Only Lovers Left Alive

Only Lovers Left Alive

only_lovers_left_aliveDikkatli okuyucular farkına varmıştır büyük ihtimalle Kamera Arkası bölümünde Jim Jarmusch’u ağırlamak isteyip sonradan vazgeçtiğimi. Sebebi ilk dönem işlerinin seyrinin epey zor olması. Çok hayranlık duyduğum bir yönetmen olmadı hiçbir zaman. Down by Law ve Dead Man haricinde de zannediyorum gerçekten belli bir ortalamanın üzerinde olduğuna inandığım bir filmi yok. Ama benim aksime, bağımsız sinemada alternatif bir ses olan Jarmusch’un sayısız hayranı mevcut. Düşünün, Filmekimi biletlerimi alırken en çok Blue Is the Warmest Color ve Only Lovers Left Alive’a yer bulmakta zorlandım. Jarmusch’un buradaki izleyicisi her yıl Altın Palmiye alan filme saldıran festival seyircisiyle aynı tutkuya sahip kısacası. Dediğim gibi, kendisinin üslubuna pek hayran olmadığım için Only Lovers Left Alive’a da bilet alırken büyük bir beklenti içerisine girmemiştim. Hatta filme girmeden evvel Atlas’ın önünde hala 2 saatin nasıl geçeceğine dair büyük soru işaretleri vardı kafamda. Filmden sıkılmaya kendimi programlamıştım. Ama olan oldu… Atlas Sineması bu yıl tam puan verdiğim diğer film Before Midnight’dan sonra bir başka başyapıt daha emanet etti bana. Şaka değil, şimdilik bu yıl içerisinde izlediklerim arasında favori filmim Only Lovers Left Alive.

Yakın zamanda yaptığı bir röpörtajda çoğu yönetmenin kurgu sırasında keseceği sahneleri filmine eklediğinin altını çizmişti Jim Jarmusch. İşte o sahnelerden biriyle, baş döndüren bir planla start alıyor Only Lovers Left Alive. Yüzyıllardır yaşamlarını gizli saklı devam ettiren iki vampirin yattığı yerde görkemli kıyafetleri ve her ayrıntısı incelenmek isteyen odalarıyla tanışıyoruz daha ilk dakikada. Ardından şekillendirmeye başlıyor Jarmusch filmini. Adam’ın eski müzik aletlerine olan tutkusu ve tarifi mümkün olmayan derin besteleri göze çarpıyor önce. Kamera Eve’in hayatını gösterdiğinde ise o otantik habitatta bir melek gibi süzülen kadına Adam ile beraber siz de aşık oluyorsunuz.

Jarmusch’un senaryosu son yıllarda iyice büyüyen vampir mitolojisi tartışmalarına yepyeni bir bakış açısı getiriyor. Kana olan açlıklarını giderebilmek için doktorlara rüşvet veriyor mesela Jarmusch’un vampirleri. Gün battığı anda tabutlarından dışarı çıkmıyorlar. Normal birer insan gibi uykuları tamamlanana kadar yataklarını terk etmiyorlar sadece. Dış dünyaya da o kadar açık değiller. Aksine bu asosyal ve yalnız hayat hoşlarına gidiyor. Kendi evrenlerinin tek kahramanı olmaya dünden razılar. Yüzyıllar boyu devam eden hayatlarında kendilerini yetiştirmiş, her konuda gereğinden fazla bilgi sahibi olmuşlar. Aşkları da sadece öpücüklerde sınırlı değil. Bedenleri birbirlerine yıllarca değmese bile bağlılıkları baki. Bugüne kadar vampir öykülerine yeni bir yorum getirmeye çalışan sayısız filme, kitaba, diziye taş çıkartan bir metin. İnsan daha film bittiği ilk anda, edebiyat ve müziğin önde gelen insanlarına atıfta bulunan Jarmusch’un senaryosunu tekrar izlemek, hatta kitap gibi okumak istiyor.

Bu sefer oyuncuları çok yüceltmeyeceğim, çünkü filmi izlediğinizde tüm marifetin senaryo ve yönetmenin seçimlerinde olduğunu siz daha iyi göreceksiniz. Ama tabii her daim kusursuz performanslar ortaya koyan Tilda Swinton yine büyülüyor. Thor ile bir anda büyük kitlelere ulaşan Tom Hiddleston ile muhteşem bir çift oluşturmuşlar. Adam ve Eve’in gerçekçi, boşluksuz aşk öyküsü bu ikilinin kimyası sayesinde biraz daha ete kemiğe bürünüyor. Yeni nesil aktrisler arasında en parlak geleceğe doğru adım adım gittiğine inandığım Mia Wasikowska’nın rolü bana In Treatment’daki hallerini hatırlattı. Burada Eve’in sınır tanımayan, özgür ruhlu kızkardeşini canlandırıyor. Wasikowska’nın aksine çok yetenekli olmadığına inandığım Anton Yelchin ise Adam’a istediklerini tedarik eden, soru sormaktan kaçınan genç bir adam olarak çıkıyor karşımıza Only Lovers Left Alive’da. Aldığı küçük rollerle bir şekilde büyük yönetmenlerin çoğuyla çalışmayı başaran Jeffrey Wright’ın haricinde büyük usta John Hurt de var kadroda. Bir türlü doya doya izleyemediğimiz için kendisini, Jarmusch’un filminde hoş bir sürpriz oldu benim için. Swinton ve Hiddleston haricinde Only Lovers Left Alive’da hangi oyuncuların olduğunu bilmeden girmiştim zaten salona.

Büyük ihtimalle, vizyona girdiğinde ya da bir kopyası internete düştüğünde tekrardan izleyip aşkımızı tazeleyeceğim Only Lovers Left Alive’la. Kendi ödüllerimi dağıtırken en güzel dallarda yeri olacağına da şüpheniz olmasın. En yakın zamanda izlemenizi tavsiye edeceğim. Festivalde kaçıranlar Jim Jarmusch’un kariyerindeki en iyi filmle şimdiden randevulaşsın. Pişman olmayacağınızın garantisini veriyorum.

[A]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir