Only God Forgives

Only God Forgives

only_god_forgives_ver6Gelin biraz bu aralar adını anması pek zevk veren Ryan Gosling’den bahsedelim. The Notebook ile hayatlarımıza giren, çocukluk arkadaşı Justin Timberlake ile bir zamanlar Mickey Mouse Club’da şarkılar söyleyen Gosling, Hollywood’un en büyük jönüne dönüştü. Sarı saçları ve renkli gözleri sebebiyle Leonardo DiCaprio ile karşılaştırma gereği hissediyorum Gosling’i. Esasında Leo’yu bir tık öne koymak gerekiyor uzun mazisi sebebiyle ama ben de sırf risk alabildiği için, büyük yönetmenlerle çalışabilecekken Derek Cianfrance, Nicolas Winding Refn, Craig Gillespie gibi isimleri tercih ettiği için, Gosling’e ayrı bir sempati besliyorum. Bir de tabii her ne kadar yakışıklı olarak tabir edilse de kanatlı burnu, geniş alnı, köşeli suratı ile çok da “kusursuz” tanımına uymayan bir aktör Gosling. Ekran karizmasının ve kariyerinde attığı doğru adımların bu kadar çok hayran kazanmasına büyük katkısı var. Kadın – erkek fark etmeksizin hepimizi çekim alanını sürükleyen 32 yaşındaki aktör, bu yıl daha evvel muhteşem işlere imza attığı Derek Cianfrance (Blue Valentine) ve Nicolas Winding Refn (Drive) ile tekrar bir araya geldi. The Place Beyond the Pines’ı ne kadar beğendiğimi biliyorsunuz. İstanbul Film Festivali’nde Before Midnight ile beraber, seyirci karşısına çıkan en özel yapımdı bana kalırsa. Yalnız Only God Forgives için çok da güzel cümleler sarf edemeyeceğim. Cannes’da görücüye çıkan film, Gosling’in kariyerindeki en kötü filmlerden biri olmaya aday.

Biçime olan takıntısı sebebiyle kimilerinden büyük tepkiler alan Nicolas Winding Refn, Drive ile yönünü değiştirdiği kariyerinde her şeyi daha da parlatarak, yeni bir hikayeyle yoluna devam etmek istemiş. Only God Forgives’in konusunu pek çok internet sitesinde okuyabilirsiniz. Ama filmi izlemiş biri olarak, Only God Forgives’in hiç bir şey anlatmadığını, daha doğrusu anlatamadığını onaylayabilirim. Her ayrıntısının düşünüp, hangi aktörü hangi güzel mobilyalarla kameranın önüne koyacağını ince ince tasarlayan Nicolas Winding Refn, tüm bu hengamede senaryoyu yazmayı unutmuş sanırsam.

Refn’in yönetmenliğinin ne kadar umut verici olduğunu zaten Drive’dan dolayı gayet iyi biliyorduk. Gerçi dokuzuncu uzun metrajlı filmini çeken bir yönetmen için artık “umut verici” demek ne kadar doğru, emin değilim. Şu aralar Carey Mulligan ile birlikte yeni filmi I Walk with the Dead üzerinde çalışmakta olan Refn’in Drive’ı, Akademi’den veto yediğinde epey sinirlenmiştik. Ama Only God Forgives de aynı şekilde umursanmadığı için bu sefer çenemizi açmayacağız gibi gözüküyor. Filmde ters giden o kadar çok şey var ki hangi birini anlatsam bilemiyorum. Yalnız sorunların büyük bir çoğunluğunun senaryo kaynaklı olduğunun altını çizmekte yarar var. Estetik dövüş sahneleri, ahenkli slow motion danslar, Argo’daki Ben Affleck’in ifadesizliğinde uzaklara bakan derbeder Ryan Gosling’i bir kenara koyarsak bomboş sayfalarla dolu bir şey kalıyor elimizde. Ana karakterini bile anlatma zahmetine katlanmayan Refn, kurgu sırasında da bu karmaşayı toparlamaya pek yeltenmemiş. Sanki bir noktadan sonra ne kadar feci bir şey yaptığının farkına varmış da baştan savma bir şekilde filmi tamamlamış gibi duruyor. Youtube’un çok tıklanan garip Japon reklamlarından esintilerle dolu karaoke sahnelerini de es geçmemek gerek.

Ben izlerken filmin üç oyuncusuna dikkat ettiğim için sadece onların adını anıp kısaca geçeceğim kadroyu. Filmin en iyisi hiç kuşkusuz Kristin Scott Thomas. Perdede gözüktüğü ilk andan itibaren seyirciyi etkisi altına alabilmeyi başarıyor. Yalnız Cannes sonrası çok iyimser davrandığımız Oscar tahminini tamamen unutmanız gerekiyor bana kalırsa. Thomas’ın performansı akılda kalıcı olsa da Oscar materyali değil. Ryan Gosling’in ise pek rol yapmasını gerektiren bir sahne yoktu ne yazık ki. Nicolas Winding Refn, pek sevgili arkadaşının ekran karizmasından sonuna kadar yararlanmaya gayret etmiş. Bence makaslanması gereken çok sahnesi vardı hatta. Çünkü bir noktadan sonra Gosling, yerli dizilerimizdeki uzaklara bakan aşıklara dönüyor. Vithaya Pansringarm önemli karakterlerden birine can vermiş. Tabii o da filmin genel ifadesizliği içerisinde yok olmuş. Refn, oyuncularından özellikle mimiksiz oynamalarını istemiş olabilir diye düşünmeye başladım.

Esaslı bir “F” hak etse de Only God Forgives, görsel olarak tatmin edebildiği için çok da yerin dibine batırmak istemiyorum. Eleştirmenlerin ağır tepkilerine hayret etmiş ve abarttıklarını düşünmüştük ama pek de haksız değillermiş.

[C-]

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

0 Yorum

  1. aserat54

    Bu kadar kötü yoruma C- de yakışmaz, F de en iyisi siz notunuzu D’ye düşürün bence.
    Ayrıca, Tom Burke ve Yayaying Rhatha Phongam da adı anılması gereken diğer oyunculardan. Performansları ise oldukça zayıf.
    Ben de Kristin Scott Thomas’ı çok beğendim bu arada.

    Yanıt
  2. Emel

    Ryan’ın reklam filmi sinemada gösterilse gidip izlerim, o kadar severim kendisini fakat bu film gerçekten kötüydü. Refn resmen oyunculara siz öyle boş boş takılın ben bir şey deneyecem falan demiş olmalı çünkü ne başını anladık ne sonunu…Kristin’in oyunculuğu dışında filmde elle tutulur hiç bir şey yoktu…

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir