Yan Odadan Filmler – Pride Özel: 1. Bölüm

Yan Odadan Filmler – Pride Özel: 1. Bölüm

On bir ayın sultanı, mübarek Pride’ta mini mini platformumu siyah hikâye anlatıcıları, kahramanlar ve filmlerine ayırdığım için kuir içeriği de eser miktarda bir yerden sağlamalıyım diyerek çıktığım yol yine Oscar Boy’un en sevdiğim bölümlerinden birine çıktı: Yan Odadan Filmler. 11 Mayıs 2016’da başlayıp dokuz normal, altı konsept sezonda bana 700’ün üzerinde film izleten yarışmamın (sanırım bir Letterboxd listesi yapma zamanı gelmiş) bendeki yeri bambaşka. Hem sinemayla olan münasebetimi geliştirip, hem de closet kapağını geç kırmaktan sebep çok kuir arkadaş sahibi olmayışımın açığını kapattı. Düşününce Umur ne beğenir gibi inanılmaz megaloman bir çıkış noktasına sahip olsa da beni kırmayarak ve hatta kendileri gönüllü olarak Yan Odadan Filmler serüvenine dahil olmuş 72 deliye buradan kocaman öpücüklerimi salıyorum. Olmasaydınız olmazdık.

Bu Pride Özel sezonu ise Drag Race’in ünlülü versiyonundan hâllice, totalde sadece 12 film izlediğim, dokuz adet yarışmacının yer aldığı bir konsept ile her Pazar günü Oscar Boy sayfalarında karşınızda olacak. Yenilenmiş avatarları ve kimleri izleyeceğiz diye merak edenleri meşhur arşiv sayfasına itekleyeyim, unutulmasın. Efendim, her biri ayrı bir yarı final işlevi gören ilk üç bölümümüzde filmkoliklerimiz ayrı ayrı gruplar olarak kuir yapımlar önerecek ve bölüm birincileri de finale çıkacak. Sonrasında finalde ikinci bir film önerecekler ve oranın da birincisi altın varaklı dildolardan oluşan Pride Özel tacımızı evine götürecek. Yalnız gruplandırmayı da ben yapmayayım, kaderlerini kendileri belirlesinler diyerek ben önden bir mini görev uzattım hepsine: 15 dakikayı geçmeyen kuir kısalar…

Cemil Warrior’dan Pronouns, Deniz Atakan Kat’ten Kardeşler, Mesut Hytes’tan Kiss of the Rabbit God, Oğuzaja’dan Le repas dominical,  Refik Eren Heart’tan Bunny, Salih Erdal Hydrangea’dan Hann, Tarık Tiara’dan All Cats Are Pink in the Dark, Tolga the Drag Queen’den Polari ve Yusuf Mateo’dan I Don’t Want to Go Back Alone (Listenin tamamını Letterboxd üzerinden görmeniz mümkün.) gelen. Buradan çıkan sonuç da Mesut ve Yusuf’u işaret ettiğinden kendi ekiplerini oluşturarak bölümlerin kadrolarını belirlemiş oldular. Ve bugün podyuma çıkacak ilk üçlü de burun farkıyla öne geçen Mesut ve seçtiği rakipleri Cemil ile Deniz Atakan’dan oluşmakta. Lafı daha uzatmayalım, ana sahneye doğru ilerleyelim bakalım…

Out in the Dark

Being 17

Edge of Seventeen

Cemil’in gönderdiği Out in the Dark ile yaptım açılışı. Açıkçası kağıt üzerinde bile gimmick üzerine kurulduğu belli, epeyce ham bir anlatı var burada. Biri Filistinli, diğeri İsrailli iki adam birbirlerine âşık oluyor ve ne hikmetse insan haklarının her türlü ihlal edildiği süreçler içerisinde iki ülkeye de sözde mesafeli, ama biraz çamaşır suyuna yatırılmış bir bakış açısıyla ajanı, köstebeği, maşası kılıçtan geçiriliyor. Aşkın böylesi mümkün tabii. Kuir sevdalarda tarafların arasına hele ki kurgu söz konusuysa dağların bile girdiğine şahit olduk. Ama yani o mutsuz bitirileceği çok belli finalinde zorla sevmemizi istediği ana karakterlerinden birinin de kaderini oyunca klişe denizi boğdu beni. Belki ilk 15 dakikasında cilasız servis ettiği eşcinsellik deneyimini ayakta tutabilse, hikâyeye kaynatılmış politik metnini umursamamak daha mümkün olurdu. Modern zamanlar Ferhat ile Şirin’i der, geçiştiriverirdik.

Kendi sezonunda da Maximo Oliveros ile şansını bu başlık altında denemiş Deniz Atakan’ın Being 17 önerisine yarım saatlik bir aşinalığım vardı çıktığı seneden. Kabul etmeliyim, bu sefer bayrağı erkenden indirmedim. Çünkü tarafların sınıfsal farklılıkları, o gay olmak istemeyen oğlanla ateşe yürümeye dünden razı diğer oğlan dengesine bir katman ekliyor sanki. Bunu tamamen dışa vurulan fiziksel ve psikolojik şiddet ile açmasının hâlâ çok büyük bir hayranı değilim açıkçası. Ancak biriciğim Céline Sciamma (filmin senaristlerinden biri kendisi), ikinci yarıda motivasyonların daha bariz olduğu bir yere sürüklüyor bizi. Baba üzerinden yaratılan trajedinin ev ahalisindeki yansıması evlere şenlik olsa da hisler üzerine kurduğu için o yontulmamış kimliğini histeri seviyesindeki iniş çıkışlara da zamanla göz yumabilmeyi bildim. Biraz daha pişse daha da tatlanırmış diyelim, sıradaki filmimize geçelim.

Yer aldığı her seriye damgasını vuran Mesut yine şaşırtmamış ve bu sefer de Edge of Seventeen koymuş önüme. Benim maceramda önemli bir yeri olan Alex Strangelove’ın babası bu 1998 tarihli mucize. Kim olduğunu bilen ancak yüksek sesle söylemekten çekinen bir gencin düşe kalka kendini bulma yolculuğunu anlatıyor. Bazı bazı oyunculuklar sebebiyle yapmacıklaşmıyor değil. Öyle ki doksanların ses efektinin en gereksizini dahi kulağımıza ileten formülünde esas oğlanımızın romantik ilgilerinin ikisinde de rol kabiliyetiyle alakalı sıkıntılar mevcut. Ama bir o kadar da temiz kalbi yahu. Bizler için kalp kırıklığı da sürecin bir parçası diyor ana karakteri Eric’e. Hem fiziksel, hem de manevi acıyı tatmazsan yolun sonundaki ışığı göremezsin diye buyuruyor. Bir de anneyle olan iletişim var ki, az sözle çok iş… Nefis!

Cemil

Deniz Atakan

Mesut

Bir drama yaratıp konuyu uzatmayacağım bu sefer. Tüm alengirleri, lafı dolandırarak konuşmayı finale bırakma niyetindeyim. Şimdilik Pride’ın ve kuir filmlerin tadını çıkaralım. Zaten ufak yorumlarımda da tercihimi Edge of Seventeen’den yana kullandığımı fazlasıyla belli ettim. Önerileri anonim aldığım için nihayetinde bu filmin Mesut‘un çıkmasına da pek şaşırmadığımı ekleyeyim. You’re a winner, baby!

Bir sonraki Pazar gününde Refik Eren, Salih Erdal ve Yusuf’un çatışmasını izlemek üzere herkesi yine Oscar Boy’a davet ediyorum. Görüşürüz anacım, byeeeee!

Cemil Karaduran
OUT IN THE DARK
2012 | Michael Mayer
5
Deniz Atakan Gürbüz
BEING 17
2016 | André Téchiné
7
Mesut Gül
EDGE OF SEVENTEEN
1998 | David Moreton
8

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. Geri İzleme: Yan Odadan Filmler – Pride Özel: 2. Bölüm – Oscar Boy

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.