Wadjda

Wadjda

wadjdaOscar’ın Yabancı Dilde En İyi Film yarışı her geçen yıl biraz daha kuvvetleniyor. Akademi de artık bunun farkında olduğu için izlediği filmlerin sayısını arttırmaya, A Separation ve Amour gibi yabancı projeleri birkaç kategoride ağırlamaya başladı. Zaten bunun startı çoktan verilmişti; fakat son iki yıldır Sony Pictures’ın bu tür ABD dışı filmlere verdiği destekle işin boyutu biraz daha değişti. 2013’ün yabancı film aday adaylarına baktığımızda yine pek çok hayranlık uyandıran film görüyoruz. Ben şimdilik içlerinden sadece 18’ini izleyebildim. Ama buna rağmen ilk beş için iddialı 6-7 favorimi sıralayabiliyorum. Romanya’dan Child’s Pose, İran’dan The Past, İtalya’dan The Great Beauty, Şili’den Gloria, Filistin’den Omar, Danimarka’dan The Hunt ve Belçika’dan The Broken Circle Breakdown mutlaka kısa listeye kalması gereken yapımlar. Bunca kaliteli filme rağmen Amerikalılar’ın 77 yapımdan oluşan aday adayı listesinde en çok dikkatlerini çekenin Wadjda olması bana biraz garip geldi açıkçası. İzledikten sonra ciddi bir hayal kırıklığına uğradığım Wadjda, Suudi Arabistan’dan son yıllarda çıkan sayılı filmlerden biri. Fakat saydıklarımdan bir tanesiyle bile boy ölçüşebilecek niteliklere sahip değil. Madem Oscar almak için yapılan kampanyalardan rahatsız oluyoruz, o zaman Wadjda’nın “Bizde çok film çekilmiyor. Ama bakın bu filmi bir de ülkemizdeki tüm haksız muamelelere rağmen bir kadın çekti.” şeklindeki ucuz reklamını da sindirmeyelim. Neyse, sinirimi yazının ilerleyen kısımlarına bırakayım.

Suudi Arabistan’ın ilk ve tek kadın yönetmeni olan Haifaa Al-Mansour, 2005 yılında çektiği Women Without Shadows isimli belgesel ile olağanüstü eleştiriler almış ve gittiği her yerde ödüllendirilmişti. Wadjda, Al-Mansour hanımefendinin ilk uzun metrajlı kurgusal filmi. Aynı zamanda filmin senaryosunu da yazmış kendileri. Peki ne anlatılıyor? Filme adını veren Wadjda isimli karakter özgürlüğüne düşkün, ülkesinin kadınlara dayattığı kurallara farkında olmadan karşı gelip çocukluğunu yaşmaya çalışan, kendi yaşıtlarının girdiği kalıplardan uzak bir hayal dünyasına sahip, genç bir kızımız. Ama annesinden istediği bisiklet için ekonomik olarak destek görmediğinden Kuran okuma yarışmasında birinciye verilecek para ödülünü öğrenince o da herkesin dahil olduğu düzenin bir parçası haline dönüşüyor.

Al-Mansour’un hikayesinin naifliğini, parmak basmaya çalıştığı noktaları takdir etsem de Wadjda’nın hikayesi evrensel olmadığı gibi sıradan da ayrıca. Film, yapmaya çalıştığı her şey için çok hafif kalıyor. Al-Mansour’un kalemi ne yazık ki pek güçlü değil. Dolayısıyla bir noktadan sonra kendini tekrara alan hikaye, böylesine sıradan ve vasat bir yapım nasıl olur da Yabancı Dilde En İyi Film yarışında en iddialılardan biri olabilir diye düşündürtüyor. Filmin IMDb ve Metacritic notlarına hayret ettim açıkçası. Amerikalı izleyici yine önlerindeki yapımın içeriğiyle değil, pazarlanmaya çalışılan tabloyla ilgileniyor. Herkesin zevkine saygı duymak gerekse de ben herhangi bir sinemaseverin Wadjda’dan etkilenebileceğine pek inanmıyorum.

Filmin tek bir artısı var, o da Waad Mohammed isimli küçük kızımız. Abartısız ve inandırıcı bir performans sergilemiş. Zaten tüm film onun karakteri üzerine kurulduğu için Mohammed’in oyunculuğunu da beğenmezseniz elinizde başka bir şey kalmıyor. Al-Mansour’un tahmin edilebilir senaryosunu sırf Suudi Arabistan’ın tek kadın yönetmeni diye alkışlayıp kutlayacaksak, işler değişir tabii. Bu arada Mohammed haricinde filmin bir diğer küçük oyuncusu Abdullrahman Al Gohani’yi de eşit miktarda başarılı buldum ben. Belki senaryo, Wadjda ile Abdullah karakterleri arasındaki arkadaşlığı aşırı metafor kokan “Özgürlüğümü istiyorum.” masalına çevirmeseydi, daha da çok sevebilirdim Al Gohani’nin rolünü.

Wadjda iyi bir film değil ne yazık ki. Güzel bir efor olduğuna katılıyorum; fakat etimolojik oyunlarla “bayan değil kadın” diye direten feministlerden başkasını memnun edebileceğine de inanmıyorum. Oscar’ı alırsa çok üzülürüm. Ama Akademi böyle bir tercih yapacaksa da kendileri adına Asghar Farhadi, Paolo Sorrentino, Thomas Vinterberg ve Calin Peter Netzer’den kendileri adına özür dilemeye gönüllüyüm.

[C+]

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

0 Yorum

  1. aserat54

    The Great Beauty (İtalya) ve Like Father Like Son’ı merakla bekliyorum…

    Wadjda, Children of Heaven’a biraz benziyor. 1998’de Oscar’a aday olan İran yapımı film, Ali adlı bir çocuğun kardeşi Zehra’nın ayakkabısını kaybetmesiyle başlıyor, sonra Ali koşu yarışmasına katılıyor ve ödül olan spor ayakkabıyı alıyordu. Bu iki filmin tek ortak noktası, yarışma. Yoksa, Wadjda’nın feministliği pek de iç açıcı değil…

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir