Gravity

Gravity

gravityBirazcık Filmekimi’nden sıyrılıp vizyona da uğrayalım isterseniz. Tüm bu yoğunluk arasına sıkıştırmaktan bir an olsun pişman olmadığım Gravity, bu yılın Akademi Ödülleri’nde büyük ihtimalle adaylık sayısında çift hanelere ulaşacak. Venedik, Telluride ve Toronto’da yapılan gösterimlerinden dikkat ettiyseniz tek bir olumsuz yorum dahi çıkmadı. Gerçi bugün salonda olanlardan beğenmeyenlere rastladım Twitter’da ama benim gördüğüm kadarıyla, yüzyılın troll’ü Bret Easton Ellis haricinde okyanusun diğer ucunda filmle yıldızı barışmayan pek yok. Akademi’nin bilimkurgulara olan mesafesi akıllarda soru işareti yaratmıyor değil tabii. Fakat elinizde tam olarak bilimkurgu diye tarif edilemeyecek bir örnek var. Gravity bambaşka bir kulvarda yarışıyor. Sinemada nasıl çığır açabileceğini kanıtlayan, mihenk taşlarının bir arada olduğu bir kulvarda. A Little Princess haricinde Great Expectations, Y Tu Mama Tambien, Harry Potter and the Prisoner of Azkaban ve Children of Men’le zaten rüştünü ispatlayan Alfonso Cuaron’a 7 yıldır hasrettik. O da bu hasreti öyle bir filmle gidermeye karar vermiş ki 10 yıl film çekmese zaten geri döndüğünde biz hala Gravity’yi konuşuyor oluruz.

Gravity’nin fragmanını izlemeyen kalmamıştır diye düşünüyorum. Hikaye ilk uzay yolculuğuna çıkan Ryan Stone ile astronot Matt Kowalsky’nin bir felaket sonrasında uzay boşluğundaki yaşam mücadelesini anlatıyor. Sonsuz bir karanlığın orta yerinde, görüntüsüyle büyüleyen Dünya’ya bakarak geçireceğiniz yarım saat hikaye anlamında çok büyük değişikliklere gebe değil. Her ayrıntısı kusursuz olan Gravity’nin tek sorun yaşadığı kısım da senaryo zaten. Daha doğrusu, sorundan ziyade, seyirciyi ekstra hikayelerle boğmadan sadece bu kaosa davet ediyor Gravity. Başarılı yönetmen Alfonso Cuaron ve oğlu Jonas Cuaron’un senaryosunda iki karakterini de tanıtmak için çabalamıyor. Ya da onları daha insani bir düzleme oturtmak adına Dünya’daki yaşamlarıyla ilgili dramatik eklentiler yapmıyor. Sandra Bullock’un canlandırdığı Ryan Stone’un kızı haricinde bildiğimiz tek bir şey yok. Hatta Clooney’nin Kowalski’sine çaldığı müzikler haricinde tek bir özellik dahi eklenmemiş. Peki Gravity’nin geride kalan eşlere, çocuklara, ailelerle ilgili sayısız karmaşaya, geç kalmış vedalara, küslüklere ya da benzer bir dramaya ihtiyacı var mı? Hayır!

Öncelikle Alfonso Cuaron’un yönetmenliğinden başlayalım isterseniz. Cuaron’un Gravity’deki işçiliğini son 10 yıldaki herhangi bir filmle karşılaştırmak bana göre manasız olur. Belki bu yıl Gravity’den daha iyi bir film izleyeceğizdir, ama Cuaron’dan daha iyi bir yönetmenle karşılaşacağımıza inanmıyorum. Filmi tam olarak ifade edebilecek iki kelime “Baş döndürücü” sanırım. Daha evvel herhangi bir aksiyon ya da bilimkurgu filminde böyle bir şey deneyimlediğinizi zannetmiyorum. Cuaron her biri birbirinden yetenekli teknik ekibiyle birlikte nefesinizi kesen bir gerilime imza atmış. Evet, her şeyden evvel Gravity’ye bir gerilim demek daha doğru olur diye düşünüyorum. Değme ustalara taş çıkarıyor. Özellikle uzay gemilerinin içinde değil de uzay boşluğundaki sahnelerde Cuaron zirveyi görüp, türün bilinen yönetmenleriyle adeta dalga geçiyor. Senaryosuyla değerlendirdiğinizde Children of Men’in Gravity’den bir tık ötede olduğuna ben de katılırım. Ama eğer Cuaron’un yönetmenlikteki yeteneğinden konuşacaksak değil Children of Men’i, son yıllardaki tek bir yönetmeni Cuaron’la kıyaslamak büyük haksızlık olur.

Tabii burada tüm alkışı Alfonso Cuaron’a göndermekle yetinmeyeceğim. Daha evvel kendisiyle Children of Men’de de çalışan ve The Tree of Life ile Oscar’a aday olmasına rağmen ödülü Robert Richardson’a kaptıran Emmanuel Lubezki’nin sinematografisi, Gravity’ye güç veren etkenlerden bir diğeri. Bu sene Oscar’ı almamasının mümkünatı yok. Akademi filmden nefret etse bile Lubezki’yi bu sene ödülsüz bırakmasının mümkünatı yok. Ayrıca filmin kurgusunu da çok kusursuz buldum ben. Umuyorum filmin alacağı adaylıklardan biri de kurgu dalında olur. Steven Price’ın gösterişsiz fakat çarpıcı müzikleri ise filmin atmosferine çok şey katıyor. Biraz Trent Reznor ve Atticus Ross çizgisinde. Tek başına dinlediğinizde ortalama, ama filmle birleştiğinde şaheser. Bu arada filmin din mevzularına da ufaktan el attığının altını çizeyim. Bu arada ufak imgelerle varoluşsal sorular sormayı da ihmal etmiyor Gravity. Cuaron tuvaline ara ara bir filozofa dönüşüp Buda resimleri çiziyor, ufak detaylarla özümüze sorular yağdırıyor.

Sandra Bullock ve George Clooney’den de bahsedelim son olarak. Zaten filmde yüzünü görebildiğiniz başka bir oyuncu yok. Clooney’nin performansının çok büyük bir esprisi olduğunu düşünmüyorum açıkçası. Yine o cazibesini kullanarak son sahnesinde rol çalıyor fakat hakikaten canlandırdığı Matt Kowalski’nin kayda değer bir sahnesi yok. Bullock’un performansı ise çığır açmasa da büyük ihtimalle kariyerinin en iyisi. Hem kaskının içinde, hem de uzay gemisinin içinde iki parça kıyafetiyle süzülürken Ryan Stone olarak inandırıcı olabilmeyi başarıyor Bullock. Mimiklerine hep hakim olamadığını düşündüğüm bir oyuncuydu ama burada ilk kez beni yanıltmayı başardı. Alacağı ikinci Oscar adaylığının benim için problem yaratmayacağını söyleyebilirim. Tabii Akademi Adele Exarchopoulos ve Paulina Garcia gibi isimlere vakit ayırırsa Bullock’a sıra gelmez ya, o başka.

Filmle ilgili tek bir problemim var, o da finali. Sanki James Cameron çekmiş gibi geldi bana o sahneyi. 90 dakika boyunca evrendeki hiçliğimizin altını çizdikten sonra neden böyle bir sahneye ihtiyaç duymuşlar emin değilim. Fakat bir bütün olarak kusursuzluğa oynadığı için Gravity, bu finali görmezden gelebilirim sanırım.

[A+]

Oscar Karnesi
En İyi Film
En İyi Yönetmen
En İyi Kadın Oyuncu (Sandra Bullock)
En İyi Kurgu
En İyi Görüntü Yönetimi
En İyi Prodüksiyon Tasarımı
En İyi Özgün Müzik
En İyi Ses Kurgusu
En İyi Ses Miksajı
En İyi Görsel Efekt

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

0 Yorum

    1. Unclefuckup

      O basın gösterimlerine nerde ve nasıl gidiyorsunuz ? Çok merak ediyorum,artık bende gitmeyi düşünüyrm ,,bu arada herkes gidebiliyor mu?

      Yanıt
  1. Unclefuckup

    Haa anladım,, peki sizi nasıl buluyolarda mail gönderiyorlar? Tanınmış olduğunuz için mi yoksa bir şeye falan mı üyesiniz diye,,çok soru sordum farkındaym 🙂

    Yanıt
  2. Unclefuckup

    İyi o zaman Teşekkr ettim, demek gitme ihtimalim yok 🙁 Aslında size gele mailin adresini bana gönderirseniz ,bende onlara benide davet etmeleri için mail yazabilirim … Yanlız olaya bak kendimi zorla davet ettiriyorm ya 🙂

    Yanıt
  3. aserat54

    2013’ün şimdiden 3 tane [A+]’sı oldu. Bu yıl, diğerlerinden çok daha iyi olacak. Gravity’yi yakalayıp yorumlamanıza ise hem şaşırdım, hem biraz kızdım, hem de hayran kaldım. Zaten, 1 hafta sonra vizyona girecek. O zaman ben de izler, düşüncelerimi belirtirim.

    Yanıt
  4. Asena

    Meraktan çatlıyorum bu film için desem yeridir. 🙂 En merak ettiğim yapımlardan biri. Fragmanda bile gerim gerim gerilmişken, sizin de anlattıklarınızdan sonra filmde ne olurum bilmiyorum. Umarım beklentileri karşılar, gün sayıyorum. Yorumunuz da çok açıklayıcı. 🙂

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir