Kamera Arkası: Gus Van Sant

Kamera Arkası: Gus Van Sant

prdisk-ru-gus_van_sant4

Bu haftaki konuğumuz pek de sevmediğim yönetmenlerden biri olan Gus Van Sant. Her daim hayranı olduğum isimleri ağırlamam gerekmiyor diyerek, hem de birkaç filmini izleyip hafızamı tazeleyeyim diye ekledim kendisini programa. Sinemayla uzaktan yakından alakası olmayan bir ailenin çocuğu olarak 1952 yılında dünyaya gelmiş Van Sant. Cannes’dan aldığı Altın Palmiye ve pek çok Oscar adaylığıyla dolu kariyerinin başında sanıldığı gibi bir sinema eğitimi yok. Tamamen esinlenmeler ve çalıştığı insanların yanında edindiği deneyimlerle pişmiş ünlü yönetmen. Ken Shapiro’nun yanında asistanlık yapmış. Andy Warhol ve Jonas Mekas gibi daha avant-garde işler yapan isimlerin tüm ürettiklerini takip etmeye çalışmış.

Öğrencilik hayatı boyunca kendi yaşadıklarından yola çıkarak yazdığı kısa öyküleri filme çekmiş. Hatta 30’lu yaşlarına yaklaştığında da Alice in Hollywood adında, hiç bir zaman yayınlanmayan ve dağıtımcı bulamamış uzun metrajlı bir işe imza atmış. Fakat asıl çıkışı Alice in Hollywood’dan 4 sene sonra gelen Mala Noche ile olmuş. İlk filmi ile Mala Noche arasında uzunca bir süre reklamcılık sektöründe çalışan Van Sant, kazandıklarını biriktirerek kendisine hikayelerini filme çevirebilmek için yeterli maddi kaynağı sağlamaya çalışmış. Ki zaten ilk filmiyle elde ettiği eleştirel başarı da Universal ile bir anlaşma yapmasına yardımcı olup, finans konusundaki sıkıntıları dert etmesini engellemiş.

Yapımcılığını üstlendiği projeler haricinde tekrar yönetmen koltuğunu oturacağı iki film var Gus Van Sant’in. Bunlardan birincisi olan The Golden Suicides için senarist Bret Easton Ellis ve ünlü aktör Ryan Gosling’in adı geçiyor. Fakat yakın zamanda Variety’nin yaptığı bir habere göre Van Sant bu sefer filmi yönetmeyi değil, sadece senaryoya katkıda bulunmayı planlıyormuş. Diğeri ise Twilight’ın genç yıldızı Taylor Lautner’ın başrolünde yer alacağı bağımsız bir proje. Fakat Van Sant, Lautner ile yapacağı ortaklığın haberini aldığımızdan beri iki film çekti ve hala yeni bir gelişme yok. Geçelim şimdi Hollywood’un belki de en abartılan filmlerle dolu bir kariyere sahip yönetmeni Gus Van Sant’in filmografisine…

Mala_Noche_for_WSJ

MALA NOCHE (1985)
Senaryo: 
Walt Curtis (hikaye) ve Gus Van Sant
Oyuncular: Tim Streeter, Doug Cooeyate, Ray Monge, Nyla McCarthy, Don Chambers, Walt Curtis

Andy Warhol’dan ilham aldığını ve yönetmenlik yapmaya başlamasında Warhol’ın büyük bir etkisi olduğunu söyleyen Gus Van Sant seyirciyle buluşan ilk uzun metrajlı işinde zaten bunu açıkça gösteriyor. Oldukça avantgarde bir film olarak kabul edilebilecek Mala Noche siyah beyaz çekilmiş. Ayrıca eşcinsel temalara yatkınlığıyla bilinen Van Sant’in ilerleyen yıllarda bize neler izleteceğinin de kısa bir tanıtımı gibi. Fakat bir film için bu kelimeyi kullanmaktan nefret etsem de, Mala Noche çok “sıkıcı”. Tipik bir okul projesi duruyor. Eğer Van Sant sinema üzerine eğitim görmüş olsa, Mala Noche’nin bitirme tezi olduğuna bile inanabilirim. Pek çok fikre sahip genç bir adamın ellerinden çıktığı belli olan hikaye, ne yazık ki senaryosundaki tutkuyu filme yansıtamıyor. Ama Amerikan bağımsız sineması içerisinde önemli bir örnek olduğunu söyleyenler de yok değil. Bana soracak olursanız, Gus Van Sant’in sayısız vasat filminden bir diğeri.

