Yan Odadan Filmler S11E04: Bu Seçki Tutmaz

Yan Odadan Filmler S11E04: Bu Seçki Tutmaz

Hello, hello, hello! Bugün birazcık sezonları nasıl tasarladığıma dair ufak bir bilgi vererek yapmak istiyorum girişi. Malum, en nihayetinde burada önerilen her yapımı izlemekle yükümlü tek kişi ben olduğum için görevleri belirlerken eksik olduğum alanlara yönelmeye gayret ediyorum. Tabii işin içine Project Runway ve Drag Race benzerliği/kardeşliği de girdiğinden grup şalanjları haricinde tıpkı Snatch Game ya da ne bileyim bir balo gibi gelenekselleştirmeye çalıştığım bir takım başlıklar da mevcut. Bunlardan biri de yerli filmlerdi hatta. 10. seride denedim, çok memnun kaldım ve bir sonraki sezonda da bu görevi asla atlamam diyerek planıma dahil ettim.

11. sezonun yerli malı yurdun malı çıkartması, sürekli misafiri olmayı planladığım havuzla ilgili tüm fikirlerimi değiştirdi ne yazık ki. Sabit liman arayışımda bu serinin Türkiye seçkisi, gelen her filme bela okuyacak kadar olmasa da, yerlerde sürünüyor. Ben en iyileri mi tükettim, bu hafta aksi bir tarafımdan mı kalktım, belamı mı arıyorum gibi tonla sorumuz var. Neyse ki cevabını vermek mecburiyetinde değilim ve sadece huysuzluk yaparak dilediğim gibi hepsinden nefret edebiliyorum. Yay for Shea!!! Hissiyatımı tamamen geçirebildiysem birazcık filmlerin ve yarışmacıların canını okuyabiliriz bence. Öncelikle Deniz ErkaradağOkan ve Umut Kapyalı… You’re all safe. Interior Illusions Lounge’ta şekerlerinizi yiyerek dedikodumu yapabilirsiniz. Now it’s the time for The Judge’s critiques…

Emin Alper filmografisini Barbaros Öztürk‘ün önerdiği Abluka ile Yan Odadan Filmler dahilinde tamamlamış oldum. Ama bu sefer söyleyeceğim çok matah cümlelerim yok elimde. Çünkü hikâyesiz ve kim olduğunun çok bilincinde gibi gözükse de kimliksiz bir film bence karşımızdaki. Nefretin bütün biçimleriyle hesap kesme taraftarı bir insan evladı olarak kör kör parmağım gözüne lisanının birkaç yerde sözde meselesinin hakkını verdiğine insansam da yaratmaya çalıştığı gergin atmosfer o cılız diyaloglarla bir türlü belini doğrultamıyor. Burada elbette politikliğin belli sınırlar içerisinde performe edilebildiği bir ülkede yaşadığımızı kendime hatırlatma ihtiyacı duyuyorum. Ancak aynı ellerden Tepenin Ardı da çıkmadı mı? İsyanım boşa değil.

Denizhan Budak ise hiç yolumuz kesişmese keşke dediğim yönetmenlerden Derviş Zaim’in Tabutta Rövaşata‘sı ile denemiş şansını. Doksanlara ait bütün derdi, tasayı, görsel ve işitsel numaraları teker teker ziyaret eden, sinema dili çabuk küflenmiş bir klasik var karşımızda. Yapmaya çalıştığı edebiyatın, arkasına saklandığı anlatım oyunlarının ne yazık ki günümüzde bir karşılığı yok. Bizim topraklarımıza has bir sefalet pornosu da söz konusu tabii. Yeşilçam’ın yarısı bizim yaşam standartlarımız neden böyle diye sormaktan aciz filmlerden oluşuyor biliyorsunuz. Zaim de asırlık bir geleneği devam ettirmiş. Yokluktan aforizmalar çıkarıyor, akıllara kazınsın diye çaba sarf ettiği repliklerle göz boyama gayretine girişiyor. Olmaz, vallahi tutmaz!

Diğer tarafta da Emir Tektaş seçkinin zayıflığından yararlanıp Aaahh Belinda ile zirveye yakın bir yerlere yetişmiş. Biraz ekrandan taşan bir mücadele, kadın hareketinin ham hâli var üstü kapalı. Atıf Yılmaz zaten biliyorsunuz ki hiçbir zaman az söz çok iş diyebilen bir yönetmen olmadı. Burada da altını çize çize Müjde Ar’ın baş kahramanı olduğu iki dünya arasında gidip gelerek toplumun çatlamış bütün damarlarından kan fışkırtıyor seyircisinin üzerine. Tonu haricinde her şeyi sevdim sanırım. Net bir ahlakçı tavrı olmasa da filmin bütününde bir türlü dolup taşamayan, yönetmene has bir disiplin mevcut. Bu da söylediği her şeyi doğal bir deneme girişimi olmaktan çıkarıp öğreti ereği güden bir şeye dönüştürüyor; ancak bu kadarına da şükür. Alışık değiliz kadın karakterine müsvedde kağıt gibi davranmayan yerli işlere, malum.

