Yan Odadan Filmler S08E03: Kan ve Gül

Yan Odadan Filmler S08E03: Kan ve Gül

Sekizinci ve dokuzuncu sezon da aradan çıksın hemen kendimi All Stars 3’ün kollarına atayım derken oyalana oyalana bir hâl oldum. Yarışmacılarımdan canımın sıkkın olduğu bir dönemde beni neşelendirecek filmler istedim yeni görevde. Esasında “kendini iyi hisset” filmleri diye anlatsaymışım derdimi ortaya daha da şenlikli sonuçlar çıkabilirmiş. Ama bu tabloda bile hakkında çene yapılmaya değer öneriler bulabildim neyse ki. Tabii öncesinde bundan sonraki sezonlarda yarışacak ve henüz aramızdan ayrılmamış filmkolikler için ufak bir hatırlatma yapmam gerek.

Yan Odadan Filmler’in var oluş sebebiyle ilgili çok bir şey söylememe gerek yok. Realite şov aşkım, sinemaya kayıtsız şartsız bağlılığım ve blogdaki boşluğu tek bir potada eriterek yarattım bu konsepti. Bana iki yılı aşkın sürede yüzlerce film izletti sevgili yarışmacılarım. Yalnız bir öneri yarışması olduğunun ve biraz da önerilerin nereden geldiğinin, orijinalliğinin önem taşıdığını belirttim durdum. Daha sezon başlamadan attığım mailda asla Top 250 film önerilmemesi gerektiğini de söylemiştim. Geçmişte sırf bu sebepten yarışmaya veda eden ya da başı sıkıştığında Top 250’ye başvuruyor diye finale taşımadığım sayısız yarışmacı var. Dolayısıyla Emre Yılmaz’ın bambaşka koşullar altında birinci gelebilecek The Princess Bride tercihini “Safe” ile geçiştirmek zorundayım. Bu haftanın diğer güvende yarışmacısı da Akın Memişoğlu. Frankie & Johnny‘nin ilk bakışta bu altılının en zayıfı izlenimi vermesi, Akın’a avantaj olarak geri döndü. Özetle bu iki yarışmacımı yorumsuz kenara çekip kalan dörtlüye odaklanacağım. Hadi başlayalım!

Bu bölümün yüksek notlarından birini alan Harun Özçelik, adını sanını daha önce duymadığım Local Hero ile çıktı karşıma. Tam anlamıyla beni dipten çıkarıp neşeyle tanıştıran bir film mi? Hayır. Ama iyimser iğnelemeleri hoş bir mizahi tavır belirliyor minik bir İskoç kasabasını mesken bellemiş bu seksenli yıllardan kalma bağımsızda. Biraz neden hep elimizde olmayana bu kadar düşkünüz sorusunu sorup, insan doğasıyla dalga geçiyor ve Yeşilçam melodramlarındaki karakterleri aratmayacak köy halkıyla kendine has espri anlayışını savuruyor oraya buraya. Şu “atmosfer filmi” lafından nefret etsem de Local Hero’nun çok kahkaha attırmayan, ama burundan tıslamalı gülüşlerimizde emanet ettiği “Biraz da siz kafa yorun bakalım.” matematiği eşsiz müzikleri ve arkasına aldığı manzaralar sayesinde işliyor.

Edanur Yıldız, neşelendiren film görevini hakkıyla yerine getiren bir film önerisinde bulunmuş. Wonder Boys, hayattan karakterler ve çoğu zaman birbirinden bağımsız anekdotları harmanlayıp dünyadan koparıyor seyircisini iki saatliğine. Klasik Hollywood anlatılarının temel motivasyonlarına geçit verse de bayağılaşmadan bir bütün hâline gelmiş  Sıradışı olmak için sıradışı olanların inadına Wonder Boys’da kalburüstü kadrosunun da yardımıyla daha ayakları yere basan bir oyunbazlık izliyoruz. Başladığı yerde bitmesi kağıt üzerinde bir handikap. Fakat akı kadar karası da olan insanlarıyla bir sanatçının yaratım sürecini fazla yukarıdan bakmayan bir dille anlatabiliyor işte, ki tüm artısı da bu aslına bakarsanız. Yıllardır ağdalanan bir meselede eforsuzca yüzüne bakılabilir bir ana akım örneği çıkarabilmek…

Edanur ile Harun’un çarpışmasında filmleri üç aşağı beş yukarı aynı yere kondurduğum için biraz kim görevi daha iyi anlamış kontrolü yaptım. Sonuçta da karşıma çıkan isim belli: Edanur, bu görevin birincisi sen oldun. Tebrikler!

Gitme adayı iki yarışmacımıza geldi sıra. Ozan Aytaş‘ın Planes, Trains & Automobiles‘i ile başlayalım. Açıkçası Steve Martin’in şahane bir komedyen olduğunu düşünsem de seksenler ve doksanlarda birkaç istisna hariç tempo problemi yaşayan sayısız filme imza attığını düşünüyorum. Ve John Hughes’un yönettiği bu aksilikler komedisinde de durum aynı. Kaldı ki terslikten beslenen yapımlara da teşhisi konmamış obsesif kompülsif bozukluğuma iyi gelmediği için epey mesafeliyim. Dolayısıyla Ozan’ın önerisini izlerken neşelenmekten ziyade taşikardi geçirdim. Bir de kahkahayı hedeflediğini çok belli etmesi sebebiyle bir seyirci olarak kendimi baskı altında hissediyorum bu tür durumlarda. Hughes ile Martin ortaklığına benden iki baş parmak çıkmayacak yani.

Yasemin Artunç‘un önerisinde de benzer bir problem yaşadığım iddia edilebilir. Yine tamamen kendi zevkimle alakalı, bir başkasına önerilse belki pekâlâ neşelendirici bulunabilecek bir film daha: Limonata. Ali Atay ve tayfasının, buna Onur Ünlü de dahil, yaptığı herhangi bir şeyi komik bulmuyorum. Hatta komik bulmadığım gibi epey yorucu, talepkar ve çoğunlukla anlamsız olarak addettiğimi de eklemeliyim. Limonata, diğer absürt komedilerinden daha farklı bir yerde. Bu sefer şivelerden, ağızlardan medet uman kötü yazılmış, kötü oynanmış, sadelikle boşluğu birbirine karıştırmış bir anlatı var. Bunun dizi versiyonları birkaç senede bir ekrana geliyor. Neden iki saate uzatılmış versiyonunu izlemek zorundayız ki? Hayır, hayır. HAYIR.

Yasemin’in geçen görevdeki Spoetnik önerisini fazlasıyla başarılı bulmama rağmen Limonata’yı affedemeyeceğim. Halbuki finale kalacağına da kendimi epey inandırmıştım. Hiç lafı uzatmayayım… Üzgünüm Yaseminnow sashay away.

Akın Memişoğlu
FRANKIE & JOHNNY
1991 | Garry Marshall
B
Edanur Yıldız
WONDER BOYS
2000 | Curtis Hanson
B+
Emre Yılmaz
THE PRINCESS BRIDE
1987 | Rob Reiner
A
Harun Özçelik
LOCAL HERO
1983 | Bill Forsyth
B+
Ozan Aytaş
PLANES, TRAINS & AUTOMOBILES
1987 | John Hughes
C+
Yasemin Artunç
LİMONATA
2015 | Ali Atay
C-

YarışmacıYaşŞehir123456Sonuç
Akın Memişoğlu24MersinSAFEHIGHSAFE    
Edanur Yıldız23EskişehirSAFELOWWIN    
Emre Yılmaz17AnkaraHIGHHIGHSAFE    
Harun Özçelik27İstanbulWINHIGHHIGH    
Ozan Aytaş22AnkaraHIGHLOWLOW    
Yasemin Artunç30İstanbulLOWWINELIM    
Cahit Berkay Şen23İstanbulLOWELIM     
Çağla Şimşek24AnkaraELIM      
WIN: Kazanan, ELIM: Elenen
HIGH: Yüksek not, LOW: Düşük not, SAFE: Güvende

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir