Mud

Mud

mudMatthew McConaughey’yi hangi noktada ciddiye almaya başladık? Şundan birkaç sene evvel delice dalga geçtiğimiz, kabiliyetsizliğinin dillere pelesenk olduğu o adam nerede? Yanlış bir adamdan ya da kariyerden de bahsetmiyorum aslında. Sahara, Failure to Launch, Fool’s Gold rezaletlerini unutabilmek kolay değil. Ama galiba The Lincoln Lawyer ile ufaktan sınıf atlayan McConaughey, ardından gelen Bernie, Killer Joe, The Paperboy ve Magic Mike ile ciddiye alınmayı kendi kendine hak etti. O antipatik adam gitti, ödül törenlerine katıldığında mutlu olduğumuz, bambaşka bir aktör geldi. Bu yıl da hem Dallas Buyers Club, hem de The Wolf of Wall Street ile gündemi meşgul etmeye geliyor. 2013’ün onun yılı olacağına hiç şüphemiz yok. Ayrıca 2014 içerisinde de Christopher Nolan’ın yeni filmi Interstellar’da yer alacak. Eminim Texas çıkışlı McConaughey bu rüyanın bitmemesi için elinden geleni yapmaya devam edecektir. Artık bu yıl ilk Oscar adaylığını da alırsa Bradley Cooper gibi tam anlamıyla devler ligine geçmiş olacak. Geçtiğimiz yıl Cannes’da seyirciyle buluşan, ama bir türlü vizyon şansı bulamayan Mud, Matthew McConaughey’nin 2013 işlerinden bir diğeri. Filmin Türkiye’deki vizyon tarihi hala belli olmadı. O yüzden daha fazla bekletmenin manası yok diyerek yazmak istedim. Buyursunlar bakalım.

Jeff Nichols’ın Michael Shannon ile çektiği ilk filmi Shotgun Stories’den kimsenin haberi yok. Türkiye’deki izleyiciye ne bir festival yoluyla, ne de vizyonda ulaşma şansı yakaladı. 2 sene evvel vizyona giren Take Shelter ise Jeff Nichols’ın bir yönetmen olarak izleyicisiyle gerçekten buluştuğu ilk film oldu. Film hem eleştirmenlerden, hem de izleyiciden öyle güzel tepkiler aldı ki pek çok bağımsız film ödülünde Take Shelter’ın ve özellikle Michael Shannon’ın adı anıldı. Jeff Nichols’ın heyecanlandıran yönetimini de unutmamak gerek. Dolayısıyla Mud’ı merakla bekliyorduk. Geçen sene Cannes’dan çok güzel eleştiriler alarak döndüğünde heyecanımız daha da arttı. Gösterim tarihi ertelendikçe bu tatlı bekleyişin keyfi de başka bir hal almaya başladı. Sonunda Mud ile buluştuk. Basitçe söylenebilecek bir şey varsa, o da Mud’ın bir Take Shelter olmadığı. Yalnız şu ana kadar izlediğim 2013 yapımları arasında kesinlikle dikkat değer yapımlardan biri olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim.

Yolları bir firariyle kesişen iki çocuk, kendilerini asla ait olmadıkları olaylar zincirinin ortasında bulurlar. Öncesinde sadece tehlikeli, ama sıcak bir şekilde yaklaştıkları bu adamın kimliğini öğrendikçe ve onun hayatındaki detaylara hakim oldukça bu tarifi mümkün olmayan dostluk birbirlerine yardım eli uzatmalarına sebep olur. “Mud” adındaki esrarengiz adam Ellis ile Neckbone’un dünyasında bir kahramana dönüşür. Tabii tüm bunların bir Disney masalı kıvamında değil de, Jeff Nichols’ın çok da abartıya kaçmayan realist bakış açısında perdeye yansıdığını düşünmeniz filmden beklediklerinizi bir dengeye ulaştıracaktır. Mud, bilinen fakat sıradan olmaktan uzak hikayesini süslemeyip, bulunduğu çevrenin tehlikeli atmosferinden besleniyor.

Kendi senaryosunu filme dönüştüren Jeff Nichols’ın daha önceki filmlerinden tanıdığımız temiş işçiliği burada da kendini belli ediyor. Take Shelter’ın unutulmaz finalinden sonra insan Mud’ın da benzer bir finale erişeceğini hayal ediyor ama iki filmin bambaşka kulvarlarda olduğunu söylememe gerek yoktur diye düşünüyorum. Oyuncu yönetiminde (ya da seçiminde, emin değilim) oldukça başarılı olan Nichols, yine çalıştığı isimlerin performanslarından sonuna kadar yararlanmayı başarmış. Daha önceden izlediğimiz filmlerinde daha doğal bir ton yakaladığını düşünüyorum yönetmenin. Mud’da ise planlı programlı devam eden bir işleyiş var. Belki de bu kadar iyi olmasına rağmen, Take Shelter’dan bir adım geride kalmasının en büyük sebebi bu.

Matthew McConaughey aksanı sebebiyle genelde aynı adamı oynadığına dair yorumlar alsa da, rol seçimi konusunda son yıllarda inanılmaz başarılı olduğu için burada da tatmin edici bir sonuca ulaşmış. Geçen yıl çıkardığı pek çok karakterle kıyasladığınızda Mud’ın hepsinden bir adım önde olduğunu görüyorsunuz. Eğer ki oyunculuk namına çok daha çetin bir yarışa sahne olacak 2013’de değil de 2012’de yarışıyor olsaydı film, McConaughey’nin Oscar adaylığı elde etme şansı olabilirdi. The Tree of Life’ın yetenekli gençlerinden Tye Sheridan filmin en dikkat çeken isimlerinden biri. Samimi oyunculuğu alkışı hak ediyor. Özellikle o sert görüntüsünün altından çıkan masum çocukla tanıştığınız sahne olağanüstü. Michael Shannon, Sarah Paulson ve Sam Shepard filmde kısa kısa rolleri olan ünlü oyuncular. Jeff Nichols yine Shannon’ı yanından eksik etmemiş. Ama Shannon’ın canlandırdığı karakterin yüzünü doğru düzgün göremiyorsunuz filmde. Ben tanımakta bile güçlük çektim. Reese Witherspoon ise ilginç bir sürpriz oldu. Uzun zamandır iyi bir yapımda izlemediğimiz için kendisini şaşırdım. Mud’da yer aldığı aklımda kalmamış. Karakterine pek yakıştırdığımı söylemem. Legally Blonde ve Walk the Line haricinde kariyerinde doğru bir şey yapabildiğine de inanmıyorum. Belki de bundan sebep filmdeki varlığına pek ısınamamışımdır.

Toparlayacak olursak… Mud standartların üzerinde, Jeff Nichols ismini zihninizden sildiğinizde beklentileri fazlasıyla karşılayan bir yapım. Ama Take Shelter’ın güzelliğine aklınız takıldığında odaklanmak zor oluyor. McConaughey’nin bir kez daha rol yapabildiğine hayret etmek için bile izlenmeye değer.

[B+]

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

0 Yorum

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.