Yan Odadan Filmler – All Stars S06E06: Taşyapıtlar Savaşıyor

Yan Odadan Filmler – All Stars S06E06: Taşyapıtlar Savaşıyor

Bir değil, iki değil, üç gün üst üste Yan Odadan Filmler’le kutsanmaya hazır mısınız? Pek twistli olacak yedinci bölümümüz öncesi yine yaptığımız reponun tadını çıkarıyoruz reyting rekorları kıran yarışmamızda. Geçtiğimiz bölümde yol yarılandı ve her iki rujdan da Okan adı çıktığı için bir drama yaşanmadı. Sırada kalan sağlarımızın meşhur listelerden filmler önerebildiği, Top 250 sevdası olanların ama içimde kalmasın diyerek seçim yapabileceği bir görev var. Emniyet kemerlerimizi sıkı sıkı bağladıysak treni harekete geçiriyorum izninizle.

Now, when I call your name please step forward. İbrahim Paris Balenciaga and Salih Erdal Hydrangea… You’re both safe. You can leave the stage. The rest of you represent the tops and bottoms of the week. Now it’s time for “The Judge”s critiques…

Karışık düzende versem bu sefer yorumlarımı dünya başımıza yıkılmaz umarım… Uygar Ege Goode‘un izlemek isteyip de bir türlü fırsat bulamadığım Bonnie and Clyde önerisiyle yapalım açılışı. Oscar’daki La La Land skandalı sayesinde iyice ölümsüzleşen Warren Beatty ile Faye Dunaway ikilisinin bu 1967 tarihli buluşmasında, sinemanın beline kadar suça batmış bütün âşıklarının izlerini gördüm. Zaten bir öncül, eşsiz bir klasik olduğuna şüphem yoktu. Ancak işin içerisinden beklemediğim kadar çok mizah çıkması hoş bir sürpriz oldu. Amerika’nın güneşi batmayan o kırmızı enselisi bol topraklarını da ne güzel kılıçtan geçiriyor yalnız. Seçim arifesinde pek anlamlı oldu bu manzarayı izlemek.

Murat Hamasaki sanki beni hiç tanımıyormuş gibi film önermeye devam ediyor. Cinema Paradiso beyazperdede görmekten nefret ettiğim her şeyin bir temsilcisi. Her daim gerçeği göstereceğiz derken ajitasyon suyunda banyo yapan İtalyan sinemasının, tabir-i caizse Çağan Irmak’ı olmaya soyunmuş Giuseppe Tornatore herkesin bir pembe dizi setindeymiş gibi gözlerini yaşlandırarak kameraya dönüp oynadığı bir şey çekmiş. O kadar bana hitap etmeyen bir sinema dili var ki ağlamamı istediği her yerde kahkaha atarak pedikürüme devam ettim. Bir de buna Oscar vermişler yabancı film dalında… Tarihin en acı sayfası olabilir.

Asla sevmeyeceğim diye uzak durduğum Béla Tarr sinemasından Werckmeister Harmonies ile şansını deneyen Deniz Von’Du rakiplerine işte böyle risk alınır demeye devam ediyor. En kısa Tarr işi olması sebebiyle yarışma dahilinde henüz önerilmiş olmasına şaşkın değilim, ki zaten türevleriyle olan münasebetimi düşününce hiç karşıma çıkmamasına da şaşırmıyorum. Ama yine artık yılların aşındırmasından sebep sanırım, kendimi salt yönetmene dair anlatım üsluplarının kollarına bırakmayı çok öğrendim. Fotoğrafçılığını kamera arkasındaki işine dahil edişi, sadece insanlarla değil bütün canlılarla lens üzerinden kurduğu bağ ve tabii muazzam İkinci Dünya Savaşı alegorisini fena vuruldum.

Kendi sezonunda finale kalınca öneremediği Diabolique‘i fırsattan istifade önüme koyan Emir Moan ise biraz herkesin iyi bir hafta geçirmesinin şanssızlığını yaşadı açıkçası. Gerçi Clouzot’nun Hitchcock’la aynı kulvarda yürüdüğü yapıma çok da vurulamadım. Grafik korku filmi öğelerini kullanmadan yalnızca kurduğu atmosferle seyircisini germe çabası tabii ki de takdire şayan. Ancak her sahneyle birlikte iyice tempo düşürdüğü için finale geldiğimizde hikâyeyle alakalı ilgimi çeken tek bir şey kalmamıştı. Bunda Frankofonluğu kupkuru bulmamın da etkisi olabilir. Finalin de bıraktığı açık kapıyla birlikte zaten bütünüyle ilgimi kaybettim.

