The Broken Circle Breakdown

The Broken Circle Breakdown

broken_circle_breakdownDaha evvel de birkaç kere tekrarladım, bu yıl yabancı film yarışına her zamankinden daha yakın olmak istiyorum. O yüzden Filmekimi’ne bilet alırken özellikle ABD ve Birleşik Krallık harici yapımlara da özen göstermeye çalıştım. Kaldı ki son iki yıldır 7-8 filmle kapattığım Filmekimi’nde bu yıl 20’yi aşkın filmi izleyecek olmam bile zaten yapımcı ülke ayrımı yapmayı bir kenara bıraktığımı açıkça gösteriyor. İlerleyen günlerde İran’dan The Past, Gürcistan’dan In Bloom, Şili’den Gloria ve Meksika’dan Heli konuşacağız ama bugünün konuğu Belçika’nın aday adayı The Broken Circle Breakdown. Bol gözyaşı vaat eden, anne/baba – çocuk ilişkisi etrafında dönen filmlere zaafımı artık bilmeyen kalmadı. Bundandır ki Extremely Loud & Incredibly Close, Elizabethtown gibi kötü eleştiri alan yapımlar benden hep tam puanla sınıfı geçiyor. The Broken Circle Breakdown’ı da hakkında herhangi bir şey okumadan izledim. Hazırlıksız yakalandım da diyebiliriz.

Bundan evvel eleştirmenlerle seyirciyi ikiye bölen filmler yapmış Felix Van Groeningen var The Broken Circle Breakdown’ın arkasında. Film, birbirine taban tabana zıt bir çiftin tanışmasından ölümle pençeleşen çocuklarının başına gelenlere kadar oldukça geniş bir zaman aralığını anlatıyor. Belçika’da yaptığı televizyon dizileriyle tanınan Carl Joos ve filmin yönetmeni Van Groeningen, hikayeyi beyazperdeye aktarırken kronolojik bir sıraya uymamaya gayret etmiş. Bu arada yine Belçika topraklarında yankı uyandıran bir tiyatro oyunundan uyarlandığını da ekleyeyim filmin. Ama okuduklarıma bakarsak, beyazperdeki The Broken Circle Breakdown, tiyatro sahnesindekine göre daha realist bir çizgide ilerleyerek seyircisinin duygularıyla daha az oynuyor.

Beni can evimden vurmayı başaracak pek çok kolu var bir kere hikayenin. Didier ile Elise’in daha en başından sonu görünen aşkları, çocuklarıyla olan ilişkileri ve gözlerinin önünde evlatlarının eriyip gitmesi gözyaşlarınızın sel olması için yeterli oluyor. Bir de bunların yanı sıra Didier isimli karakterin Amerikan halk müziğine olan ilgisi sebebiyle filmin arka fonuna yerleştirilmiş çok güzel melodiler var. Felix Van Groeningen stratejik seçimlerle filmin en doğru kısımlarına yerleştirmiş bu müzikli sahneleri. Gözlerinizi silip belinizi doğrulttuğunuz her an, yarattığınız nemden biraz uzaklaşabilmeniz için sıcacık şarkılarla süsleniyor film. Yalnız seyircinin büyük bir kısmının The Broken Circle Breakdown’ı duygu sömürüsü olarak nitelendirdiğinin de altını çizeyim. Aynısı Extremely Loud & Incredibly Close için de söyleniyordu biliyorsunuz. Neyse ki seyircisini ağlatmak için çabalayan film Amerikan yapımı olmayınca, çenesi düşük seyirci daha az çemkiriyor. Ana akım sinemanın tek dezavantajı bu olsa gerek. Unutmadan, Belçika’nın bu yıl kısa listeye girme ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu da söylemek gerek. Eğer yeteri kadar Akademi üyesiyle buluşturulabilirse, ben The Broken Circle Breakdown’ın hak ettiği ilgiyi göreceğine inanıyorum.

Filmin iki önemli rolünü Johan Heldenbergh ve en son The White Queen’de sinirlerimizi bozan Veerle Baetens canlandırıyor. Hani Amerikalılar’ın kıyafetler için “Üzerine eldiven gibi oturdu.” diye bir sözü var ya işte Heldenbergh ve Baetens için de rollerinin üstlerine eldiven gibi oturduğunu söylemek mümkün. İkisi de bu alışılmadık ebeveynlerin gerçekten var olduğuna inandırıyor bizleri. Elise ile Didier’in hem aşkı, hem acısı seyircinin kalbine dokunmayı başarıyor. Sahnedeki kimyaları da birazcık Joaquin Phoenix ile Reese Witherspoon’u hatırlattı bana. Gerçi burada erkeğin ayakları gün geçtikçe kadınınkinden daha sağlam basıyor yere. Ama beraber çıktıkları ilk sahne deneyimlerinde, müziklerin de aynı kulvarda olmasından, Walk the Line’daki birkaç sahne geliyor akla.

Din ve politika üzerine boş söylemleri olmasa daha çok sevebilirdim sanırım The Broken Circle Breakdown’ı. Sorgulamaktan vazgeçip, hikayesini anlatmaya çabalayan sıradan bir film olsa daha yüksek not verebilirdim. Ama bu haliyle bile izlediğim yabancı film aday adayları arasından sıyrılmayı başarıyor.

[B+]

Oscar Karnesi
Yabancı Dilde En İyi Film

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

0 Yorum

  1. Geri İzleme: Yabancı Filmler ’13: Danimarka, Hindistan & Kolombiya | Oscar Boy

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir