Vizyondan arta kalanlar: Part II

Vizyondan arta kalanlar: Part II

Yılın ilk yarısında gösterime giren ticari kaygısı fazla olan fimleri izlemek için pek acele etmiyorum biliyorsunuz. Bir şekilde başına oturup sonuna kadar sabredince de birkaçını biriktirip beraber yazmaya gayret ediyorum. Daha evvel Pain & Gain, Now You See Me ve World War Z gibi yapımları karalamıştım böyle. Bugün de pek ilgimi çekmeyen, çoğunlukla kötü, 6 yapımı sıraladım. The Internsip, Pacific Rim, The Lone Ranger, White House Down, Grown Ups 2 ve The Wolverine hakkındaki fikirlerimi merak edenler böyle buyursun:

the internship

Cheaper By the Dozen, Night at the Museum ve Date Night gibi vasat komedileriyle tanınan Shawn Levy’nin yönettiği The Internship, bir türlü ısınamadığım Owen Wilson ve Vince Vaughn ikilisini buluşturuyor. Vaughn’un bizzat kaleme aldığı senaryo yaşları ilerlemiş ama bir türlü doğru düzgün bir meslek sahibi olamamış iki adamın Google’da stajyerlik imkanı yakalamasıyla başlıyor. Vaughn ve Wilson haricinde Rose Byrne, Max Minghella ve Will Ferrell gibi tanıdık isimlerin yer aldığı kadroda en çok Dylan O’Brien’ın varlığı konuşulmuştu. Teen Wolf sayesinde kendine bir hayran kitlesi edinen genç aktör, 2010’lu yılların Adam Brody’si sayılabilir. Teen Wolf her ne kadar The O.C. gibi büyük bir etki yaratmamış olsa da belli bir yaş grubunun favori dizilerinden.The Internship‘e dönecek olursak… Ne yazık ki özgün olmaktan çok uzakta bir komedi. Artık Saturday Night Live çıkışlı isimlerin ve tabii Louis C.K., Kathy Griffin, Jack Whitehall, Miranda Hart gibi komedyenlerin halka daha kolay ulaşması sebebiyle komedi anlayışımız epey genişledi. Güldüğüm esprilerin kalitesi de günden güne artıyor. Dolayısıyla çağ dışı, 90’lı yıllardan kalma bir mizahla çekilmiş komedi filmi istediği etkiyi yaratmıyor. Ki zaten hala da Vince Vaughn’un Hollywood’da bu kadar hürmet görmesinin sebebini anlayabilmiş değilim. Artık rol vermeyi kessek mi acaba şu adama? [D]

PACIFIC RIM

Gravity bu yıl gösterime girmemiş olsa En İyi Görsel Efekt Oscar’ını kucaklayacak olanPacific Rim, ünlü yönetmen Guillermo del Toro’nun son filmi. Pan’s Labyrinth sebebiyle pek çok eleştirmenin radarına giren Meksika asıllı yönetmenin sayısız vasat filminden bir diğeri. Sons of Anarchy’de harikalar yaratan, 50 Shades of Grey’in beyazperde uyarlamasında son dakikada başrolü oynamaktan ayrılan Charlie Hunnam ve Babel ile sevdiğimiz Rinko Kikuchi başrollerde yer alıyor. Zannediyorum yakın arkadaş olan Guillermo del Toro ile Alejandro Gonzalez Inarritu arasında, kadro için küçük paslaşmalar olmuş. Bu arada pek severek izlediğimiz Luther dizisinin yetenekli oyuncusu Idris Elba da var. Fakat karakteri inanılmaz gereksiz ve en berbat diyaloglar resmen onun için yazılmış. Kötü bir senaryonun en iyi efektlerle bile kurtulamayacağının bariz bir örneğiPacific Rim. Aynı yorumlar Gravity’yi sevmeyenler tarafından da yapıldığı için onları bu filme davet ediyorum. Kötü senaryonun ne demek olduğunu oturup bu filmde görsünler. Ama tabii Transformers’da işleyen matematiği sevenler filmden zevk alabilir, o başka. Bu arada sadece görsel efektlere değil, ses tasarımına da hayran kaldım.[C]

TheLoneRanger01

Quentin Tarantino yılın ilk yarısındaki 10 favori filmini açıkladığında, listedeThe Lone Ranger‘ın var olması epey konuşulmuş ve alay konusu olmuştu. Ben de merak edip, normalde Johnny Depp’in absürd karakterlerine zerre kadar tahammülüm olmamasına rağmen, izledim. Ne yalan söyleyeyim, film bence yapması gereken her şeyi yapmış, amacına sonuna kadar hizmet etmiş, seyirciye vaat ettiği eğlenceyi de en güzel haliyle sunan bir film olmuş. Bir başyapıtla ya da ilk 10’a koyulacak kadar iyi bir filmle karşı karşıya olduğumuzu ben de düşünmüyorum. Ama açılış sahnesi, epik set tasarımı, en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş kostümler ve aşırıya kaçmayan mizah benim çok hoşuma gitti. The Social Network ile tanıştığımız Armie Hammer ve sayısız hayranı olan ünlü aktör Johnny Depp arasında da hoş bir kimya oluşmuş. Ayrıca yine Luther dizisinden Ruth Wilson, her türlü garipliğin yerini bulduğu bir bedene sahip olan Helena Bonham Carter ve yetenekli aktör Tom Wilkinson da hoş bir sürpriz oldu benim için. Böylesine sabun köpüğü ve kimi yerlerinde tekrara giren senaryosu için 150 dakikanın uzun olduğunun ben de farkındayım. Fakat bir an olsun beni sıkmadığı açıkçası pek de rahatsız olmadım sürenin uzunluğundan. Kulağınıza şaka gibi geleceğini bilsem de iyi vakit geçirmeniz için önerebilirim. [C+]

1183878 - WHITE HOUSE DOWNKüçükken Amerikan milliyetçiliğini ağzımıza sokan, mantık denilen şeyden mahrum ve sırf biraz daha fazla patlama sahnesi gösterebilmek için senaryoya yerli yersiz dövüş sahnelerini ekleyen filmlere zaafım vardı. Ama yaş artınca, bunlara olan tahammülüm de giderek azaldı. Bu sene izlediğim yapımlar arasında belki de en absürdü olanWhite House Downyılın en kötü filmlerinden biri. Beyaz Saray’a yapılan bir saldırıyı konu alan filmde, en heyecanlı anlarda spor ayakkabılarını kutusundan çıkarıp giyen bir ABD başkanı ve kabaca gerizekalı denilebilecek kızının lüzumsuz kaprisleri için kendisini bir türlü kurşunla buluşmayan bedeniyle tehlikeden tehlikeye atan bir polisi izliyorsunuz filmde. Sonuna kadar nasıl sabrettiğim hakkında en ufak bir fikrim yok. Ama çoğu sahnesinde kahkaha atmayı tercih ettim. Roland Emmerich’in büyük bir çoğunluğu kötü ya da gereğinden fazla abartılmış filmlerle dolu kariyerinde pek de göze batacağını düşünmüyorum gerçiWhite House Down‘ın. 4-5 yıl evvel pek umutlu olduğum Channing Tatum yine akıllara zarar bir seçim yaparak böylesine bir rezalette rol almayı seçmiş. Oscar ödüllü Jamie Foxx’un düştüğü hallere girmiyorum bile. [F]

grown-ups-2-02

2010 tarihli ilk filmle kendince bir hayran kitlesi edinen Grown Ups’ın devam filmiGrown Ups 2,Adam Sandler’ın bayat komedi anlayışının hakim olduğu bir başka yapım. İlk filmin komedi anlamında çok iyi olduğunu düşünmesem de, Steve Martin’in Cheaper by the Dozen’ından sonra bir türlü göremediğimiz basit aile filmi türünün iyi bir örneği olduğuna kanaat etmiştim. Fakat ikinci film ilki kadar güldüremiyor ne yazık ki. İlk filmde de senaryoya sorulabilecek pek çok soru, sayısız mantık hatası vardı; fakatGrown Ups 2elde edilen başarının üzerine para kazanmak isteyen gözü aç aktörlerin tekrar bir araya gelmesi gibi olmuş. Sandler haricinde Chris Rock, Kevin James, David Spade, Salma Hayek, Maya Rudolph ve Mario Bello gibi tanıdık yüzlerin yer aldığı kadro yine de birkaç kahkaha vaat ediyor. Yalnız filmin son çeyreğindeki parti sahnesi ve Taylor Lautner’ın katılımıyla start alan o absürd kavga sahneleri bu yıl beyazperdede görünce filmin senaristleri adına beni utandıran tek şey olabilir. Bir Pazar günü televizyonda rastlarsanız izlemekten vazgeçmeyin, ama ilk filmin benzeri bir şey beklemenin de hata olacağını belirteyim. [D]

the-wolverine-picture06

Bryan Singer’ın yönettiği ilk X-Men serisi sonrası seyirciye zorla kakalanmaya çalışan Wolverine karakteriyle 2009 tarihli X-Men Origins: Wolverine’de neler yaptıklarını hatırlarsınız. Hugh Jackman’ın kendini peygamber zannettiği rolünden tam kurtulduk derken bir yenisi daha karşımıza çıktı. Hiç kimse kusura bakmasın, X-Men serisinin en sinir bozucu karakteri oldu benim için hep Wolverine. Sürekli homurdanan yaşlı bir amca gibi bana kalırsa. Neden Mystique, Cyclops ya da Storm’a bireysel bir hikaye yazılmadığını merak ediyorum. Neyse. Yeni Logan James hikayesiThe Wolverine, komedi olmamasına rağmen 2013’ün en çok güldüren filmlerinden biri. Son yıllarda hiç bu kadar büyük çaplı bir rezalet izlememiştim. Kötü adamından, tüm Uzak Doğu temasına kadar her şeye karnınıza ağrılar girene kadar gülmek istiyorsunuz. İşin kötüsü bu rezaletin arkasında, Walk the Line ve 3:10 to Yuma gibi iyi filmlere imza atmış James Mangold var! Umuyorum Wolverine franchising’i bir noktada durur ve bizler de bu tren enkazına şahit olmaktan kurtuluruz. Daha ilk sahnesinde yılın en kötü filmlerinden birini izleyeceğinizi garanti edenThe Wolverine, hayatınızın 120 dakikasını hunharca çalacak bir vasatlık timsali. [F]

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir