Beauty and the Beast

Beauty and the Beast

Yönetmen: Bill Condon | Oyuncular: Emma Watson, Dan Stevens, Luke Evans, Kevin Kline, Josh Gad, Ewan McGregor, Stanley Tucci, Ian McKellen, Emma Thompson, Audra McDonald, Gugu Mbatha-Raw, Nathan Mack | Senaryo: Stephen Chbosky, Evan Spiliotopoulos (uyarlama) | 129 dakika | Müzikal, Fantastik

Değerlenen her formülü alıp seri üretime geçenlerin ana vatanı Amerika’da şu an hafifletilemeyen cinsiyet ayrımcılığı, homofobi ve faşizme nanik çekiyor gibi gözükmek isteyen sürüyle film çekiliyor. Büyük stüdyolar basmakalıp karakterlere elveda demek için zarar etmeyen serilere format atıyor, uyduruk çizgi romanlara uyduruk filmler çeken dev stüdyolar kadın kahramana vakit ayırıyor ama gişede öyle ya da böyle para kazandırmış yönetmen ikincisini çeksin mi dendiğinde tartışma çıkıyor. Bu ikiyüzlülüğün bir aksi de Beauty and the Beast’de mevcut. Yapılmışı, hem de En İyi Film kategorisine aday olma şerefine erişmişi mevcutken kanlı canlı insanlarla güncelleme getirmişler ve ortaya gürültülü, bütün hâlinde anlamsız müzikallerinden biri çıkmış yine. Performans yakalama tekniğinin arkasına gizlenmiş aktörleri bir kenara bırakırsak yük Emma Watson’ın omuzlarında ve benim jenerasyonumuzun canlandırdığı karakter sebebiyle objektif davranamadığı aktris ne yazık ki kendi filmini taşıyabilecek düzeye gelmedi. Bunun emarelerini de ilk kez bu kadar kuvvetli bir şekilde hissediyoruz. Yalnız sorun sadece Watson denemez. Pazarlanan uyku hapının hadsizliği seviye atlamış. Tutucu olduğunu hâlâ kabul etmeyen Disney’in bakın size eşcinsel karakter yaptık diye önümüze sunduğu kahramanın kimliğini ancak meditasyon seanslarıyla ulaşılabilecek derinliklere saklamışlar. Alternatif bir evrende yapmacık politik doğruculuğunun algıda kargaşa yaratarak ilgi görmesi mümkün. Ama stüdyolar paralarını riske etmeyi göze alamadığından bu Mevlana partisine geç kaldıkları için bu aralıkta seyirci de kendini eğitti ve bokun kokusunu çok uzaktan alabilmeye başladı. Yetişkinlere hitap edemeyecek kadar kıt, çocuklara hitap edemeyecek kadar iç sıkan anlatısı bu yüzyıla ait değilmiş gibi hissetmemiz de sırf bu yüzden. Bundan 100 yıl sonra, eğer ki Dünya bir cehenneme dönmemiş olursa, film kitapları 21. yüzyılın ilk çeyreğini atanamamış mihenk taşlarıyla hatırlayacak. Tatlı su aktivistlerimiz adına ben hepsinden özür diliyorum. Çok geç olmadan bu modanın da bitmesi dileğiyle…
Fesat Mukayese: Grown Ups > Beauty and the Beast (Çirkin adam, güzel kız formülü işte daha ne?)

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir