Ödül törenlerine birkaç öneri…

Ödül törenlerine birkaç öneri…

Ellen DeGeneres
Ellen DeGeneres

86. Akademi Ödülleri’ne hala 3 aydan fazla bir zaman var. Ödül mevsimine girmiş değiliz; ama heyecan The Hollywood Reporter’ın muhteşem röpörtajları ve BIFA, Bağımsız Ruh, Gotham gibi grupların adaylarını açıklamasıyla başladı. Bu yıl yine canlı olarak yayınlanacak, ihtişamlı 5 ödül törenimiz var. Önce 12 Ocak’da Altın Küre ile başlayacağız. Ardından Oscar adaylarının açıklandığı 16 Ocak gecesi Critics’ Choice Ödülleri dağıtılacak. 18 Ocak’da SAG Ödülleri dağıtılırken, BAFTA ise 16 Şubat tarihinde sahiplerini bulacak. 86. Akademi Ödülleri için ise 2 Mart Pazar gecesini beklememiz gerekiyor. Eleştirmen gruplarıyla ilgili tahminlerimi geçtiğimiz hafta yaptığım için bugün ödül törenlerinden ne beklediğimizi yazmak istedim. Örnek olarak da birkaç video serpiştirdim yazının içine. Umuyorum hoşunuza gider. Hemen çene çalmaya başlayalım!

Ödül törenlerinin hızını genelde açılıştaki monologlar belirliyor. Geçtiğimiz yıllarda Steve Martin & Alec Baldwin ikilisi Oscar’da (Hugh Jackman’a birazdan geleceğim), Tina Fey & Amy Poehler ise Altın Küre’de bizi epey güldürmüştü. Sanıyorum işin formülü biraz cesur olmaktan geçiyor. Ricky Gervais gibi HFPA’in The Tourist’i sırf Angelina Jolie ve Johnny Depp’i törene getirebilmek için aday ettiğini söylemeye kadar yolu var. Bu yıl Tina Fey ile Amy Poehler ikilisini yine Altın Küre gecesinde sahnede göreceğiz. Hatta önümüzdeki sene için de şimdiden bir anlaşma yapılmış. Kathryn Bigelow’a James Cameron’la evli kaldığı için “işkence” konusunda güvenen Poehler’ın yine birilerinin damarına basacağı zeki esprileri olacaktır elbet. Fakat Akademi Ödülleri’nde aynı keyifi yaşayabileceğimizden pek emin değilim. Çünkü Ellen DeGeneres’in espri anlayışı meslektaşlarından epey farklı. Clint Eastwood’la fotoğraf çektirirken makineyi Steven Spielberg’e uzatmak, kameramandan Leonardo DiCaprio’yu sırf tatlı olduğu için göstermesini istemek ve Martin Scorsese’ye senaryosunu vermek gibi şeyler yapacak yine büyük ihtimalle. Bizim aradığımız ise biraz aşağıdaki videoya benziyor. İlerleyen yıllarda SNL bayanlarından Kristen Wiig’in, belki Ben Stiller’ın, hatta Kathy Griffin’in yapmasını beklediğimiz şeyler…

Bu kısım kimi zaman hakikaten çok can sıkıcı olabiliyor. Mesela Neil Patrick Harris, Tony sahnesine hakim olduğu için harikalar yaratırken Akademi Ödülleri’nin dağıtıldığı gece oldukça kötü bir performans sergilemiş ve söylediği şarkıyla daha törenin ilk dakikalarında hepimizin içinin geçmesine sebep olmuştu. Ellen’ın ya da Amy ile Tina’nın pek yanaşmadığı bu kısmı geceye konuk olarak davet edilen isimler tamamlayabilir. Mesela özgün şarkı adaylarının canlı performansları yerine (Hala Randy Newman’ın Toy Story 3 ile aday olduğu o şarkının bıraktığı hasarı atlatabilmiş değilim.), daha evvel de komedyenlercee test edilmiş farklı şeyler yapılabilir. Will Ferrell, Jack Black ve John C. Riley üçlüsünden neler çıkabileceğine hep beraber şahit olmuştuk. Komedyenlerin neden Oscar’a aday olamadıklarına dair söyledikleri şarkı da, teşekkür konuşmalarının sıkıcılığından bahsettikleri de oldukça komikti bana kalırsa. Ama tabii son 10 yıla baktığınızda gözler tek bir isme çevriliyor. O da Hugh Jackman! En İyi Film adaylarından Billy Crystal misali teker teker söylediği şarkıda bahseden Jackman, sahneye Anne Hathaway’yi de davet edip unutulmaz anlara sebep olmuştu. Kaçıranlar ve tekrar izlemek isteyenleri şuraya yönlendirelim:

Ödül törenleri 2, hatta söz konusu Oscar olunca 3-4 saati bulan bir süreye yayıldığı için tören içinde gülmeye, biraz olsun konsantrasyonumuzun geri getirilmesine çok ihtiyaç duyuyoruz. Hele ki tek bir filmin tüm ödülleri silip süpürdüğü bir ödül gecesi ya da hep tahmin edilen isimlerin kazanıldığı şeyler izliyorsak… Hemen düşünelim. Ödül sunuşlarında bizi güldüren kimler vardı? Geçtiğimiz yıl Will Ferrell ile Kristen Wiig, Altın Küre’de Tommy Lee Jones’u pek güldüremese de çoğunluğun kahkahalarını toparlamayı başarmıştı. İki yıl evvel Cate Blanchett, The Wolfman’in klibinden sonra “That’s gross.” diyerek tüm salonu kırıp geçirmişti. Seth Rogen’ın Kate Beckinsale’dan kaynaklı ereksiyonundan tutun da Emma Stone’un ilk ödül sunma deneyimindeki esprilerine kadar aklıma gelen pek çok şey var. Fakat bu konuda galiba televizyon yıldızları bir adım önde. Hollywood’daki oyuncular gibi şişirilmiş egolara sahip olmayan televizyon yüzleri her sene aralara ufak espriler, kimi zaman planlanmış skeçler sıkıştırarak töreni daha zevkli hale getiriyorlar. Benim izlemeye bir türlü doyamadıklarımdan biri Amy Poehler, Tina Fey, Edie Falco, Laura Linney, Martha Plimpton ve Melissa McCarthy’nin sahneye çıktığı an. Keşke Meryl Streep ile Emma Thompson da boks eldivenlerini giyip ortalığı dağıtsa!

Şimdi söyleyeceklerimi her ödül töreninin yapamayacağının farkındayım. Ama sizce de daha önce o ödülü kazanmış beş oyuncunun sahneye davet edildiği, 81. Akademi Ödülleri’ndeki fikir olağanüstü değil miydi? Yardımcı oyuncu dalları açıklanırken Whoopi Goldberg ile Eva Marie Saint’i aynı sahnede görmenin etkisi hala geçmiş değil. Tabii asıl hazineyi “lead” kategorilere saklamışlar. Kate Winslet ödülünü almadan evvel sahneye Marion Cotillard, Nicole Kidman, Halle Berry, Sophia Loren ve Shirley MacLaine davet edildi. Sıra erkek oyunculara geldiğinde ise Anthony Hopkins, Michael Douglas, Ben Kinsley, Adrien Brody ve Robert De Niro ile aklımızı başımızdan aldılar. Bu yıl için ben şimdiden kendilerine bir liste hazırladım! En İyi Kadın Oyuncu adayları için Jennifer Lawrence (geçen sene ödül aldığından dolayı ekliyorum listeye), Jane Fonda, Susan Sarandon, Cher (Tabii ki de Meryl Streep’i sunmalı!) ve Kathy Bates’i seçiyorum. En İyi Erkek Oyuncu için ise Daniel Day-Lewis, Kevin Spacey, Al Pacino, Jeremy Irons ve Jack Nicholson beşlisi yeterli. Mücadeleye var mısın Akademi?

Tüm görevi törenin yapımcılarına yüklemenin bir manası yok. Ödül törenlerinde bizi en çok sıkan şey, gereksiz uzun teşekkür konuşmaları. Renee Zellweger’ın Oscar aldığı zaman sahnede yaptığı konuşmanın yarattığı kabusu hatırlarsınız. Törenin sonuna kadar derin uykumuzdan uyanamamıştık. Geçen yıl aynısı Anne Hathaway’de yaşandı. Daha evvel Philip Seymour Hoffman, Forest Whitaker ve Alan Arkin gibi set haricinde kameraya pek sıcak yaklaşmayan aktörler de berbat teşekkür konuşmalarıyla ne yazık ki tüm heyecanımızı yok ettiler. Bu konuda her ne kadar her ikisinin de oyunculuğuna bayılmıyor olsam da Sandra Bullock ile Meryl Streep’in örnek alınması gerektiğini düşünüyorum. Streep zaten tam anlamıyla bir uzman. AFI, Altın Küre ve SAG’deki konuşmalarının hepsini izlemenizi öneririm. Bullock’un da Oscar aldığında unutulmaz anlara imza attığını unutmamak gerek. Bu sene sezonu Hollywood Film Ödülleri’nde açan Sandra Bullock yine oldukça eğlenceli anlar yaşatmış misafirlere. Kaçırmış olanlar için hemen paylaşalım:

Ve son olarak… Sürprizler! Sevgili Akademi üyeleri; inanın tüm sezon boyunca tek bir oyuncunun tüm ödüllerini toplamasını izlemekten kimse hoşnut kalmıyor. Tüm sular durulup, dağıtılmayan tek bir ödül kalmadıktan sonra gerçekleştiği için Oscar töreni, en büyük favorilerin bile kazanmaması için dua ediyoruz kimi zaman. Bizi sürprizlerle şaşırtın. Eddie Murphy’yi beklerken Alan Arkin’i seçin. Ruby Dee, Amy Ryan ve Cate Blanchett üçlüsünden ödülü kim kazanacak diye düşünürken Tilda Swinton’ı taçlandırın. Size Brokeback Mountain’ın yerine Crash’i seçin demiyoruz; ama lütfen iyice monotonlaşan bu düzenden artık bizi kurtarın. Geçtiğimiz yıl En İyi Ses Kurgusu dalında oy eşitliği olduğu için resmen sevindik. Bizi düşürdüğünüz halin farkına varın. The Girl with the Dragon Tattoo’ya verilen En İyi Kurgu ödülü bile yüzümüzü güldürmeye yetiyor. Ya da En İyi Uyarlama Senaryo için seçilen Precious gibi… Aşağıdaki anı hatırlıyor musunuz?

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

0 Yorum

  1. Metin

    Aslında sanırım İngiliz sunucular her zaman daha başarılı oluyor; Altın Küreler’deki Ricky Gervais gibi Bafta Ödülleri’nde de Stephen Fry veya Bafta Televizyon Ödülleri’nde Graham Norton gayet iyi performanslar sunmuşlardı. Amerikalılar fazla kasıntı ve de “aman kimseyi gücendirmeyelim, kimsenin egosuna basmayalım” ile “haydi herkese en acımasız şekilde saldıralım ve ama bunu yaparken en ufak bir zeka parıltısından kaçınalım” telaşı arasında gidip geliyorlar. Ricky Gervais’in Altın Küre sunumu ile Chris Rock’ın Oscar sunumu arasındaki fark buydu; zeka! Ricky Gervais özellikle 2010 ve 2011 sunumlarında zekice şeyler yapmıştı ama Chris Rock bunu yapamamıştı.

    Şarkılı türkülü açılışlar yapılmasın mümkünse, veya yapılacaksa bu işi becerebilen isimler yapsın bunu (Bette Middler falan fırlasın sahneye) öbür türlü insan sıkılabiliyor. 1989’daki Rob Lowe’un kariyerini zedeleyen şarkılı gösteriyi izledim de youtube’da amanın aman!

    Ödül konuşmalarına gelirsek; Oscarlar ve Altın Küreler’de sanırım bugüne kadar izlediğim en iyi ödül konuşmalarında hep aynı isimler var; Meryl Streep, Jack Nicholson, Ingrid Bergman, Emma Thompson, Michael Caine… Uzun uzun anne babalarına teşekkür edenler, ağlayanlar, sinir krizi geçirtenler ve kötü espri yapanlar (Al Pacino’dan bahsediyorum) pek hoş olmuyor. Ödül sunacakken de biraz daha renkli sunumlar yapmak güzel olabilir; sadece önlerindeki metni okuyan duvar suratların sahte gülümsemeleri beni tiksindiriyor açıkçası. Bir de şu ödülüne göre sunucu olayından vaz geçsinler; tüm sürpriz kaçıyor. 1998’de İtalyan aktör Roberto Benigni’yi anons etme görevinin İtalyan aktrist Sophia Loren’e düşmesi, ilk kez en iyi yönetmen oscarının bir kadına verildiği gece o ödülün Barbara Streisand tarafından açıklanması veya geçen seneki Beyaz Saray geyiği gibi ucuz numaralara girişmeseler keşke.

    Yanıt
  2. aserat54

    Meryl Streep’in oyunculuğuna bayılmıyorum demişsiniz, ama önceki yazılarınızda da Doubt, The Devil Wears Prada, Out of Africa, Adaptation. vb. performanslarını çok sevdiğinizi söylemişsiniz… Çelişiyor. Tamam, çok bayılmıyorsunuz. Ama, burayı ilk kez ziyaret eden biri bu cümlenizi yanlış anlayabilir…

    Yanıt
  3. aserat54

    Ve, sürprizler demişsiniz. Ama, bunun iyisi var kötüsü var, yani sürpriz yapsalar bile hiç istemediğimiz bir filme verebilirler ödülü. Bilmem anlatabildim mi?
    Ben de sevmiyorum, tek bir filmin tüm ödülleri almasını, orası başka…

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir