Stoker

Stoker

stoker_ver32013 tarihli izleyip de biriktirdiğim filmleri yazıp kurtulmak için bir süreliğine Oscar Maratonu’na ara verip sadece güncel yapımları yazacağım gibi görünüyor. Gerçi çoğunun gösterim tarihinin üzerinden aylar geçti ama Eylül’e kadar toparlamış oluruz diye düşünmekteyim. İlk olarak Stoker’la başlayalım… Öncelikle Oldboy’a değinmek lazım sanırım. Yıllar evvel hayal meyal, okuduğum lisenin sinema salonunda izlediğim filmi yanımdaki arkadaşlarımla sohbet ettiğimden dolayı pek anlamamış hatta beğenmemiştim. Geçtiğimiz günlerde klasikleri şöyle bir hatırlayıp hafızaları tazeleyelim diye Oldboy’un başına oturdum ve Park Chan-wook’un filmini izlemeden geçirdiğim yıllara yandım. Tabii ilişkimiz bu kadar taze olunca Stoker’ı merak etmemek de imkansızdı. İstanbul Film Festivali zamanında biletim olmasına rağmen gidemediğim Stoker’ı geçtiğimiz ay izledim. Peşinen söylemek gerek. Stoker, bir Oldboy değil. Ama Park Chan-wook’un sinemasından bolca izler taşıyan, biraz Hitchcock-vari ama tüm çabalarına rağmen sıradan bir gerilim.

Babasının ölümünden sonra varlığından dahi haberinin olmadığı amcasının hayatlarına girmesiyle genç India’nın var olan düzeninde ufak değişiklikler baş gösterir. Bu gizemli adam kısa süre içerisinde hem India’nın, hem de annesinin dünyasına ufak dokunuşlar yaparak evdeki matem havasını az da olsa cinsel gerilimli bir atmosfere bırakır. Prison Break ile tanıdığımız aktör Wentworth Miller kaleme almış Stoker’ı. Atom Egoyan’ın iç bunaltıcı Chloe’sini yazan Erin Cressida Wilson da Miller’a bu ilk deneyiminde yol göstermiş. Senaryo o kadar hatalı, o kadar absürd ki Park Chan-wook’un “bir şey olma çabası” bile göze batmıyor çoğu zaman. Çünkü film 100 dakikalık, seyirciye tek bir şey katmayan, yaşattığı görsel tatmin haricinde bir etkisi olmayan boş bir balon.

Kamera arkasındaki Park Chan-wook’un sarf ettiği efor görmezden gelinecek gibi değil. Filmini öyle güzel süslemiş ki sanki Miller’ın yolunu kaybetmiş hikayesindeki boşlukların farkında ve bunları göz boyayarak kapatmaya çalışıyor gibi. Lady Vengeance, Thirst ve Oldboy ile tanıdığımız için, Stoker’daki seçimlerine pek yabancı kalamadığımızı da belirtmek gerek. Chan-wook, en kötü evi bile bir saray gibi gösterme kabiliyetine sahip olduğundan Stoker’da da kostümleri ve seti incelemekten bir kusur aramaya fırsat bulamıyorsunuz. Tabii ben filmin büyük bir kısmına yüzleştiğim hayal kırıklığını kabullenmeye çalışmakla geçirdiğim için yaratılan atmosferin büyüsüne kapılamadım. Yaratlan “amca” karakterinin geçmişini anlatırkenki özensizlikten mi, yoksa India’nın annesinin Nicole Kidman gibi bir tanrıça tarafından canlandırılması haricinde tek bir esprisi olmamasından mı bahsetsem bilemiyorum.

Yeni nesil aktrisler arasında kesinlikle ilerleyen yıllarda çok daha iyi bir yere geleceğine inandığım Mia Wasikowska yine iyi bir performans çıkarmış. Bakmaya kıyamadığımız, Hollywood’un kraliyet ailesi sayılabilecek Nicole Kidman da en az Wasikowska kadar iyiydi bana kalırsa. Park Chan-wook’un gösterişli dünyasına çok yakıştığına da şüphe yok. Bu arada hala Kidman’ın botokslarıyla ilgili gelen yorumları anlayabilmiş değilim. Mimiklerini oynatamadığı iddia ediliyor. Acaba bunları söyleyen insanlarla farklı filmleri mi izliyoruz? Matthew Goode’yi hep beğenerek izlediğim için rolüne çok yakıştırdım. A Single Man ve geçtiğimiz yılın pek adı duyulmamış yapımlarından Burning Man’i öneririm hala kendisini tanımayanlar için. Ayrıca kısa da olsa Phyllis Somerville ve Jacki Weaver izledik filmde. İkisinin de Stoker’da oynadığını bilmediğim için bana güzel bir sürpriz oldu. Animal Kingdom ile bir anda okyanusun ötesinde de ünlenen Weaver’ın böylesine kaliteli yönetmenlerin filmde rol kapabiliyor olması beni çok memnun ediyor. Umarım bir gün başrolünde olduğu bir filmi de izleme şansı yakalarız.

Stoker kesinlikle baştan savma yapılmış sıradan bir gerilim değil. Süslü püslü bir kapağı olmasına rağmen, içi hormonlarına yenik düşmüş genç kızlardan başkasına hitap etmeyen sıradan bir kitap gibi. Ama Kidman’ı izlemenin keyfi tarif edilebilir mi? Asla!

[C+]

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir