Spring Breakers

Spring Breakers

spring_breakers_ver15Bu yılın en çok konuşulan filmlerinden birine, Spring Breakers’a geldi sıra. Ama öncesinde egosundan dolayı kafasını bir türlü kaldıramayan James Franco’dan bahsetmek lazım sanırım. Spider-Man serisinde Tobey Maguire’ın yeteneksizliği sebebiyle daha çok ön plana çıkan James Franco kısa süre içerisinde Hollywood’daki genç aktörler arasında önemli bir yere yerleşti. Oscar sunuculuğu ve 127 Hours’daki rolü aynı sene gelince küçük adımlarla tırmandığı şöhret basamaklarında hızlı bir ilerleme yaşadı. Dolayısıyla daha çok talk-show’a katıldı, kendisini yakından tanıma imkanına eriştik. Lakin Franco’nun içerisinden narsist bir adamın çıkması pek işimize gelmedi. Gittiği her yerde kafasının dumanlı olmasından bahsetmiyorum bile. Okuduğu okulları saymak konusunda en az Jessica Chastain kadar takıntılı. James’in erkek kardeşi Dave Franco da aynı yoldan ilerliyor. Yalnız ağabeyi kadar yetenekli olduğunu söylemek güç. James Franco’ya gelirsek… Bu aralar sayısız projeyle uğraşmakta. Oyunculuğu haricinde yönetmen kimliğiyle de uzun uzun tanışacağız gibi önümüzdeki yıllarda. Bu yolculuk kendisine ikinci Oscar adaylığını getirir mi emin değilim tabii. Çünkü yarattığı antipati küçümsenecek gibi değil. Spring Breakers, rol yelpazesindeki en orijinal işlerden biri. Ama ne yazık ki konuşulduğu kadar iyi bir film değil.

MTV’deki anlamsız partileri izleyerek büyüyen bir gençliğin, Amerika’nın o pek konuşulmayan cahil kesiminin bir yorumu Spring Breakers. Gummo, Kids ve Trash Humpers ile daha önce bu yöndeki endişelerini defalarca dile getirmiş olan Harmony Korine yazıp yönetmiş. Ne yazık ki okyanusun bu tarafında Korine’in adını pek bilen yok, ama bağımsız Amerikan sinemasıyla ilgilenenlerin Korine’e aşina olduğunu düşünüyorum. Dört genç kızın bir restoranı soymasıyla başlayan hikaye, bir otobüs dolusu daha dün reşit olmuş insanla Amerika’nın güney kıyılarına seyahat etmesiyle devam ediyor. Burada seks, uyuşturucu ve alkolle ilgili pek çok deneyim yaşayan kızlarımız, tanıştıkları insanlarla yaşadıkları ve yapıp da pişman olduklarının da etkisiyle teker teker dağılmaya, evlerine geri dönmeye başlıyor. Filmin sonuna doğru da o minik masumiyet parçası iyice yok oluyor ve toy istekleri sebebiyle kendi kendilerini çamura bulamış olan karakterlerimizle perdeyi beraber kapatıyoruz.

Harmony Korine’in parmak basmak istediği mevzular konuşulmaya değer olabilir belki ama Spring Breakers’in senaryosu o kadar vasat ki çoğu sahnede ergenliğini yeni atlatmış bir yazarın fantazilerinin kurbanı oluyorsunuz. Çok alakasız bir örnek olacak ama Game of Thrones’la aynı matematiğe sahip film: Anlatacak bir hikayem var ama en iyisi ben seks satar mantığıyla kadın karakterleri biraz soyayım. Gittiği festivallerden nasıl böyle olumlu tepkiler alabildiğine de hayret ettim doğrusu. Tekrar tekrar söylüyorum, çıkış noktası hakikaten takdiri hak ediyor. Ama daha 15. dakikasında amacından sapan bir filmi bu kadar göklere çıkarmanın ne manası var çözebilmiş değilim. Eğlenceli bir film izleyeceğimi zaten düşünmemiştim. Yalnız o deneyimsiz ve her türlü yanlışı yapmaya yatkın genç kızları anlatırken bu kadar baştan savma bir sonuçla karşılaşmayı da beklemiyorum.

James Franco oldukça enteresan bir karaktere hayat veriyor. Filmdeki rolünün fazla olduğunu söylemek güç. Oyunculuğu fazla abartılı olsa da karakteri de fazlasıyla uç olduğu için pek göze batmıyor. Kızlar arasında tanımadıklarımız, yani Ashley Benson ve yönetmenin kendisinden 13 yaş küçük eşi Rachel Korine daha iyi. Sesinden, oyunculuğundan ve tabii varlığından rahatsız olduğum Selena Gomez ilginç bir seçim olmuş. Kızların en iticisini canlandırdığı için doğru bir seçim olarak da yorumlanabilir. High School Musical’ın masum Gabriella’sı olarak tanıdığımız Vanessa Hudgens’ın da şaşırttığı söylenebilir. Seyirciye ters köşeye yatıran genç aktrislere, risk almaktan çekinmeyenlere saygım sonsuz. Dolayısıyla çok büyük bir oyunculuk istemeyen rolüne, her şeye rağmen çok yakıştırdım Hudgens’ı.

2-3 genç kızı yarı çıplak izlemek için ikinci sınıf filmlere para vermek isteyenler eminim Spring Breakers’a rağbet edecektir. Standartları yüksek izleyiciyi kolay kolay cezbedeceğine ise inanmıyorum. Ya da daha doğrusu, inanmak istemiyorum.

[C]

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

0 Yorum

  1. aserat54

    Only God Forgives, Star Trek: Into Darkness’ın yanı sıra Oscar’ın animasyon dalının iddialılarından Monsters University, The Croods ve Epic, Türkiye’de de vizyona girdiler. Turbo, Despicable Me 2, Cloudy with a Chance of Meatballs 2 ve Frozen için biraz bekleyeceğiz sanırım…

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir