Yan Odadan Filmler S10E06: Dalga Dalga Dalga Dalga

Yan Odadan Filmler S10E06: Dalga Dalga Dalga Dalga

Yan Odadan Filmler’in en keyifli sezonlarından biri olma yolunda emin adımlarla ilerleyen 10. seride geldik altıncı bölüme… Bu bölüm sonunda kadroda başlangıç noktasının tam olarak yarısına düşecek artık. Final o kadar yakında ki tacın tadını almak için dilinizi dışarı çıkarmanız bile gerekmiyor. Sayımız 6’ya düştüğünden herkese kritik vereceğim yeni bölümde görevimiz belgesellerdi. Bu janrı artık gelenekselleştirerek her sezona monte etmek konusunda ısrarcıyım ama bakalım. Dilerseniz risklerin adamı Berkay, hedefi tutturmakta güçlük çeken Deniz, erken favori Burak, üzerindeki tembelliği atan Uygar Ege, tek bir çizgiden ilerlemeyi sevmeyen Oğuzhan ve gizli cevher avcısı Duru neler yapmış gelin sohbetini edelim…

Ford v Ferrari ile çok yakın bir tarihte fenalık geçirten münasebetimin üstüne bir yarışmacının Senna önermek isteyebileceğini düşünmemiştim. Ama Berkay Benet Tüysüzoğlu duvara kafa atmak istemiş demek ki. Biçim olarak Asif Kapadia’nın arşiv görüntüleri üzerinden kendince bir ritim oluşturmasına saygı duyuyorum aslında. Amy ve Maradona örneklerinde de bunu görmüştük. Ancak içeriğine sıfır ilgi duyduğunuz bir sporcu ve sporla alakalı olarak ilgimi ayakta tutacak materyale rastlamak pek mümkün olmadı. Bu durumun gözümde Amy’i bile bir nebze zayıflattığını söyleyebilirim. Çünkü var olanın üzerine tuzunu biberini dökmekle alakalı bir takım eksikleri varmış gibi hissediyorum.

Benzer bir durum Burak Ar’dan gelen The Celluloid Closet için de tekrarlanabilir. Yakın tarihte Visible: Out on Television ve Disclosure tüketip konuyla ilgili çok daha derin bilgi sahibi olduğum için, dolaba sıkıştırılmış Hollywood eşcinselliğini dümdüz arşivden oluşturan bir belgesele yükselmekte sıkıntı çekiyorum. Gözümden kaçmış, okumadığım ve varlığından haberdar olmadığım pek çok kuir film tarihi anına ışınlasa da beni bir noktadan sonra tekerrüre düştü aldığım tarih dersi. Hani her yıl müfredatta aynı ecdadın aynı başarılarını dinlersiniz ya, o hesap.

Duru Ezgi ise James Baldwin herkesin zayıf noktasıdır diyerek I Am Not Your Negro‘dan yürümüş. İyi de etmiş; fakat izlemeyi beklediğim film kesinlikle bu değildi orası kesin. Uzunca bir süredir seyrini ertelediğim yapımın içerisinden Baldwin’i anlamaya daha çok yeltenecek bir belgesel çıkacağını umut ediyordum. Onun yerine anısına saygı gösteren bir aktivizm zirvesi çıktı. O.J.: Made in America ve 13th ile aynı sinema yılına denk gelmiş olması da en büyük şanssızlığı herhâlde. Bugünden dönüp bakınca Oscar’ı kucaklayamayacağına inanmak epey zor oluyor. Yalnız buradaki Baldwin yükselmeleri bile gözümüzde If Beale Street Could Talk’u daha iyi bir yere taşımadı. Shadeimiz eksik olmasın.

Dönüyorum Duru Ezgi‘ni yolladığı Nostalgia for the Light‘a… Dönmek de istemiyorum aslına bakarsanız. Neden acaba? Yani Duru görevi verirken bile ne olur bana saatlerce süren anlamsız görüntüler izletmeyin dediğimde yok yok ben bu damara oynayacağım diyerek inat mı etti? Yani bir konusu olduğu kesin Nostalgia for the Light’ın. Ama kağıt üzerinde bırakılmış. Parçaları birleştireceksiniz de, bir anlam teşkil edecek de… Yani bu müziksiz instagram videolarından ne tür bir zevk almam gerektiğini bilsem inanın sinemayla olan alakam daha perçinlenecek. Neyse seneye bu alanda master yapacağım. Belki orada beni eğitirler de ağzımdan çıkanı kulağım duyar.

Oğuzhan Kürşat Güler, Umur kuir ne varsa seviyor zaten diyerek Benim Çocuğum bıraktı önüme. Varlığını bildiğim fakat bir türlü tanışamadığım bir projeydi bu. Türkiye’den aktivist kuirlerin ailelerine açılma ve ebeveynlerinin de bu süreçle baş etmesini anlatarak açıyor perdesini. İlk yarısı bütünüyle anne babalara adanmış. Ağlayarak parçalarına ayrılmamak elde değil. Onları anlamakla kızmak arasında gidip gelirken, bende bu uzun ve yorucu alışverişi henüz yaşadığım için yarama kaşık kaşık tuz döktü. Yalnız ikinci yarısında fikirlerinin bittiği ve eldeki bütün görüntüleri kurguya ekledikleri gerçeğini de not düşmek şart. Türe yeni bir soluk getirmiyor, ama Türkiye’de görmediğimiz bir şey yapıyor diyelim olsun bitsin.

Kritiklerin sonuncusu da yarışta çok geç açılan Uygar Ege Baran‘a geliyor. Yakın tarihte kaybettiğimiz Anton Yelchin’i konu alan Love, Antosha tıpkı I Am Heath Ledger gibi konu edindiği aktörü tanımaya yönelen bir belgesel olacak sanıyordum ben. Ama içerisinden hem kistik fibrozla alakalı olarak bilgilendirici şeyler çıktı, hem de oyunculuğu, film kanadındaki üretimin metotlarıyla ilgili yeni perspektifler gösteren bir şeyler çıktı. Finale doğru gözlerimdeki muslukları bozduğu için hak ettiğinden daha fazla sevmiş olabilirim Antosha’yı da tek kişilik dev jüri demiyor muyuz zaten efendim? Karar bütünüyle bana ait değil mi? Beni ağlatan film karnımı doyuruyor işte, ne yapayım?

Belgesel haftasının bu kadar sönük geçmesini bekliyor muydum? Hayır. Ancak zaten çok da izleyicisi olmayan bir tür ve seçkinin böyle zayıf kalmasını anlayabiliyorum, ki bu görevi yapmamın temel sebebi de bu. Ama bir birincimiz var. Hatta ve hatta iki birincimiz var bu görevde! Oğuzhan Kürşat Güler ve Uygar Ege Baran, condragulations my dears, you’re the winners of this week’s challenge! You’ve both won fabulous feather accoutrements from Mother Plucker. You may join the other girls. Deniz Genç, you are safe. Geri kalan üçlüyle ilgili ne söylesem bilmiyorum. Üçü de beni hayal kırıklığına uğratan filmler oldu. Ama özellikle Senna ve Nostalgia for the Light’a verdiğim puanlar daha ilk dakikadan yüksek gibi hissettirmeye başladı. O yüzden… Berkay Benet Tüysüzoğlu ve Duru Ezgi, I’m sorry my dears but you’re up for elimination. Burak Aryou are safe.

Two queens stand before me. Ladies, this is your last chance to impress me and save yourself from elimination. The time has come to lip sync for you life! Good luck and don’t fuck it up…

– Önerilen kısalar: Berkay’dan About a Girl (2001), Duru’dan Rebooted (2019) –

Duru, shantay you stay. You may join the other girls.
Berkay, gorgeous, talented and fierce. The holy trinity! Now fly my queen and sashay away.

Berkay Benet Tüysüzoğlu
SENNA
2010 | Asif Kapadia
6
Burak Ar
THE CELLULOID CLOSET
1995 | Jeffrey Friedman & Rob Epstein
6
Deniz Genç
I AM NOT YOUR NEGRO
2016 | Raoul Peck
7
Duru Ezgi
NOSTALGIA FOR THE LIGHT
2010 | Patricio Guzmán
5
Oğuzhan Kürşat Güler
BENİM ÇOCUĞUM
2013 | Can Candan
7
Uygar Ege Baran
LOVE, ANTOSHA
2019 | Garret Price
7

Yarışmacı Yaş Şehir 1 2 3 4 5 6 7 8
Burak Ar 20 Sivas WIN HIGH SAFE SAFE HIGH LOW    
Deniz Genç 23 İstanbul SAFE LOW BTM2 LOW SAFE HIGH    
Duru Ezgi 27 İstanbul LOW HIGH HIGH WIN LOW BTM2    
Oğuzhan Kürşat Güler 28 İstanbul LOW WIN SAFE SAFE SAFE WIN    
Uygar Ege Baran 25 İstanbul HIGH SAFE LOW BTM2 WIN WIN    
Berkay Benet Tüysüzoğlu 21 Ankara SAFE BTM2 WIN SAFE BTM2 ELIM    
Özge Tipieser 23 İstanbul SAFE HIGH SAFE HIGH ELIM      
Hazal Açma 21 Eskişehir LOW SAFE HIGH ELIM        
Murat Uzunkaya 26 İstanbul HIGH SAFE ELIM          
Mehmet Sarı 28 Kütahya SAFE ELIM            
WIN: Kazanan, HIGH: Yüksek not, SAFE: Güvende
LOW: Düşük not, BTM2: En düşük notu alan iki yarışmacı, ELIM: Elenen

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da macerasına devam ediyor. Varı yoğu ödül sezonu. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara. And he is... you know...

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.