Sanat Yönetimi, En İyi Özgün Müzik, En İyi Ses Kurgusu, En İyi Ses Miksajı
  • BAFTA – En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Özgün Müzik, En İyi Prodüksiyon Tasarımı, En İyi Ses, En İyi Görsel Efekt
  • Altın Küre – En İyi Film (Drama), En İyi Özgün Müzik
  • Critics’ Choice – En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Kurgu, En İyi Görüntü Yönetimi*, En İyi Sanat Yönetimi, En İyi Müzik, En İyi Ses
  • PGA – En İyi Film

lincoln

LINCOLN (2012)
Senaryo:
Tony Kushner (senaryo) ve Doris Kearns Goodwin (kitap)
Oyuncular: Daniel Day-Lewis, Sally Field, Joseph Gordon-Levitt, David Strathairn, Tommy Lee Jones, Lee Pace, Hal Holbrook, James Spader, Tim Blake Nelson, John Hawkes, Jackie Earle Haley, Gregory Itzin, Jared Harris, Lukas Haas, David Oyelowo, Dane Dehaan, Bruce McGill, Joseph Cross, Jeremy Strong, Gloria Reuben

Geldik izlediğimiz son Lincoln filmine. Hızlıca iyi yönlerine sayalım… Filmin performansları, görüntü yönetimi, çok diyalog olduğu için kusursuz olduğu iddia edilen senaryosu, Amerikan tarihine ışık tutması ve daha nicesi. Kötü yanlarını da sayalım… 2012 etiketli olmasına rağmen 1982 yılında çekilmiş gibi durması, filmin bir yönetmene ihtiyaç duymadığı için 2-3 sahnesi haricinde kendi kendi yönetmiş gibi durması ve tabii ki durağanlığı. Bu konuda inanılmaz eleştiri geliyor biliyorum. Durağanlık bir filmi kötü yapmazmış. Evet, kesinlikle size katılıyorum. Lincoln zaten kötü bir film değil. Ama şundan 3-4 yıl sonra asla hatırlamayacağım ve kendinizi paralasanız da sıkıcı bir film. Yine de izlemekten keyif aldığımı inkar etmeyeceğim. En azından Amistad sonrası tarih dersi vermemeye özen gösteren Steven Spielberg dağılan dikkatimizi dağıtmak için birbirinden ünlü isimlerle dolu bir kadroyu önümüze koymuş. Yalnız bundan sonra yaptığı herhangi bir işi merakla beklememek boynumun borcudur, onu da eklemeden edemeyeceğim.

[B+]

Ödüller

  • Oscar – En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu (Daniel Day-Lewis)*, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Tommy Lee Jones), En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Sally Field), En İyi Uyarlama Senaryo, En İyi Kurgu, En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Prodüksiyon Tasarımı*, En İyi Kostüm Tasarımı, En İyi Özgün Müzik, En İyi Ses Miksajı
  • BAFTA – En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu (Daniel Day-Lewis)*, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Tommy Lee Jones), En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Sally Field), En İyi Uyarlama Senaryo, En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Kostüm Tasarımı, En İyi Makyaj/Saç, En İyi Prodüksiyon Tasarımı, En İyi Özgün Müzik
  • Altın Küre – En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu (Drama – Daniel Day-Lewis)*, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Tommy Lee Jones), En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Sally Field), En İyi Senaryo, En İyi Özgün Müzik
  • Critics’ Choice – En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu (Daniel Day-Lewis)*, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Tommy Lee Jones), En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Sally Field), En İyi Uyarlama Senaryo*, En İyi Toplu Performans, En İyi Kurgu, En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Kostüm Tasarımı, En İyi Sanat Yönetimi, En İyi Özgün Müzik*, En İyi Makyaj
  • PGA – En İyi Film
  • DGA – En İyi Yönetmen
  • SAG – En İyi Toplu Performans, En İyi Erkek Oyuncu (Daniel Day-Lewis)*, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Tommy Lee Jones)*, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Sally Field)
  • WGA – En İyi Uyarlama Senaryo, Paul Selvin Onur Ödülü (Tony Kushner)*
  • USC – Scripter Ödülü
  • New York Film Eleştirmenleri Birliği – En İyi Erkek Oyuncu (Daniel Day-Lewis)*, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Sally Field)*, En İyi Senaryo*
GELECEK PROGRAM
 13 Mayıs: David O. Russell
 20 Mayıs: Kathryn Bigelow
 27 Mayıs: Michel Gondry
 3 Haziran: Bong Joon-ho
 10 Haziran: Julie Taymor

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

11 Yorum

  1. Metin

    Spielberg’ü hiç sevmem. Gerçi Close Encounters of the Third Kind (aslında başrol için Jack Nicholson’ı istemiş Spielberg ama Jack abimiz bu tür süper efektli filmlerde kim benim oyunculuğumu takar ki diye düşündüğü için reddetmiş de ne yazık ki Richard Dreyfuss’a kalmış rol), The Color Purple ve Empire Of Sun gibi gerçekten harikulade üç film ve her ne kadar muhafazakar mesajlarından nefret etsem de Jaws ve duygu sömürüsü ve tarihi çarpıtma sevdasından iğrensem de Schindler’s List gibi iki çok iyi yönetilmiş film çıkarmayı da bilmiş Spielberg. Dahası Truffaut, Kubrick ve Kurosawa filmlerine olan hayranlığı da cabası. Ama işte Always, Hook, War Horse, War of the Worlds, The Terminal gibi kötünün kötüsü filmler ve her ne kadar alt metinlere dikkat etmezseniz iyi olur dense de dikkat edildiğinde müthiş bir sömürgecilik övgüsü ve beyaz olmayan ırkların aşağılanması ile karşılaşabildiğiniz Indiana Jones filmleri serisi hiç de yabana atılacak gibi değil.

    Ellerine sağlık… Michel Gondry gelse de okusak… (aradaki isimleri yok sayabiliriz bence :))

    Yanıt
  2. Mert

    Schindler’s List haricinde Steven Spielberg filmlerinin hiçbirini sevmem..

    Schindler’s List’te hayatımda izlediğim en iyi filmdir. Ya da onlardan biri.. Ama bunun nedeni belkide Ralph Fiennes.. Çok farklı bir etkisi var bende. Günlerce etkisinden kurtulamadığım bir film. Spielberg umrumda değil. Amerika’nın ise haddinden fazla abarttığını düşündüğüm bir kişidir kendileri. Yalnız olmadığını bilmek güzel.

    Ayrıca sinemadan anlamayan insanların genelde favori(?!) yönetmeni Steven Spielberg’dür. Değerlendirmesini siz yapın artık Spielberg’ün!

    Yanıt
  3. ışıl algöz

    bugüne kadar kamera arkasını hep takip eder az çok beğenirdim ama bu yazıdan sonra bir daha da takip etmiyorum..bir insana bu kadar haksızlık çok…kusura bakmayın ama bir daha ne kamera arkasını takip ediyorum ne de bu siteye giriyorum…bir adamı sevmeyebilirsin ama sezarın hakkınıda sezara vermek gerek…

    Yanıt
  4. Daniel Day-Lewis

    — sinemadan anlamayan insanların genelde favori(?!) yönetmeni Steven Spielberg– diyen boş insan mert e sesleniyorum sen çok anlıyosun heralde..artık sinemadan anlamıyosun lafı herkesin ağzında sakız olmuş,halbuki bunu söyleyen insanlar bi şey anlamıyo..hangi sinema sitesinin ve eleştirmenin listesine bakarsanız bakın Steven Spielberg en kötü ilk 10 içindedeir genelde de ilk 5 içindedir kendisi,,yani total film sight and sound empire new york times gibi dergi ve gazelerde çalışan dünyanın en ünlü eleştirmenleri sinemadan anlamıya bi bizim merto anlıyo…güldüğrme beni 😀

    Yanıt
    1. Mert

      Kişisel yorumumu bir kendini bilmez için değiştirecek değilim. O, bu, şu seviyor diye bende mi sevmeliyim.

      Zevkler ve renkler diyerek kapatıyorum konuyu.

      Ayrıcana adam kişisel düşüncesini yazmış, hoşuna gitmedi diye bir daha siteye girmem demek ne demek. Çocuk musunuz?

      Yanıt
  5. Beyza

    biraz haksız bir yazı olmuş hatta biraz fazla haksızlık yapılmş Steven Spielberg e…neyse sonraki, haftalar için Ridley scoot istiyorum inş. o da böyle olmaz ..bide zeki demirkubuz alırsak iyi olur…

    Yanıt
  6. Batuhan Şahin

    Bence pek sağlıklı bir yorum olmamış.Doğru herkez herkezi beğenemez ama sözü edilen yönetmende Steven Spielberg.Sadece War Horse neden bu kadar sevmediğinizi anlamadım.Tamam senaryo anlamında beklentiyi karşılamadı ama teknik anlamda özelliklede Janusz Kaminski nin görüntü yönetimi harikaydı.Ve de sıkıcı bir film değildi.

    Yanıt
  7. Erşah

    Gene komik tartışmalar, ne kadar sinema kültürü olduğunu göstermek için yapılan Spielberg’e çamur atma yarışları… Yıl 2013 arkadaşlar. Aynısını müzikte “Metallica bozdu” diye yapıyorsunuz. Aynısını resimde “Da Vinci Mona Lisa’dan sonra bozdu” diye yapıyorsunuz.

    Baya güldüm yorumları okurken. Kamera arkası için de teşekkürler, keyifle okudum.

    Yanıt
  8. Serhat

    Şükür ki sinemadan, müzikten zerre bir halt anlamıyorsunuz da sözümona film eleştirisi diye sadece böyle zibidi yazılar yazmakla yetiniyorsunuz. Yoksa Allah muhafaza ya bir de film yapmaya kalkışsanız…

    Yok yok, siz en iyisi böyle evde yazmaya devam edip rahatlayın; bizler okumayız. Sinema zahmetli iş; zor gelir size.:)

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir