The East

The East

east2011 yılında Another Earth adındaki pek de bilinmeyen bir bağımsızla girdi hayatımıza Brit Marling. Hala geniş kitlelere ulaşabilmiş bir aktris değil ama fiziksel özellikleriyle beraber oyunculuktaki iddiası Arbitrage ve The Company You Keep’deki performanslarıyla daha da öne çıktı. Another Earth ile aynı yıl içerisinde eleştirmenlerin favori dizilerinden Community’de kaptığı kısacık rol de yüzünü bir kez daha hatırlatmasına yardımcı oldu. Gerçi Türkiye’de Another Earth’e ulaşmadan evvel izlemiştik Marling’i Community’de. O yüzden kendisiyle tanışmamız Amerika’dan daha farklı bir tarihe denk geliyor. Yer aldığı projelerde senaryoya da el atarak farklı yönlerini gösterme şansı elde eden Marling’in şu ana kadar oyunculuk haricinde katkıda bulunduğu 3 film var. Bunlardan birincisi Another Earth. İkincisi, 2011 yapımı olmasına rağmen 2012 filmi olarak izlediğimiz Sound of My Voice. Üçüncüsü olan The East’i ise birazdan konuşacağız. Üç film de realist ütopyalar aslında. Çok uzak bir tarihmiş gibi hissettirmeyen, mütevazılığı sebebiyle gerçekçi yaklaşımı daha da ön plana çıkan filmler. Fakat hepsinin ortak bir sorunu var. O da finalleri! Marling’in senaryosunun finalini yazarken etkileyici olup seyircinin aklında kalabilmek için aşırı efor sarf etmesi hep koca filmi harcamasıyla sonlandı. The East’de de ezberleri bozmamış. Yine ortalamanın üzerinde bir hikaye, ama berbat bir final izliyoruz.

Sound of My Voice’dan sonra bir kez daha kamera arkasına geçen Zal Batmanglij yönetmiş The East’i de. Adını hikayedeki anarşist örgütten alan film, çalıştığı şirket için bilgi toplayabilmek amacıyla bu örgütün içine sızan fakat düşündüğünden daha farklı sonuçlara doğru yol alan başarılı bir eski FBI ajanını konu alıyor. Esas kızımız tam da tahmin ettiğiniz gibi örgütün karizmatik liderinin çekiciliğine kapılıyor ve bildikleri ona yabancı gelmeye başlıyor. Finalde romantik bir şeyler karalayıp seyirciyi allak bullak etmek isterken arada kalan karakterini de “ahlaklı” bir kararla başbaşa bırakmış Batmanglij ile Marling. Senaryoyu beraber kaleme aldıklarını da yeri gelmişken ekleyeyim.

Peki The East’in tek sorunu içler acısı finali mi? Kesinlikle hayır. Sound of My Voice ve Batmanglij’in parmağının olmadığı Another Earth’deki kendini ciddiye alma problemini de yaşıyor ayrıca The East. Anlattığı hikayenin özü karakterler ve farklı olay örgüleriyle güzelce süslenmiş olsa da çok da özgün değil ne yazık ki. Cebi daha dolu olan yapımcılarla buluşmuş olsa emin olun daha farklı, daha tanıdık bir şey çıkardı ortaya. İşte bu da senaryosuna laf ettiğimiz Batmanglij’in kamerasının mucizesi galiba. Seyircinin yeni bir şeyler bulmakta güçlük çekebileceği bir hikayeyi vitrine daha önce hiç görmemişiz gibi yerleştirmiş. Örgüt içerisindeki dinamikler, yıllar evvel bayatlamış o intikam hikayesi ve Stockholm Sendromu’nu andıran romantizm pek de katlanılabilir değil oysa. Ama burada The East’in Sound of My Voice’dan bır tık yukarıda olduğunu söylemek lazım. Hatta Marling’in çok çabalayan sıkıcı öyküsü Another Earth’ü de solladığı kesin.

Marling yine oldukça tatmin edici bir performans koymuş ortaya. Bence birileri tarafından keşfedilip büyük rollerle buluşması çok yakın. Tabii ödül mevsiminin kölesi olmak için can attığını da pek zannetmiyorum Marling’in ya neyse. True Blood sebebiyle pek sevdiğimiz Alexander Skarsgard’ın da efsane dizi finaline yaklaşırken artık beyazperdedeki kariyerine ağırlık veriyor olması sevindirici. Bu yıl What Maisie Knew ve Disconnect’den sonra bir kez daha Eric Northman haricinde bir karakterde izleme şansı elde ettik kendisini. Oldukça da memnun kaldık. Juno’dan sonra bir türlü işlerini yoluna koyamayan Ellen Page, The East ekibinden göze çarpan bir diğer isim. Bana son 5 senedir aynı kadını canlandırıyormuş gibi geliyor. Juno ile aldığı adaylığı sorgulamaya başlayalı çok oldu. Bu arada izlemekten her daim keyif aldığım Patricia Clarkson ile Julia Ormond’ın da küçük rolleri var The East’de. Parenthood’un yıldızı Jason Ritter ise Marling’in sığındığı liman, evde onu sabırsızlıkla bekleyen sevgilsini canlandırıyor.

The East’in bahsedilmeyi hak eden bir alt metni olduğuna inanmıyorum. Tüm mesajlar gözünüze sokuluyor bir bir. Filmin önermesi finalinden daha da vasat. Ama kendini izleten, seyirciyi sıkmayan, heyecanın dozunu iyi ayarlamış ve senaryodaki hissedilir problemler haricinde çok da kusur olmayan bir yapım. Meraklısına önerilebilir.

[B-]

 

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

0 Yorum

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir