Iron Man 3

Iron Man 3

iron_man_three_ver11En büyük hayranları bile artık Robert Downey Jr.’ın cepten yediğinin, Iron Man ve Sherlock Holmes haricinde bir şey yapmayan aktörün iki karakteri de aynı şekilde canlandırdığının farkındadırlar sanırım. Ödül törenlerindeki varlığıyla da aslında Sherlock ve Tony Stark’ın kendisinden bir farkı olmadığını, gerçek hayattaki halini görsel efekt / kostüm desteğiyle beyazperdeye taşıdığını söylememe de gerek yok. Filmografisine bakıp, bu adam 2008’den bu yana Tropic Thunder haricinde ne yapmış diye sormanız yeterli. Kaldı ki 2000’li yılların başına doğru uzandığınızda da Zodiac istisnası haricinde orijinal tek bir karakterine rastlayamıyorsunuz ünlü aktörün. İster yeteneksiz, ister uyuşturucu bağımlılığı yüzünden kaybettiği paraları geri kazanmaya çalışıyor, isterseniz de kariyer planlaması konusunda başarısız deyin. Robert Downey Jr. şu aralar için pek de dolu olmayan, sayısız Iron Man ve Sherlock Holmes filmi yapmaktan başka bir şeyle uğraşmıyor ne yazık ki. 2014’de seyrini biraz değiştirip Chef ve The Judge adında iki farklı filmde yer alacakmış ama onların ardından da The Avengers’ın devam filmi gelecek. Yani değişen bir şey yok. Iron Man’e geri dönecek olursak… Güzel bir başlangıç yapıp, ikinci filmiyle büyük bir hayal kırıklığı yaratan serinin üçüncü halkası öncekilerden çok daha iyi bir hava yakalamış. İlk kez içerisinde Tony Stark’ın bulunduğu bir filmi beğeniyorum. O yüzden tarihi not etseniz iyi olur.

Ülkemizde Mayıs ayı içerisinde gösterime giren ama benim sinemada izlemek için kılımı kıpırdatmadığım Iron Man 3’nin senarist ekibi değiştirilirken yönetmenlik koltuğu da Jon Favreau’dan Shane Black’e emanet edilmiş. Hatırı sayılır bir başarı elde eden Kiss Kiss Bang Bang ile senaristlikten yönetmenliğe ilk adımını atan Black’in ikinci uzun metrajlı filmi bu. Ayrıca bir yandan Sherlock Holmes’un üçüncü, Mission: Impossible’ın beşinci filmini yazan Drew Pearce ile de senaryoya el atmış. Favreau’dan farklı bir bakış getirebilmiş mi orasından şüpheliyim. Arkasındaki ekibinin sağlamlığından ya da 5 sene içerisinde teknolojinin durmadan ilerlemesinden olacak, filmin görsel efektleri her zamankinden daha iyi duruyor. Özellikle final diyebileceğimiz, son mücadele sahnesindeki efektler, sektörün nereye geldiğine ve bu gelişmenin hangi noktaya doğru ilerlediğine dair uzun düşüncelere sevk edecek sizleri. Yalnız bu başarıyı yönetmen koltuğundaki değişikliğe mi bağlamalı, ondan emin değilim. Evet, Iron Man 3 kesinlikle ilk iki filmden daha canlı, daha dinamik ama bunda Black’i yönetmen kimliğinden çok heyecanın dozunu asla kısmayan senarist yanının payı var.

Iron Man 3 büyük bir süperkahraman filmi sorunsalı olarak ne yazık ki “kötü karakterin misyonsuzluğu”yla boğuşmak zorunda kalıyor. Ki filmin bence en büyük açığı, pürüz yaratan tek problemi bu. Guy Pearce tarafından canlandırılan Aldrich Killian’ın içindeki kötüyü doğuran olaylar zinciri kötü bir gençlik filmini andırıyor. Tony Stark çatıya gelip Aldrich’i dinlemedi. Bu mu? Ama bunun haricinde Pepper Potts için yazılan radikal değişiklikler, Mandarin karakterinin sürprizi ve tabii Jarvis ile Stark arasındaki çatışmalar görülmeye değer. Hatta zannediyorum ilk kez filmin her tarafına işleyen soğuk komedi anlayışından zevk aldım. Robert Downey Jr.’ın biraz olsun kendi kimliğini geri çekip, bir karakter yaratabildiğine inandığım ilk Iron Man filmi oldu bu. Tabii yine de harikalar yarattığı söylenemez, ama en azından seyirciyi aldatmayı bırakması sevindirici.

Filmin diğer oyuncularından en dikkat çekicisi Ben Kingsley. Fazlasıyla eğlenceli bir rolü var. Kendini fazla ciddiye almayan kötü karakter olarak çok yakışmış Iron Man 3’ye. Guy Pearce’ın sahnelerinden kesip Kingsley’nin garip aksanıyla aksiyonun ciddiyetini bozduğu sahneleri arttırabilirlermiş. En azından benim şikayetim olmazdı. Gwyneth Paltrow’un nasıl bir oyuncu olduğunu hala çözebilmiş değilim. Kariyerinin başında Sliding Doors, Great Expectations ve Shakespeare in Love ile güzel işler çıkardı ama artık ne yazık ki rol yapamıyor. Canlandırdığı karakterlerin birbirinden farkı yok. Kendini çok ciddiye alan egosu şişirilmiş kimliği de pek yardımcı olamıyor ne yazık ki. Sam Mendes’ın uğruna Kate Winslet’i boşadığı Rebecca Hall ve yine “Hep aynı adamı oynuyor.” grubunun baş temsilcilerinden Don Cheadle filmin yıldızlarla dolu kadrosundaki diğer isimler.

Basitçe, Iron Man 3’den beklediğimin de üzerinde zevk aldığımı söyleyebilirim. Man of Steel ve Star Trek: Into Darkness karşısında kat kat iyi olduğuna hiç şüphe yok. Nolan’ın Batman serisinden sonra ilk kez uçma meraklısı bir süper kahraman filmine bu kadar yüksek bir not verdiğimi de hatırlatayım.

[B]

Oscar Karnesi
En İyi Görsel Efekt

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

0 Yorum

  1. aserat54

    Ayrıca Jon Favreau ve James Badge Dale de filmin dikkat çeken diğer isimleri. Atlamamak gerek. Ben de filmi izlerken oldukça zevk aldım. 3D ise hiç gerekli değildi bana kalırsa. Pek katkısı olmamış. Benim notum: B-

    Yanıt
  2. Metin

    Seksenlerde Less Than Zero gibi bir filmde harika oynayarak oyunculuk kariyerinde ışık yakmış olan bir oyuncunun düştüğü hal üzücü. Chaplin’i pek sevmem ama Short Cuts’ta herkes gibi iyiydi, Natural Born Killers’ta da harikaydı, Richard III ve Restoration’da hiç fena değildi. 2000’li yıllarda çok parlamasa da yine A Scanner Darkly, Good Night and Good Luck, Kiss Kiss Bang Bang ve elbette Wonderboys’ta iyiydi. Ama allah için asla ve kat’a Less Than Zero’daki kadar harika olamadı tekrar.

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.