Ve son olarak da Akinmint‘ten gelen Kiss Me Deadly‘i konuşacağız. İlk 20 dakikanın sonunda yahu bu Under the Silver Lake’in atası diye düşündüğüm için Letterboxd sayfalarında aynı görüşe sahip birilerini görmek inanılmaz keyiflendirdi beni. Tam anlamıyla bir delilik işi Robert Aldrich’in taşyapıtı. Seçki içerisinde meşhur listelerden transfer olup buraya gelmesine karşın adını daha önce duymadığım da tek yapım ayrıca. O yüzden sürpriz yumurtanın içerisinden çıkan gerilimi bol, toplumun şekillendirdiği bütün ezber edilmiş normları elinin tersiyle iten, hatta bir anlamda cani diyebileceğim bu sinema zirvesin kötü kaptırdım kendimi.

Bol keseden 9 dağıttığım bu fevkaledinin fevkindeki haftada burun farkıyla iki favorim oldu: Akınmint ve Deniz Von’Du, condragulations my dears. You are the top 2 All Stars of the week. You’ve each won a $1,000 gift card to The Spa on Rodeo and a $1,000 gift card to MuLondon. Uygar Ege Goodeyou’re safe. This means Emir Moan and Murat Hamasakiyou’re in the bottom two. Akın and Denizeach of you needs to decide which of the bottom three you will eliminate if you win the lip sync.

Two top All Stars stand before me.
Ladies, this is your chance to impress me, $10.000 and earn the power to give one of the bottom queens the chop.
The time has come…to lip sync… for-your-LEGACY!
Good luck, and don’t fuck it up.

Önerilen kısalar: Akın’dan The Acquaintances of a Lonely John (2008), Deniz’den Pu$h (2018)

Ladies, I’ve made my decision.
Akın, condragulations. You’re a winner baby!
You’ve earned a cash tip of $10.000.
Deniz, you’re safe.

Will the bottom two please step forward?
Akın, with great power comes great responsibility.
Which queen have you chosen to get the chop?

Akın: Gerçekten çok zor bir karar. Karnelere bakayım dedim ama işin içinden çıkamadım. İlk görevden itibaren her ikisinin de önerdiği filmlere tek tek bakayım dedim belki zevkler yönünden birine kendimi daha yakın hissedebilirim diye ama olmadı yine.  En sonunda bir önceki haftanın birincisi elenmesin diye düşündüm. Ve üzülerek Emir’i söylemeye karar verdim. Bu kararı ben vermiş olmak istemezdim gerçekten.

Emir, as it is written, so it shall be done. You are and will always be an All Star. Now sashay away.

[in the werkroom]

Emir abla görl, not to worry… All is not lost. You still have a chance to return for-your-REVENGE! *evil laugh

Akın Memişoğlu
KISS ME DEADLY
1955 | Robert Aldrich
9
Deniz Erkaradağ
WERCKMEISTER HARMONIES
2000 | Béla Tarr
9
Emir Tektaş
DIABOLIQUE
1955 | Henri-Georges Clouzot
7
İbrahim Bars
CITIZEN KANE
1941 | Orson Welles
8
Murat Uzunkaya
CINEMA PARADISO
1988 | Giuseppe Tornatore
5
Salih Erdal Arslan
LOVE STREAMS
1984 | John Cassavetes
8
Uygar Ege Baran
BONNIE AND CLYDE
1967 | Arthur Penn
9

Yarışmacı 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
Akın Memişoğlu SAFE HIGH WIN BTM3 SAFE WIN
Deniz Erkaradağ HIGH BTM3 HIGH SAFE BTM2 WIN
İbrahim Bars WIN SAFE SAFE SAFE WIN SAFE
Murat Uzunkaya SAFE BTM3 BTM3 SAFE WIN BTM2
Salih Erdal Arslan WIN SAFE WIN WIN SAFE SAFE
Uygar Ege Baran SAFE WIN SAFE WIN SAFE HIGH
Emir Tektaş BTM3 WIN SAFE HIGH SAFE ELIM
Okan HIGH SAFE SAFE BTM3 ELIM
Emre Eminoğlu SAFE SAFE BTM3 ELIM
Ekin Bilge BTM3 SAFE ELIM
Egemen Doğan SAFE ELIM
Burak Ar ELIM
WIN: Kazanan*, WIN: Kazanan, HIGH: Yüksek not, SAFE: Güvende
BTM2/3: En düşük notu alan yarışmacılar, ELIM: Elenen

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.