Born Yesterday

Born Yesterday

936full-born-yesterday-posterBette Davis hayranlığımı ve All About Eve’deki performansının kesinlikle Oscar alması gerektiğini defalarca tekrarlamama rağmen ben 1950’deki En İyi Kadın Oyuncu yarışından bir kez daha bahsetmek istiyorum. İnanılmaz adaylarla dolu bir liste varmış o sene. Eleanor Parker’ın Caged’deki işini saymazsak, Sunset Boulevard’daki efsane performansıyla Gloria Swanson ve All About Eve’in bayanları, Bette Davis ile Anne Baxter aday olmuş. Eminim herkesin kendince bir favorisi vardır. Ben uzunca bir süre Bette Davis’in adını sayıklayıp durdum. Kaldı ki hala da tereddüt içerisindeyim; ama Judy Holliday’i Born Yesterday’de izledikten sonra ödülün çok da hak edilmemiş bir şekilde verildiğini düşünmüyorum. Genelde Akademi’nin komedi performanslarına pek yer vermediğini, ödül vermeyi ise pek tercih etmediğini hepimiz iyi biliyoruz. Holliday ezberleri bozan efsane performanslardan birine sahip. Belki de 85 yıl içerisinde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü alan tek salt komedi oyuncusu. Ben kendisinden nasıl büyülendiğimi anlatamayacağım galiba. Bugüne kadar izlediğim ödüllü performanslar içerisinde hiç düşünmeden birinci sıraya koyabilirim Holliday’i. Filmin hakkını da yemeyelim tabii.

My Fair Lady, A Star Is Born, The Philadelphia Story gibi başarılı işlerin arkasındaki isim, George Cukor yönetmiş Born Yesterday’i. Romantizmden asla uzak kalamayan Cukor, bu sefer inanılmaz zengin ama bir o kadar cahil bir adam olan Harry Brock ve kendi çevresine ayak uydurabilsin diye biraz kültürlü olmasını istediği sevgilisi Billie’nin de yer aldığı bir hikayeyi anlatıyor. Billie, klasik bir Hollywood sarışını. Çekici, güzel, fakat oldukça saf. Nerede nasıl konuşması, nasıl davranması gerektiğini bilmeyen bir kadın. Sonradan görme sevgilisi Harry de sırf bu sebeple Billie’ye Paul isminde bir hoca tutuyor. Ama Billie her geçen gün bilgi dağarcığını genişletirken, zaten çok da sevmediği Harry’den adım adım uzaklaşıyor ve ikili arasındaki dengeler tamamen değişiyor.

Garson Kanin’in bir oyunundan beyazperdeye uyarlanan film komedi anlamında klasik bir tavra sahip. 1940’lı yılların screwball komedi filmlerini hatırlatan sekansları mevcut. Fakat gücünün tamamını oyuncularının performanslarından alıyor. Karakterlerin hepsi oldukça uç noktalarda olmasına rağmen bir o kadar da inandırıcılar. Kahkahanızı bir an olsun eksik etmeyen, yüzde yüz memnun kalacağınıza inandığım bir komedi kısacası. Eğer özel bir sahne sayacak olursak, özellikle Billie ve Harry’nin beraber kart oynadığı sahne ile finale doğru sözlük eşliğindeki hesaplaşmaları oldukça keyifliydi. Bilemiyorum, belki de çok bir şey beklemeden başına oturduğum bir filmin beklediğimden iyi çıkmasından dolayı da aşırı etkilenmiş olabilirim. Sadece, Born Yesterday’in bundan sonra kendimi kötü hissettiğimde kesinlikle ilk aklıma gelecek komedi olacağını söyleyebilirim.

Judy Holliday’in performansı beyazperde gördüğü en iyi kadın oyuncu performanslarından biri. Hatta söz konusu komedi performansları ise zirvede bile olabilir. Holliday’in ortaya çıkardığı Billie o kadar iyi ki, hem dramatik hem de komedi anlamında tüm boşlukları dolduruyor. Hiçbir zaman hayranı olmadığım Broderick Crawford da adeta bu rol için yaratılmış. Holliday ile olan kimyaları Born Yesterday’in bir lokomotif gibi işlemesine yardımcı oluyor. William Holden ise ana kadronun en zayıf ismi. Fiziksel özellikleri haricinde oynadığı karakter için doğru isim olduğunu düşünmüyorum. Yine de bu tatlı aşk üçgeninde göze batmıyor. Holliday’in karşısında ezildiği ise su götürmez bir gerçek.

Filmle ilgili beğenmediğim tek şey Billie ve Paul için uygun görülen final. Daha belirsiz bir sonla konu kapatılabilirmiş gibi geldi bana. Bu kadar keyifli ve özgün bir komedinin, seyirciyi memnun etmeden perdeyi karartmaması gerektiğini düşünmüş sanırım senaristler (ya da stüdyo). Mutlaka izlemeniz gerektiğine inandığım bir klasik. İlerleyen zamanlarda size tekrar tekrar Born Yesterday’in adını hatırlatmaya devam edeceğim. Lütfen Holliday’in performansını görmeden 1950 En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ı dosyasını kapamayın.

[A]

Oscar Karnesi
En İyi Film
En İyi Yönetmen
*En İyi Kadın Oyuncu (Judy Holliday)
En İyi Uyarlama Senaryo
En İyi Kostüm Tasarımı – Siyah/Beyaz

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

0 Yorum

  1. oguz kaygalak

    çok sevdiğim bir komedi. yorumlarınız da filmin izlenmesini teşvik edici yönde. bir de naçizane önerim var: bu oscar yolculuğundaki filmlerin youtube fragmanlarını da yazıların sonuna ekleyebilirsiniz.

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir