Sezonların Dalaşı Ep. 8: Büyük Final

Sezonların Dalaşı Ep. 8: Büyük Final

From the legendary Dolby Theatre from Highland Hollywood, this is the grand finale of Movies from Another Room. Ladies and gentlemen, presenting the queens and the kings of Battle of the Seasons…

The totally addictive Cihan Icunt!

The super model of the world, Nihal Gemini!

Legendary? More like Arenbee!

A one of a kind collectible, Violet Yıldız!

The queen of snakes, Emre Thunderfuck!

Did somebody order a hooker? It’s İlknur Boxx!

She came chop suey the competition. It’s Beril Chi!

Blame it on, Caner Del Rio!

That’s a man, Maury! It’s Muzaffer Luzon!

Is the train still running? It’s Tolga the Drag Queen!

A pioneer, an icon, a legend, Murat Michaels!

Oh honey, y’all wanted a twist? It’s Onurcan Mattel!

If you have a television, you must know this hoe. It’s Ali Fuat Belli!

The sleeper from İzmir, Barış Monsoon!

Now our two finalists…

Our very own Matryoshka doll, Cemal Zamolodchikova!

And the spooktacular Ergin Needles!

Now…
Ladies and gentlemen, the reason for this season, the ultimate entertainer of the universe…
UmurPaul!

Child, I’m feeling mighty real tonight… Mighty real! Yan Odadan Filmler’in efsanevi sezonunda büyük finale hoşgeldiniz! Oscar Boy’un sıradaki sinefil süperstarına taç takmaya hazır mısınız? Bugün yarışmanın tüm müsabıkları, sezonun divaları ve Yan Odadan Filmler prodüksiyonunda irili ufaklı rol oynayan herkes şampiyonların şampiyonunu belirlemek için aramızda. Öyle böyle değil, tamı tamına 36 mezun ve binlerce fan büyük final için Highland Hollywood’a, Dolby Tiyatrosu’na geldi.

Bu sezon, gelen şikayetleri dikkate alarak koşulları eşitlemek ve biraz da RuPaul’s Drag Race ortaklığımızın tadını çıkarmak için kural değişikliğine gittik. Son dörde gelebilen yarışmacılar karşılıklı mücadelelere çıktı ve geçmişteki başarılarını bir kenara bırakarak sadece yarı finalde önerdikleri filmlerle değerlendirmeye alındı. Sonucunda iki eşleşmeden sağ çıkanlar ise Cemal Akçiçek ve Ergin Kaytan oldu. İki finalistimizin hikâyesi de bambaşka. Cemal, sadece tüm sezonların birinci ve ikincileri için tasarlanmış Sezonların Dalaşı’na bir kişi katılamayınca geçmişteki üçüncüler arasında seçilerek getirildi. İlk All Stars’da da şansını deneyen ve hatta elenip yarışmaya geri dönen Cemal, 20 haftalık geçmişiyle en çok öneride bulunan yarışmacılardan biri. Ergin ise tamamı sosyal medya tanışıklıklarım ile oluşturulmuş ikinci sezon kadrosunun uğur böceği, özel hayatımdan yarışmaya dahil olmuş yegâne isim olarak nepotizm dedikodularını haklı çıkartan başarısına bir yenisini ekledi ve yine finali gördü. Yalan söylemeye gerek yok, casting aşaması tamamlandığında bitiş çizgisine yaklaşabileceğinden pek emin olmadığım isimlerdi Cemal ve Ergin. Ama sezon boyunca önerdikleri filmlere bakınca da burada olmayı gerçekten hak ettiklerini daha iyi anlıyorum.

Final karşılaşması için sahneyi iki finalistimize bırakmadan evvel birkaç şey daha eklemek istiyorum. Eğitim hayatı boyunca sayısal derslere olan ilgisi ve alakası yüzünden kendimi hep bu yöne kaydırdım, gittim beş sene bir mühendislik bölümünde dirsek çürüttüm. Yetmedi, daha da sayıların içine batayım diye finansla alakalı bir bölüme kaydım ve yaklaşık üç senedir finans sektöründe çalışıyorum. Blog benim nefes alma alanım. Hayattaki en büyük hobimi alıp at koşturduğum koca bir evren. Bunları söylüyorum, çünkü bakıyorum bu işle benim gibi tam zamanlı ilgilenenlerin illa sinemayla, görsel sanatlarla ya da sözel/sosyal bir bölümle ilgili akademik aksiyonları mevcut. İşte eğlence dünyasına ve bilhassa Oscar’a olan ilgimin yanına sinemanın tüm katmanlarını da ekleyeyim, vizyonumu genişleteyim, biraz kendimi eğiteyim derken Yan Odadan Filmler harika bir araç oldu. Hem ufkum açıldı, hem eksiklerim tamamlandı, hem de bu sayede birbirinden değerli sinema sevdalılarıyla tanışma fırsatı yakaladım. Kimiyle pek uyuştuk, kimiyle kimyamız tutmadı ama ortak bir paydada buluşmayı başardık.

Ne sayıklıyorsun Umur diyor olabilirsiniz. Şu an çok büyük bir yol ayrımındayım. Yan Odadan Filmler’in bitişi bir anlamda bana Oscar Boy’u kapatma fikrimi de hatırlatıyor. Sosyal medyada dillendirdim ve henüz bundan blogda bahsetmedim. Ama evet, değişen hayatımda blogu taşıyamayacak bir noktaya doğru geliyorum galiba. Yıllar içerisinde kat ettiğim mesafenin farkındayım, daha çok yolumun olduğunu da biliyorum. Tabii ufak bir suçluluk duygusuyla birlikte kendimle gurur duymadan da edemiyorum. Dediğim gibi, Yan Odadan Filmler harika bir araç oldu bana. Yol gösterdi, bilmediğim serüvenlere sürükledi. İşi reality şov fikriyle birleştirdiğim için eleştirildim ama biliyorsunuz, sıkıcı bir blog olmamak adına denenmemiş rotaları izlemek hoşuma gidiyor. Bu bir veda değil kesinlikle. Sadece önden uyarımı veriyorum. Sezon bittiğinde kepenkler kapanırsa bu da nereden çıktı demeyin diye.

Çok dağıldım böyle konudan konuya atlayınca. Özetle söyleyeceğim şu: 9 sezon, 48 yarışmacı, 76 bölüm, 398 film, 440 gün… Hiçbir teşekkür, Oscar Boy sayfalarında yer aldığı için beni delice gururlandıran ve mutlu eden bu serüveni anlatmaya yetmez. Daha nice Emreler gelip yarışmanın canını okusun, nice Onurcanlar film yelpazesiyle rakiplerinin kabusu olsun, nice Ali Fuatlar katıldığı her sezona bir adet drama getirsin, nice Oğuzlar elenince jürinin evini kundaklasın, nice Yakuplar yılmadan tekrar yarışmak istesin, nice Beriller gizli hazineler bulsun, nice Cihanlar aklın yaşta değil başta olduğunu göstersin, nice Kavaslar riskle çiftetelli oynasın, nice Tolgalar rekor kırsın, nice Erginler iyi niyetimi suistimal etsin, nice Cemaller iyi ki tanıştık dedirtsin isterim elbet ama bir süreliğine ben de dinlenmek, yüzdüğüm nostaljik film havuzundan çıkıp günümüze dönmek istiyorum. Adını andığım, anmadığım herkese hayatıma girdiğiniz için son bir kez daha teşekkür ederim. Mail kutum sizin yokluğunuzda asla eskisi kadar renkli olmayacak.

[Boğaza oturan düğümü temizleme sesi] Eveeeet… Yerlerimizi almadan evvel Büyük Final’in kırmızı halısında mezunlarımıza sorduğumuz sorunun cevabına bakalım istiyorum. Cemal ile Ergin’in son mücadelesinde, Yan Odadan Filmler’in taşlarını arşınlayan yarışmacılar kimi desteklediğini açıkladılar. Biraz ortalık karışsın, biraz neşemiz yerine gelsin diyerek buyrun bakalım:

#TEAMCEMAL
Acid Şükrü, Ali Edwards, Alp Lopez, Ayla D-Lite, Beril Chi, Caner Del Rio, Cemraven, Cihan Icunt, Deniz Atakan Imfurst, Emre Thunderfuck, Engin McQueen, İbrahim Work, Mustafa Chachki, Muzaffer Luzon, Özkan DuJour, Refik Eren Fontaine, Tuncay Fox

#TEAMERGİN
Adem Flowers, Ali Fuat Belli, Arenbee, Barış Monsoon, Batuhan Wild, Buse the Princess, İlknur Boxx, Kağan Liaison, Faruk Montrese, Ferhan Thor, Müjdat Act, Nihal Gemini, Oğuz McMichaels, Onurcan Mattel, OnurDeLaCreme, Tarık Sparx, Tolga the Drag Queen

Şimdi… İki efsane karşımda ve son önerileriyle taç için bir kez daha savaşacak, er meydanına çıkacaklar. Alfabetik sırayla gidelim ve Cemal Akçiçek‘in seçimi Crimes and Misdemeanors ile başlayalım. Yarışmanın şanlı tarihinde beşinci Woody Allen filmi bu. Henüz Woody yüzünden elenen olmadı. Anything Else ile Match Point önerilince düşük notlar alanlar olmuştu ama. Yalnız Crimes and Misdemeanors, Annie Hall bile tatmış ben denize yaşlı kurtun en iyi filmi gibi geldi. Histerikliğini dozunda bırakan Woody, asırlık faşist felsefelerden pusula bozan bağlara, yeryüzüne getirenden götüren güce kadar her meseleyi otobüs durağı yapıp tın tın gezerek dünya görüşünü ortaya koyuyor. Biraz edebiyat sevgisi barındıran herkese, Çekov ve Dostoyevski esintili kalın bir roman hissi verecek kadar etli Crimes and Misdemeanors. Alakasız duran iki hayatın kesiştikleri noktaya kadar içerdiği tüm trajedi ve komedi Woody Allen’dan başkasının yapamayacağı bir düzenle sıraya konmuş. İlk bakışta biraz pasaklı gibi gözükse de, parçalar birleştiğinde Crimes and Misdemeanors’ın yönetmenin filmografisinde tekerrür edememiş bir başyapıt olduğunu daha iyi kavrıyorsunuz. Benim aklım bilhassa Martin Landau ve Anjelica Huston arasındaki diyaloglarda kaldı. Bir ara katmerli acısı, karmaşık ahlak öğretisi tekrar ziyaret edilmeli.

Ne gariptir ki rakibi Cemal’in All Stars sırasında filmlerinden birini önerdiği Peter Greenaway’den yardım almış Ergin Kaytan finalde. Drowning by Numbers, şampiyonların şampiyonunu belirlediğimiz devasa kapanışa çok yakışan bir başka yapım. Kadın – erkek ilişkilerindeki ahlak noksanlarını ezberine yerleştirmiş bir vizyoner Greenaway ve iki cinsiyet arasındaki kedi fare oyunlarını herhangi bir janra, o kendine has üslubuyla işlemeyi pek iyi biliyor. Üç ayrı kuşaktan üç kadının kocalarını sadakatsizlikleri sebebiyle suda boğup öldürdüğü ve arkalarını da yine emirlerine amade olmuş bir başka erkek müsveddesine temizlettirdikleri şahane bir delilik Drowning by Numbers. Ele avuca sığmayan, hep kulağını tersinden tutan oyunbaz halleri ölümün içine bu kadar işlediği bir filme ne kadar uyuyor tartışılır. Ama Greenaway işte, satır araları tadılmayı beklenen maceralarla dolu, denenmemişi yapmaya meyilli eğlenceleri her daim taze ve zihin açıcı. Tam bir sinema egzersizi esasen. Beşinci sanata olan sevdayı Greenaway ile ölçmek lazım gibisinden büyük cümleler bana yakışmayacak muhtemelen de tutamıyorum işte kendimi. Bana bu uzun süreçte iki kere kısmet oldu. Denemeyenin darısı başına!

Daha önce de söylediğim gibi Sezonların Dalaşı’nın finalinde tüm karneye değil, önerilen filmlere bakacağım. Bir önceki bölümde de bu kuralı uygulamış ve Ali Fuat ile Barış’ı uğurlamak zorunda kalmıştık. Şimdi Crimes and Misdemeanors ile Drowning by Numbers karşılaştırması Cemal ile Ergin arasındaki taç savaşını temsil ediyor. Normal sezonların iki katı ödülle buluşacak, ayrıca Mr World’de blogumuzu temsil edecek kraliyet adayını duymaya hazır mısınız?

Ve vakit geldi…
Yeni hükümdarımızı, kraliyet üyesinin son üyesini seçme vakti…
Her zamanki gibi iç seslerime danıştım ama son karar benim.
Sezonların Dalaşı‘nın birincisi,
Oscar Boy’un sıradaki sinefil süperstarı…

 

 

 

Öhöm, öhöm, Onurcan Güden, gelebilir misin?

Boğazım kurudu da…
Suyumu rica edecektim.

Nerede kalmıştık?
Vakit geldi!
Sezonların Dalaşı‘nın kazananı ve Oscar Boy’un sıradaki sinefil süperstarı…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ERGİN KAYTAN!!!

Now prance my queen…


İki finalistin multi sezonlu Yan Odadan Filmler serüveninde bugüne kadar önerdiği tüm filmleri hatırlamak ister misiniz? 

CEMAL AKÇİÇEK
Import Export | Victoria | Joan Rivers: A Piece of Work | A Girl Walks Home Alone at Night | La ceremonie
Fat Girl | Zero Motivation | Mifune | The Cook, the Thief, His Wife & Her Lover | A Bigger Splash | Special Treatment | The Conversation | Rashomon | The Witch | Story of Women | Zombieland | The Match Factory Girl | Paris Is Burning | Nine to Five | Kumiko, the Treasure Hunter
ERGİN KAYTAN
Drowning by Numbers | Nashville | Arizona Dream | Performance | A Matter of Life and Death | The Last Wave | Walkabout | Don’t Look Now | Capturing the Friedmans | The Bothersome Man | The Rocky Horror Picture Show | The Girl Who Leapt Through Time | American Psycho

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir