Ölümlü Dünya

Ölümlü Dünya

Yönetmen: Ali Atay | Oyuncular: Ahmet Mümtaz Taylan, Alper Kul, Sarp Apak, İrem Sak, Doğu Demirkol, Feyyaz Yiğit, Meltem Kaplan, Mehmet Özgür, Özgür Emre Yıldırım | Senaryo: Ali Atay, Ali Demirel, Aziz Kedi, Volkan Sümbül, Feyyaz Yiğit | 107 dakika | Aksiyon, Komedi, Suç

Dört aydır kesintisiz bir şekilde Yan Odadan Filmler ile haşır neşir olmamdan ötürü bir türlü vakit ayıramadığım 2018 sinema yılının kollarına kendimi bırakma zamanım geldi! Birkaç majör yapımı sinemalarda ziyaret edip üzerine bir şeyler karalamıştım; fakat yaz başladığından beri vizyonda ne olduğunu da unuttum. Her zamanki gibi geç olsun, güç olmasın diyerek beni sabırla bekleyen yeni sezonun diğer güruh tarafından enine boyuna tartışılıp rafa kaldırılmış filmleriyle tanışma faslına başlayabiliriz artık. Söze belki kasıtlı, belki de evde düzenlenen bir aile etkinliğinin tesadüfen parçası oldu diye Ölümlü Dünya ile gireceğim. Leyla ile Mecnun’un başlattığı absürt mizah trendinin, tanrılar sesimi duymuş olsa gerek, bir şekilde kendini Onur Ünlü’den koparıp Ali Atay’ın kucağına düşmüş yeni temsilcisi bu yerli şamata. Geçtiğimiz yıl Aile Arasında ile bozduğum bizim topraklara ait güldürü orucumun üzerine, yine kalburüstü bir komedi görmek pek iyi geldi. İçeriğine dair tek bir satır okumadan başına oturmuş olmanın da verdiği avantajla nesilden nesile kiralık katil olarak görev yapmış, dışarıdan mazbut, içeriden yangınlı bir ailenin ilelebet pestenkerani (bu kelimeyle yeni tanıştım, kullanmazsam olmazdı) son macerasını konu alıyor. Ve o konu komşuya, esas kimliklerini saklamak adına kullandıkları kamuflaj lokantanın da katkıda bulunduğu benzersiz kontrast ile gelen aşina olduğumuz “aile” hissiyatı sağolsun yine azıcık Yeşilçam, azıcık da post 2000ler gişe filmi aritmetiğini aynı potada eriten bir yetkinlik mevcut. Ölümlü Dünya seyircisine herhangi bir geleneksel kavramın bizim toplumumuz içerisindeki önemini hatırlatan o öğretici anlatıcılığa soyunmuyor neyse ki. Aksine tek bir amacı var: Güldürmek. Bunu da oyuncularının üzerine eldiven gibi oturan sıradışı karakterleriyle hayli hayli başarıyor zaten. Topukları yağlayarak kaçmaları gerektiği noktada Doğu Demirkol’un tuvalet ihtiyacı için eve dönülüyor, saçma sapan bir şifre yüzünden Alper Kul’un ağzı burnu yamuluyor, içtiği doğruluk iksirinin etkisiyle Feyyaz Yiğit yerli sinemanın gördüğü en ikonik monologlardan birine imza atıyor. Tekstin es verdiği noktalarda bile bizim topraklardan çıktığına pek şahit olmadığımız suç komedisinde denge bozulmuyor. Kafaya geçen çoraplar ve çirkin bir eril ağızın egemenliği altında yürüyen ana akıma taptaze bir soluk âdeta. Ama tabii aynı noktadan istikametle filmin bir anda evlilik dışı ilişkiden hamile kalan kadını hızla everme hevesi ve tekrara düşen çatışmalarıyla şaha kalkmasını beklediğimiz ikinci yarıda, bile isteye kendini aşağı çektiğini de inkâr edemeyeceğim. Sadece, değil sonunu getirmek, beş dakikasını dahi izlemeye tahammülümüzün olmadığı, aynı isimlere atanmış bir alt türden en nihayetinde eli yüzü düzgün bir film çıkmış olmasının şaşkınlığı ve mutluluğuyla akana da kokana da direnç edindik. Bu da Ölümlü Dünya’nın en büyük avantajı olsa gerek. Öylesine kurak topraklarda yeşermiş bir hikâye ki o habis tuzaklara düşmediği müddetçe ne çıksa sevecekmişiz zaten.
Fesat Mukayese: Ölümlü Dünya > Ocean’s Eleven

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.