[C]

Ödüller & Adaylıklar

  • Los Angeles Film Eleştirmenleri Ödülleri – En İyi Bağımsız/Deneysel Film

drugstore-cowboy-1989-05-g

DRUGSTORE COWBOY (1989)
Senaryo: 
James Fogle (roman), Gus Van Sant ve Daniel Yost
Oyuncular: Matt Dillon, Kelly Lynch, James Le Gros, Heather Graham, Max Perlich, James Remar, Grace Zabriskie, William S. Burroughs

İlk filminden sonra Universal’la anlaşma yapan yönetmen, ana akıma daha yakın ama yine de özgünlüğünden ödün vermeyen Drugstore Cowboy ile devam etmiş yoluna. James Fogle’ın çok satan romanından uyarlanan film, belki de senaryosu en güçlü Gus Van Sant filmi olabilir. Matt Dillon’ın çıkış filmi olarak kabul edilebilecek Drugstore Cowboy, kadrosundaki isimlerin başarılı oyunculukları haricinde 80’li yılların ortasında başlayan uyuşturucu merkezli hikayelerin en başarılı örneklerinden biri. Yönetmenin son dönemde yazdığı senaryolara bakıp, Drugstore Cowboy’a döndüğünüzde yaşanan hayal kırıklığını da söylememe gerek yoktur sanırım. Bu arada Dillon’ın çıkışı haricinde Heather Graham’ın da seyirciyle büyük bir rolde buluştuğu ilk film olma özelliği taşıyor.

[B+]

Ödüller & Adaylıklar

  • Bağımsız Ruh – En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu (Matt Dillon), En İyi Kadın Oyuncu (Kelly Lynch), En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Max Perlich), En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Heather Graham), En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetimi
  • Los Angeles Film Eleştirmenleri Ödülleri – En İyi Senaryo
  • New York Film Eleştirmenleri Ödülleri – En İyi Senaryo

my-own-private-idaho-91-01-g

MY OWN PRIVATE IDAHO (1991)
Senaryo: Gus Van Sant
Oyuncular: River Phoenix, Keanu Reeves, James Russo, Rodney Harvey, William Richert, Grace Zabriskie, Chiara Caselli

River Phoenix’i doya doya izleyebilmemiz haricinde pek bir özelliği olduğuna inanmadığım, ama nedense abartılıp “kült” ilan edilen My Own Private Idaho, yönetmenin en çok bilinen filmlerinden biri. The Matrix öncesi birbirinden iyi yapımlarda yer alan Keanu Reeves’i de mimikleri donmadan evvel izleyebilmek için güzel bir seçenek. LGBT’nin iyi ya da kötü fark etmeksizin, son 10 yıl haricinde içerisinde eşcinsel karakter içeren her filme atlamasından dolayı da olabilir bu abartma. Fakat Van Sant’in Reeves ile Phoenix arasında yakaladığı tarifi pek mümkün olmayan kimyanın My Own Private Idaho’ya damgasını vurduğunu unutmamak gerek. Gus Van Sant’in teknik anlamda Mala Noche’den bile daha kusurlu tek filmi bu olabilir ayrıca. Ama bu gerçek Bağımsız Ruh’ın (Independent Spirit) pek sevdikleri Van Sant’i kucaklamalarına engel olmuş mu? Hayır.

