Heli

Heli

heliCannes’da büyük ödülleri alan filmlerin neredeyse hepsini izleme şansı yakaladık Filmekimi’nde. Ana yarıştan pek bir şey kalmadı geriye. Bugün de En İyi Yönetmen ödülünü alan Amat Escalante’nin filmi Heli’yi konuşacağız. Daha evvel çektiği yapımlarla pek de iyi eleştiriler alamayan Escalante, bu sefer şeytanın bacağını kırmış gibi gözüküyor. Heli’ye başyapıt yakıştırması pek yapılamasa da Sangre ve Los bastardos’a göre bir adım ileride. Bu arada Meksika’nın 86. Akademi Ödülleri’nde verilecek Yabancı Dilde En İyi Film için aday adayı Heli. Çok şanslı olduğunu zannetmesem de şu ana kadar izlediğim sayılı aday adayı arasında kayda değer işlerden biri. Neyse, giriş faslını daha fazla uzatmayıp filme geçelim.

Heli, genç yaştaki bir kız ile polis olarak eğitim gören bir çocuğun aşkı olarak başlıyor önce. Escalante, içlerindeki masumluğu haricinde pek bir ortak noktası olmayan bu iki insanı tanıtarak başlıyor. Kızımız, ağabeyinin ailesi ve babasıyla ergenliğini hızlıca geçirmeye çalışırken oğlan ise oldukça zorlayıcı koşullara sahip bir ortamda polis olmak için her yönden tartışmaya açık eğitimini sürdürmeye devam ediyor. Amat Escalante, ilk yarım saat boyunca seyircisini çok zorlamadan birkaç gerçeği önümüze sunuyor. Kusmuğunun üzerinde yuvarlanmak zorunda kalan polis haricinde perdeye bakmakta çok zorlanmıyorsunuz. Daha sonra sahneye sanki bir karaktermiş gibi “uyuşturucu” giriyor. Meksika çıkışlı hikayelerde bir şekilde yerini hep bulan o madde, masum aşkı çamura batırmak için ilk yarım saatin sonunda kadraja giriyor. Zaten Heli bir film olarak da tam bu noktada başlıyor.

Konusunu okumadan gittiğim için Twitter’daki filmin aşırı şiddet içerdiğine dair yazılanlar haricinde pek bir bilgim yoktu Heli hakkında. Amat Escalante de hem senarist hem de yönetmen olarak filmin başlangıcında tek bir ipucu vermiyor. Kilit noktasına geldiğinizde ise arka arkaya sıralanan olaylar zinciri sabrınızı sınamaya, perdeye bakmanızı zorlaştırmaya başlıyor. Heli’den daha şok edici olan Moebius’u da Filmekimi’nde kapsamında izledim. Ama kesinlikle benim bulunduğum salonlarda Heli’ye gelen şok tepkisi çok daha büyüktü. Filmin sürprizlerini bozmak istemediğim için şöyle diyeyim; baskın sahnesi sonrasında olanlar bu yıl beyazperdede gördüğümüz en çarpıcı sahneler olabilir. Escalante’nin aldığı yönetmen ödülünü kesinlikle anlayabilsem de Heli’nin şiddeti doğru yönde kullandığından şüpheliyim. Çünkü filmin realist olmaktan ziyade, korkutmak ve germek amacıyla bu yola başvurduğunu düşünüyorum. Özellikle son çeyrekte film kendi kendini yönetmeye başlıyor. Zaten çok kuvvetli olmayan senaryo da finale doğru başlardaki parıltısını kaybediyor.

Bu bariz düşüşteki bir diğer önemli etken de koşuşturmacanın bir anda Meksika’nın uyuşturucu çetelerinden polise taşınmış olması. Boy veremediği derin sularda adaleti sorgulamaya gitmenin ne anlamı vardı acaba? Bir yanda fiziksel, diğer yanda manevi şiddete maruz kalan ailenin bu denli bir mesaj için yeterli bir metafor olduğuna inanmakta, en azından ben, güçlük çektim. Kadroda harikalar yaratan bir oyuncu olduğunu da düşünmüyorum. Andrea Vergara ve Armando Espitia filmin en önemli karakterlerine can veriyorlar. Ama ikisi de unutulmayacak bir performans vaat etmiyor ne yazık ki. Özellikle Vergara çok zayıf kalıyor.

Filmle ilgili hep negatif konuşmuş gibi hissediyorum. O yüzden kapanışı yaparken Heli ile ilgili sevdiklerimin de altını çizmek istiyorum. Amat Escalante, yıllardır endişeyle yaşayan bir neslin kafasındaki soru işaretlerini olabildiğince sade yazıp, bir o kadar da gösterişli bir biçimde uygulamaya geçirmiş. Evet, şiddetin amacını sorguladığınız birden fazla sahne var ama olanları meşrulaştırmak gibi bir çabası yok zaten Heli’nin. Meşru olanları tüm çıplaklığıyla izlemek sizi rahatsız edecekse bilemeyeceğim tabii. Ben kesinlikle denenmesini öneriyorum. Akademi’nin kısa listesine kalacağından şüpheliyim; fakat şaşırtabilir de pek ala.

[B]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

0 Yorum

  1. Geri İzleme: Yabancı Filmler ’13: Danimarka, Hindistan & Kolombiya | Oscar Boy

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir