Yan Odadan Filmler – All Stars S06E03: Büyük Günahlar

Yan Odadan Filmler – All Stars S06E03: Büyük Günahlar

Aynı haftada iki Yan Odadan Filmler bölümü çıkarmak fıtratımda yok; ama madem repo yaptık, önümüz de kış (ne alakaysa?), bu fırsatı güzel değerlendirelim dedim. Bir önceki elememizde Uygar Ege adil olmayı tercih ettiği için karnesi en zayıf duran ismi göndermiş ve Egemen demişti. Yalnız lip sync’i kazanmış olsa Emir’in Deniz’i eleyeceğini öğrendiğimizden ufak bir gerginlik yaşandı werkroom’da. Salon kadını çizgisinden çıkmak istemeyen Deniz, herkes uyurken stüdyoya girip Emir’in peruk dolabını ateşe vermeye kalkıştı ve yapımcıların da araya girmesiyle ikili arasında daha büyük bir olay çıkmasına şimdilik engel olduk. Ancak saç saça baş başa kavga etmek istemeleri hâlinde karışmayacağımı ve duygu durumlarını dışa vurmalarını destekleyeceğimi bilmelerini istiyorum.

Gelelim üçüncü bölümün görevine. Uygar’ın lip sync’i kazanmasıyla ilk takım kaptanı olması ve karşısına da Emir’i seçmesiyle iki grubumuz oluştu. Açılış sahnesi ötenler ve kapanış sahnesi büyüleyenler başlığı altında verilen mücadelede ortalık karışmasın, düzen bozulmasın diyerek bireysel değerlendirmeye aldım yarışmacıları. Ve yine karneler maviler, yeşiller ve kırmızlarla doldu. Now, when I call your name please step forward. Emir Moan, İbrahim Paris Balenciaga, Okan Methyd and Uygar Ege Goode… You’re all safe. You can leave the stage. The rest of you represent the tops and bottoms of the week. Now it’s time for “The Judge”s critiques…

Seçkinin açılışına yerleştirdiğim Akınmint önerisi Blood and Black Lace, giallo adı verilen İtalya’ya has bir film çeşidine aitmiş. Tam anlamı sarı olan giallo, İtalyan gerilim-korku filmlerinden dedektifi, gizemi bol yapımlara verilen bir isimmiş. Bu mişleri, muşları özellikle kullanıyorum çünkü Blood and Black Lace, bir giallo olduğunun bilinciyle başından sonuna izlediğim ilk yapım oldu. Elimde mukayese edecek bir örnek de bulunmadığından sevgi neydi sualine sevgi emekti cevabını vermek üzere polisiyenin damarlarında gezinen yapımdan tam randıman almayı başarabildim. Gazeteden çıkma ucuz romanları temsil etmekteki giallo kelimesini cilalı alengire dönüştüren böyle yapımlar bolsa, kapılarımız her daim açık!

Deniz Von’Du yine risk budur diyerek serin sulara atlamış ve doksanlar nostaljisini 2000 yılında köküne kadar hissettiren Bring It On ile denemiş. Kirsten Dunst’ın eşi benzeri bulunmayan star karizmasının altında öyle bir esir oldum ki yüzlerce defa tekrarlanmış formülünü kafama takmadan gördüm finali. Gerçi bunda Bring It On’un bir öncül, aynı ponpon evrenine adım atan her filmin anası olmasında da pay var. İkonik ve istemsiz kuir anlarından yaptığım hafıza koleksiyonu popüler kültür referanslarından kalan boşlukları da doldurduğu için ekstra müteşekkirim Deniz’e. Ancak herkesin dramaya oynadığı bir haftada daha hafif tonda bir şeyler seçmesinin ekmeğini yediğini de inkâr edemiyorum.

Gelelim haftanın şok şok şok, flaş flaş flaş olayına… Ekin Sofia, sezon başlamadan attığım ilk mailda belirttiğim “Top 250 filmi önereni, gönderdiği yapımdan bağımsız olarak bottom kırmızısıyla tanıştırırım.” kuralını çiğnemiş istemeden de olsa. Hiç sevmediğim müzikal Oliver’ın da yönetmeni olması sebebiyle filmografisine mesafeli davrandığım Carol Reed’in ellerinden çıkma The Third Man‘i koymuş önümüze. Normal şartlar altında eşsiz bir film noir örneği olmasını övmem, işitsel ve görsel ahlakının tezatına hayran olduğumu vurgulamam gerekiyor ama ah Ekincim, ah portakallı kekim… Burası All Stars 🙁

Ben severim diye değil de kendi sevdiği için seveyim diye film önerdiğine neredeyse emin olduğum Miss Emre Fame, açılış/kapanış sahnelerini hatırlamamasının acısını bana bu Vincent Gallo’nun biyografisi olabilir mi diye düşündüren Essential Killing ile çıkarmış. Filmin politik olarak durduğu, daha doğrusu duramadığı yer, Olacak O Kadar’ı akademik kılacak kadar korkunç. Belki açılışının istemsiz bir komedi olması, Afganistan’ın mesken belirlenmesini ironik olarak beğeneceğimi düşünmüştür Emre, bilemedim şimdi. Emin olduğum tek şey ölüm kalım mücadelesi veren ana karakterinin anlamsız koşuşturmacasını izlememize sebep olacak yetkinlikte bir hikâye barındırmadığı filmde.

Iskaların adamı Murat Hamasaki bir de John Carpenter deneyelim diyerek hiç iyi yaşlanmamış filmi Starman‘i önermiş bana. Sözde romantizmi bağlı olduğu dekatın o kadar derininde ki gerçek bir hisse rastlayabilmek adına tüm yüzeyini kazımam gerekti. Ellerim bomboş, o yılki boşluktan sebep aldığı Oscar adaylıklarına bakarak geçirdim seyrimi. Hayal kırıklığım kağıt üzerinde çok keyifli duran hikâyesinden bu kadar durağan bir şeyi çıkarabilmesiyle de alakalı. Seksenlerin hiç sevmediğim esi bol anlatılarından biri yani.  Ama Carpenter benim için elinin ayarı olmamasıyla meşhur zaten. Ya iyi fikrinin kökünü kurutur, ya da dağınık bırakıp hevesinizi kursağınızda bırakır.

Son kritik de Salih Erdal Hydrangea‘ya… Sıkça ziyaret edilmiş dünyanın sonuna bir kala konseptinin tertemiz bir örneği Last Night. Oyunculuğu inanılmaz kolay bir şeymiş gibi göstermesiyle meşhur Sandra Oh’un lokomotif performansı sayesinde pek çok zirveye uğruyor. Yalnız beni yakaladığı kısım, madem bitiyor bu terane hadi yapamadığımız her şeyin acısını çıkaralım demek yerine son saatlerinde varoluşuna dair en buhranlı sorgulamalara gark olması. Kendimi sürekli birilerinin yerine koyarak sanırım ben de tam olarak bunu yapardım dedirtebildiği için Lars von Trier’ın içinde artıklar kalmış turşu kavanozu tadındaki Melancholia’sına milyonlarca defa tercih ederim.

Laf uzatmayı sevmeyen günlerimden birinde olduğum için yine atlıyorum sonuçlara… Akınmint ve Salih Erdal Hydrangea, condragulations my dears. You are the top 2 All Stars of the week. You’ve each won a trip for two to Iceland with complimentary first class airfare from WOW Air and a four night stay at Design Hotel from Pink Iceland. Deniz Von’Duyou’re safe. This means Ekin Sofia, Miss Emre Fame and Murat Hamasakiyou’re in the bottom three. Akın and Salih Erdaleach of you needs to decide which of the bottom three you will eliminate if you win the lip sync.

Two top All Stars stand before me.
Ladies, this is your chance to impress me, $10.000 and earn the power to give one of the bottom queens the chop.
The time has come…to lip sync… for-your-LEGACY!
Good luck, and don’t fuck it up.

Önerilen kısalar: Akın’dan Pussy (2016), Salih Erdal’dan Koreatown (2018).

Ladies, I’ve made my decision.
Akın, condragulations. You’re a winner baby!
You’ve earned a cash tip of $10.000.
Salih Erdal, you’re safe.

Will the bottom three please step forward?
Akın, with great power comes great responsibility.
Which queen have you chosen to get the chop?

Akın: Çok mutlu oldum ama diğer yandan da zormuş winner olmak. Bu eleme olayından dolayı. :) Şöyle karar verdim ben... Üç kişinin içinden en bilindik olan filmi Ekin (The Third Man) önerdiği için onu seçtim elenen olarak. Umarım adil olmuştur.

Ekin, as it is written, so it shall be done. You are and will always be an All Star. Now sashay away.

[in the werkroom]

Ekin abla görl, not to worry… All is not lost. You still have a chance to return for-your-REVENGE! *evil laugh

Akın Memişoğlu
BLOOD AND BLACK LACE
1964 | Mario Bava
8
Emir Tektaş
TAIPEI STORY
1985 | Edward Yang
7
Deniz Erkaradağ
BRING IT ON
2000 | Peyton Reed
7
İbrahim Bars
CARRIE
1976 | Brian De Palma
7
Ekin Bilge
THE THIRD MAN
1949 | Carol Reed
9
Murat Uzunkaya
STARMAN
1984 | John Carpenter
5
Emre Eminoğlu
ESSENTIAL KILLING
2010 | Jerzy Skolimowski
5
Okan
THE BIG HEAT
1953 | Fritz Lang
7
Uygar Ege Baran
MABOROSI
1995 | Hirokazu Koreeda
6
Salih Erdal Arslan
LAST NIGHT
1998 | Don McKellar
7

Yarışmacı 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
Akın Memişoğlu SAFE HIGH WIN
Deniz Erkaradağ HIGH BTM3 HIGH
Emir Tektaş BTM3 WIN SAFE
Emre Eminoğlu SAFE SAFE BTM3
İbrahim Bars WIN SAFE SAFE
Murat Uzunkaya SAFE BTM3 BTM3
Okan HIGH SAFE SAFE
Salih Erdal Arslan WIN SAFE WIN
Uygar Ege Baran SAFE WIN SAFE
Ekin Bilge BTM3 SAFE ELIM
Egemen Doğan SAFE ELIM
Burak Ar ELIM
WIN: Kazanan*, WIN: Kazanan, HIGH: Yüksek not, SAFE: Güvende
BTM2/3: En düşük notu alan yarışmacılar, ELIM: Elenen

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.