Yan Odadan Filmler S07E03: Problematik

Yan Odadan Filmler S07E03: Problematik

Önerilebilecek film havuzu önceki sezonlar sağolsun epey küçüldü diye sesimi çıkarmazken artık aile filmleri izlemek istediğim görevde de birbirinden meh yapımlarla eziyet çekince yedinci sezonun yarışmacılarına olan inancımı kaybettim bu hafta. Hatta öyle ki yarışma tarihinde ilk kez 6 kişi kalmasına rağmen yüksek ve düşük not alan sadece 4 kişi var! Yorumlamayarak direkt geçiştireceğim ve sahnenin arkasına yollayacağım ikili Emre Altıntaş ile Mesut Gül. Bilhassa Ozu’yla olan geçmişimin pek de parlak olmadığının bilinmesine rağmen önerilmesine kızıyorum galiba. The Namesake’i de fena bulmamakla birlikte esas oğlanın otlu kafalardan ruhani zırvalıklara geçişinde oturmayan bir şeyler olduğunu düşünmeden edemedim. Neyse, bizim asıl meselemiz diğer dörtlü.

  • sling_blade_ver2
  • parenthood
  • our-little-sister_1469122870
  • tae-guk-gi-the-brotherhood-of-war-829-b

Geçen görevin birincisi Cemil Karaduran, affedilmez günahlardan birini işleyip, tepeden tırnağa Oscar yemi Sling Blade‘i önermiş. Gary Oldman’ın ekrandan bana bakın diye tüküren performansıyla gece gündüz uğraşırken, tam bu dönemde Billy Bob Thornton’ın da ciddiye alınmak üzere ödül almayı misyon edinmiş projesini izlemek pek iyi olmadı. Atakan’ın Ginger Snaps’i ile sezona yetecek kadar rekor kırdığımızı düşünüyordum halbuki. Cemil, belli ki sezondaşını yalnız bırakmak istememiş. Filme dönecek olursam… Engelli karakterlerin bu denli mübalağalara bulanmasını saldırganca ve düpedüz çirkin buluyorum ben açıkçası. Üstelik Sling Blade’in başrolündeki aktörün bakın neler yapıyor demekten öte bir mesajı da yok. Finalde hissettirmek istediği “O da insan.” konseptli düzenbazlığı ayrıca çiğ. Aldığı senaryo ödülünün şokuyla uzunca bir süre idare ederim. Yalnız AMPAS’ın en azından o öyle yapılmaz diye Geoffrey Rush’ı (Shine) ödüllendirmiş olması takdire şayan.

Nihat Kocakaya bir kez daha turnayı gözünden vurdu. Aile filmleri konseptine cuk oturan Parenthood, yakın tarihte izlediğimiz aynı adlı NBC dizisinin de atası ayrıca. Ben aralarında bu kadar benzerlik olduğundan bihaberdim. Steve Martin’in varlığı sebebiyle filmin komediye daha yakın olduğunu da düşünüyordum açıkçası. Ama yanılmışım. Tipik Amerikan aile yapısının dışarıdan mükemmel, içeriden pürüzlü bir resmi çiziliyor. Ve herkesin kendince bir sorunu olmasına rağmen bir Ali Rıza Tekin bedbahtlığıyla da sınanmamış Buckmanlar. Hayatın tam içinden, tatlı tebessümlere de yer veren problematik bir bütün. Ne seninle, ne sensiz misali. O koca düzenek birbirinden bağımsız parçalarıyla öyle güzel işliyor ki, tezatlıklarına dahi vuruluyorsunuz. İzlemek istediğim film tipi bu olduğu için de zaafıma yenik düşmüş olabilirim. Tebrikler Nihat, yine yaptın yapacağını.

Salih Erdal Arslan ile devam edelim. Yan Odadan Filmler mezunlarının Koreeda önermesi sebebiyle kim bu tembel diye bana mesajlar attığı yarışmacım, Our Little Sister tercihinde bulunmuş. Ben tembel değil, stratejik demeyi tercih edeceğim sanırım. Bölümün başında dediğim gibi havuz daraldı ve benim bilinen zayıf noktalarıma oynamakta bir sıkıntı görmüyorum. Yalnız Koreeda’nın anlı şanlı kariyerinde en Yeşilçam kokan melodramla sınanmam sebebiyle başka bir hafta Salih’in yüksek not alanlar arasında adının geçmeme ihtimali olduğunun da farkındayım. Çünkü geleneksel anlatımını modernleştirmek adına aldığı mizah içerikli radikal kararlar biraz sabır zorluyor ve filmin tamamen aile içi asimilasyon üzerine kurulu düzenini bozuyor. Tabii odak noktasını kaybetmediği anlarda da bir o kadar güçlü. Özellikle ikinci yarıda çaktırmadan gözyaşınızı çalan sahnesi ezip geçti beni.

Ve son olarak Sonat Ündaş… Sezona harika bir başlangıç yapan Sonat’ın bu hızlı düşüşü de beni üzmüyor değil. Tae Guk Gi, sinemada görmek istemediğim her şeyin koca bir temsili gibi. Kurşun geçirmez ağabeyini gözünde delice kahramanlaştırmış ezik bir adamın gözünden, bol patlamalı, kanlı, silahlı Kore Savaşı temsili. Gel de uyuma… Zaman içerisinde pek ısındığım Uzak Doğu Sineması ile ilgili yaptığım en büyük keşif Güney Kore’nin Türkiye ile aşağı yukarı aynı endüstriye sahip olması galiba. Ana akımda tüyler ürpertici bir dramatizasyon, insanı çileden çıkaran vıcık vıcık bir duygusallık hakim. Sanırsınız her film Çağan Irmak’ın elinden çıkmış. Öte yandan arthouse işleri de bir o kadar keskin. Küçük bütçelerle dağlar devriliyor. Yalnız Tae Guk Gi bu denklemin göz devirten yarısından. Birkaç ışık yılı uzaklıktaki sinema dili değerlendirmeye alınmayı bile hak etmiyor.

Yorumlarımla sonuçları az çok belli ettim sanıyorum. O yüzden lafı fazla uzatmayayım. Bu görevin birincisi… Nihat Kocakaya! Nihat, tekrardan tebrik ediyorum. Tam anlamıyla faka basmadığın hâlde finaldeki üç koltuktan birinin sana ait olduğunu rahatlıkla söyleyebiliyorum artık. Salih Erdal, sana da teşekkürler. Skor kartında artık tek eksik görev birinciliği. Yapabilirsin, buna inanıyorum.

Geldik elenene… Sonat ve Cemil arasında uzunca bir süre gelgit yaşadım. Cemil’in geçen haftaki birinciliği kafamı çok karıştırmış olsa da Sonat’ın nispeten daha katlanılabilir bir duygu patlaması vaat eden filmini bir tık daha başarılı bulduğum itiraf etmeliyim. Dolayısıyla, üzülerek söylüyorum, aramızdan ayrılan isim Cemil Karaduran. Sosyal medyadan tanıdığım yarışmacılarımın böyle erken vedalar yapmasını sevmiyorum. Umarım yollarımız bir kez daha kesişir Cemil. Kendine iyi bak!

Cemil Karaduran
SLING BLADE
1996 | Billy Bob Thornton
D
Emre Altıntaş
THE NAMESAKE
2006 | Mira Nair
B-
Mesut Gül
AN AUTUMN AFTERNOON
1962 | Yasujirô Ozu
B-
Nihat Kocakaya
PARENTHOOD
1989 | Ron Howard
B+
Salih Erdal Arslan
OUR LITTLE SISTER
2015 | Hirokazu Koreeda
B
Sonat Ündaş
TAE GUK GI: THE BROTHERHOOD OF WAR
2004 | Kang Je-kyu
C-

Yarışmacı Yaş Şehir 1 2 3 4 5 6 Sonuç
Emre Altıntaş 31 Ankara LOW HIGH SAFE        
Mesut Gül 24 İstanbul SAFE SAFE SAFE        
Nihat Kocakaya 24 Bursa WIN HIGH WIN        
Salih Erdal Arslan 16 Adana HIGH SAFE HIGH        
Sonat Ündaş 33 İstanbul HIGH LOW LOW
Cemil Karaduran 22 İstanbul LOW WIN ELIM        
Feyza Kara 25 İstanbul SAFE ELIM          
Atakan Göktepe 22 İstanbul ELIM            

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.