A Fantastic Woman

A Fantastic Woman

Yönetmen: Sebastián Lelio | Oyuncular: Daniela Vega, Francisco Reyes, Luis Gnecco, Aline Küppenheim, Amparo Noguera, Nicolás Saavedra, Antonia Zegers, Trinidad González, Néstor Cantillana | Senaryo: Sebastián Lelio, Gonzalo Maza | 104 dakika | Drama

Gloria’da yarım asırı devirmiş ama tensel aktivitelerinde pasif kalmamış heteroseksüel bir kadını anlatırken karşı cinse hakimiyeti sebebiyle yönetmen Sebastián Lelio’nun olası bir queer filminin de üstesinden gelebileceğine epey inandırmıştım kendimi. Şekil ve üslup gözetmeyen erotizmi kendinden başkasına tahammülsüz olanları pek güzel açık etmişti hatta. Fakat A Fantastic Woman isimli yeni filmi, tam tersi bir ifşanın önünü açıyor. Eddie Redmayne’in The Danish Girl’deki hakaret niteliğinde, küçük düşürücü performansını beğenen batılı eleştirmenler, trans karakterlerin gerçekten de trans oyuncular tarafından canlandırıldığına pek tanık olmadıkları için göstermelik hassasiyetlerin bizi nasıl kör ettiğini, iyiyle kötüyü ayırt edemeyecek kadar hissizleştiğimizi kanıtlar nitelikte. Daniela Vega tarafından canlandırılan Marina uğruna evliliğini ve çocuğunu ardında bırakan Orlando isimli karakterin aniden ölmesiyle start alıyor hikâye. Arada bir engel kalmadığı için şiddetin her türlüsüyle filtresiz mücadeleye mecbur bırakılıyor bu kadın. Çırılçıplak soyulup muayene ediliyor, ölen sevdiğinin gerçeği kabullenememiş akrabaları tarafından hem sözlü hem fiziksel darpa uğruyor ve tüm bunlar olurken de Orlando’nun acısını yaşamayı unutuyor. Yalnız biz bu filmi daha önce farklı dillerde, farklı şehirlerde, farklı karakterlerle defalarca izledik. Üstelik seyircisinin yeteri kadar zeki olduğuna inanmayan bir tavır da hakim. Fırtınadan bozma bir yel ile yere 45 derece açı yapan insan vücudu, azıcık kendini eğitmiş her sinema ilgilisinin görebileceği baştan savma metaforlarından akla ilk geleni. Bacaklarının arasına kondurduğu ayna ile aradığı şeyi bulamadığını fark edemeyecek birinin yolu zaten A Fantastic Woman’a düşmez. Lelio’nun saygısızlığı tek bize de değil. Koca bir kozmopolite dönüşmesine rağmen LGBT bireylere kucak açmayan insanların da var olduğunu hatırlattığı Santiago sokaklarında ana karakterini en klişe cenklere tabi tutuyor, her ne kadar acı verici bir doğruluk payı olsa da. Ve kimlerden bahsettiğinin altını çizmediği tek bir sahne kalmamasına rağmen neresine kondursanız bir anlam teşkil etmeyen müzikal sekansıyla iyice dikkat dağıtıyor. Yani A Fantastic Woman’ın tek esprisi Daniela Vega’ya ana karakteri teslim edebilmesi, ki şaşkınlığımızın kaynağı eşcinsel rolleri dağıtırken heteronormatif hareket eden bir endüstrinin kahrını çekmemizle alakalı. Rolünün üstesinden geliyor mu? Tartışılır. Gloria’yla başladık, Gloria’yla kapatalı madem. Benzeşlerinin nöbetinde bıraktığımız yerdeyiz.
Fesat Mukayese: Boys Don’t Cry > A Fantastic Woman

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir