Yan Odadan Filmler – All Stars S06E04: Büyüyoruz!

Yan Odadan Filmler – All Stars S06E04: Büyüyoruz!

İki adet 2020 filmi geldiği için haklarında bir şey yazayım ve fikir beyan etme hastalığım karşılığını bulsun diyerek Cuma ve Pazar günleri yaptığım sürprizden sonra bir kez daha yepisyeni Yan Odadan Filmler bölümüyle karşınızdayım. Sinekoliler sayı giderek azaldığı için başlarına gelecek şeylerden giderek daha çok korkmaya devam ededursun, ben de repo yaptığımız bölümleri nihayet üzerimden atmış olacağım böylece. İzlemeye henüz başladığım beşinci mücadelenin yapımlarını da artık tam zamanlı olarak huzurlarınıza sunarım diye umut ediyorum. Neyse, sözümüzü tutamamak bedava zaten. Emir haricinde kimse “Hani nerede, nerede?” mesajı atmaz.

Yarışmacımın adını anmışken… Pek kaymak bir tabakanın yarıştığı All Stars 6’da açılış ve kapanış sahneleri gibi anlamsız bir görevden henüz kurtulan süperstarlar, bu sefer çok daha rahat hareket edebildikleri coming of age başlığı altında öneri yaptılar. Her ne kadar ortalama anlamında yeni bir zirve görmesek de dolu dolu, harcadığım her dakikayı helal ede ede tamamladığım bir seçki oldu bu sefer. O yüzden sizlerin huzurunda hepsine gönderdikleri yapımlar için çok teşekkür etmek istiyorum. Âdetimiz en yüksek ve en düşük notları alanlara kritik vermek üzerine kurulu biliyorsunuz ki. Dilerseniz işin yargılama porsiyonuna geçelim…

Now, when I call your name please step forward. Deniz Von’Du, İbrahim Paris Balenciaga and Murat Hamasaki… You’re all safe. You can leave the stage. The rest of you represent the tops and bottoms of the week. Now it’s time for “The Judge”s critiques…

Bu sefer karışık bir sırada ilerleyeceğim izninizle ve işe 2020 yapımlarından başlayacağım. Frontrunner statüsünü hakkıyla taşıyan Salih Erdal Hydrangea, iyi yapılmış, ana akımdan izler taşıyan, kuir büyüme öykülerine olan zaafımı çok iyi kullanmış ve İrlanda cazibesini de hem mizah hem de karakter kullanımıyla her bir yerine iliştiren Dating Amber‘ı önermiş. O kadar saf ve temiz niyetlerle yapılmış, tüm klişelerine karşın sakat bir söylem yaratmaya müsait heteronormativiteyi öyle güzel itmiş ki elinin tersiyle kenara hayran olmamak elde değil. Üstelik bunu da hiçbir şekilde tarafını tutamadığınız, hadi artık çocuk daha allahtan belanı mı istiyorsun dedirten bir ana karakterle beceriyor. Love Simon ve Alex Strangelove’ın açtığı yolda daha kısıtlı bütçeyle çalışmasına karşın yetkinliği de cabası. Bağıra çağıra öneriyorum!

Diğer 2020 filmimiz ise Okan Methyd‘tan gelmiş. Fırsat eşitsizliği yüzünden hak ettiği başrollerle Shame’den beri bir türlü buluşamayan Nicole Beharie’yi yegâne sermayesi olarak barındırması haricinde Miss Juneteeth onu dinlememizi hak edecek ne söylüyor bilmiyorum. Pişmanlıklarımızın jenerasyon atlamadan şekere batırılmış baskı formunda evlatlarımıza geçtiğini söyleyebilir tabii. Ait olduğu komünitenin böyle gelip böyle giden düzen içerisinde ayakta kalma çabasını resmetmesi de cabası. Ama bu kadar mı nüanssız, bu kadar mı sıradan olunur. İki saat boyunca Holter cihazından çıkan aralıksız bir bipi dinlemiş gibi hissediyorum. Insecure izlemeyenlerin Kendrick Sampson’ın şahaneliğiyle tanışmasını da cebe atalım, kalanını unutalım mümkünse.

Okan’dan geçiyorum frenemy’si Emir Moan‘un bulduğu saklı hazine Moving‘e. Boşanmış bir anne babanın çocuğu olmama rağmen bu çocukların öykülerine geliştirdiğim zaafı terapistimle konuşacağıma emin olabilirsiniz; ama bizim asıl meselemiz Shinji Somai’nin – neredeyse – başyapıtı tabii. Meselesine çok naif bir yerden tutunarak, anlattığı kız çocuğunun perspektifini bir an olsun terk etmeyen Moving, hiç ısınamadığım Ozu sinemasının dolgulu ve çağdaş bir versiyonu gibi. Göz yaşlarınıza oynamadan kalbinizi kırıyor, finalde de öldürücü darbesini yapıp boğazınıza bir yumru yerleştiriyor. Ah o geçmişe takılıp kalmalarımız, içimizde yarınlar kadar yakın olan fırtınalar… Ezdi geçti halet-i ruhiyemi.

Filmografisinin izlediğim parçalarından çok keyif aldığım için bunu da severim diye başına oturduğum Sixteen Candles ise bu haftaya kadar iyi bir karne inşa etmiş Akınmint‘ten gelmiş. Çok seksenler, demode, komedisi iyi yaşlanmamış, genç oyuncuları fazla kamera oynuyor vesaire vesaire diye şikayetleri uzatmak mümkün. Ama ben düpedüz tecavüz üzerinden kurduğu mizah öğelerinde ruhumu teslim ettim. Bugünden bakalım lütfenlere de mevzubahis cinsel saldırı olunca asla gelemiyorum. Erkek karakterlerini tanımak sevmek konusundaki başarısının yanında Hughes’ın kadın karakterleriyle bir türlü o bağı kuramamasına da ayrıca dikkat çekmek lazım. Eminim literatürde bir yerlerde bu konuyla ilgili bir makale mevcuttur.

Uygar Ege Goode, bu haftanın nereden buldunuz dediğim keşiflerinden bir diğerini yollamış: Pixote. Şiddeti fazlasıyla meşrulaştırdığı için hiç sevemediğim City of God’ın atası Pixote, iki dekat önce Brezilya sokaklarının röntgenini çekmiş meğerse. Merhamet denilen şeyin yerinde yellerin estiği, hep gölgelerde kalan kalabalıklarla dinlemeye değer bir hikâye anlatıyor. Beni asıl ağına düşüren tabii ki de kuir esintileri ve trans bir karakter barındırması. Seksenlerin Güney Amerikası’ndan çıkıp bu kızı fetişize etmeden ve seks işçiliği üzerinden fobik bir cümle sağmadan ilmek ilmek işliyor senaryosunu. Bunu görsel anlamda da daha bütünlüklü bir şekilde servis edebilseymiş tam puanı verirmişim.

Ve son olarak Miss Emre Fame‘den The Transfiguration… Cılkı çıkarılmış konseptlerden kısık tonda, abartı kelimesinin zıttını bulmak üzere keşife çıkan filmler üretilmesini seviyorum esasında. Vampir mitolojisinin bugünü mesken edinmiş uzantısında da ufak tüyolarla ziyaret ede ede bir hâl olduğumuz ana fikrin egzersizini yapıyor The Transfiguration. Ama neden bu kadar sarkmak istiyor, tempoda daha da düşük bir seviyeyi görmek için kendini duvardan duvara niye vuruyor en ufak bir fikrim yok. Modern bir yorum getiriyor olmasına karşın kan emen canlıların gotik muhtevasını buhranla hissettirmesine amenna. Ancak realist olacağız derken kimsenin umursamadığı belgeselden bozma bir şey çıkmış sanki ortaya. Yok, sevemedim.

Herhâlde kimin hangi pozisyonda olduğunu yorumlarımla fazlasıyla belli ettim. Başından sonu belli sonuçları duyurmaya geçiyorum bu sebeple… Salih Erdal Hydrangea ve Uygar Ege Goode, condragulations my dears. You are the top 2 All Stars of the week. You’ve each won $1,000 gift card to Elea’s Closet and a luggage set from Radden Luggage. Emir Moanyou’re safe. This means Akınmint, Miss Emre Fame and Okan Methydyou’re in the bottom three. Salih Erdal and Uygar Egeeach of you needs to decide which of the bottom three you will eliminate if you win the lip sync.

Two top All Stars stand before me.
Ladies, this is your chance to impress me, $10.000 and earn the power to give one of the bottom queens the chop.
The time has come…to lip sync… for-your-LEGACY!
Good luck, and don’t fuck it up.

Önerilen kısalar: Salih Erdal’dan Are You the Favorite Person of Anybody? (2005), Uygar Ege’den Twins in Paradise (2020).

Ladies, I’ve made my decision.
Uygar Ege, condragulations. You’re a winner baby!
You’ve earned a cash tip of $10.000.
Salih Erdal, you’re safe.

Will the bottom three please step forward?
Uygar Ege, with great power comes great responsibility.
Which queen have you chosen to get the chop?

Uygar Ege: Yine karnelere baktım. Akın çok iyi bir rakip. Beraber finale kaldığımızı görmek isterim. Jüri önerilerini beğenmiyor olsa da Okan'ın da kalması gerektiğini düşünüyorum. Seçimim Emre oldu. Risk alıyor ama zaten Essential Killing'le elenmesi gerekirdi bence.

Emre, as it is written, so it shall be done. You are and will always be an All Star. Now sashay away.

[in the werkroom]

Emre abla görl, it ain’t over! You still have a chance to return for-your-REVENGE! *evil laugh

Akın Memişoğlu
SIXTEEN CANDLES
1984 | John Hughes
4
Deniz Erkaradağ
SAMI BLOOD
2016 | Amanda Kernell
6
Emir Tektaş
MOVING
1993 | Shinji Somai
8
Emre Eminoğlu
THE TRANSFIGURATION
2016 | Michael O’Shea
5
İbrahim Bars
JULIEN DONKEY-BOY
1999 | Harmony Korine
6
Murat Uzunkaya
AVA
2017 | Léa Mysius
7
Okan
MISS JUNETEENTH
2020 | Channing Godfrey Peoples
5
Salih Erdal Arslan
DATING AMBER
2020 | David Freyne
8
Uygar Ege Baran
PIXOTE
1981 | Hector Babenco
9

Yarışmacı 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
Akın Memişoğlu SAFE HIGH WIN BTM3
Deniz Erkaradağ HIGH BTM3 HIGH SAFE
Emir Tektaş BTM3 WIN SAFE HIGH
İbrahim Bars WIN SAFE SAFE SAFE
Murat Uzunkaya SAFE BTM3 BTM3 SAFE
Okan HIGH SAFE SAFE BTM3
Salih Erdal Arslan WIN SAFE WIN WIN
Uygar Ege Baran SAFE WIN SAFE WIN
Emre Eminoğlu SAFE SAFE BTM3 ELIM
Ekin Bilge BTM3 SAFE ELIM
Egemen Doğan SAFE ELIM
Burak Ar ELIM
WIN: Kazanan*, WIN: Kazanan, HIGH: Yüksek not, SAFE: Güvende
BTM2/3: En düşük notu alan yarışmacılar, ELIM: Elenen

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.