The Three Faces of Eve

The Three Faces of Eve

The_Three_Faces_of_Eve-124806013-largeKonumuz The Three Faces of Eve, ana başlık da Oscar Maratonu aslında ama çoklu kişilik bozukluğu denilince United States of Tara’dan bahsetmeden geçmek istemedim sanırım. Kaldı ki The Three Faces of Eve’i izledikten sonra Diablo Cody’nin bu filmden etkilenmiş olabileceğini de düşündüm. İzleyen var mıydı bilmiyorum, United States of Tara 2009’da Showtime’da başlamış ve üç başarılı sezon geçirmiş bir televizyon dizisi. Hatta başroldeki Toni Collette buradaki rolüyle Emmy bile almıştı. Ama nedense Showtime’ın dizileri bizim ülkemizde pek rağbet görmüyor. The Three Faces of Eve de sanki o dizinin atası gibi. 1957 yapımı film, kategorideki genel zayıflıktan yararlanarak Joanne Woodward’a ilk ve tek Oscar ödülünü getirmiş. Henüz yeni ünlü olmaya başlamışken ödülü alan Woodward, törenden iki ay evvel Paul Newman’la evlendiği için tam olarak medyanın göz bebeğiymiş o dönem. Klasik bir genç yıldız vakası daha. Akademi üzerinden 56 sene geçmiş olmasına rağmen hala şaşırtmıyor.

The Three Faces of Eve yukarı da da belirttiğim gibi çoklu kişilik bozukluğu olan bir kadını anlatıyor. Yeni evli ve küçük bir çocuk sahibi olan Eve, bir anda ortaya çıkan hastalığı sebebiyle özellikle kocası başta olmak üzere, etrafındaki herkese kimi zaman fiziksel, kimi zaman duygusal zararlar vermeye başlar. Doktora görünmeye başladıktan sonra da normalde fazlasıyla mazbut bir ev hanımı tablosu çizen Eve, içinden çıkan bambaşka kadınlar sebebiyle eşi benzeri bulunmaz bir vakaya dönüşür. O kendi mücadelesini vermekle meşgulken, hayatındaki herkes de Eve ve içindeki kadınlarla bir bir tanışmak zorunda kalır.

The Grapes of Wrath’in senaristi olarak tanıdığımız Nunnally Johnson’ın ender yönetmenlik denemelerinden biri The Three Faces of Eve. Ve en ünlüsü de ayrıca. Corbet Thigpen ve Hervey M. Cleckley’nin o dönem gündemi epey meşgul etmiş kitabından bizzat kendisi uyarlamış sinemaya. Ne yalan söyleyeyim, “çoklu kişilik bozukluğu” her daim ilgi çekici bir konu olmayı başarsa da Johnson’ın ellerinde sıkıcı bir filme dönüşmüş. O kadar eski kafalı seçimler var ki filmde bana kalırsa Woodward’un ödülü bile o yılların en zayıf zaferlerinden biri. İşin komiği aynı yıl içerisinde o kategoride yer alan tek bir kişiyi dahi Woodward’a tercih edememem.

Ülkemizde “Üç Ruhlu Kadın” olarak seyirciyle buluşan The Three Faces of Eve, Akademi’nin tuzağa düştüğü filmlerden biri bana kalırsa. Aynı film içerisinde birkaç karakteri canlandıran her oyuncuya karşı böyle bir sevgi besliyorlar. Going My Way’deki Barry Fitzgerald’ı da yere göğe sığdıramamışlar mesela. Neyse ki şimdilerde böyle bir takıntıları yok. Yoksa her sene Eddie Murphy ve Tyler Perry’ye tonla ödül vermek zorunda kalırlardı. Ben Woodward’dan çok, Eve’in eşini canlandıran David Wayne’i izlemekten keyif aldım. Onun da oyunu çok ölçülü fakat en azından kameraya bakarak ağladığı, saçlarını karıştırdığı sahneleri yok. Tanıdık bir yüz isteyenler için de 12 Angry Men’in en inatçısı olan Lee J. Cobb mevcut ekipte. Hazır 12 Angry Men demişken, bir ara “Tüm Zamanların En İyi Filmleri” listesi mi yapsak diye düşündüm. Neyse. Bugün konudan sapmaya çok müsait bir halim var. İyisi mi uzatmadan toparlayayım.

Efendim, The Three Faces of Eve 1950’li yıllarda sayısız örneğine rastlayabileceğiniz türlü klişeleriyle ne yazık ki özgünlükten çok uzak bir film. Kendisini izletiyor olsa da konusu haricinde seyirciyi cezbedebilecek tek bir özelliği yok. Woodward’un oyunculuğu da gereğinden fazla abartılmış. İzlemek için ısrar eden varsa buyursun izlesin. Ben özel olarak önermeyeceğim.

[C+]

Oscar Karnesi
En İyi Kadın Oyuncu (Joanne Woodward)

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

0 Yorum

  1. Metin

    Joanne Woodward aslında gerçekten harika bir oyuncudur: The Long Hot Summer, Mr and Mrs Bridge, Rachel Rachel, The Effect of Gamma Rays on Man-in-the-Moon Marigolds (zar zor bulunan bir film) filmlerini özellikle öneririm. Bir de bu yıl Cannes Film Festivali afişinde kocası Paul Newman’la öpüşme sahneleri vardı (My Blueberry Nights filmindeki öpüşme sahnesine ilham veren fotoğraf. Ne yazık ki ne Jude Law bir Paul Newman’dı ne de Norah Jones bir Joanne Woodward).

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir