Personal Shopper

Personal Shopper

Yönetmen: Olivier Assayas | Oyuncular: Kristen Stewart, Lars Eidinger, Nora von Waldstätten, Anders Danielsen Lie, Sigrid Bouaziz, Ty Olwin, Audrey Bonnet, Pascal Rambert, Hammou Graia, Benjamin Biolay | Senaryo: Olivier Assayas | 105 dakika | Drama, Gerilim

Assayas’ın Kristen Stewart ile tekrar bir araya geldiği Personal Shopper’da ikizi hayatını kaybettikten sonra öz atamalı medyum statüsünün varlığı gereği bir işaret bekleyen ana karakter, aidiyet duygusunu yitirmiş genç bir kadın. Kendi ayakları üzerinde durabilmek ve Fransa’daki zorunlu mevcudiyetini destekleyebilmek adına hiç sevmediği bir kadının yanında, hiç hazzetmediği bir işi yapıyor. Ama sorun modern yeni yetmeliğin kalbinden, bir yerin veya bir şeyin parçası hissedememekten. Kederin başrolü oynadığı sıkıntılı içsel çöküşünde cevabı olmayacak yerlerde arıyor. Katılımcısı muammalı mesaj trafiği, yaptığının asla takdir görmediği iş koşturmacası, karanlığının gölgesi aydınlığının ışığından daha efektif bir sektöre el uzatması tamamen araç. Cambazlık yaptığı janrların tanımlarını eğip bükme zahmetine katlanan Assayas, hikâyesinde tek bir sermaye yaratmış, o da Kristen Stewart. Yalnız karakter, performansın ötesine geçebildiği için alıştığımız sallantılı oyunu filmle bütünleşiyor. Belki görmek istediği ikincil evrenin üçüncül ruhlarıyla yüzleşmesinde seyircinin karnını doyurabileceği kadar malzeme yok. Fakat bir gerilim filmi olmaya yetecek kadar katarsis yaratamadan evvel de iki serin iklim arasında mekik dokuyan başkahraman ile türün bilinmezliklerinde zorlu bir tren yolculuğuna çıkıyor. Kırıkların temeli son çeyrekteki dikkat dağınıklığı. KStew’un (böyle söyleyince de bir Şükran Günü yahnisi gibi oluyor) esas kimliğiyle bütünleşen Maureen’in polis karşısındaki ifadesinde yine performansı değil, kurmaca dişiyi görebilsek ne âlâ. Ama yok, tek bir parça olabileceği son düzlükte yine aynı tatsız nasıl endişeli oynarım pozları, bilumum tereddütler baki. Burada da insanın aklına her sene altı kategoride 36 oyuncu ağırlayan Cesar’a aday olup ödül verildi diye saygı duymamızı bekleyen akranları, devrimin neresinde olduğunu anlamadığım cinsel kimliği eşeyler arası sınırları zorluyormuş gibi kutsamamızı isteyenler akla geliyor. Fakat mesleğinin en büyük ön koşulu, rol yapabilme kabiliyetiyle ilgili büyük noksanlara sahip olduğu gerçeğini hiçbir süslü sosyal medya yaratımı fırtına değiştiremiyor. Yol daha uzun ve yapabildiğini bildiğimizden öteye geçmek için çok çalışmaya ihtiyacı var Stewart’ın. Belki de tünelin sonunda ışığı göremez, kim bilir. Ama kendi personasının türevlerini oynamaktan vazgeçmediği müddetçe hasar verdiği filmler daima var olacak.
Fesat Mukayese: The Devil Wears Prada > Personal Shopper

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir