Filmekimi bitiyor…

Filmekimi bitiyor…

Adele Exarchopoulos ve Lea Seydoux (Blue Is the Warmest Color)
Adele Exarchopoulos ve Lea Seydoux (Blue Is the Warmest Color)

Yılın en sevdiğimiz mevsimi olan ödül mevsiminden evvel, ödül yarışına dahil olacak ya da festivallerden eli boş dönmeyen filmleri yakalama fırsatımız oluyor Filmekimi’nde. Zannediyorum bu yüzden de herkesin yıl içerisindeki en favori film festivali oluyor. Bu yıl da olağanüstü yapımları izlediğimiz Filmekimi, derin izler bırakarak sona eriyor her zamanki gibi. Yalnız 2013’ün bugüne kadarki en zengin Filmekimi içeriğine sahip olduğunu düşünüyorum. Ya da bu durum 2013’ün düşündüğümüzden de daha kaliteli bir yıl olmasından kaynaklanıyordur belki de. Bu akşam İstanbul’daki ayağını sona erdirecek olan festivale 23 film izleme umuduyla gittim. Tabii her zamanki çeşitli sebeplerden birkaç filmi ekmek zorunda kaldım. Hastalık, Like Father Like Son ile Fruitvale Station gösterimlerine denk geldi. Gravity’yi yakalayacağım derken Locke’yi ekmek zorunda kaldım. The Dance of Reality ile Michael Kohlhaas’a ise resmen canım istemediği için gitmedim. Ama olsun. Fruitvale Station’ı nasıl olsa gelecek hafta yakalayacağız. Diğerlerini de sezon içerisinde takip etmeye çalışırım bir şekilde. Kaldı ki Locke, 2014’e ertelendi zaten. Aksatmayıp, Taksim – Nişantaşı arasında koşturarak bu yılki Filmekimi’nde izlediğim filmlere gelirsek: The Broken Circle Breakdown, A Touch of Sin, Ain’t Them Bodies Saints, Only Lovers Left Alive, When Evening Falls on Bucharest or Metabolism, The Past, Young & Beautiful, In Bloom, Inside Llewyn Davis, Heli, Gloria, Omar, Blue Is the Warmest Color, Enough Said, Moebius, The Lunchbox, Ilo Ilo ve Sen Aydınlatırsın Geceyi.

Hala yazmadıklarımı ilerleyen günlerde arka arkaya Oscar Boy sayfalarında sıralayacağım merak etmeyin. Tabii öncesinde festivale kendimce bir kapanış yapmak istiyorum. Bir kere her zamankinden daha bilinçli bir seyirci gördüm bu sene ben Filmekimi’nde. Evet, küfür ya da homoseksüellikle ilgili bir cümle söylenince hala gülmeye çalışan zırtapozlar tamamen yok olmamışlar ama en azından sayıları azalmış. Atlas Sineması’nın dimdik oturmak zorunda olduğunuz koltukları, La vie d’Adele gösteriminde bile rahatsız etmedi beni. Havalandırmayla ilgili büyük problem yaşayan Beyoğlu’nun arka sıralarını da görmezden gelirseniz, salonlarla ilgili sıkıntım olmadığı söylenebilir. Ayrıca festival süresince gerek Gold Diggers, gerek Sinema Bloggerları Ödülleri sebebiyle burada ağırladığım pek çok isimle tanışma fırsatım da oldu. Filmlerin her zamankinden daha iyi olmasından bahsetmiyorum bile. Birkaç istisnayı saymazsak neredeyse tüm filmleri saatime bakma gereği hissetmeden izledim. Keşke bitmeseydi Filmekimi de, burada başlayan sezonu bir başka 18 filmle burada kapatsaydık. Son olarak izlediğim 18 film üzerinden, tek jüri benmişim gibi kendi ödüllerimi de dağıtayım istedim. Dediğim gibi, yazmadığım filmleri ilerleyen günlerde ağırlayacağım. Siz yine de izlediklerinizle ilgili fikirlerinizi paylaşmak için benim yorumlarımı beklemeyin. Filmekimi 2013 ödüllerimle yazıyı sonlandıralım (Cannes usulü, her filme tek bir ödül vermeye gayret ettim):

EN İYİ FİLM: Only Lovers Left Alive (Jim Jarmusch)
EN İYİ YÖNETMEN: Joel ve Ethan Coen | Inside Llewyn Davis
EN İYİ ERKEK OYUNCU: Johan Heldenbergh | The Broken Circle Breakdown
EN İYİ KADIN OYUNCU: 
Paulina Garcia | Gloria
EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU: Nawazuddin Siddiqui | The Lunchbox
EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU: 
Lea Seydoux | Blue Is the Warmest Color
EN İYİ SENARYO: The Past | Asghar Farhadi

İZLEDİĞİM TÜM FİLMLERİN TAM SIRALAMASI

  1. Only Lovers Left Alive (Jim Jarmusch)
  2. The Past (Asghar Farhadi)
  3. Blue Is the Warmest Color (Abdellatif Kechiche)
  4. Gloria (Sebastian Lelio)
  5. Inside Llewyn Davis (Joel ve Ethan Coen)
  6. Omar (Hany Abu-Assad)
  7. The Lunchbox (Ritesh Batra)
  8. The Broken Circle Breakdown (Felix Van Groeningen)
  9. Enough Said (Nicole Holofcener)
  10. Young & Beautiful (François Ozon)
  11. Ain’t Them Bodies Saints (David Lowery)
  12. Heli (Amat Escalante)
  13. In Bloom (Nana Ekvtimishvili ve Simon Groß)
  14. Ilo Ilo (Anthony Chen)
  15. When Evening Falls on Bucharest or Metabolism (Corneliu Porumboiu)
  16. A Touch of Sin (Jia Zhang-ke)
  17. Sen Aydınlatırsın Geceyi (Onur Ünlü)

Not: Kim Ki-duk’un Moebius’una hala nasıl bir not vermem gerektiğine karar veremedim. Değerlendirebilenleri tebrik ediyorum. Çünkü ben hala üzerimdeki şoku atlatabilmiş değilim.

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

0 Yorum

  1. aserat54

    Sizin sıralamanızda hak verdiğim ve vermediğim birkaç yer var.
    Only Lovers Left Alive, The Past, Blue Is the Warmest Color, Inside Llewyn Davis ve Gloria’yı ben de çok ama çok beğendim.
    Sen Aydınlatırsın Geceyi’yi de çok sevdim. Ama, anlaşılan pek sevmemişsiniz filmi. A Touch of Sin gibi pek beğenmediğiniz bir yapımın arkasına koyarak düşüncenizi belli etmiş oldunuz aslında. Yorumlarınızı bekliyoruz…

    Yanıt
  2. aserat54

    En İyi Film: Blue is the Warmest Color
    En İyi 2. Film: Inside Llewyn Davis
    En İyi 3. Film: The Past & Sen Aydınlatırsın Geceyi

    En İyi Yönetmen: Joel & Ethan Coen (Inside Llewyn Davis)
    En İyi Erkek Oyuncu: Oscar Isaac (Inside Llewyn Davis)
    En İyi Kadın Oyuncu: Pauline Garcia (Gloria), Berenice Bejo (The Past) & Adele Exarchopoluos (Blue is the Warmest Color)
    En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Tahar Rahim (The Past)
    En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Lea Seydoux (Blue is the Warmest Color)
    En İyi Senaryo: The Past, Inside Llewyn Davis & Only Lovers Left Alive

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir