Birkaç Kötü Film 4

Birkaç Kötü Film 4

Sanıyorum 2013’de hiç olmadığı kadar fazla kötü film izledim. Bir türlü de onları yazmayı bitiremiyorum. Neyse ki şu beşliden sonra elimde yorumlanmamış çok da kötü bir şey (Kick-Ass 2 ve The Company You Keep’i vasat kabul ediyorum.) kalmıyor. Yine uzak durmanız gereken filmleri sizlere gösterip sahneyi terk edeceğim. Film seçiminizde biraz olsun yardımcı olabiliyorsam, ne mutlu bana.

L14A9136.DNG

Friends’de hepimizin aşık olduğu, Hollywood’un bugüne kadar gördüğü en çekici aktrislerden Jennifer Aniston ne yazık ki kendine bir türlü doğru düzgün bir kariyer oluşturamadı. 94’den beri Rachel ve Rachel’ın alter egolarını oynuyormuş gibi hissettiriyor. Horrible Bosses’da aldığı küçük risk ve Nicole Holofcener filmi Friends with Money’deki kendi çizgisinin oldukça dışında sayılabilecek karakteri haricinde Aniston’ın kariyerinde tek bir renk yok. We’re the Millers tüm seksiliğine rağmen bir yandan da “komşu kızı” figürü haline dönüşen Aniston’ın striptiz yapıp, az da olsa değişiklik yaptığı yeni filmi. Yanında da Saturday Night Live’ın bağırırsa daha komik olabileceğine inanan Jason Sudeikis’i var. Saçma sapan bir amaç için, saçma sapan dört farklı insan, saçma sapan bir yolculuğa çıkaran, saçma sapan bir komedi. Filmin birkaç artısı var. Sayıları az olduğu için onları sayayım istiyorsanız. Kathryn Hahn yine kısacık bir rolle tüm dikkatleri üzerine çekip filmin en komiği olmayı başarmış. Başrol kapıp, bir NBC komedisinde oynamasını çok istiyorum. Will Poulter güzel bir keşif olmuş. Narnia’yı izlemediğim için kendisine pek aşina değilim ama bence komedide başarılı olabilir. Ve tabii bir de Aniston’ın striptiz sahneleri var. Filmin tüm heyecanı da orada. Unutmadan kapanış jeneriğinden sonra gösterilen kamera arkası görüntülerini sakın kaçırmayın. Friends fanı olmasına rağmen filmi izlemeyecek olan varsa Youtube’u karıştırsın. Seveceklerine inandıklarım bir sahne mevcut. Yani düşünün kamera arkası görüntüleri filmin aslından daha komik. Jennifer’ı sevmekten vazgeçebiliyor muyuz peki? Asla! [C-]

As Cool As I Am - Feb 2013

Homeland’de harikalar yaratan, bir zamanların Juliet’i Claire Danes’in televizyon haricinde ne yaptığını merak edenler böyle buyursun. As Cool As I Am, Danes’le Homeland’deki karakteri Carrie’nin gelgitleri olmadan vakit geçirmek ideal bir seçenek. Ama filmin senaryosunda biraz olsun zeka kırıntısı var mı? Hayır. Çocukluğumdan beri ev ahalisinin sulu romantik komedilere olan hayranlığını bildiğimden bu tarz kalitesiz şeyler izlemeye çok alışkınım ama As Cool As I Am o kadar hadsiz ki, hiç utanmadan kendini ciddiye alıyor. Önemli başrollerden birini canlandıran Sarah Bolger bugüne kadar başımıza gelmiş en kötü şey olabilir. Uzun zamandır hiç bu kadar zorlama bir oyunculuk izlememiştim. Hallmark filmlerindeki oyuncular, Bolger’ın yanında Oscar ödüllü usta isimler gibi kalıyor. Bu arada hangi ara Hollywood’a sızdığını ve GAP reklamları haricinde nasıl iş bulabildiğini çözemediğim James Marsden da var bu içler acısı filmde. Neresinden tutarsanız tutun elinizde kalan bir senaryo, Danes’in bile abartılacak kadar kötü olduğu, büyük ihtimalle 2013’ün Safe Haven ile birlikte en kötüsü olmaya aday bir yapım.  [F]

Middleton_Still03

Oldukça güzel bir fikri olmasına rağmen uygulamada sıkıntı çeken At Middleton, çocuklarını bir üniversitedeki tanıtım turuna çıkaran iki ebeveynin beklenmedik bir şekilde birbirlerine aşık olmalarını konu alıyor. Tek bir mekan, daha doğrusu kampüs, üzerinden ilerleyen filmin çıkış noktası oldukça tatmin edici. Başlangıçta birbirlerinden pek hazzetmeyen iki farklı insanın ortak bir noktada buluşmasına zaten Hollywood romantik komedilerinden alışığız. Benim tek beklediğim, bu hoş romantizm üzerine zeki diyaloglar ekleyerek yoluna devam etmeseydi filmin. Ama sanırım her filmden bir Before Midnight olmasını beklemek yanlışmış. Her yıl giderek daha da başarılı bir aktrise dönüşen Vera Farmiga ve ciddiye almayı uzun yıllar önce bıraktığımız Andy Garcia filmin merkezindeki çifti canlandırıyor. Ayrıca The Bling Ring ve Vera Farmiga’nın ilk yönetmenlik denemesi Higher Ground’da izlediğimiz kızkardeşi Taissa Farmiga da var kadroda. Ablasıyla kıyasladığınızda epey vasat kalıyor tabii. Beraber yer aldıkları tüm sahnelerde Vera Farmiga, Taissa Farmiga’yı ezip geçiyor. Çok yerin dibine sokmak istemesem de elindeki fırsatları iyi değerlendiremeyen filmlere karşı kibar olamıyorum. O yüzden At Middleton için de pek olumlu bir cümle sarf edemeyeceğim. Boşa giden 90 dakikamı kimse geri vermeyecek ne de olsa. [C-]

ashton-kutcher-as-steve-jobs

The Social Network’ün başarısı üzerine modern dehaların hikayelerini beyazperdeye uyarlamak için bir yarışa girdi sinemacılar. Bu sene WikiLeaks’in arkasındaki Julian Assange’in anlatıldığı The Fifth Estate’i de izleyeceğiz bu akımın bir örneği olarak. Ama tabii Joshua Michael Stern imzalı Steve Jobs hikayesi jOBS kadar berbat olabileceğini düşünmüyorum o filmin. Konuyu anlatmaya girmeden filmin problemlerinden bahsedelim istiyorum hemen. jOBS kendini kusursuz bir film olmaya çok zorluyor. Teknik anlamda sıradan seyircinin bile görebileceği sayısız kusuru mevcut. Senaryosu kolay kolay doldurulamayacak büyük boşluklarla dolu. 21. yüzyılın en önemli adamlarından birini anlatırken bu kadar baştan savma çalışılması da bir süre sonra filme olan saygınızı yitirmenize sebep oluyor. Ama en kötüsü Ashton Kutcher’ın performansı. Büyük ihtimalle Steve Jobs’un yer aldığı kayıtlar üzerinden dersine çalışan Kutcher, oyunculuk yerine taklit yapmayı tercih etmiş. Bu sebeple rolü de üzerinde emanet gibi duruyo. Fiziksel olarak Steve Jobs’un frekansını yakalamakta güçlük çekmese de mimikleri Pazar geceleri yayınlanan ucuz eğlence programlarındaki taklitçileri andırıyor. Kutcher’ın buradaki emeği beyazperde için değil de “America’s Got Talent” için daha uygun. Yönetmenin önceki filmlerinin de Neverwas ve Swing Vote olduğunu öğrendim şimdi. Daha fazlası çıkmazmış ki zaten Stern’den. [D]

rapture-palooza-anna-kendrick

Twilight ile hayatlarımıza girip kısa bir süre içerisinde sınıf atlayarak Oscar’ aday olan Anna Kendrick, 2008’den beri aynı kadını oynuyor olsa da beyazperdenin aranan yüzlerinden biri haline dönüştü. Up in the Air sonrası 50/50, End of Watch ve Pitch Perfect’de kalbur üstü roller yakalama şansına erişen Kendrick’in kariyeri hiç de fena gitmezken Rapture-Palooza araya hiç yakışmamış. Ucu dine dayanan bir kıyamet alameti sonrası değişen düzende, üzerine komedi sosu bulanmış bir yaşam mücadelesi izliyoruz filmde. Ne yazık ki buna benzer bir konuya sahip olan This Is the End kadar zeki bir şey yok elimizde. Hatta 2013’ün açık ara en kötü komedilerinden birine bile bakıyor olabilirsiniz. Kendrick’in zaten ömür boyu kendini geliştirebileceğine pek inanmıyorum. Bu tatlı komşu kızı imajının daha ne kadar ekmeğini yiyecek merak ediyorum. Ama ekipteki tek vasat performans Kendrick’e ait değil. Craig Robinson, Ken Jeong ve John Francis Daley’den gelen zorlama karakterler de epey can sıkıyor. Üzerine çok konuşulması gerekmediği gibi izlenmesi de pek lazım değil Rapture-Palooza‘nın. Dolayısıyla kafanızı başka bir yöne çevirip koşarak uzaklaşmanızı önereceğim. [F]

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

0 Yorum

  1. Metin

    Jennifer ;Aniston için bir ek: The Good Girl. Sizin de sevdiğiniz Jake Gylenhaal da oynuyor ve de Aniston’ın en iyi oyunculuğu orada sanki,, komedi ile drama arasına sıkışmış gibi oynuyor ve harika. Ama diğer filmlerini izlemekten özellikle kaçınıyorum bu hanımın.

    Yanıt
  2. Geri İzleme: Birkaç Kötü Film #5 | Oscar Boy

  3. Geri İzleme: Birkaç Kötü Film #6 | Oscar Boy

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir