The English Teacher

The English Teacher

english_teacherJulianne Moore’a olan hayranlığımı kaç defa dile getirdim acaba Oscar Boy sayfalarında? Rol aldığı her filmde öne çıkmayı başarabilen, canlandırdığı tüm karakterleri gereğinden fazla inandırıcı yapabilen, en kötü filmde dahi parlayabilen bambaşka bir aktris Moore. Büyük ihtimalle Akademi’nin yaş takıntısı sebebiyle soyunup bir soykırım filminde oynamazsa Oscar alamayacak, ama problem değil. Çünkü Julianne Moore, Akademi’nin onaylamasına ihtiyaç duymayan bir aktris. Kendisini çoktan ispat etti. Hem Game Change’deki Sarah Palin performansıyla da aldığı sayısız ödül mevcut. Tabii gönül isterdi ki Moore, Boogie Nights ve Magnolia’daki hafızalardan kolay kolay silinmeyen çalışmalarıyla ödüle boğulmuş olsun. Ya da Nicole Kidman değil de, The Hours ekibinden Moore ipi göğüslemiş olsun. Ne yazık ki yapacak bir şey yok. Gerçi benim gibi büyük hayranları az evvel de söylediğim gibi Moore’un ödül alıp almamasıyla pek ilgilenmiyor. Küçük kutlamaların hayalleri hep bir köşede yer alsa da o Hollywood’un en özel isimlerinden biri olmaya devam edecek. Geçtiğimiz İstanbul Film Festivali’nde What Maisie Knew ile karşımıza çıkan kızıl kraliçe, pek adı duyulmamış yeni filmi The English Teacher ile konuğumuz şimdi. Buyrun bakalım.

Televizyona yaptığı işlerle tanınan bir isim Craig Zisk. Weeds, Nip/Tuck, The Big C, Hung ve My Name Is Earl gibi sayısız kablolu dizisinde çalışma imkanı yakalamış. Ama asıl harikası Diablo Cody ile birlikte yarattığı United States of Tara. Showtime’ın sessiz sedasız gösterilip, aynı sükunetle ekranı terk eden dizisi bittikten sonra ne yapacağını çok merak ediyorduk Zisk’in. 90’li yıllardan beri dur durak bilmeden yoğun bir şekilde televizyon için çalışan yönetmen, ilk beyazperde çalışmasını ortaya koydu. Ve ne yazık ki televizyona yaptığı işlerin aksine The English Teacher hiç de parlak değil.

Dan – Stacy Chariton çifti The English Teacher’ın senaryosunun altında imzası olan isimler. Liseden mezun olduktan sonra sırf babasını memnun etmeye odaklı bir hayat yaşayan ve hayallerini bir türlü gerçekleştiremeyen Jason Sherwood’un yıllar sonra lisedeki öğretmeni Linda Sinclair ile yollarını kesişmesini konu alıyor. Okulda sahnelenen oyunların niteliksizliğinden sıkılmış olan Linda, Jason’ın sahne şansı bulamayan tiyatro metnini alıyor ve yıl sonu gösterilerinde seyirci karşına çıkartmaya karar veriyor. Bu çalışma süreci içerisinde de aralarında epey yaş farkı olan Linda ile Jason’ın arasında bir çekim başlıyor ve sonrası malum… Keyifli gibi gözüküyor olsa da inanılmaz klişe ve sıkıcı The English Teacher. Daha ilk sahnesinden başlayarak filmin hangi yöne sapacağını kestiriyorsunuz. Tanıştığınız her karakterin hikayenin neresinde tekrardan karşınıza çıkacağını ve finale doğru neler yaşayacağını en başından biliyorsunuz. Hep orijinal fikirlerin başına geçen Zisk’in The English Teacher için neden efor sarf ettiğini hala anlamlandırabilmiş değilim. Uzun yıllardır bu kadar tahmin edilebilir bir film izlemedim sanıyorum.

Julianne Moore’un performansının keyifli olduğuna hiç şüphe yok. Daha evvel de kötü filmlerde iyi işler çıkartabildiğine şahit olmuştuk. Ama filmden Moore’un Oscar adaylığı alabileceğini düşünürken fazla iyimser tahminler yapmışlar bana kalırsa. The English Teacher’ın seyirciye kendini hatırlatması yeteri kadar zor değilmiş gibi, bir de üzerine Moore için adaylık beklemek aptalca olur. Önemli karakterlerden bir diğerini canlandıran Michael Angarano ise pek iyi değil. Almost Famous’daki ufaklık olduğuna inanmakta güçlük çektim. Greg Kinnear zaten hep aynı. Nathan Lane için de benzer şeyler söylenebilir. Kendilerini yenilemekten kaçan aktörler ikisi de. Halbuki başarılı olabildiklerini gayet iyi biliyoruz. Lily Collins filmin güzel bir sürprizi olmuş. En azından ben izlerken keyif aldım. Belki de Collins’e kapılmamın sebebi yeteneği değil de fiziksel başarısıdır, bilemeyeceğim. Hung’ın kadrosundan hatırlayacağınız Charlie Saxton ve Friends’in lezbiyen Susan’ı Jessica Hecht gözüme çarpan diğer tanıdık isimler. Tabii bu karmaşada ikisini de görmek benim için pek bir şey ifade etmedi, o başka.

The English Teacher’da sevecek bir şey bulmak gerçekten çok güç. Dolayısıyla filmle ilgili iyi bir cümle kuramıyorum. Ama Julianne Moore’la hasret gidermek isteyenler için bir seçenek olduğu gerçeğini de değiştiremeyiz. Sadece büyük beklentiler içerisine girilmemesi gereken bir seçenek olduğunu hatırlatmakta fayda var.

[D]

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.