Yan Odadan Filmler – All Stars S05E04: Yan Odadan Lubunlar

Yan Odadan Filmler – All Stars S05E04: Yan Odadan Lubunlar

Oscar Boy’un 10. yıl kutlamalarının en büyük parçası Yan Odadan Filmler’in sürpriz sezonunda geldik dördüncü bölüme… Geçtiğimiz hafta zirveden bildiren Shangela ve Brooke Lynn ikilisi aynı ruju seçip Miz Cracker’ı yolladı ve yine drama edinemedik kendimize en etlisinden. Yani anonim devam eden süreçte sayımız giderek azalıyor evet, ama ne yazık ki yaramazlık yapan yok. Böyle söyleyince de karnesi iyi olanı elemeye teşvik ediyormuşum gibi oluyor ama bir önceki All Stars’ta kendine Onurcan’ı rakip görüp finalden önce eleyen Kavas’ın yaptığına benzer bir hareket için de yanıp tutuştuğumu saklayamıyorum. Belki yedinci bölümde kimlikleri ifşalayınca dengeler değişir… Neyse, bu entrika arayışlarımı rafa kaldırayım şimdilik. Kuir filmlerin yarıştığı görevle ilgili çene çalma zamanı şimdi!

Öncelikle herkese tahmin edilebilir öneriler yapmadığı için teşekkür etmek istiyorum. Kesin gönderilecek listemden sadece bir film çıktı karşıma, onu da beğendiğim için şikayet edemiyorum. İsterseniz her zaman olduğu gibi öncelikle LGBTQ+ içerikli yapımlardan bir sonraki aşamaya geçmeye yetecek kadar puan toplayanların sahiplerini sayalım ki Untucked Lounge’da içkilerini yudumlasınlar: Aja, Mayhem Miller, Monique Heart ve Shangela… You’re safe, canlarım ciğerlerim. Mümkünse bu “güvende” bağlarından kurtulalım, riskler alalım, içelim güzelleşelim, oldu mu? Şimdi çekilebilirsiniz.

Açılışı yüksek not sahipleriyle yapalım bu bölüm. Yarışta her hafta kritik için sahnede olan ve henüz tökezlemeyen Brooke Lynn, Wild Reeds ile rakiplerini epey hırpaladı. Dört farklı yarışmacı bana bu filmi önermek istediğini ancak son dakikada beğenmem diye vazgeçtiklerini söyledi. Minik kalplerinizi kırdığım için çok üzgünüm, ancak Wild Reeds büyümenin sancılarını monte ettiği arka plan ile bugüne kadar izlediğim en iyi coming of age hikâyesi olmaya aday. Dört ana karakterinden birinin cinsel kimliğiyle yüzleşmek için ayna karşısında verdiği ikonik açılmadan tutun ideolojinin yaş aldıkça sosyal hayatın da bir parçası olduğunu hatırlatan ikilemli yol ayrımıyla katmerlendikçe katmerleniyor. Evet, heteroseksüelin de rotasından seksüel bir keşifi geçiriyor ancak burada yetişkinliğe atılan ilk adıma açtığı pencerede kimin kime hangi organını değdirdiğinden çok daha önemli bir manzara mevcut.

Latrice Royale’den gelen All Over Me de özünde bir büyüme öyküsü. Tanıdığım her kuir bireyin hayatını irili ufaklı bir şekilde mahvetmiş bir heteroseksüel bulunduğu için All Over Me’de dolaptan tamamen çıkışın bu bireyin vurduğu pranga zincirlerini kırmaktan geçmesi bana acı verici derecede tanıdık geldi. Üstelik aşina olduğumuz ilişkinin damarlarını açarken homofobinin minik kalıntılarını da bırakmış. Gerçi “minik” demek filmin bütün tansiyonunu belirleyen cinayeti küçümsemek, nefret suçlarını meşrulaştırmak olur. Haricinde, ana karakterinin kafatasını açıp içinde bir yolculuğa çıkmışız gibi bir üslup benimsediği için de All Over Me fazlasıyla özel bana kalırsa. Belki bir cesaretle açıldığı denizlerde bütün imtihanlarını tekerrür eden sahneler üzerinden servis etmese daha bile etkili olabilirmiş.

Yüksek notlarda son durağımız In Between. Phi Phi’nin yolladığı yapıma kelli felli bir kuir hikâyesi demek doğru olmaz. Ancak bizim topraklarımıza çok benzeyen, din denilen faşist felsefenin beşerî ilişkilere fazlasıyla etki ettiği bir habitatta geçtiği için o dolaba tıkılıp kalma da, kadına yapılan fiziksel ve psikolojik şiddet de ne yazık ki “Ben bunu bir yerden hatırlıyorum.” etkisi yaratıyor. Üslubunu yerli sinemamızın bağımsızlarına da benzettiğimiz yapımla ilgili Filistin gerçeğini biraz görmezden geldiğine dair yorumlar mevcut bu arada. Ben politik hakikatler üzerindeki sağlamaları yetkililerine bırakıp samimiyetin baki olduğu kısma odaklandım. Çünkü yüzyıllardır acı çektirilmiş taraflarına sadece var olmaları üzerinden aktivist bir kimlik yüklemek, bunu da tamamıyla mikro bir çevrede resmetmek herkesin harcı değilmiş gibi hissettiriyor.

Tatsızlık yaşansın köşesinde sadece iki kişi var bu bölümde. Bunlardan birincisi I Am Divine ile Scarlet Envy. Tavrına kurban olduklarımız listesinin en üst sıralarındaki John Waters’ın biricik yol arkadaşı Divine’ın kim olduğunu, öncesini ve sonrasını konu alan bu belgeselin doğada başıboş yürüyen çocukları (Selam Tammie Brown!) eğittiğine şüphe yok. Ancak burada belgeselin yapısını da inceleyip bir şeyler söylemek zorundayım ve ne yazık ki I Am Divine, televizyondaki alelade bir kanal için hazırlandığı her hâlinden belli kurgusuyla teknik anlamda tamamen sınıfta kalıyor. İçeriğinin doyuruculuğunu gölgeleyecek acemi bir anlatıcı var belli ki kamera arkasında ve bunu her röpörtajda, her arşiv görüntüsünde, her seslendirmede sonuna kadar hissediyoruz.

Düşük not kırmızısıyla kutsanan Imagine Me & You da Vanessa Vanjie Mateo’dan gelmiş. 2000’lerin başındaki romantik komedilerin formülünden kendine lezbiyen karakterler yaratıp kopya kağıdıyla kalanını aşıran yapımın ilk yarım saatinde vaat ettiği tatlı bir aşk öyküsü var esasında. Ancak sonra ne yapıyor ediyor, bu janra mahsus anlamsız eslerle, bitmeyen bakışmalarla, ağzını kocaman açıp söylediklerinden son anda vazgeçmiş gibi davranan karakterleriyle vasatlık sularına batıyor. Bir yerde Lena Headey’i, Cersei Lannister’dan başka bir rolde izleyebildiğimiz için elbette müteşekkirim Imagine Me & You’ya. Ama yani gelmiş geçmiş en şahane kötü karakteri Barbieler ile fazla oynamadığı için gerçeğine âşık olmuş bir lezbiyen eylediği için de filmi tüm olmamışlıklarıyla baş tacı edecek değilim.

Yan Odadan Filmler mirasının efsaneleri, kritikler bittiğine göre sıra artık kader anında… Brooke Lynn Hytes ve Phi Phi O’Hara, condragulations, you are the Top 2 All Stars of the week. You’ve each won a trip for two to the fabulous Grand Resort and Spa in Fort Lauderdale and two sets of Raden luggage. Latrice Royale, you are safe. Bu görevin bottom yarışmacıları da zaten iki kişiye kritik verdiğim için ayan beyan ortada: Scarlet Envy ve Vanessa Vanjie Mateo. Brooke Lynn ve Phi Phi, önereceğiniz kısalarla bir lip sync savaşına girmeniz, kazananın da bu bottom quennlerden birini elemesi gerekiyor. Hadi savaşa!

Two top All Stars stand before me. Prior to tonight, you were asked to prepare a short movie recommendation. Ladies, this is your chance to impress me and earn the power to give one of the bottom queens “the chop”. The time has come… to lip sync… FOR YOUR LEGACY! Good luck, and don’t fuck it up.

Önerilen kısalar: Brooke’tan True (2004), Phi Phi’den Summer Vacation (2012).

Brooke Lynn, you’re a winner, baby. Condragulations!
Phi Phi, you are safe. You may join the other girls. Will the bottom two queens please step forward?

Brooke Lynn, with great power comes great responsibility. Which queen have you chosen to get the chop?

Brooke Lynn: Bu sefer karar verirken bir hayli zorlandım ama karneye göre hareket etmeye devam edeceğim, o yüzden üzgünüm Scarlet…

Scarlet Envy, as it is written, so it shall be done. You are and will always be an All Star… Now sashay away.

Aja
HOW TO SURVIVE A PLAGUE
2012 | David France
B
Brooke Lynn Hytes
WILD REEDS
1994 | André Téchiné
A
Latrice Royale
ALL OVER ME
1997 | Alex Sichel
B+
Mayhem Miller
HANDSOME DEVIL
2016 | John Butler
B
Monique Heart
KIKI
2016 | Sara Jordenö
B
Phi Phi O’Hara
IN BETWEEN
2016 | Maysaloun Hamoud
B+
Scarlet Envy
I AM DIVINE
2013 | Jeffrey Schwarz
C
Shangela
STRELLA
2009 | Panos H. Koutras
B
Vanessa Vanjie Mateo
IMAGINE ME & YOU
2005 | Ol Parker
C+

Yarışmacı12345678910
AjaWINSAFEBTM3SAFE      
Brooke Lynn HytesHIGHHIGHWINWIN      
Latrice RoyaleSAFESAFEBTM3HIGH      
Mayhem MillerSAFEWINHIGHSAFE      
Monique HeartWINHIGHSAFESAFE      
Phi Phi O’HaraSAFEBTM3SAFEWIN      
ShangelaSAFESAFEWINSAFE      
Vanessa Vanjie MateoSAFEWINSAFEBTM2      
Scarlet EnvyHIGHBTM3SAFEELIM      
Miz CrackerBTM2SAFEELIM       
Roxxxy AndrewsSAFEELIM        
Kameron MichaelsELIM         
WIN: Kazanan*, WIN: Kazanan, HIGH: Yüksek not, SAFE: Güvende
BTM2/3: En düşük notu alan yarışmacılar, ELIM: Elenen

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

2 Yorum

  1. Metin

    Inanamiyorum kimsenin aklına “Maurice” gelmemiş. Oscarboy sayfalarında defalarca Call Me By Your Name övgüsü yapıldı ve senaryo yazarının 80lerde çektiği E. M. Forster uyarlaması o müthiş gay hikaye tam da gönül çekecek, challenge kazandıracak bir filmdi.

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.