A Quiet Place

A Quiet Place

Yönetmen: John Krasinski | Oyuncular: Emily Blunt, John Krasinski, Millicent Simmonds, Noah Jupe, Cade Woodward, Leon Russom | Senaryo: Bryan Woods, Scott Beck, John Krasinski | 95 dakika | Drama, Korku, Gerilim

Komedideki yetileriyle ünlenmiş aktörlerin tam zıttı istikamette, korku türünde filmler yapması moda olacak galiba. Comedy Central ailesinden Jordan Peele’ın Get Out ile elde ettiği kayda değer başarı sonrası şimdi de bayrağı The Office ile ünlenen John Krasinski almış. Krasinski, gerçek hayattaki eşi Emily Blunt’a başrolü teslim ettiği A Quiet Place isimli filminde, yönetmen koltuğuna oturduğu bir önceki projesi The Hollars’ın bıraktığı kötü hatıraları unutturuyor. Ticari ve eleştirel anlamda beklentinin üzerine çıkan A Quiet Place, son dönem Hollywood standartlarına uyup sırtını kilit bir gimmick’e yaslayan kalabalıktan. Bu sefer anahtar sözcüğümüz “sessizlik”. Üç çocuğuyla birlikte kıyametin türevine tanıklık etmiş bir anne baba var hikâyenin merkezinde ve gözleri görmediğinden avına çıkardığı sesi dinleyerek ulaşan dünya dışı yaratıklar etrafı sarmış. Ve ebeveynlerimiz de eşsiz bir içgüdüyle evlatlarının sağ kalması için mücadele veriyor. Ama bu kadar gimmick, Hollywood’da yeşermiş zihinlere yeter mi? Asla. Wonderstruck’da tanıştığımız genç yıldız Millicent Simmonds, Blunt ile Krasinski’nin dilsiz ve sağır kızını canlandırmakta. Yakın geçmişte biriktirdiği acılar da sağolsun, hem benliğine hem de evrenin geldiği son noktaya yaşının el verdiğince yarı zamanlı bir isyanı var. Bu sebeple de ailenin ilk gözbebeği anlatı biraz ağdalanmaya başlayınca yükü sırtlanıyor. Hadi şimdi tamamız, bırakalım da ne hâlleri varsa görsünler, ezber ettiğimiz sıçratma efektleriyle ödümüzün koordinasyonlarını değiştirsinler dediğimiz yerde de saçma mı saçma bir yere daha kırıyor direksiyonu A Quiet Place: Evin annesi, artık avazsız nasıl doğurmayı hayal ediyorsa, hamile kalıyor! İşte gençler, biz bu mantıksızlık silsilesinin bütününe Hollywood diyoruz. Aklımda cevabının “Para kazanmak istiyoruz.” olduğunu bildiğim o kadar çok soru var ki… Belki de bu bilinçle biraz hazmettim Krasinski’nin yarattığı habitatı. Shyamalan’dan miras fikri sürekli birbirine susmasını söyleyen, yahu ses çıkarmamakta bu kadar sorun yaşıyorsanız aylarca nasıl hayatta kaldınız diye saç baş yolduran aileyle kendince yorumladığını kabul ederek, delik deşik senaryosuna göz yumdum. Kaldı ki A Quiet Place’in kendini çok da ciddiye almayan, güdümlü numarasını saklamayan bir tavrı da var. Dolayısıyla size sadece koltuğunuza yaslanıp bir buçuk saat boyunca hop oturup hop kalkmanızı buyuruyor. Bu anlamda da istediğini aldığına şüphe yok. Gelen övgüleri şöyle bir gözden geçirecek olursak… Emily Blunt’un oyunculuğuyla ilgili güzel cümleler sarf edilmiş. Doğrudur, korku filmlerinin büyük bir çoğunluğu daha geniş oynamaya müsaade ediyor zaten. Blunt da bu fırsatı kullanmaktan çekinmemiş. Yarattığı atmosferi baş tacı edenler de var. Yani belki Signs’ı izlememiş olsak, karakter gelişimi diye bir şeyin varlığını bilmesek, mantık hatalarına karşı önlem almak için kafamızın içini boşaltırsak, o da mümkün. Ve son olarak John Krasinski’nin umut vaat eden bir yönetmen olduğu iddia edilmiş. Umut nedir, neyin nesi kimin fesidir, bu da konuşulmalı bence. Ama alışığız biz vizyonu boş gördüğünde övülecek bir şeyler arayan kalabalığa. A Quiet Place de bu senenin hıçkırığı sayılsın canım, ne olacak? En azından beyaz suçluluk duygusundan beslenip, beğenen sübyanları eleştirmeye kalkışacak kadar kafası karışık değil.
Fesat Mukayese: Lady in the Water öncesi Shyamalan > A Quiet Place (Daha iyidir demiyorum, bunları çoktan yaptı bitirdi tavan arasına kaldırdı diyorum.)

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da doktora yapıyor. Varı yoğu ödül sezonu. Evham ve düzen göbek adı. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara.

Benzer yazılar

2 Yorum

  1. Serhan

    Bu kadar sicip sivadigin bir filme B- vermissin. Filmi henuz izlemedim ama yaziyi okuyunca asagida C- ve asagisi bir not bekledim. Senin standardinda B rakamina sahip filmler(B- da dahil) belli acidan guzel ve genel itibari ile vasat ustu filmlerdir. Burada notta biraz fazla mi verdin acaba 🙂

    Yanıt
    1. Umur

      Who the fuck are you, who the fuck do you think you are? I come in here, you don’t know me, you don’t know who I am, what my life is, you have the balls, the indecency to ask me a question about my life? Fuck you! I come in here, I give these things to you, you check, you make your phone calls, look suspicious, ask questions. I’m sick. I have sickness all around me and you fucking ask me about my life? “What’s wrong?” Have you seen death in your bed? In your house? Where’s your fucking decency? And then I’m asked fucking questions. What’s… wrong? You suck my dick. That’s what’s wrong.

      Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir