Inside Llewyn Davis

Inside Llewyn Davis

inside_llewyn_davisSinemayı sevmeme sebep olan birkaç filmin altında Joel ve Ethan Coen’in imzası var. Kariyerlerinin en iyisi olduğuna inandığım Barton Fink, kusursuz film yapmanın somut örneği Fargo, her sahnesiyle başyapıt olmayı hak eden No Country for Old Men… Ayrıca interaktif olarak Oscar tahmini yapmaya başladığım seneye geliyor Coen Kardeşler’in zaferi. Yollarımız her yıl bir başka önemli projeleriyle kesişiyor. Geç keşfettiğim Blood Simple, Miller’s Crossing ve Raising Arizona’ya bile tarif edilemeyecek bir hayranlık besliyorum. Arada A Serious Man ya da The Ladykillers gibi işlerle beni üzseler de hemen arkasından taban tabana zıttını yapıp kendilerini affettirmeyi başarabiliyorlar. Zannediyorum her sinemaseverin tüm zamanlar listesinde mutlaka bir Coen Kardeşler filmi vardır. Belki benim saydıklarımından biridir, belki de The Big Lebowski ve diğerlerinden biri. Amerikan sinemasının en önemli ikilisi diyebiliriz sanırım onlar için. Son yıllarda Akademi’nin her zamankinden daha fazla değerlerini bilmeleri de hoşumuza gidiyor tabii. Oscar Ödülleri, Steven Spielberg ile girdiği bulanık sulardan Coen Kardeşler filmleriyle arınıyor. Bu yıl ilk olarak Cannes’da gösterilen ve Altın Palmiye’den sonraki en önemli ikinci ödülü alan Inside Llewyn Davis, Filmekimi kapsamında gösterilen yapımlardan bir diğeriydi. Oldukça kaliteli geçeceğe benzeyen 2013’ün mutlaka izlenmesi gerektiğine inandığım işlerinden Inside Llewyn Davis. Eksikleri var mı? Evet. Ama gelenekselleşmiş anlatımlarına yeni öğeler ekleyen bir Coen Kardeşler var bu sefer perdede. Aldıkları ödüle şaşıran da yoktur sanırım.

Bir evvelki işleri True Grit ile ana akım sinemaya biraz daha yakın duran efsane yönetmenler, bu sefer bildikleri yola geri dönmüşler. Inside Llewyn Davis, talihsizliklerden bir türlü yakasını kurtaramayan bir müzisyenin folk müziğin yükselişe geçtiği 60’lı yıllardaki hayatından 7 günlük bir süreye odaklanıyor. Llewyn Davis, daha evvel sahnedeki partneri ile birkaç plak çıkarmış ve kendince başarı elde etmiş bir müzisyendir. Ama bu ortaklık sona erince tanıdıklarının kanepelerinde gecelik konaklayan, birkaç kuruş kazanabilmek için oradan oraya koşuşturmak zorunda kalan, kısacası müziğe olan tutkusu sebebiyle hayata olan bağlılığını kaybetmiş bir adamdır. Hiç ummadığı bir anda gelen hamilelik haberi, yanlışlıkla kaçmasına sebep olduğu ve anahtarı olmadığı için evinde kaldığı aileye geri iade edemediği kedisi, Chicago yolculuğunun hem gidişi hem de dönüşündeki talihsizlikleri, ülkenin bir ucundan diğer ucuna gitmesine rağmen aldığı cevap, bardaki çıldırma anı ve tam da feraha kavuşacağım derken kızkardeşinin ortaya çıkardığı bir başka bariyer… Esasında Inside Llewyn Davis’e Greenwich Village’a taşınmış ve hafifletilmiş bir A Serious Man muamelesi yapmak mümkün. Ama buradaki ana karakterimizin tepkileri insan doğasına aykırı değil diğerininki gibi.

Bugüne kadar kotardıkları pek çok projede olduğu gibi bir kez daha senaryoyu beraber kaleme alan Coen Kardeşler, Filmekimi dahilinde izlediğimiz en iyi metinlerden birini ortaya çıkarmış. Hatta A Touch of Sin yerine Inside Llewyn Davis senaryo ödülünü almış olsaydı Cannes’da, zannediyorum daha adil bir liste ortaya çıkardı. Çok alışkın olduğumuz kendilerine has imzaları var yine filmde. En basitinden aynı komedi üslubuyla zaten bir Coen Kardeşler filmi olduğunu anlıyorsunuz. Kelimeler üzerinden değil de durumlar ve yaratılan karakterlerle sırıtmamıza sebep olan Coenler, bir kez daha aynı formülü kullanmış. Ama bir yandan da 2007 yılı sonrası daha hafif (Burn After Reading ve A Serious Man) ya da daha ödül kokan (True Grit) işleri tercih ederken, rotayı eskiden yol aldıkları güzergaha taşımışlar. Ellerindeki materyal güçlü olduğunda, en ince ayrıntısına kadar nasıl da düşünülmüş bir şey çıkarabildiklerini tekrar kanıtlıyorlar. Özellikle müzik kullanımı ve performansların olduğu sahnelerdeki çekimler muazzam. Daha evvel Jean-Pierre Jeunet ile yaptığı çalışmalarıyla tanıdığımız görüntü yönetmeni Bruno Delbonnel de filmin genel atmosferine büyük katkıda bulunmuş.

Oscar Isaac’in performansı fazla gösterişli olmadığından ötürü büyük ihtimalle hak ettiği değeri göremeyecek. Geçtiğimiz yıl 10 Years isimli filmde de sesinin güzelliğine şahit olduğumuz Isaac, bir kez daha eline gitarı alıp seyirciyi büyülüyor. A Serious Man’deki Michael Stuhlbarg ile (sırf bu aksilikler zinciri yüzünden) kıyaslarsak, Oscar Isaac’in şaşadan uzak ama daha ince dokunmuş bir performansı var. Birkaç sahnede karşımıza çıkmasına rağmen yine büyülemeyi başaran Carey Mulligan’ı Shame’den sonra bir kez daha sevmesi zor bir karakterde izliyoruz. An Education’da yaptıklarının sıradan olduğunu düşünenler, zannediyorum birkaç yıl içinde Mulligan’ın rol çeşitliliğiyle ne kadar yetenekli olduğuna sonunda şahit olmuştur. Bir Coen Kardeşler filminde adını görmesi oldukça garip hissettiren Justin Timberlake’in de pek sahnesi olduğu söylenemez. Fakat nispeten komik sayılabilecek karakteri filme güzel bir renk olmuş. Ayrıca Timberlake’in The Social Network’de üstesinden geldiği şeyleri düşündükçe çok da ciddiye alınmaması gerektiğine dair yapılan yorumlara sinirleniyorum.

HBO’nun ses getiren Girls isimli dizisinden tanıdığımız Adam Driver ve Alex Karpovsky gözüme çarpanlar arasında. Driver’ın buradaki sahnesi Girls’de canlandırdığı Adam Sackler’ı hatırlatmıyor değil. Karpovsky ise tam bir Coen Kardeşler “eşi” olmuş. Amadeus ile Oscar alan F. Murray Abraham benim için filmin sürprizlerinden biriydi. Fakat yardımcı karakterler arasında en çok Garrett Hedlund’ı izlemekten keyif aldım. Bir noktaya kadar kafanızda bir dengeye koymak istediğiniz New York tablosundan arabasıyla uzaklaşırken, tepkisiz absürdlüğüyle bir süreliğine nefes almanızı sağlıyor. Bahsettiğim araba yolculuğunda yer alanlardan bir diğeri de John Goodman. Son iki yıldır En İyi Film seçilen yapımların kadrosunda yer alan Goodman’ın belki bu yıl şansı büyük ödülü koparacak kadar yaver gitmeyebilir; fakat Inside Llewyn Davis’in aday olma ihtimali yüksek gözüküyor. Ayrıca The Artist, Argo ve Flight’la sahalara geri dönen Goodman’ın da son dönemdeki en iyi performanslarından birini izledik. Bakarsınız yardımcı erkek oyuncu dalında bir boşluk olur da üst sıralara doğru ilerler.

Başından sonuna Coenler kokan bir başka iş olmuş Inside Llewyn Davis. 2000’li yıllarda daha sık çalışmalarına rağmen True Grit sonrası 3 sene ara verdikleri için daha da değerli geliyor tabii. Özlemimizi gidermek için birkaç kere tüketmek gerekebilir. Filmekimi ve 2013 kapsamında izlediğim en iyi filmlerden biriydi. Ocak ayı içerisinde bizde de gösterime giriyormuş. Kaçırmayın. Bir Joel ve Ethan Coen filmi izlemek her sene nasip olmuyor ne de olsa.

[A]

Oscar Karnesi
En İyi Görüntü Yönetimi
En İyi Ses Miksajı

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

0 Yorum

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.