[B]

Ödüller & Adaylıklar

  • Bağımsız Ruh – En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu (River Phoenix), En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Film Müziği
  • Venedik Film Festivali – En İyi Erkek Oyuncu (River Phoenix)
  • PGA – Umut Vaat Eden Prodüktör

MCDEVCO EC004

EVEN COWGIRLS GET THE BLUES (1994)
Senaryo: 
Tom Robbins (roman) ve Gus Van Sant
Oyuncular: Uma Thurman, Lorraine Bracco, Pat Morita, Tom Robinson, Angie Dickinson, Keanu Reeves, John Hurt, Rain Phoenix, Ed Begley Jr., Carol Kane, Sean Young, Crispin Glover, Rosanne Barr, Buck Henry, Grace Zabriskie, Ken Kesey, Heather Graham, Udo Kier, Lin Shaye

Her başarılı yönetmenin kariyerinde nazar boncuğu kıvamında bir vasat film var aslında ama Even Cowgirls Get the Blues, Gus Van Sant’in ne kadar yeteneksiz olduğunu yüzümüze vuruyor adeta. Tom Robbins’in garip romanından beyazperdeye aktarılan hikayenin merkezinde oyunculuk konusundaki yetersizliğiyle nam salmış (Bence Pulp Fiction ve Kill Bill’de de rezalet) Uma Thurman var. Oscar’ın tam karşıtı olan Razzie Ödülleri’nden nasibini aldığını belirteyim Even Cowgirls Get the Blues’un. Fakat kadrodaki ünlü isimlerin kısa rollerle karşımıza çıkması bu tren enkazını izlememize az da olsa yardımcı oluyor. Gus Van Sant’i sadece Good Will Hunting ile tanıyıp göklere çıkaranların mutlaka izlemesi gerektiğine inandığım bir yapım. Elinde iyi bir hikaye olmadığı müddetçe, pek de büyük hünerlere sahip olmadığını görmek için ideal.

[F]

r7lfKVRjCAQGMpV3rQcalZyv78t

TO DIE FOR (1995)
Senaryo:
Joyce Maynard (roman) ve Buck Henry
Oyuncular: Nicole Kidman, Matt Dillon, Joaquin Phoenix, Casey Affleck, Ileana Douglas, Alison Folland, Dan Hedaya, Wayne Knight, Kurtwood Smith, Holland Taylor, Susan Traylor, Maria Tucci, Tim Hopper, Michael Rispoli, Buck Henry, Gerry Quigley

Nicole Kidman’ın varlığı sebebiyle epey ilgi çekici bir hale dönüşen To Die For’un kadrosu epey zengin. Drugstore Cowboy ile daha evvelde yönetmenle çalışmış olan Matt Dillon, daha sonra hem Gerry hem de Good Will Hunting’de karşımıza çıkan Casey Affleck ve kendi jenerasyonunun açık ara en iyi aktörü Joaquin Phoenix. Joyce Maynard’ın her kitabı birbirinden değerli ve yazdığı kadın karakterlerde zor bulunur cinsten olduğu için To Die For’un bir film olarak sonucu da oldukça tatmin edici. Suzanne Stone Maretto isimli karakteri canlandıran Kidman’ın ciddi olarak dikkate alındığı ilk film. Her ne kadar gösterime girdiği yılda seyirciyi salona çekememiş olsa da, hiç şüphesiz To Die For, Gus Van Sant’in kariyerindeki en önemli yapıtlardan biri. Bu arada Kidman canlandırılan Suzanne’in AFI’ın “100 Yıl… 100 Kahraman ve Kötü Karakter” listesinde yer aldığını da hatırlatayım.

[B+]

Ödüller & Adaylıklar

  • Altın Küre – En İyi Kadın Oyuncu (Komedi/Müzikal – Nicole Kidman)
  • BAFTA – En İyi Kadın Oyuncu (Nicole Kidman)
  • Critics’ Choice – En İyi Kadın Oyuncu (Nicole Kidman)

11_gwh

GOOD WILL HUNTING (1997)
Senaryo: 
Matt Damon ve Ben Affleck
Oyuncular: Matt Damon, Robin Williams, Ben Affleck, Stellan Skarsgard, Minnie Driver, Casey Affleck, Cole Hauser, John Mighton, George Plimpton

Gus Van Sant’in en çok bilinen, hatta tanınmaya başlandığı yapım Good Will Hunting. Tam bir Akademi yemi. Ana karakteri, hikayedeki anlatış ve ilerleyiş biçmi, tüm bunların haricinde Boston’dan çıkma iki gencin (Matt Damon ve Ben Affleck) Külkedisi’ni andıran hikayesi… Oscar’ı almasına şaşmamalı. Kendi kendini yöneten filmlerden biri olmasına rağmen amacına hizmet edip, seyircide tatmin duygusu yaratmayı başarabilen Good Will Hunting’in başarısı zaten ortada. 90’lı yılların filmleri sorulduğunda, sinemada olup biteni televizyondan takip eden Türk izleyicisi bile “Can Dostum”un adını verebilir. Kadrodaki herkesin beklenenin üzerinde performans vermesi haricinde de bir bütün olarak, akılda en az soru işareti bırakan Van Sant filmi sanırım. Gerçi hala Stellan Skarsgard’ın canlandırdığı karakterin hikayeye olan katkısını çözebilmiş değilim; ama olsun.

[A]

Ödüller & Adaylıklar

  • Oscar – En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu (Matt Damon), En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Robin Williams), En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Minnie Driver), En İyi Özgün Senaryo, En İyi Kurgu, En İyi Özgün Müzik, En İyi Özgün Şarkı (“Miss Misery”)
  • Altın Küre – En İyi Film (Drama), En İyi Erkek Oyuncu (Drama – Matt Damon), En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Robin Williams), En İyi Senaryo
  • SAG – En İyi Toplu Performans, En İyi Erkek Oyuncu (Matt Damon), En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Robin Williams), En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Minnie Driver)
  • Critics’ Choice – En İyi Film, En İyi Özgün Senaryo, En İyi Çıkış Yapan Oyuncu (Matt Damon)
  • Berlin Uluslararası Film Festivali – En İyi Bireysel Başarı (Matt Damon)
  • PGA – En İyi Film
  • DGA – En İyi Yönetmen
  • WGA – En İyi Özgün Senaryo
  • NBR – Özel Başarı Ödülü (Ben Affleck ve Matt Damon)

slide_289961_2296028_free

PSYCHO (1998)
Senaryo: 
Robert Bloch (roman) ve Joseph Stefano
Oyuncular: Vince Vaughn, Julianne Moore, Anne Heche, Viggo Mortensen, William H. Macy, Robert Forster, Philip Baker Hall, Anne Haney, Rance Howard, Chad Everett, Rita Wilson, James Remar, James LeGros, Mike Balzary

Neden? İnsan Psycho’yu izleyince sadece bu soruyor. Ustaların ustası Alfred Hitchcock’a ihanet eden, adamın mezarında ters dönmesine sebep olacak kadar kötü, tren enkazının bile yanında daha sempatik durduğu bir film ister misiniz? Buyrun Psycho’ya. Anne Heche’nin Altın Ahududu’ya aday olan performansı, Vince Vaughn’un Hollywood’un yeni altın çocuğu olarak pazarlanmaya çalışılması (?) ve Good Will Hunting’den sonra yine seyirciyi mutlu edeceği iddia edilen Gus Van Sant’in büyük düşüşü. Neyse ki hem eleştirel, hem de ticari olarak feci çuvalladığı 1998 tarihli Psycho uyarlaması. Bu arada yine Ahududu Ödülleri’nden Van Sant’e En Kötü Yönetmen dalında bir zafer geldi. Kendimi tutmaya çalışıyorum yazarken de, bu adamı sevmemek için o kadar çok sebep var ki…

[F]

s_thumbs_1408470033_c47c521d09d3953e0e31145780e6d871

FINDING FORRESTER (2000)
Senaryo: 
Mike Rich
Oyuncular: Sean Connery, Rob Brown, F. Murray Abraham, Anna Paquin, Busta Rhymes, April Grace, Michael Pitt, Michael Nouri

Süpermarketlerde, kasalara yakın büyük metal sepetlerin içerisinde ucuzluğa girmiş filmler satılır. İşte Finding Forrester tam o klasmana uyan, izlediğiniz anda unutacağınız, yine de hikayesini anlatma kabiliyetine sahip bir film. Psycho sonrası bir türlü yapımcılardan destek göremeyen Van Sant’in Good Will Hunting’in hatrına bulduğu destekle yapılmış ve gişeden de oldukça mutlu bir şekilde ayrılmış. Fakat genelde sektörü 10 yıl öncesinden takip ettiği için Van Sant, 90lar’ın ilk yarısında biten “Hallmark filmi” modasını milenyumda devam ettirmeye kalkınca eleştirmenlerden pek yüz bulamadı. Ana karakterini Salinger’ın hayat hikayesiyle örtüşecek biçimde kurgulayan senarist, birkaç edebiyat ve Salinger aşığından tam not alsa da Finding Forrester’ın adı çabuk unutuldu.

[C+]

gerry

GERRY (2002)
Senaryo: 
Casey Affleck, Matt Damon ve Gus Van Sant
Oyuncular: Casey Affleck, Matt Damon

Van Sant’in boşa sarf edilmiş eforlarından biri olarak tanımlanabilecek Gerry’nin oldukça orijinal (!) bir senaryosu var. Yürüyüş yapmak için kendilerini doğanın kollarına bırakan iki arkadaşın yanlarına su almayı unutmasını anlatıyor film! Şaka yapmıyorum. Casey Affleck ile Matt Damon haricinde tek bir yaşam belirtisi göremediğiniz hikayeyi yönetmenle birlikte kaleme almış iki oyuncu. Ayrıca Elephant ve Last Days ile devam eden “Ölüm Üçlemesi”nin de ilk halkası. Dedikodulara göre doğru düzgün bir senaryosu olmadığı için çoğunluğu doğaçlanarak kameraya alınmış Gerry’nin. Açılış sahnesi haricinde pek bir esprisi olmayan filmin neredeyse kimse tarafından izlenmemesine de şaşmamalı. En azından etrafımda Gus Van Sant’i sevdiğini söyleyenlerin Gerry’nin varlığından haberi yok, ona eminim.

[C+]

Ödüller & Adaylıklar

  • Bağımsız Ruh – En İyi Yönetmen, En İyi Görüntü Yönetimi

Elephant

ELEPHANT (2003)
Senaryo: 
Gus Van Sant
Oyuncular: Alex Frost, Eric Deulen, John Robinson, Timothy Bottoms, Matt Malloy, Elias McConnell, Nathan Tyson, Kristen Hicks, Brittany Mountain, Bennie Dixon, Alicia Miles

Cannes’dan Altın Palmiye ile dönen Elephant’ın ilk günden beri pek hayranı olamadım açıkçası. Gerry ile başladığı yola Elephant ile devam eden Van Sant, kariyerinin ilk yıllarına geri dönüş yapıyor bu filmle. İlham aldığı insanları birer birer anarak, özellikle kalemiyle hepsine ufak bir selam çakıyor. Fakat filmin Cannes’da Mystic River, Les Invasions barbares ve Uzak karşısında elde ettiği zaferi benim için anlamlandırabilen pek bir şey yok açıkçası. Fakat bambaşka hayatların aynı olay zincirlerinden nasıl da birbirinden özgün darbeler alabileceğini anlatabiliyor mu? Evet. Peki Elephant’ı Van Sant’in Mala Noche’siyle birlikte kariyerinin ilk yıllarında izlesek yadırgar mıydık? Hayır.

[B-]

Ödüller & Adaylıklar

  • Cannes Film Festivali – Altın PalmiyeEn İyi Yönetmen
  • Cesar Ödülleri – En İyi Yabancı Film
  • Bağımsız Ruh – En İyi Yönetmen, En İyi Görüntü Yönetimi
  • New York Film Eleştirmenleri Ödülleri – En İyi Görüntü Yönetimi

2005 Last Days 002

LAST DAYS (2005)
Senaryo: 
Gus Van Sant
Oyuncular: Michael Pitt, Lukas Haas, Asia Argento, Scott Patrick Green, Nicole Vicius, Ricky Jay, Ryan Orion

“Ölüm Üçlemesi”nin son halkası olan Last Days, birebir olmasa da Kurt Cobain’in hayatını anlatan bir film. Senaryosundaki açıkları tembel kamerasıyla kapatmaya çalışan Van Sant’in bir kez daha hem seyirci hem de eleştirmenler karşısında çuvalladığının altını çizmeme gerek yoktur sanırım. Nitekim Kurt Cobain’in hayranları bile Last Days’i ünlü müzisyenin anısına bir ihanet olarak nitelendiriyor. Az diyaloglu filmlerle pek problemim olmasa da Last Days, diyalogsuz bir şey anlatmayı beceremediği için ben Michael Pitt’in ağzından çıkacak iki kelimeyi duyabilmek için sürekli bekledim film boyunca. Ama olmadı. Gus Van Sant yine yapacağını yaptı ve direksiyonu bambaşka bir yöne çevirmesine rağmen, yine de sinema namına taş üstüne taş koyamadı.

[D]

Ödüller & Adaylıklar

  • Cannes Film Festivali – Teknik Ödülü (ses tasarımı)
  • Bağımsız Ruh – En İyi Görüntü Yönetimi

paranoid-park

PARANOID PARK (2007)
Senaryo: Blake Nelson (roman) ve Gus Van Sant
Oyuncular: Gabe Nevins, Daniel Liu, Jake Miller, Taylor Momsen, Lauren McKinney, Scott Patrick Green

Elephant’dan daha iyi olduğunu düşünmeme rağmen onun kadar kıymeti bilinmemiş olan Paranoid Park, yine ölüm temasından beslenen ve Elephant’daki gibi gençlerin dünyasına odaklanan bir hikayeye sahip. Van Sant’in 2000’li yıllar itibariyle benimsediği minimalist tavrın en efektif uygulaması denilebilir Paranpid Park için. Çünkü daha önce düştüğü hatalara düşmüyor. Gerry’deki gibi çıkış noktası absürd değil. Elephant’daki gibi kendisini çok ciddiye almıyor. Ya da Last Days’deki gibi vasat bir senaryoyu vasat bir yönetimle buluşturmuyor. Paranoid Park tam anlamıyla bir başyapıt olmasa da son 10 yıl içerisinde Van Sant’in ellerinden çıkmış en kaliteli iş benim için.

[B]

Ödüller & Adaylıklar

  • Bağımsız Ruh – En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Prodüksiyon

Josh_Brolin-Sean_Penn

MILK (2008)
Senaryo:
Dustin Lance Black
Oyuncular: Sean Penn, Emile Hirsch, Josh Brolin, Diego Luna, James Franco, Alison Pill, Victor Garber, Denis O’Hare, Joseph Cross, Stephen Spinella, Lucas Grabeel, Jeff Koons

Eşcinsel temalar işlendiğinde kendisini kaybeden liberal Amerikalı’nın ölüp bittiği filmlerden biri Milk. Evet Harvey Milk gibi büyük bir adamı anlatıyor olmasına rağmen Dustin Lance Black’in Oscar alan senaryosu fazlasıyla yorucu ve geveze. Kostümleri ve özellikle sinematografisi sayesinde dönemin ruhunu yakalayan Milk’in elde ettiği başarı beni pek de alakadar etmiyor. Fakat Sean Penn’in başını çektiği kadroda birbirinden özel performanslar bulunmakta. Akademi’nin En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalına aday etmeyi uygun gördüğü Josh Brolin haricinde harikalar yaratan James Franco, kariyerinin en önemli performanslarından birine imza atan Alison Pill ve belki de filmin izlemesi en keyifli adamı Diego Luna’nın hakkını vermek gerek. Ben Harvey Milk gibi özel bir politikacının beyazperdede yer bulmasına seviniyor olsam da, ne yazık ki liberal olduğunu kanıtlamak isteyen Amerikalı kadar hayran değilim filme.

[B-]

Ödüller & Adaylıklar

  • Oscar – En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu (Sean Penn), En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Josh Brolin), En İyi Özgün Senaryo, En İyi Kurgu, En İyi Kostüm Tasarımı, En İyi Özgün Müzik
  • Altın Küre – En İyi Erkek Oyuncu (Drama – Sean Penn)
  • BAFTA – En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu (Sean Penn), En İyi Özgün Senaryo, En İyi Makyaj & Saç
  • SAG – En İyi Toplu Performans, En İyi Erkek Oyuncu (Sean Penn), En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Josh Brolin)
  • Critics’ Choice – En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu (Sean Penn), En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Josh Brolin), En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (James Franco), En İyi Senarist, En İyi Besteci, En İyi Toplu Performans
  • Bağımsız Ruh – En İyi Erkek Oyuncu (Sean Penn), En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (James Franco), En İyi İlk Senaryo, En İyi Görüntü Yönetimi
  • Cesar Ödülleri – En İyi Yabancı Film
  • PGA – En İyi Film, Stanley Kramer Ödülü
  • DGA – En İyi Yönetmen
  • WGA – En İyi Özgün Senaryo, Paul Selvin Onur Ödülü
  • Los Angeles Film Eleştirmenleri Ödülleri – En İyi Erkek Oyuncu (Sean Penn)
  • New York Film Eleştirmenleri Ödülleri – En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu (Sean Penn), En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Josh Brolin)
  • NBR – En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Josh Brolin)

DF-01252

RESTLESS (2011)
Senaryo: 
Jason Lew
Oyuncular: Henry Hopper, Mia Wasikowska, Ryo Kase, Schuyler Fisk, Jane Adams, Chin Han, Lusia Strus

İki yıl evvel Filmekimi’nde izlediğim Restless, Van Sant’in kariyerindeki diğer yapımlarla ortak bir özelliği olmayan filmlerden. Çok büyük oynamayıp, iki karakter üzerinde oldukça naif bir aşk öyküsünü anlatıyor. Finalinde de sizi beklenen sona savururken öyle farklı vurgulamalar yapıyor ki, ağladığınız şey karakterin göçüşü değil geride kalanın hisleri oluyor. Pek kusursuz bir senaryosu yok Restless’ın. Jason Lew daha evvel izlemediğimiz bir olay örgüsü kurmadığı gibi, duymadığımız bir diyalog da yazmamış. Ama tıpkı Good Will Hunting gibi, sıradışı olmadan amacına ulaşan yapımlardan. En azından Ölüm Üçlemesi ile Andy Warhol olmaya soyunan Van Sant’in biraz olsun değiştiğine ikna olmamızı sağlıyor. Mutlaka izlenmesi gerekiyor mu peki? Hayır.

[B-]

Kayip-Umutlar-ana-gorsel-13

PROMISED LAND (2012)
Senaryo: 
Matt Damon ve John Krasinski
Oyuncular: Matt Damon, John Krasinki, Frances McDormand, Rosemarie DeWitt, Scoot McNairy, Titus Welliver, Terry Kinney, Hal Holbrook

Önceleri Matt Damon’ın yöneteceği açıklanan, ama takvimleri uyuşturmakta stüdyo ile güçlük çekince ünlü aktörün kadim dostu Van Sant’e emanet etiği Promised Land, 2012’nin kıyıda köşede kalmış işlerinden biri. Krasinski ile Damon’ın birlikte kaleme aldığı senaryo George Clooney’nin başlattığı “Bakın, önemli mevzular hakkında ilginizi çekebilecek fikirlerim var.”cılığın son örneği. Frances McDormand’ın tatlı performansı haricinde özgün tek bir şey daha içermeyen hikaye, her filmiyle iyice dibe batan Van Sant’in kariyerindeki bir başka taban noktası. İlerleyen yıllarda çekeceği filmleri umursamamak için de başlı başına bir neden bana kalırsa.

[C]

Gelecek Program: Abdellatif Kechiche

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

0 Yorum

  1. Metin

    Yine ayran içip ayrı düşeceğiz. Bence de Gus van Sant’ın birbirinden vasat filmleri vardır ama bunlar daha ana akım işleridir; mesela Goodwill Hunting bildiğiniz kötü filmlerdendir, senaryosu berbat, oyunculukları basit, yönetmenliği var olmayan bir film. Ama Sant’ın özellikle Drugstore Cowboys, My Own Private Idaho ve Elephant filmleri ile herkese nasip olmayacak güzellikte filmler yaptığına inanırım. Hatta Gerry bile benim için izlemesi çok keyifli bir filmdir. Sant, anaakıma kaydıkça sıradanlaşırken kendi dilindeki filmlerde çok ayrıksı şeyler yapabiliyor.

    Bu arada Milk yazısında şöyle bir cümle var; “Akademi’nin En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalına aday etmeyi uygun gördüğü Josh Brolin haricinde harikalar yaratan Josh Brolin” bu iki Josh Brolin’den bir tanesi James Franco olacaktı sanırım. 🙂

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir