Yan Odadan Filmler – All Stars S04E09&10: Hasan Almaz, Basan Alır & Kusuntu Banyosu

Yan Odadan Filmler – All Stars S04E09&10: Hasan Almaz, Basan Alır & Kusuntu Banyosu

Hem Drag Race , hem de Yan Odadan Filmler tarihi birbirinden efsanevi altılılarla dolu. Jinkx, Alaska, Roxxxy, Detox, Alyssa ve Coco’ya karşı bizden Cihan, AFK, Murat, Faruk, Cemal ve Ali Kavas geçti. Violet, Ginger, Pearl, Kennedy, Katya ve Trixie’ye Beril, İlknur, Onurcan, Emre, Adem ve Çağatay’la karşılık verdik. Aquaria, Asia, Eureka, Kameron, Cracker ve Monet’ye baktık, hep beraber Edanur, Mesut, Mehmet, Emre, Cemil ve Onur dedik. Şimdi de yepyeni bir Top 6 ile karşınızdayız. All Stars 4’ün altı koltuklu zirvesinde daha evvel de buraların tadına defalarca bakmış Ali FuatAli KavasArenEmreMuzaffer ve Onurcan var. Hepsi de “Taçsız Efsane” statüsünü sonuna kadar hak etmiş çok değerli yarışmacılar. O yüzden gidenler hiç kusuruma bakmasın, gıkımı dahi çıkarmayacağım. Şu olsaydı bu olmasaydı diyemiyorum. Kendinizi gösterebilseydiniz siz de eşlik ederdiniz bize, buradaki bir yarışmacının yerinde siz olurdunuz diyorum. Fakat merakımı gidermek adına kalan sağlara bir soru yönelteceğim: Eğer bir şansınız olsaydı kimi geri getirirdiniz?

Onurcan Mattel: Birini geri döndürebilecek olsam bu Miss Çati olurdu. Aldığı risklerin kurbanı olsa da finale gidebilecek potansiyele de sahip olduğunu hepimiz biliyoruz değil mi?

Muzaffer Luzon: Ben Çağatay’ın dönmesini isterdim açıkçası. Sanırım biraz vicdan azabı çekiyorum onu elediğim için, elinin kuvvetli olduğunu ve bir müddet daha şansı olsaydı açılabileceğini düşünüyorum.

Ali Edwards: Çağatay geri gelseydi daha da renkli bir yarış olurdu gibi, erken gitti.

Arenbee: BRING. ÇAĞATAY. BACK.

Ali Fuat Belli: Çağatay! Yoook Ferhan! Miss Vanjieee.

Emre Thunderfvck: Adem’in gidişi beni üzdü, kendimden sonra onu destekliyordum, saygı duyulacak öneriler yapıyordu, bir fırsatım olsa gözüm kapalı Adem’i geri getirirdim.

O zaman size sürpriz…

Madem birilerini geri getirmeyi bu kadar çok istiyorsunuz…

Karşınızda…

Sezonun en büyük şokunu yaşatmak üzere…

Jk, miss thing. Acaba inanan olmuş mudur? Acaba? ACABA? Yeteri kadar gülüp eğlendiysek haftanın yarışına dönelim artık. Sezon başında yarışmacılarıma toplu bir runway listesi yollamıştım. Ve herkesin dahil olmak için can attığı, gelsin diye beklediği görev de erotik filmler idi. Açıkçası Stranger by the Lake, Theo & Hugo, The Duke of Burgundy gibi örneklerle çıktığımdan yola gelen yapımların seksenler ruhuna uygun erotik gerilimler olmasına azıcık da olsa içerledim. Ama havuz epey daraldığından bu tarz bir tercihte bulunmalarını anlayışla karşılıyorum galiba. Çok kalabalık olmadığımızdan, kısa keserek herkesin filmini konuşalım diyorum bu bölüm, ne dersiniz? Hadi başlayalım!

Ali Fuat Belli‘dan öneriyi alırken Wild Things‘i “so bad it’s good” haftasına ayırmasını tavsiye ettim ve beni dinlemedi… Sonuç ortada. Filmle ilgili övülecek tek şey zekasızlığına rağmen barındırdığı aşırı özgüven sanıyorum. Kabul, Denise Richards’ın seksapeli bu dünyaya ait değil. Seçkideki dick shy filmlerin yanında buzlu cam arkası sünnetsiz gösteri öne çıkıyor. Fakat tüm dolgun hat şovuna rağmen yaptığı twist ekonomisinin bu yüzyıla ait olmayı hak etmeyen hadsizliği sayesinde finaldeki ifşaya epeyce gülmeden edemedim.

Diğer tarafta Ali Edwards, insan psikolojisinin çıkmazlarına tensel teması yediren Betty Blue‘yu yollamış. Daha açılış sahnesinde haldur huldur sevişen çiftimizle çok vahşi bir öykünün ortasına bırakıldığımızı hissettiriyor zaten. Sonrası yokuş aşağı bir şölen de denilebilir. Betty zıvanadan çıkıp gerçek ve mecaz anlamda canlar almaya başladıkça iyice yangın yerine dönüyor ortalık. O kadar keyifle takip ettim ki esas kızımızın çıldırışını, acaba kendime yakın bulduğum bir karakter olması sebebiyle mi diyorum. Bir taraftan da korkutucu düşününce. Bu kadar mı şehvete, arzuya bağlıyız Bettyciğim?

Arenbee bir uçtu, iki uçtu ve hatta sekiz uçtu, dokuzuncuda kırmızılara çakıldı. Queen Margot‘nun önerildiğini gördüğümde sırtımdan esen soğuk rüzgarla tüylerim diken diken oldu zaten. 150 dakika, Fransız filmi, kostümlü drama… Hayır kere hayır! Bir de çıkış noktası olarak verdiğim filmlerden bu denli uzak bir öneriyi “erotik” kabul edebilmem pek mümkün değil. Karakterler üstündekileri döktüğünde dahi, evrensel sayılması söz konusu olmayan bir çekim alanı yaratılmaya çalışılıyor. Erotizm kavramına kan dökerek, cansız bedenden yaklaşıyor olması da epey sinir bozucu. Orgazm neydi? Orgazm emekti Margot kızım. Bu yüzden bizimle değilsin.

Up nextEmre Thunderfvck! Beklenen yükseliş bu bölüm gelir mi derken Nicholas Roeg filmografisinden yararlanıp Bad Timing yollayarak çok mantıklı bir karar almış esasında efsanevi yarışmacım. Hayata döndürülmeye çalışırken ağzına sokulan oksijen tüpü ile sevdiceğine oral seks yapışı sırasında sahnenin bir geçmişe, bir bugüne uğruyor olması gibi tam Roeg’e yakışan detaylarla dolu. Yalnız içine girmekte ciddi anlamda sıkıntı çektim Bad Timing’in. Roeg, tam anlamıyla bir oyuncu yönetmeni olmasına rağmen Art Garfunkel’ı ebedî uykusundan bir türlü uyandıramamış. Ah o yuttuğu bastonu bir istifra edebilse buradan sonraki durak Don’t Look Now zaten.

Haşlanmayı hak eden Fatal Attraction önerisinin sahibi ise Muzaffer Luzon. Böyle bariz tercihlere nasıl bir muamele gösterdiğimi gayet iyi biliyorsunuz. Google arama sonucunun ilk sayfasından film görmek istemiyorum artık. Yarışmanın bilmem kaçıncı sezonunu yapıyor oluşumuzla da alakalı değil bu, devler ligindeyiz. Fatal Attraction’a dönecek olursak… Glenn Close’un oyunculuk yaptığını hissettirmek adına vura vura performans sergilemesi bende ters etki yarattı. Verdiği sakat mesaj ve vücutlarımızı birbirine bastırırsak seks olur kafası pek küflü. Asansör sahnesine shoot, finaline boot, gerisi zaten koca bir çorba. Sahi, bu yapım ve hatta Close’un karakteri kült sayılıyor, değil mi? Vay seksenler sinemasının hâline…

Kapanışı Onurcan Mattel‘in Body Heat‘i ile yapacağız. Esasında en az Fatal Attraction kadar tembel işi bir tercih bu. Google ilk sayfadan çıkan birinci linke tıkladığınızda Body Heat’in adı pörtlüyor direkt. Yalnız burada filmin çok bilinmiyor olunuşunu da göz önünde bulundurarak biraz affettim Onurcan’ı. Bir cümlelik konu özeti okunduğunda başından sonuna kadar ne olacağını rahatça tahmin edebildiğiniz bir senaryosu var. Amma velakin William Hurt’ün ekrandan taşan karizması tüm saçmalıklarını yutmama ön ayak oldu. Finali, Wild Things kadar absürt. Bu erkek perspektifinden yazılmış femme fatale karakterler ile dünyayı deviren kadınlara takıkmış bir ara Hollywood, onu gördüm. Düpedüz seksist düzen neyse ki bitmiş de artık üç boyutlu kadınların tadına varabiliyoruz.

Erotizmin doruklarına çıktığımız haftada ipi göğüslemeye sadece iki film yaklaştı. Bunlardan biri Ali’ye, diğeri de Emre’ye ait. Aynı puanları da vermiş olmam sebebiyle önerilerine, yine duygusal bir boyuttan yaklaşarak kimin filmiyle daha dişe gelir bir bağ kurduğuma göz attım. Sonuç belli: Ali Edwardsyou’re a winner baby! You’ve earned a cash tip of 10,000 dollars.

Çember epeyce daraldığından eleme potamızda da iyilerin de iyisi var artık. Aren ve Muzaffer, ne yazık ki bu bölümde birinize veda etmek zorundayız. Yarışmada artık birincilik potansiyeline sahip, final görmesi muhtemel yarışmacıların eleme potasına kaldığı günlere geldik. Ama kurallar, kurallar, kurallar… Evet Ali, hazırsan soruyorum. With great power comes great responsibility. Which queen have you chosen to get the chop?

Ali Edwards: Zor bir karar. İkisi de yarışmanın güçlü isimlerinden; fakat Aren hem benim finale beraber yürümek istediğim bir isim hem de sezon boyunca ilk defa bottom‘a kalıyor. Bu noktada Aren’in elenmesi büyük haksızlık olur. O yüzden üzülerek Muzaffer diyorum.

As it is written, so shall it be done. Muzaffer Luzon, you’re an- WAIT A MINUTE, WAIT A MINUTE!

Benim biricik efsanelerim, sezonun başında sizlere bir kereye mahsus kullanacağım bir “UPaul Save”den bahsetmiştim hatırlarsanız. Elenmesine göz yumamayacağım bir yarışmacıyı uçurumdan atılmak üzereyken alıp kurtarmak için. Ve o gün geldi. Top 6, size bir süre daha ayırmaya niyetim yok. Muzaffer Luzon, bu şansı iyi kullanmak zorundasın.


[reklam]

[/reklam]


Ne yaparsam yapayım, bu sezon ortalığın karışmasını sağlayamadım. Halbuki perde arkasında drama yaratmaya meraklı bir kadroyla çalışıyormuşum gibi duruyor. Fakat finalde birbirlerini oylayacaklarını bildiklerinden elemelerde bile büyük şoklar yaşayamadık ne yazık ki. Belki de bu oylamadan hiç bahsetmemem ve herkesi hazırlıksız yakalamam gerekiyordu. Ah ah sezonun başına dönsek zaten, daha ne fikirlerim vardı da neyse. Artık bir başka All Stars sezonuna… Yine de denemekten çekinmeyeceğim ve Muzaffer için kullandığım UPaul Save hakkında yarışmacılarımın ne düşündüğünü sorgulayacağım. Beyler, ne diyorsunuz?

Onurcan Mattel:UPaul Save’i kullanmanın vakti gelmişti ve bunun Muzaffer için kullanılmış olmasıyla hiçbir problemim yok. Muzila’nın final dörtlüsünden biri olacağını düşünüyorum, kurtarılmayıp gitseydi üzülürdüm.

Ali Fuat Belli:Çok sevindim elbette. Seviyorum Muzaffer’i. Get a roooooooooooom!

Ali Edwards:Muzaffer zaten o noktada elenmemeliydi ama karşısında da Aren vardı. UPaul Save için daha uygun bir görev düşünülemezdi herhalde. İtirazım yok.

Emre Thunderfvck: Aren’in elenme ihtimaline karşı UPaulSave’i biraz daha tutmalıydın bence.

Arenbee: Finalde ikinci bir double shantay olacaksa itirazım yok.

Muzaffer Luzon: Muhtemelen sağ kalan tayfanın büyük çoğunluğu bu soruya “Yarışma bitmek üzere ve artık zamanı gelmişti. Bu görevde kim elenirse elensin UPaul Save’e mazhar olacaktı zaten, keramet Muzaffer’de diiiil!!” minvalinde cevaplar verecektir. Ama WHO CARES!? Böyle bir joker kartının benim çukurdan çıkarılmam için kullanılması elbette mutlu etti beni. Omuzlarımdaki yükün farkında olarak yapacağım yeni önerimi, bu challenge benim için bir nevi güven oylaması da olacak zira. Umarım batırmam.

YİNE DRAMATİK BİR CEVAP YOK, kafayı yiyeceğim. Çocuklar bana mesajlarınızı, maillarınızı yayımlatacaksınız sonunda. Nerede o kameralar kapalı olduğunda ona buna laf sokan C.U.N.T.larım? Bu gidişle niyeti ilk bozana tacı hediye etmek zorunda kalacağım. Artık beş kişi kaldınız, şu Oscar Boy’s Best Friend Race formatını bir terk edip içimizdeki glamazonları ortaya çıkaralım mümkünse. Bu sahte nezakete daha fazla tahammül edemeyeceğim çünkü. Son iki bölüm diyorum, son iki bölüm, AÇILIN! Gelelim bir kez daha altılı olarak yarışacakları yeni göreve… Kolları sıvayalım ve kritiklere girişelim. Gentlemen, start your engines…

Epey zor bir başlıktı aslında, hem yarışanlar hem de benim için. Hani “so bad it’s good” derler ya, bir film o kadar kötü olur ki kötülüğü bir anlam teşkil etmeye başlar ve vasatlığıyla muhteşem, eşi benzeri görülmemiş bir klasiğe dönüşür. İşte o yığından bir şeyler önermelerini istedim. Ayak basılmamış topraklardan da çıkan manzara enteresan oldu.

Bu sefer sırayı bozmak istiyorum ki tercihlerimi de açıklamak konusunda sıkıntı çekmeyeyim. Açıkçası bu göreve en uygun iki filmi Arenbee ve Emre Thunderfvck yolladı. Geçmişte verdiğim tepkilere bakarsanız camp klasiklerle pek aram olmadığını görürsünüz. Dolayısıyla bu ikiliyi, sonuçtan bağımsız, cesaretlerinden ötürü kutlamak istiyorum. Anlı şanlı “kötü filmler” yollamışlar neticede. Ama aralarında ciddi bir uçurum oluştu ne yazık ki. The Covenant, tamamen kadın perspektifinden yazılmış, erkeğe et muamelesi yapan, homoerotizmle kavrulmuş, bir vasatlık başyapıtı. Tutulacak tek bir yanı yok. Teen Wolf’un sıkıştırılmış, pasaklı bir hâli gibi düşünün. Ama kurtadam değil, cadı popülasyonu fazla. Görüntüsü iğrenç, tadı lezzetli bir tabak gibi. Diğer tarafta Nekromantik de berbatlık konusunda rakiplerini cebinden çıkaracak kadar savurgan, yarım akıllı ve ilelebet mantıksız bir film olduğundan daha iyi bir muameleyi hak ediyor. Fakat estetik anlayışı ve işlediği konu itibariyle filmin kötü olmaktan çıkıp kendi içerisinde bir anlam teşkil ettiği noktaya izleyici olarak varmayı bir türlü başaramadım. Dolayısıyla bu ölü yoklayan kabusun sonunu getirmekte dahi epey zorlandığımı itiraf etmek istiyorum.

Yarışmanın kalan dörtlüsü ise dediğim gibi, campy klasiklere başvurmayı tercih etmiş. Bu yüzden hepsine koca bir tembel damgası vurarak, görevden beklentimin bu olmadığını söylemek istiyorum. Ama yine de eğlendim mi? Eğlendim. Ali Fuat Belli, kırk yıl geçse izlemeyeceğim Barbarella‘yla sabrımı sınamak istemiş, iyi de etmiş. Jane Fonda’yı formunun zirvesindeyken böyle bir projeye dahil olacak motivasyonu edinmesi sebebiyle kutluyorum. Bir kreş müsameresi bile emin olun, Barbarella’dan daha inceliklidir. Belli bir noktadan itibaren sinirim o kadar bozuldu ki istemsiz gülmeye başladım. Bu da görevin gereğini yerine getirdiği anlamına geliyor galiba. Keza Onurcan Mattel‘den gelen, bu dörtlünün içerisinde en orijinal sayabileceğim film, Killer Klowns From Outer Space de benzer bir etki bıraktı. Bu senaryoları kim yazdı, nasıl ödenek buldular soruları içerisinde bir baktım herkes herkesi kılıçtan geçirmiş. Salt eğlence. Zaten adı bile karşılaşacağınız enkazın sinyallerini veriyor. Gözünü seveyim çok yaklaşma der gibi. Muazzam bir eşref saati ürünü.

Popocuğu benim tarafımdan kurtarılan Muzaffer Luzon, doğru ata oynamak için epey mesai harcamış belli ki. Earth Girls Are Easy bu görevi tasarlarken kafamdan geçen filmlerden biriydi, bunu itiraf etmem gerek. Fakat zorlama bir queer klasik olduğunu bilmiyordum açıkçası. Ne yazık ki janjanlı paketinin içerisinden beklediğim hediye çıkmadı. Ama şunu kabul ediyorum, kadrosu sayesinde hiç sıkılmadan izledim bu virane müzikali. Hatta Geena Davis’in kariyer performanslarından birini verdiğini iddia edecek kadar da ahlaksızlaşacağım izninizle. Ve son olarak da Ali Edwards‘ın yolladığı The Craft‘i konuşalım. Görevin en beğendiğim filmlerinden The Covenant ile benzer temalara oynuyor esasında. Fakat burada tabii bir “girl power” mesajı da saklı. Sadece sıkıntım, The Craft’i benim için ilgi çekici kılabilecek ekstra bir perspektife rastlayamamam. Tamam, korkunç derecede berbat ve kötü fikirlerini üst üste koya koya işleyen ucuz bir ritim de yakalıyor. Ama çok da çalıştığımdan bir yerden geldi sanki. Bu rezaletin versiyonlarını sayısız defa izlemiş gibi hissediyorum.

Gençler ve genç kalanlar, bir frontrunner olmaması ve görev birinciliği sayılarının eşit olması için verdiğim üstün mücadelede artık son aşamalara geldiğimiz için dualarımı sonlandırıyorum. Ne yazık ki müsabakadaki denkliği bozma zamanı geldi. Bu Top 5 bölümüne girerken yarışmacının sırtına koca bir hedef tahtası koymak gibi şu eleme sisteminde; ama kötünün iyisini bulurken başka bir adrese gidemedim ne yazık ki. Arenbeeyou’re a winner baby! You’ve earned a cash tip of 10,000 dollars.

Bu bölümde verdiğim puanların değerlendirmeye çok etki etmeyeceğini, önerilerinizin orijinalliğinin de ön plana çıkacağını söylemiştim. Fakat son değerlendirmemde bir karma yaparak oluşturmayı tercih ettim eleme potasını. Ali Kavas ve Emre. Üzgünüm, bu bölümde trikotajla hiç alakası olmayan kader, ağlarını sizler için ördü. Şimdi Aren’e meşhur sorumu soracağım… With great power comes great responsibility. Which queen have you chosen to get the chop?

Arenbee: Emre bu sezon hepimizden daha çok risk alarak çok iyi bir yarışmacı olduğunu kanıtladı. Lakin tek başına risk almak yetmiyor. Bir taraftan jürinin de neyi beğenebileceğini hesap edebilmek lazım. Ayrıca Ali Kavas’ın daha evvel sırf takım arkadaşları yüzünden bottom’a kaldığını da düşünürsek bu üçüncü değil, sadece ikinci kırmızısı. O yüzden Emre’yi eliyorum. Auf wiedersehen!

As it is written, so shall it be done. Emre Thunderfvck, you’re an All Star. Now sashay away…

YARIŞMACI9. Bölüm10. Bölüm
Ali Fuat
Kısakürek
WILD THINGS
1998 | John McNaughton
B
BARBARELLA
1968 | Roger Vadim
C+
Ali KavasBETTY BLUE
1986 | Jean-Jacques Beineix
B+
THE CRAFT
1996 | Andrew Fleming
C-
Aren
Hamparyan
QUEEN MARGOT
1994 | Patrice Chéreau
B-
THE COVENANT
2006 | Renny Harlin
C+
Emre
Küçükenez
BAD TIMING
1980 | Nicolas Roeg
B+
NEKROMANTIK
1987 | Jörg Buttgereit
F
Muzaffer
Çınar
FATAL ATTRACTION
1987 | Adrian Lyne
B-
EARTH GIRLS ARE EASY
1988 | Julien Temple
C
Onurcan
Güden
BODY HEAT
1981 | Lawrence Kasdan
B+
KILLER KLOWNS FROM OUTER SPACE
1988 | Stephen Chiodo
C+

Yarışmacı123456789101112
Ali Fuat KısakürekHIGHHIGHBTM3HIGHSAFEBTM3WINBTM2SAFEHIGH  
Ali KavasSAFEHIGHBTM3HIGHWINBTM3HIGHSAFEWINBTM2  
Aren HamparyanSAFEHIGHHIGHWINSAFEWINSAFEHIGHBTM2WIN  
Muzaffer ÇınarHIGHSAFEWINSAFEBTM3SAFESAFEHIGHSAVESAFE  
Onurcan GüdenWINSAFEHIGHBTM3SAFESAFESAFEWINSAFEHIGH  
Emre KüçükenezSAFESAFESAFESAFEHIGHHIGHHIGHSAFEHIGHELIM  
Adem GüneşSAFEWINHIGHBTM3SAFESAFEBTM2ELIM    
Cemal AkçiçekSAFESAFESAFESAFEBTM3HIGHELIM     
Oğuz KayırSAFEBTM3SAFEHIGHHIGHELIM      
Onur CoşkunBTM3SAFESAFESAFEELIM       
Murat KarakuşSAFEBTM3SAFEELIM        
Çağatay KalyoncuBTM3SAFEELIM         
Faruk SongurSAFEELIM          
M. Ferhan MeralerELIM           
WIN: Kazanan, HIGH: Yüksek not, SAFE: Güvende, SAVE: Jüri tarafından kurtarıldı
BTM2/3: En düşük notu alan yarışmacılar, ELIM: Elenen

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.