42

42

forty_two_ver2Kırıcı olmadan ve tabii ki iyi yapılanlarının da hakkını vererek spor içerikli Amerikan filmlerine nasıl bir yorum getirebilirim diye düşünüyorum. Elimizde Moneyball gibi olağanüstü örnekler var. Hala 2011’in en iyi filmi olduğu kanaatindeyim. The Descendants’a kaptırdığı senaryo ödülünü de kolay kolay atlatabileceğimi zannetmiyorum. Sporu bir araç olarak kullanan The Blind Side gibileri de var. Aldığı En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ının ne kadar hak edilmemiş olduğunu, filmin orta kaliteye dahi yaklaşamayacak vasatlıkta seyir aldığını, baştan aşağıyla klişelerle bezendiğini herkes biliyor. Sanıyorum bu tür örnekler de artık bizi afişinde Amerikan futbolu ya da beyzboldan ufak bir detay gördüğümüzde dahi filmden uzaklaştırmaya yetiyor. Bu arada 42’nun başına da filmin konusu hakkında tek bir şey dahi bilmeden oturduğumu söylemem gerek. Harrison Ford ortaklığı sebebiyle Ender’s Game izlemeyi bile beklemiş olabilirim, çaktırmayın.

L.A. Confidential, Mystic River ve Conspiracy Theory gibi hatırı sayılır güzel projelerin senaryosunun altına imzasını atan Brian Helgeland’ın yönetmen koltuğuna oturduğu dördüncü uzun metrajlı yapım 42. Daha evvel Payback adında bir rezaletle yönetmenlik kariyerine başlayıp, Heath Ledger’ın yer aldığı A Knight’s Tale ve The Order ile devam etmişti. Daha konuya girmeden Brian Helgeland’ın kariyerindeki en kayda değer işlerden biri olduğunu söyleyebiliriz 42’nun. Kalemi kimi zaman kuvvetli sonuçlar doğursa da genel olarak kariyerinde tarifsiz bir buhran söz konusu. Helgeland’ın kariyerine hakim olmayan, sadece imdb’deki sayfasını inceleyen birisi bile 2003’den bu yana nasıl büyük bir düşüş yaşadığını söyleyebilir. 42 da büyük beklentiler içerisine girilmemesi gereken bir film olmasına rağmen anlatmak istediklerini temiz bir dille seyircisine aktarıyor.

Siyahların toplum içerisindeki kimliğine yeni yeni ulaşmaya başladığı bir dönemde Brooklyn Dodgers takımının başındaki Branch Rickey’nin büyük bir adım atarak takıma renkli bir adamı transfer edişini anlatıyor 42. Jackie Robinson’ın gerçek hayat hikayesine dayanan 42, MLB’de resmi olarak yer alan ilk Afro-AmerikalI’nın hikayesini anlatırken gereksiz detaylarla seyircisine yormayarak hantal bir biyografi olmanın ötesine geçiyor. Evet, filmde daha önce görmediğiniz tek bir numara dahi yok ama kurallar dahilinde bu kadar sorunsuz bir film ortaya çıkarmak Helgeland’ın kendine has bir özelliği olsa gerek. Üstelik elinde seyirciyi büyüleyebilecek performanslarda yok. Tüm maharet ortalama senaryosunu beyazperdeye en doğru şekilde aktaran Helgeland’de.

Filmin başrolünde tanımadığımız bir isim, Chadwick Boseman var. Uzun yıllardır televizyonda iri ufaklı rollerde yer alan Boseman’in ilk başrolü bu. Üstesinden de başarıyla gelmiş. Çok bilmiş tiradlar atmaya ihtiyaç duymadan canlandırdığı Jackie Robinson’ı inandırıcı bir şekilde resmettiğine şüphe yok. Filmin en önemli karakterini canlandırdığı gibi, en öne çıkan performansına da imza atmış. Eşi olarak izlediğimiz, Shame’den hatırlayacağınız Nicole Beharie ise ne yazık ki pek parlamıyor. Tipik bir “supporting wife” rolü ve Beharie, karakterini biraz olsun cezbedici hale getirebilmek için kılını kıpırdatmamış. Oyunculuğunun tekdüzeliği, Rachel Robinson isimli karakteri sahneye çıktıkça filmden uzaklaşmanıza sebep oluyor. Yılların hiç acımadan eskittiği Harrison Ford zaten hep aynı. Bugüne kadar rol yapabildiğine hiç rastlamamıştık. Burada da Indiana Jones’un bir türevi adeta. Sadece dönemin kostümlerini üzerine geçirerek bizi kandırmaya çalışıyor. Bu 3 ismin haricinde televizyon izleyicisinin çok yakından tanıdığı Christopher Meloni, John C. McGinley ve Alan Tudyk gibi isimler de mevcut 42’da. Şimdilerde The Newsroom’da yer alan Hamish Linklater da tatsız performansına rağmen adını anmak istediğim oyuncularından bir diğeri filmin.

Çok yorumlamaya müsait bir şeyi olmadığı için daha da uzatmaya değer görmüyorum 42’yu. Standartların üzerinde ama orijinal olmayan, bildiği yolu en güvenli şekilde kateden bir film var karşınızda. Tam “vakit öldürmek için ideal” klasmanında.

[C+]

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.