A Touch of Sin

A Touch of Sin

Mise en page 1Başlayalım Filmekimi için sıramızı savmaya… Diğer bloggerların gündüz izleyip gece yazılarına yetiştirmesine hayran hayran bakarken sonunda ben de kendime bir boşluk yaratıp birkaç satır karalayacak zaman buldum. Tabii size çok sevdiğim bir filmle başlangıç yapmak isterdim; fakat Filmekimi’ne ne yazık ki bu yıl oldukça vasat bir filmle, A Touch of Sin’le start vermek zorunda kaldım. Cannes’dan En İyi Senaryo ödülü almış olan Jia Zhang-ke imzalı yapımla ilgili sarf edecek çok güzel cümlelerim yok maalesef. Filmden çıktığımda “Acaba ben mi anlamadım?” diye kendimi sorgulasam da gördüğüm kadarıyla genel olarak tepkiler de benimkisiyle aynı yönde. Henüz aldığı senaryo ödülünü açıklayabilen tek bir kişiye rastlamadım. Bu yıl Cannes’da jürilik yapan Spielberg ve saz arkadaşları büyük ihtimalle dünya basınına ne kadar “zeki” olduklarını göstermek için alt metinleri oldukça zayıf bu kaosa ödül vermişler. Neyse ki Holy Motors’un yarıştığı yılda Amour’a Altın Palmiye verenler kadar rahatsız etmiyor bu karar. Merak etmeyin, sözde Avrupa’nın tek dehası (!) olan Haneke’yle uğraşma günlerimden birinde değilim.

A Touch of Sin, geçmişe göre daha modern bir çizgiye ulaşmış olan Çin’den dört farklı hikaye anlatıyor. Dördü de yaşanmış olan bu olayları Çin’de oldukça ünlü olan bir internet sitesinde okumuş Zhang-ke. Hakkını arayan bir maden işçisi, ne amaca hizmet ettiğini anlayamadığım silahlı bir katil, içine düştüğü çıkmazların çaresini başkalarına saldırarak çözmeye çalışan bir kadın ve büyük hayalleri olan genç bir çocuk. Dört hikayenin de tek ortak noktası kan akıtan günahlarla dolu olması. Keşke sizlere uzun uzun açıklamalar yapıp vaktinizi çalabilsem… Fakat A Touch of Sin’in dört parçası da bir amaca hizmet etmediği için filmdeki bütünlük duygusu daha ilk yarım saatin sonunda kaybolup gidiyor.

Jia Zhang-ke’nin aldığı senaryo ödülüne neden hayret ediyorum peki? Çünkü kafası çok karışmış bir adamın satırlarıyla dolu film. Daha önce tek bir filmini dahi izlemediğim için üslubuna hakim değilim. Lakin A Touch of Sin sırf hoşuna gittiği için bu insanları bir araya toplamış gibi duruyor. 130 dakikanın yarısından fazlasını saatinizle bakışarak geçiriyorsunuz. Yalnız filmin sonundaki genç çocuğun hikayesini beğendiğimi söylemeden geçemeyeceğim. Hele ki kendini Bruce Lee zanneden resepsiyonistle mukayese edersek, kısacık süre içerisinde birçok kez iş değiştiren kahramanımızın başından geçenler daha da değerleniyor. Bir de beğendiği kızı fuhuş yapmaktan alıkoyacağını düşünmüştüm nedense. Neyse ki Jia Zhang-ke filmin bir tek bu kısmında saçmalamaktan olabildiğince uzak durup orijinal bir final emanet etmiş gence.

IMDb’de kadrodan sadece birkaç kişinin ismine ulaşabilmeyi başardım. Luo Lanshan ve Jiang Wu aralarından favorim. Wu’nun hikayesinde Türkiye’deki manzaraların benzerlerini bulacaksınız. Bir çuval un için adam (dolandırıcı?) karşılamaya giden köylüler görülmeye değer. Lanshan ise demin bahsettiğim genç çocuk. Hikayesinin vurucu finali ilk üç çeyrekte canınızı sıkan A Touch of Sin’i biraz olsun affetmenize yardımcı oluyor. Zhao Tao hakkında söyleyebilecek tek bir cümlem dahi yok. Uzun zamandır hiç bu kadar kötü bir oyunculuk izlememiştim. En yakın zamanda oyunculuğu bırakmasını temenni ediyorum. Wang Baoqiang da dört numaralı anti-kahraman. Belki Yi Lang’ın Blind Shaft’inden hatırlayanlar vardır kendisini. 2010 öncesinde izlediğim sayılı Uzak Doğu filmlerinden biri bu arada Blind Shaft. Çin sinemasına aşina olduğum sanılmasın.

Kısa bir yorumla idare edersiniz diye umuyorum. A Touch of Sin’le ilgili vaktimi harcamak istemediğim cevap arayan pek çok soru işareti var. İyi filmlerle dolu bir festivale kötü bir başlangıç oldu. Aldığı senaryo ödülünü gerçekten açıklayabilecek olan varsa da beri gelsin. Merakla yazacaklarını bekliyorum.

[C-]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

1 Yorum

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir