Yan Odadan Filmler S11E02: Yarışın Yabancıları

Yan Odadan Filmler S11E02: Yarışın Yabancıları

Previously on Movies from Another Room: 11. sezon prömiyeri bütün görkemiyle gerçekleşti ve bir eleme olmayacağından habersiz sinekoliler bir tarafları korkudan cayır cayır yanarken filmlerini önerdi. Nihayetinde Okan sezonun ilk görev birinciliğini aldı ve şarkılı türkülü kapanışa geçilecek iken twist meraklısı Zaddy Tovey, Sinan Çetin ile Film Gibi setinin iyi yağlanmamış sürgülü kapılarını açıp bir yarışmacı daha getirdi: Geçtiğimiz sezonun gemiyi ilk terk edeni Mehmet Sarı! Heyecanlı müzik. Allah belanızı versin bakışları. Jüriden şeytani kahkaha. Kapanış.

Hello, hello, hello! Yan Odadan Filmler’in sıradaki kurban sinekolileri, bu hafta nasıllarmış bakayım… 90 dakika altı görevinden sonra esas yarışın yeni başladığının farkına vardılar mı? Varmadılarsa da ilk elemeyle haftanızı şenlendiririm ben, sıkıntı yok. Öncelikle çalışma odasına geri dönen Mehmet’e bir hoşgeldin diyelim. Yan Odadan Filmler tarihinin All Stars haricinde geri dönme şerefine erişmiş ilk yarışmacısı oldu. Umuyorum prodüktörlerle kafa kafaya vererek aldığımız kararın hatırına yüzümüzü kara çıkarmaz.

Bizim tabii ki de bugün asıl meselemiz yeni görev, yani İngilizce ya da Türkçe olmayan yapımlar. Herhangi bir janr sınırlandırması olmadan verilmiş mücadelede yine bir takım tembel seçimler yapılmış 1-2 sinekoli tarafından ama isim vererek kalp kırmıyoruz. Kritikler öncesi safe queenlerimizi bize ikonik Untucked anları yaşatmaları için sahne arkasına sepetleyerek başlayalım hemen: Cafer SümenDeniz ErkaradağEmir Tektaş ve Selim Bildirici… You’re all safe. Tabii şu unutulmasın, safe is not a word I associate with Oscar Boy’s next movie buff star. You may leave the stage. Now it’s time for “The Judge”s critiques…

Barbaros Öztürk iyi başladığı yarışta çıtayı yukarıda tutmaya devam ediyor. Bong Joon-ho’nun gözünüzü üzerinden ayırmayın dediği yönetmenler listesinden Yoon Ga-eun imzalı The World of Us‘ı önermiş bu bölümde. Öyle bir kırdı ki kalbimi, bölüm dahilinde ne izlersem izleyeyim tesirinden kurtulamadım. Küçücük bir çocuğun hayallerini yıkmak üzerine kurulu hikâye. Sadece ailesinin sahip oldukları kadarını bildiği masaldan dünyası başkalarının hayatlarına tanıklık edince hasar alıyor. Sonrası gözyaşı, can kırığı. Üstelik bunu da melodramı bağrına basarak değil, küçük nüanslara sığınarak hallediyor. Yutkuna yutkuna ulaştım işte finaline.

Denizhan Budak ise varlığından daha evvel haberimin olmadığı Céline ile denemiş şansını. Adı konmamış travmaların, üzüntülerin ardından yeni normale ulaşmak için verilen mücadelenin psikolojik yolculuğuna takıntılı bir film bu. Bu haftaki seçkide yer alan pek çok yapım gibi sesini yükseltmeden görüyor bütün işlerini. Ufacık bir bakış, yeri değiştirilmiş bir virgül, en basitinden bir nida ile o tanımlamaktan çekindiğimiz, atlattığımız anda unutmayı seçtiğimiz ruh hâlinin fazlasıyla reel bir canlandırmasını koyuyor ortaya. Buhranın en civcivlisini tatmış olmam sebebiyle de yenik düşmüş olabilirim tabii adını yaşayan en büyük divadan almış filme.

Yüksek not alan son ve üçüncü isim ise geçtiğimiz görevin galibi Okan. Pek çok yarışmacı arkadaşı gibi Uzak Doğu’ya yönelmiş ve Suzhou River adında bir yapım yollamış. Diyecek pek bir şey yok. Bu görev sanıyorum ki sözünü sakınmayı tercih eden işlere zaafımın olduğu bir döneme denk geldi. Suzhou River’da da alışılmışın dışında bir tutkunun izi sürülüyor. Aşkın saplantıya, saplantının da varoluşumuza dair sorgulamalara evrildiği anlatısında bulunduğu toprakları da basit bir araç olmaktan çıkarıp merkeze yerleştiriyor. Âşıklar oradan oraya savrulurken, Şangay da filmin en önemli karakterlerinden birine dönüşüyor.

Hadi bayramlık ağzımızı açtığımız kısma geçelim bir de… Mehmet Sarı‘nın yarıştaki ikinci şansını Dear Ex gibi ortalama bir Uzak Doğu güldürüsüyle değerlendirmiş olmasına inanamıyorum. Esasında meselesi olan, ana akım sinemada kuir karakter örneği görmediğimiz için kendince bir milat olarak kabul etmek mümkün ama çok tembel yahu. İlk yarım saatinden sonra kovaladığı kuyruk zaten en başında bize tanımladığı dertlerden ibaret. Üstelik genel izleyiciye hitap etmek adına pek çok şeyden feragat ediyor ve ben de artık 2020’de bu açık görüşlülüğü sınırlara sahip filmleri seyretmek istemiyorum, özet bu.

Selçuk Şahin ise sürpriz bir şekilde Oscar’ın aday listesine girmiş Mirai ile geçtiğimi sezon Uygar’ın dönüm noktası olarak işlev görmüş animelerden yürümüş. Ama keşke yürümeseymiş dedirtecek pespayelikte bir yapım var karşımızda. Pespaye de doğru bir kelime seçimi değil aslında. Eğer doksanlarda ailesi tarafından görmezden gelinen evlatçığın öz coming of age hikâyelerinin binbir çeşidini izleyip zevk aldıysanız, Mirai’da da aradığınızı bulmak mümkün. Ama olmuşuna doyulduğu için tarafımca, spiritüelliğini hayali karakterlere sığdıran o ağlak tavrına hiç kredi veremedim. Ah canım storyboard meleği Pixar, özlendin be!

Ve kritiklerin kapanışı için de son olarak Umut Kapyalı‘dan Liza the Fox-Fairy‘i konuşacağız. Fi tarihinde tuttuğu için üzerine çok oynanan Amelie’yi anıyorum ben bu tip sözde quirky (Türkçe karşılığı bence yok), stilize yapımlardan. Üstüme üstüme bastı artık renkleri, tutmayan matematiği. Her şey o kadar zorlama ki, kameranın arkasında yaptığı işi olduğundan büyük gören egoların tıkır tıkır işleyen dişlilerine kulak verebiliyorsunuz. Hollywood karşılığı fecaat kere fecaat The Shape of Water bunun farkındayız, değil mi? Farklı bir dil konuşuluyor olması keşke fast food fetişli hizmetçimizi katlanılabilir kılsa…

Her bölümde önünde diz çöküp tövbe istediğim filmler hakkında gökyüzüne bir tweet bırakmayı çok seviyorum. İlk görevde bunu atlamıştım; ama yabancı yapımlar seçkisinde neyse ki geleneği devam ettirmeyi unutmadım. O yüzden görev birincimizi hem sosyal medyadaki şakımam, hem de verdiğim puan sebebiyle tahmin edebiliyorsunuzdur zaten… Barbaros Öztürk, condragulations my dear, you are the winner of this week’s challenge. You’ve won a Caribbean cruise package for two, plus airfare from All Out Vacations. 

Okan ve Denizhan Budakyou’re safe. Bu hafta üç kişiye aynı düşük notu verdiğim için lip sync için kimi seçeceğim konusunda ince eleyip sık dokudum. Özel olarak nefret ettiğim Liza the Fox-Fairy sebebiyle Umut KapyalıI’m sorry my dear but you’re up for elimination. Mehmet’in geri dönüp de tekrar beni hayal kırıklığına uğratmasını kolay atlatabileceğimi zannetmiyorum. Selçuk’un da kırk yılda bir işleyen anime sevme damarımla oynarken bu kadar sıradan bir zırıltıyı göndermiş olmasının affedilebilir bir tarafı yok. Ama kararı verdim galiba. Evet evet verdim… Mehmet Sarıyou’re safe. Selçuk Şahin, I’m sorry my dear, this means you’re also up for elimination.

Two queens stand before me. Ladies, this is your last chance to impress me and save yourself from elimination. The time has come to lip sync for you life! Good luck and don’t fuck it up…

– Önerilen kısalar: Selçuk’tan Possibly in Michigan (1983), Umut’tan Hot Seat (2017) –

Ladies, I’ve made my decision.
Umut
, shantay you stay. You may join the other girls.
Selçuk, you are a young queen with a big future. Go out there and work, bitch. Now sashay away.

Barbaros Öztürk
THE WORLD OF US
2016 | Yoon Ga-eun
9
Cafer Sümen
THE NAKED ISLAND
1960 | Kanate Shindō
6
Deniz Erkaradağ
TEN
2002 | Abbas Kiarostami
6
Denizhan Budak
CÉLINE
1992 | Jean-Claude Brisseau
8
Emir Tektaş
THE GIVEN WORD
1962 | Anselmo Duarte
7
Mehmet Sarı
DEAR EX
2018 | Mag Hsu, Chih-yen Hsu
5
Okan
SUZHOU RIVER
2000 | Lou Ye
8
Selçuk Şahin
MIRAI
2018 | Mamoru Hosoda
5
Selim Bildirici
AU HASARD BALTHAZAR
1966 | Robert Bresson
7
Umut Kapyalı
LIZA THE FOX-FAIRY
2015 | Ujj Mészáros Károly
5

Yarışmacı Yaş Şehir 1 2 3 4 5 6 7 8
Barbaros Öztürk 26 İstanbul HIGH WIN            
Cafer Sümen 22 Erzincan SAFE SAFE            
Deniz Erkaradağ 30 İstanbul HIGH SAFE            
Denizhan Budak 25 İstanbul LOW HIGH            
Emir Tektaş 19 Samsun LOW SAFE            
Mehmet Sarı 28 Kütahya LOW            
Okan 22 Ankara WIN HIGH            
Selim Bildirici 20 İstanbul SAFE SAFE            
Umut Kapyalı 26 İstanbul SAFE BTM2            
Selçuk Şahin 22 İzmir LOW ELIM            
WIN: Kazanan, HIGH: Yüksek not, SAFE: Güvende
LOW: Düşük not, BTM2: En düşük notu alan iki yarışmacı, ELIM: Elenen

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da macerasına devam ediyor. Varı yoğu ödül sezonu. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara. And he is... you know...

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.