Haftanın yıldızlarından biri de Mehmet Sarı‘nın önerdiği Beş Vakit. Onurcan sayesinde seneler önce başlayan Reha Erdem yolculuğum geçtiğimiz sezon Korkuyorum Anne ile kılık değiştirmişti. Şimdi Beş Vakit ile iyice cilalıyoruz münasebetimizi. Kırsala gidince hep aynı temalara değinenlere inat bu sefer var olma çabası tamamen ebeveyn – çocuk ilişkisine indirgenmiş, taşraya dair bütün o klişe engebeler küçük yaştaki karakterlerinin perspektifinden bir öykü anlatıldığı için ikincilleşmiş. Gerçekten Reha Erdem’in yerli sinemamızda hakkı teslim edilmemiş bir deha olduğuna inanmak üzereyim galiba. Taşyapıtı kaos resitali Korkuyorum Anne olsa da şöyle uluslararası kapıları tırmaladığı daha da büyük bir şey için beklemedeyim.

Bu haftanın taban noktasında ise ne yazık ki Selim Bildirici‘den Devlerin Aşkı var. Yeşilçam filmleriyle olan münasebetimde hep şunu görüyorum, eğer meselesi büyük bir iş yoksa karşınızda, çocukluk yıllarınızda kurulmamış nostalji sonradan inşa edilemiyor. Muhtemelen Osman Seden imzalı bu filmi de o yıllarda tüketmiş olsam çok daha farklı hatırlayacaktım. Bugünden dönüp bakınca her şey fazlasıyla emanet ve tabir-i caizse vıcık vıcık. Karşılıklı kötü oyunculukların sergilendiği final bloğunda aklımı kaybedecek gibi oldum. Bahsettiğimiz de Selvi Boylum Al Yazmalım ile yerli sinema tarihine başyapıtların başyapıtını emanet etmiş Türkan Şoray – Kadir İnanır ikilisi aslında. Ama ortada kayda değer bir katarsis olmayınca dev miniği fark etmiyor, aşk pek kof kalıyor.

Bu haftayı hızlıca atlatmak istediğimi bence yazdığım her satırla yeteri kadar belli ettim. Direkt sadede geliyorum… Mehmet Sarıcondragulations my dear you’re the winner of this week’s challenge. You’ve won a custom jewel package from Fierce Drag Jewels. Seni bu sezona çağırırken beklediğim performans tam olarak buydu. Nihayet aramıza katıldığın için mutluyum. Emir Tektaş, you’re safe. Düşük notları toparlayan üçlü arasında affedilecek tek günah Barbaros Öztürk‘e aitti. O yüzden bottom ikilimiz açık ve net: Denizhan Budak ve Selim BildiriciI’m sorry my dears but you’re up for elimination.

Two queens stand before me. Ladies, this is your last chance to impress me and save yourself from elimination. The time has come to lip sync for you life! Good luck and don’t fuck it up…

– Önerilen kısalar: Denizhan’dan Talking Heads (1980), Selim’den Guaxuma (2018) –

Ladies, I’ve made my decision.
Denizhan
, shantay you stay. You may join the other girls.
Selim, you’re terrific and now call Mr Bildirici and tell him momma’s coming home. Now sashay away.

Barbaros Öztürk
ABLUKA
2015 | Emin Alper
5
Deniz Erkaradağ
KAYGI
2017 | Ceylan Özgün Özçelik
6
Denizhan Budak
TABUTTA RÖVAŞATA
1996 | Derviş Zaim
4
Emir Tektaş
AAAHH BELİNDA
1986 | Atıf Yılmaz
7
Mehmet Sarı
BEŞ VAKİT
2006 | Reha Erdem
8
Okan
ANAYURT OTELİ
1987 | Ömer Kavur
6
Selim Bildirici
DEVLERİN AŞKI
1976 | Osman F. Seden
3
Umut Kapyalı
KAÇ PARA KAÇ
1999 | Reha Erdem
6

Yarışmacı Yaş Şehir 1 2 3 4 5 6 7 8
Barbaros Öztürk 26 İstanbul HIGH WIN HIGH LOW        
Deniz Erkaradağ 30 İstanbul HIGH SAFE WIN SAFE        
Denizhan Budak 25 İstanbul LOW HIGH SAFE BTM2        
Emir Tektaş 19 Samsun LOW SAFE BTM2 HIGH        
Mehmet Sarı 28 Kütahya LOW SAFE WIN        
Okan 22 Ankara WIN HIGH LOW SAFE        
Umut Kapyalı 26 İstanbul SAFE BTM2 SAFE SAFE        
Selim Bildirici 20 İstanbul SAFE SAFE HIGH ELIM        
Cafer Sümen 22 Erzincan SAFE SAFE ELIM          
Selçuk Şahin 22 İzmir LOW ELIM            
WIN: Kazanan, HIGH: Yüksek not, SAFE: Güvende
LOW: Düşük not, BTM2: En düşük notu alan iki yarışmacı, ELIM: Elenen

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi yüksek lisansı için Imperial College'a başladı. Şimdi de University College London'da macerasına devam ediyor. Varı yoğu ödül sezonu. Çok konuşur, çok çalışır. Azıcık dili sivri. Mizah tutkunu. Gastronomik sevdaları için dağları delecek kadar gözü kara. And he is... you know...

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.