Yan Odadan Filmler – Pride Özel: 3. Bölüm

Yan Odadan Filmler – Pride Özel: 3. Bölüm

Hastalıklar, tez koşuşturmacaları, personal statementı gerilimi, tatil modu ve nice bahaneyle Yan Odadan Filmler’i normal yayın günü Pazar’dan Pazartesi’ye almak zorunda kaldım bu hafta. Ama esas problem çekimleri erkenden tamamlayıp sonucu bildiğim için sezonla ilgili tavandaki heyecanımı biraz dindirmiş olmam bence. Neyse sızlanmanın alemi yok, finale sadece bir adım kaldı ve önceki bölümlerde üst tura çıkan Mesut Gül, Yusuf Bayraktar, Refik Eren Uysal üçlüsü en güzel kılıklarıyla son lip sync için ateş etmeyi bekliyor. Şimdi son finalistimizi de öğrenip önümüzdeki Pazar gerçekleşecek büyük finale yelken açma zamanı…

House of Hummingbird

Sorry Angel

Colonel Redl

Oğuz’un önerdiği ergenlik çağının orta yerinden seslenen House of Hummingbird ile açılışı yapalım. Toplumun örümcek ağı bağlamış yapısı gereği coming of age fikrinin kendisiyle geç buluşan klanım bilhassa bu yaş aralığına denk gelen öyküler ile yeni yeni buluşmaya başladı sinemada. House of Hummingbird bağıra çağıra kuir olduğunu ifade edebileceğim bir iş değil esasında. Ancak minik eslere, mesafelere, bakışlara sığdırıyor bütün cümlelerini. Esas kızımız yeni savaşımlarını olacağı bireye dönüşmeden önce bir kenarda biriktirirken acısını da tatlısını da tada tada büyüyor, dişleniyor. Tüm duyguların saf olduğu, sanki birkaç ışık yıl öncesine aitmiş gibi duran bir zamandan çok tanıdık bir hissi sağıyor yönetmen/senarist Kim Bora. Yeni yetmeliğin en badireli virajlarından birinde sadece tekilliği kutsuyormuş gibi gösterip kalpleri filizlendiriyor.

Gösterime girdiği yıl ilk izleyişimde bana yarısında havlu attıran Sorry Angel‘ı da Tarık yollamış. Yine duygularımla hareket edip teslim olduğum bir film daha! Açıkçası aldığım yaştan, bu kısacık aralıkta edindiğim deneyimden mi bilinmez hayatı anlamlandırmak, kendini bir şeylere layık hissetmek için yapılan anlamsız eylemler geçidini daha bir anlar oldum. Biraz fazla melodram sularında tabii Sorry Angel. Karakterine acımamız için inanılmaz bir çaba sarf ediyor. Ama bir taraftan da kendini dört duvar arasına sıkıştırmasına karşın Paris’i de bir karakter gibi kullanıp hayata ve aşka âşık olmanın meselesini sulandırmayan bir formunu buluyor sanki. En azından ben bu alandaki yetilerine kaptırdım kendimi. Doksanlar ve eşcinsellik aynı cümlede kullanılınca adını keşke tamamen unutabilsek dediğimiz hastalığı tamamen trajedilerine malzeme etmese samimiyetine daha çok inanabilirdim.

Ve son olarak Tolga’dan gelen Colonel Redl var bu bölümün seçkisinde. Açıkçası ben kitabına göre oynayan biyografilere olan ilgimi alakamı çok önce kaybettim. Istvan Szabó ilk yarım saatinin ardından kılını kıpırdatmadığı için zaman, mekan algısıyla oynayarak biraz daha heyecan verici bir anlatmayı başarıyor ama anti biyografi olmaya yetecek kadar da özgür ve cesur değil açıkçası. Üstüne akışta eşcinsellik ikincilleştirilince sadece tekniğini konuşturduğu bu dört başı horul horul uyku hâlinden pek sıkıldım. Kendini ispat çabasına ihtiyaç duymayan bir yönetmenin sinefil (bu kelimeyi keşke unutabilsek) yemi gibi. Avusturya – Macaristan imparatorluğunun son döneminde birbirine bağlamakta güçlük çektiğimiz olaylar zincirinin şatafatlı bir versiyonu işte, daha fazlası değil ne yazık ki.

Oğuz

Tarık

Tolga

Peki bu mücadeleden kim sağ çıktı? House of Hummingbird ile Sorry Angel arasında geçtiğini rahatlıkla söyleyebileceğim bölümün galibi beni beklenmedik bir yerden yakalayan Oğuz oldu. Yan Odadan Filmler: Pride Özel serisinin şimdilik Edge of Seventeen ile birlikte zirvesini yaşattığı için karşı koyamadım. Ah keşke şöyle uzun bir sezon patlatsaydım da Tarık’tan bir sonraki aşamada ne gelecekti görebilseydim. Neyse. Bu yarışma bitmek bilmeyen bir girdap gibi biliyorsunuz. Herkes er ya da geç ve birkaç kere yakalanıyor… Önümüze bakmaya geri dönelim ve Oğuz’un Yusuf – Refik Eren – Mesut üçlüsüne katılacağı final için hazırlıklarımızla başlayalım biz. Beni özleyin anacığım, baaayyyy….

Oğuz Kayır
HOUSE OF HUMMINGBIRD
2018 | Kim Bora
8
Tarık Kılıç
SORRY ANGEL
2018 | Christophe Honoré
7
Tolga Karakayalı
COLONEL REDL
1985 | István Szabó
6

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da macerasına devam ediyor. Varı yoğu ödül sezonu. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara. And he is... you know...

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.