Jeune & Jolie

Jeune & Jolie

jeune_et_jolieYine bir yönetmen üzerinden konuşarak gireceğim mevzuya. Bir Avrupa asıllı deha daha: François Ozon. Bu sezon içerisinde Kamera Arkası bölümünde de ağırlamak istediğim Ozon’un dikkat çeken birkaç özelliği var. Birincisi, asla daha önce denenmiş hikayelerle yormuyor seyircisini. Eğer elinde materyal orijinal olmaktan biraz olsun uzak olsa bile öyle bir yöne çeviriyor ki direksiyonunu afallıyorsunuz. İkincisi, hazmı zor bir yönetmen değil. Her sinemasevere hitap eden filmleri var. Ozon’u genel olarak sevmeyen birinin bile illa ki kapıldığı bir filmi vardır. Üçüncüsü ise en kötü hikayeyi bile olağanüstü bir şekilde yansıtabiliyor beyazperdeye. Anlatımındaki gücü sebebiyle noksanları göremiyorsunuz. Görseniz de başınızı başka bir yöne çeviriyorsunuz. İşte Jeune & Jolie, ya da İngilizce adıyla Young & Beautiful da böyle bir film olmuş. Kesinlikle mükemmel değil, fakat salondan memnuniyetsiz bir şekilde ayrılmanıza sebep olacak vasatlıkta da değil.

17 yaşındaki bir kızın hayatını 4 mevsim üzerinden anlatmış Ozon. Önce artık büyüyüp serpilen Isabelle, yazlık evlerinin orada tanıştığı yakışıklı bir çocuğa bekaretini teslim ediyor. Şehre döndüklerinde artık güzelliğinin ve gençliğinin farkında olan esas kızımız bedenini satmaya başlıyor. Yaptığı bu kaçak işte profesyonelliğe tam da geçiş yapmışken talihsiz bir olay geliyor başına. Gerisi ise Ozon’un filminde saklı. Isabelle’in yaptığı seçimlerin onu sosyal çevresinde taşıdığı noktayı, filmin sonundaki yürek sızlatan buluşmayı ve Isabelle’in bambaşka bir kadına dönüştüğü o rutini salondaki randevunuza saklamak en doğrusu.

Özellikle müzik kullanımıyla da dikkat çeken Ozon’un öyküsü klasik bir büyüme hikayesi aslında. Henüz hayatınının değerini bilmeyenlerin büyük acıları iliklerinde hissettiklerinde nasıl afalladıklarını gözler önüne seriyor. Her daim yaşından olgun bir kız gibi davranan Isabelle’in öyküsü belki de birilerine ders vermek için en uygunu değil; ama Ozon’un da bu fırsatı sıradan ve sıkıcı bir karakterle geçiştireceğini düşünmüyorduk zaten. Tabii tüm bu toz pembe François Ozon yorumlarının yanı sıra rahatsız olduğum birkaç şey de yok değil. Mesela evdeki bitmek bilmeyen cinsel tansiyonu çok gereksiz buldum. Çocuk oyuncuları seçmekteki başarısını yine gösterse de yönetmen, abla kardeş arasında neden bu kadar garip diyaloglar oluşturmuş, tam anlayabilmiş değilim. Bir de tabii orta yaşlı kadınları yazarken hep fark yaratan Ozon’un, Isabelle’in annesi Sylvie’yi tamamen gölgede bırakma çabası var. Bunu da ilhamın tek yönden gelişine bağladım. Isabelle’i canlandıran Marine Vacht’ı perdede görünce beni daha iyi anlayacaksınız.

Marine Vacht için ne söylesem eksik kalacak. Ozon’un senaryosuna cuk oturan, başka bir dünyadan gelmişçesine güzel Marine Vacht’ı izlemekten filmin geri kalan kısımlarına konsantre olamadım. Perdedeki karizması bu kadar kuvvetli aktrislere rastlamak kolay bir şey değil. Vacht, fiziksel olarak o kadar kusursuz ki Isabelle’in varlığına ve yaptığı seçimlere inanmakta bir an olsun şüphe etmiyorsunuz. Evin ebeveynleri Geraldine Pailhas ve Frederic Piorrot ana karakterin gölgesinde kalmışlar tabii. Dediğim gibi, Vacht’a odaklanmaktan başka oyuncuların yüzlerine bir an olsun bakamadım. Fakat Vacht’ın erkek kardeşini canlandıran Fantin Ravat’ın performansı anılmaya değer. Bu genç adamın ilerleyen yıllarda daha fazla karşımıza çıkacağını umut ediyorum. Johan Leysen ve Charlotte Rampling’in Jeune & Jolie’ye olan katkısı ise inanılmaz büyük. Leysen’in ilk tanıştığınızda genç kızlarla beraber olduğu için karakteri, başarılı aktörün ellerinde öyle bir adama dönüşüyor ki filmin son çeyreğinde gözleriniz onu aramaya başlıyor. Rampling ise tatlı bir sürpriz oldu benim için. Finale saklamış Ozon kendisini. Kadroda olduğunu bilmediğim için perdede görünce yüzüme koca bir gülümseme yayıldı. Yine kısacık bir ekran süresinde olağanüstü bir performansla alay ediyor bizimle. Oyunculuğu çok kolay, sıradan bir işmiş gibi gösteriyor.

Bir erkeğin fantazi dünyasından fırlamışçasına kusursuz olsa da Ozon’un bir önceki filmi Dans la maison kadar tatmin edici değil Jeune & Jolie. Ama Vacht’ı izlemekten şikayet etmenin anlamı yok. En azından ben film bir yerlere düştüğünde başına geçip bu genç hanımı defalarca izleyeceğimden eminim.

[B]

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

0 Yorum

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir