Arrival

Arrival

Louise Banks (Amy Adams) and Ian Donnelly (Jeremy Renner) in ARRIVAL
Yönetmen: Denis Villeneuve | Oyuncular: Amy Adams, Jeremy Renner, Forest Whitaker, Michael Stuhlbarg, Tzi Ma, Mark O’Brien | Senaryo: Eric Heisserer (uyarlama), Ted Chiang (hikaye) | 116 dakika | Drama, Bilimkurgu

| C+ |


arrivalParlak fikirleri kötü uygulamalarla harcamaya bayılan Denis Villeneuve’ün Sicario haricinde bir kez olsun iyi bir film çekmediğini düşündükçe (Hayır, Hallmark dizisi Prisoners, bienal videosu Enemy, baharat dolabı romantizmindeki Incendies sayılmıyor.) Arrival’dan bir başyapıt beklemiş olmamız giderek anlamsızlaşıyor. Ama dünyanın 12 farklı noktasına uzay gemilerinin inmesi, bu tasarım harikası cihazların içindeki yaşam formuyla iletişim kurabilmek için Amerika’da bir dilbilimcinin göreve getirilmesi ve tabii fragmanda göz kırpan Interstellar’ın bir üst modeli ayarındaki atmosfer kağıt üzerinde epey iyi duruyordu. Tabii Villeneuve’ün yeni nesil kiralık yönetmenlerden biri olduğunu, Martian’daki hikaye kalitesiyle bir Nolan filmi çıkarmaya çalışacağını hiç akıl edememiştim. Sorunlara gelmeden evvel filmin sevdiğim yanlarını sıralamak istiyorum. Koca kafalı yeşil uzaylılar değil de üzerine düşünülmüş, kalamarın atası mürekkep balığını andıran bir formla karşılaşmak memnun edici. Üstelik konuya dil gibi kompleks bir alandan yaklaşılması, Amy Adams’ın karakteri sayesinde öğrendiğimiz kimi doğru kimi yanlış gerçekler Arrival’ın tamamen bir zaman kaybına dönüşmesini engelliyor. Yarattıkları uzaylı alfabesi ve spoiler vermek istemesem de Adams’ın gemiye yaptığı son ziyaret filmi şaha kaldırmayı başaran detaylar arasında. Zaman kavramının ürünü duygusal zekamızla insanı doğadaki tüm canlılardan ayırmasına da amenna. Amma velakin ihtiyaç duydukları berbat twist -ki hakikaten hâlâ bu twisti son dakikaya kadar anlayamamış olmanıza hayret ediyorum – ve onunla birlikte ikinci yarıyı istila eden yapay diyaloglar ibreyi epey aşağılara kaydırıyor. Upuzun merasimlerin ardından gelinen noktada süre kısıtlamasına takılmış gibi koşturarak klişelikler denizine atlıyor Villeneuve. Basmakalıp Uzak Doğulu general karakteri ve bir figüran yerine Jeremy Renner gibi tanınmış bir aktöre sallapati fizikçi rolünün verilmesi filmle ilgili ters giden her şeyi özetlemeye yetiyor. Keşke yüzyılın sinema olayına dönüşebilecek, uzaylılarla insanların direkt iletişim kurduğu yıllanmış hayalimiz yetkin ellerde can bulsaymış. Çünkü bu haliyle minimalist ve etkili bir bilimkurguya öykündüğü kadar kafasız büyük bütçeli bir stüdyo filmini de andırıyor. Ortası yok.

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.