Darling

Darling

9e4771e240aa74327fc6aed12b57da9fBu sene uzadıkça uzayan, bir türlü sonunu göremediğim En İyi Kadın Oyuncu maratonunda kaldığımız yerden devam etme zamanı şimdi. 1950’li yılların zenginliğinden sonra 1960’ların hak edilmemiş ödüllerine geçince insan ister istemez Oscar’ın parıltısından biraz olsun uzaklaşıyor. Sanıyorum bugüne kadar süregelen “Hak eden değil, sırası gelen” mantığı da 60’lı yıllarda türemiş. Elizabeth Taylor (Butterfield 8), Patricia Neal (Hud), Katharine Hepburn (Guess Who’s Coming to Dinner?) gibi isimlerin garip zaferlerini teker teker inceleyoruz, inceleyeceğiz zaten. Şimdi içlerindeki belki de en sıradan performansı konuşma zamanı. Yakın zamanda Marion Cotillard’a ödülünü kaptırmış, çok da hayranı olmadığım Julie Christie’nin ilk ve tek Oscar’ına kavuştuğu Darling bugünün Oscar Maratonu konuğu.

Avrupa’daki Yeni Dalga akımının pek uğramadığı İngiltere’deki sayılı örneklerden biri Darling. Bana kalırsa çok da eli yüzü düzgün olmayan ve o dönemdeki sayısız benzerinin özensiz bir kopyası olan filmin Akademi tarafından En İyi Film ve En İyi Yönetmen kategorilerine dahil edilmesi bir mucize. Tabii burada benim Darling’i beğenmediğim için ilk beşe girmesine şaşırıdığım düşünülmesin. Sadece 2000’li yılların ortasında olduğu gibi 60’lı yıllarda da Akademi kendini revize etmek için epey çaba sarf etmiş bana kalırsa. John Schlesinger’in yönetmenliğini yaptığı bu 1965 yapımı filmin elde ettiği Oscar başarısına başka bir açıklama bulamıyorum çünkü.

Londra’nın moda dünyasına girmeye ve kendini kabul ettirmeye çalışan genç bir modelin anlatıldığı filmin yönetmeni John Schlesinger, yine pek de hayranı olmadığım Midnight Cowboy’un da arkasındaki isimdi. Zaten Darling’i izlerken de Schlesinger’in sinemasından izler yakalayabiliyorsunuz. 60 ve 70’li yıllarda daha özgün, daha yenilikçi projelerin altına imzasını atan Schlesinger’in ölmeden evvel çektiği son film ise The Next Best Thing bu arada. Evet, hayatına girdiği her yönetmeni, her prodüktörü, her besteciyi iliğine kadar kurutan Madonna’nın oynadığı o rezalet romantik komedi. Gerçi David Cronenberg’in bile yönünü kaybettiği bir sektörde Schlesinger’in Madonna ile çalışacak kadar düşmesi çok da şaşırtıcı değil. Filme geri dönersek… Benim Darling’le ilgili tek sevmediğim şey, Midnight Cowboy’da da yaşadığım o kopukluk hissi. Fransız Yeni Dalga’sının kendi sınırları dışarısına çıktığı Avrupa’daki yansımaları zaten hep bu sıkıntıyı yaratıyor. Darling de anlatacak çok şey olmamasına rağmen lafı ağzında geveleyip çıkış noktasını unutan filmlerden bir diğeri. O yılın diğer En İyi Film adayları The Sound of Music ve Doctor Zhivago ile aynı klasmanda yer almayı kesinlikle hak etmediğine inanıyorum. Neyse ki Midnight Cowboy ile Costa-Gavras, Sydney Pollack ve George Roy Hill’in hakkını yiyen Schlesinger bu sefer Julie Andrews’ın bahtını karartmaktan başka bir şey yapamamış.

Eğer bir yıl evvel Julie Andrews, Mary Poppins ile Oscar almamış olsaymış Julie Christie’nin Darling’le ödüle kavuşması pek mümkün olmazmış. Performansında özel olan bir şey göremiyorum. Kaldı ki Christie’nin bugüne kadar aldığı adaylıklar arasında Away from Her haricinde memnun kaldığım tek bir tanesi dahi yok. Yazının başında da söylediğim gibi, hayranı değilim kendisinin. Ama filmin beyleri, Dirk Bogarde ve Laurence Harvey’nin Christie’den çok daha fazla efor sarf etmelerine rağmen tek bir adaylık alamamalarını mantıklı bulduğumu söyleyemeyeceğim. Özellikle Laurence Harvey’nin canlandırdığı karakterin bir zamanlar Akademi’nin beyazperdede görmeyi çok da sevdiği adamın kalıplarına uymasına rağmen aday olmaması anlaşılır şey değil.

Özetle Darling’in üzerimdeki etkisi sıfır. Bugüne kadar izlediğim En İyi Kadın Oyuncu zaferleri arasında da Christie son sıralarda yer alacak kadar sıradan. Umuyorum filmin ya da Schlesinger’in hayranlarının saldırısına uğramam.

[C+]

Oscar Karnesi
En İyi Film
En İyi Yönetmen
En İyi Kadın Oyuncu (Julie Christie)
En İyi Özgün Senaryo
En İyi Kostüm Tasarımı – Siyah/Beyaz

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

0 Yorum

  1. Metin

    Vallaha hem filmin, hem Schlessinger’ın hem de Christie’nin hayranı olduğum için yoruma üzüldüm ama en azından geçmişteki fevri yorumlarınızdan daha olgun bir yorum yapmış olmanıza sevindim. Bu yorum ile tartışılır, konuşulur, fikir alış verişinde bulunulabilir. Geçen dört yılda daha olgunlaşan bir diliniz ve film analiziniz oluşuyor.

    Yanıt
  2. Mert.

    Marion Cotillard’ın Julie Christie’ye galip geldiği akşamı hatırlayıp hatırlayıp heyecanlanıyorum. Açıklanan hiç bir ödüle o derece haykırıp sevinmedim. Ve bende pek sevemiyorum kendilerini.

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir