The Rose Tattoo

The Rose Tattoo

lZj7LHX6kUXjoUuZXx4ZFysqx7S1950’li yılların büyülü yapımlarıyla kaldığımız yerden Oscar Maratonu’na devam ediyoruz. Judy Holliday (Born Yesterday), Viven Leigh (A Streetcar Named Desire), Shirley Jones (Come Back Little Sheba), Audrey Hepburn (Roman Holiday), Ingrid Bergman (Anastasia) gibi birbirinden özel performanslara Oscar verilen o yıllarda kendi ülkesi haricinde çok ünlü olmayan İtalyan aktris Anna Magnani’ye çok hak edilmiş bir ödül gitmiş. Efsane yönetmen Roberto Rossellini’nin “bir oyunculuk dehası” olarak tanımladığı Magnani zaten ününü de bir Rosselini filmiyle yakalamıştı. Ama Hollywood sınırları içerisindeki şöhret The Rose Tattoo ile geldi. Katharine Hepburn (Summertime) ve Susan Hayward (I’ll Cry Tomorrow) gibi isimlerin varlığına rağmen Magnani’nin altın heykelciğe ulaşması çok zor olmadı.

O dönem içerisinde çalıştığı aktrislere hep şanslı gelmiş bir yönetmen, Daniel Mann var The Rose Tattoo’nun arkasında. Kocasını kaybettikten sonra bir türlü hayatını düzene koyamayan ama kendini bir anda hiç olmayacak bir sevdanın içerisinde bulan, bir genç kız annesinin, Serafine Delle Rose’nin hikayesi anlatılıyor. Ölen kocasının dövmesinin büyük bir önem taşıdığı senaryo, olağanüstü metinler yazan Tennessee Williams’ın ellerinden çıkma. Kadın – erkek ilişkisine bambaşka pencerelerden bakarken, dönemin ekonomik problemleri ve göçmenlerin toplum içerisindeki yerine de ufaktan göndermeler yapan Williams, yine zihinlerimizden asla silinmeyecek diyalogları yazıp film bittiğinde hayranlıktan budalaya dönmemize sebep oluyor.

Daniel Mann’ın yönetimi Oscar’a aday olmamış ne yazık ki. Çok karakteristik bir yönetmen olduğunu düşünmesem de The Rose Tattoo’nun oyuncuları ve özellikle sanat yönetiminden aldığı gücü bu kadar etkili bir şekilde beyazperdeye yansıtabilmek bence her yiğidin harcı değil. Kaldı ki filmin başarısı da ortada. Yıllanmış filmleri izlemekte zorlanan izleyicinin bile kolayca akışına kapılabileceği, Serafine isimli bu ilginç kadını tanımak için çaba sarf edeceği bir yapım The Rose Tattoo. Mann’ın tamamen görmezden gelinmesi üzücü olmuş. Gerçi Akademi, Mann’ı Come Back Little Sheba ve BUtterfield 8’de de umursamamıştı. Çok şaşırmamak gerek.

Anna Magnani’nin performansı filme olan ilgimizi ayakta dudan en önemli etken. Ekrana bu kadar hakim, seyircisine nefes aldırmayan, performansında tek bir boşluk bırakmayıp tam anlamıyla karakteri dolduran aktrislere pek rastlanmıyor. Magnani canlandırdığı karakterle öyle bir bütünleşmiş ki işin içerisinde oyunculuk olduğunu unutuyor ve Serrafina’yı direkt Magnani ile özdeşleştiriyorsunuz. Saflığı ve sırf sevdiği kadına kendini beğendirebilmek için eski kocasının dövmesini yaptıran Alvaro olarak ise Burt Lancaster’ı izliyoruz. Eski filmleri izlemeye ilk başladığımda pek ısınamamıştım kendisine, ama sanıyorum kendi jenerasyonu içerisinde bu kadar rol çeşitliliği olan ender aktörlerden biri Lancaster. Bir jön sayılabilecek olmasına rağmen risk almaktan hiç çekinmemiş. Aday olmaması tamamen Akademi’nin komikliği. Love Me or Leave Me’deki James Cagney’nin bu performansdan daha iyi olduğunu düşünüyorlarsa, diyecek söz yok. Marisa Pavan, Serrafina’nın kızını canlandırıyor. Magnani dışında kadrodan Oscar’a aday olabilen tek isim kendisi. “Keşke Lancaster ile yerleri değiştirselerdi.” diye düşünmedim değil.

The Rose Tattoo, yine tarihin tozlu sayfalarına gömülmüş ama tez vakitte izlenmesi gereken bir klasik. Magnani’nin performansı oyunculuk okullarında ders olarak okutulacak kadar iyi. Benim gibi izlemek için geç kalanlara hatırlatmış olalım.

[A-]

Oscar Karnesi
En İyi Film
En İyi Kadın Oyuncu (Anna Magnani)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Marisa Pavan)
En İyi Kurgu
En İyi Görüntü Yönetimi – Siyah/Beyaz
En İyi Sanat Yönetimi – Siyah/Beyaz
En İyi Kostüm Tasarımı – Siyah/Beyaz
En İyi Müzik – Drama/Komedi

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

0 Yorum

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir