Altın Rapor
Altın Rapor: Oscar’a Koşanlar (3 – 9 Ağustos)
The Odyssey‘nin Oscar yarışındaki ezici favoriliği artık kimsenin tartışmak istemediği bir gerçek gibi görünse de rakiplerinin uslu uslu oturmaya niyeti yok. Netflix bir yandan La bola negra için alışılmadık derecede iddialı bir vizyon planı açıklarken diğer yandan The Adventures of Cliff Booth‘u 2027’ye göndermenin eşiğine gelmiş olabilir. Amazon MGM ise Madden için strateji değiştiriyor, Mike Leigh kariyerinin son filmine hazırlanıyor, New York Film Festivali ödül sezonunun en önemli duraklarından biri olmaya devam ediyor. Buyrun bakalım haftanın önemli ödül sezonu gelişmelerine.
Netflix, La bola negra’dan çok emin
Herkes The Odyssey‘nin mutlak zaferine erkenden odaklanmış olsa da bu sezon rakipleri yarıştan umudunu kesmiş değil. Cannes’da Javier Calvo ve Javier Ambrossi’nin (Los Javis) La bola negra‘sını alan Netflix, film için erkenden planını duyurdu. Film, bugüne kadar görülmemiş bir şekilde, vizyonda en uzun kalan Netflix filmi olacak ve 47 gün boyunca ABD salonlarında gösterilecek. Ardından da 2 Aralık’ta platforma gelecek. Yalnız, bizde dağıtım haklarının MUBI’de olduğunu, dolayısıyla Türkiye için henüz tarihin netleşmediğini not düşmek gerek. Daha evvel Marriage Story‘yi 30, The Irishman‘i 27, Roma’yı ise yalnızca üç hafta gösterimde tutan Netflix, belli ki kendinden çok emin. Calvo ve Ambrossi’nin birlikte yazıp yönettiği La bola negra, 1930’lardan günümüze uzanan 85 yıllık İspanyol tarihini kapsıyor. Şair ve oyun yazarı Federico García Lorca’nın başlayıp devamını getiremediği altı sayfalık bir metinden hareketle film, üç farklı kuşaktan, ancak hayatları birbirine değen üç gay erkeğin hikâyesini anlatıyor.
New York Film Festivali seçkisi netleşti
25 Eylül’de başlayıp 12 Ekim’de sona erecek 64. New York Film Festivali, bir kez daha ödül sezonunun önemli duraklarından biri olarak görevini yerine getirecek. Daha önceden festivali James Gray’in Paper Tiger‘ının açacağı, Ava DuVernay imzalı 14th‘in ise kapatacağı duyurulmuştu. Bunlara ilaveten Tender Loving Care (Mike Leigh), All of a Sudden (Ryusuke Hamaguchi), Fatherland (Paweł Pawlikowski), A Long Winter (Andrew Haigh), Misty Green (Chris Rock) ve Minotaur‘un (Andrey Zvyagintsev) yolunun da New York’a düşeceği kesinleşti. Behemoth! (Tony Gilroy) prömiyerini yapacak; Godzilla Minus One‘ın devamı niteliğindeki Godzilla Minus Zero (Takashi Yamazaki) da dünya prömiyerini burada gerçekleştirecek.
Bir de kısalardan dikkatimi çeken bir yapımı paylaşmak istiyorum sizinle. The Secret Agent‘la daha geçtiğimiz sezon Oscar mücadelesi veren Kleber Mendonça Filho’nun kısası South of Tehran burada prömiyer yapmaya hazırlanıyor. Paolo Pasolini ve Agnès Varda’nın 1967’de kayda alınmış bir sohbetinden ilham alan film, iki yönetmenin konuşmasını sekiz dakikalık bir belgesel olarak karşımıza çıkaracak. Ayakları Oscar’a kadar uzanacak mı, hep birlikte göreceğiz.
Mike Leigh’nin son filmi
Gelmiş geçmiş en iyi yönetmen ve senaristlerden, 83 yaşındaki Mike Leigh, güz festivallerini gezmeye hazırlanan Tender Loving Care’in son filmi olacağını duyurdu. Bu haberin başta ben olmak üzere tüm hayranlarını çok üzdüğü kesin. Ancak meseleye farklı bir açıdan da bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Tıpkı bir önceki uzun metrajlısı Hard Truths gibi Bleecker Street tarafından dağıtılacak film için şirket erkenden harekete geçti. Hatta geçtiğimiz haftalarda Londra’da Altın Küre seçmenlerine bir öngösterim bile yapıldı. Bir de festivallerde film için verilen özetin, Widow’s Bay dizisiyle büyük bir çıkış yakalayan Kate O’Flynn’in karakterini başrole yerleştirdiğini ve dolayısıyla oyuncunun epey boş olan En İyi Kadın Oyuncu yarışında boy gösterebileceğini düşünüyorum.
Özeti de paylaşayım sizlerle: Başarısız bir ilişkinin ardından sosyal hizmetler görevlisi olarak işini öfke ve kızgınlıkla sürdüren Amy’nin; pek neşeli yakın arkadaşının ve artık yaşlanmış, kızlarının mutlu olduğunu görmek isteyen ebeveynlerinin hikâyesini izleyeceğiz filmde. Leigh bu defa Birleşik Krallık’ın yeterli finansmana ulaşamayan ve parçalanmış bakım sektörünü merkeze alacak.
Madden, Oscar sahasına giriş yaptı
Oscar ödüllü iki aktör Nicolas Cage ve Christian Bale’ın başrollerinde yer aldığı David O. Russell filmi Madden için Amazon MGM strateji değişikliğine gitti. Bir sakatlık sonrası oyunculuktan koçluğa transfer olan efsane John Madden ile çalıştığı kulüp Oakland Raiders’ın sahibi Al Davis’in Super Bowl’u kazanmaya uzanan yolculuğunu anlatacak yapımın doğrudan Prime Video’ya gelmesi ve bu sebeple Emmy değerlendirmesine alınması bekleniyordu. Ancak Amazon, 18 Kasım’daki yayınından önce filmin sinemalarda gösterime girmesini hedeflediğini duyurdu. Bu sene Project Hail Mary, The Sheep Detectives, Is God Is ve ilerleyen aylarda I Play Rocky için kampanya yapacak şirket, belli ki Madden‘ın aktörlerini de Oscar mücadelesine dahil etmekte kararlı.
Cliff Booth da 2027’ye ertelenebilir
Sezonun başından beri Narnia, Sweetsick, A Place in Hell derken o kadar çok filmi 2027’ye öteledik ki arkası gelmez sanıyorduk. Ama Netflix’in büyük kozu The Adventures of Cliff Booth da ertelenebilir gibi duruyor. Venedik programı açıklandıktan sonra festivalin direktörü Alberto Barbera, kişisel sebepler nedeniyle David Fincher’ın filmi tamamlayamadığını ve bu yüzden seçkide yer almadığını söylemişti. Yeni dedikodulara göre durum düşündüğümüzden daha vahimmiş. Quentin Tarantino’nun Once Upon a Time in Hollywood filminde Brad Pitt tarafından canlandırılan Cliff Booth karakterinin bu yeni maceralarının son hâlinden Fincher pek memnun olmadığı için Netflix’ten yeni çekimler için bütçe istemiş ve sekiz ay sonra seti yeniden kurmuş. Öyle ki ilk çekimlerde görüntü yönetmenliğini üstlenen Erik Messerschmidt şu an The Batman Part II için çalıştığından, yeni çekimlerde yerini Fincher’ın eski çalışma arkadaşı Jeff Cronenweth almış. 23 Aralık’ta tüm dünyada aynı anda yayınlanması beklenen filmin 2027’ye ertelenme ihtimali epey yüksek kısacası.
Critics Choice’un “süper” seçimleri
Sinema ve televizyonla ilgili her alanda özel tören düzenleyen Critics Choice, altı yıldır süper kahraman, bilimkurgu/fantastik, korku ve aksiyon yapımlarını değerlendirmeye aldığı Süper Ödülleri’ni sahipleriyle buluşturdu. Televizyon tarafında The Boys ve Widow’s Bay üçer ödülle zirveye oturdu. Filmlerde ise Obsession, Project Hail Mary, Superman ve The Furious ikişer ödül kazandı. Umuyorum bunlar için masrafa girip heykelcik yaptırmıyorlardır diyelim ve dönelim dün yaptığım haberde yer alan sonuçlara.
Türkiye festivallerinden haberler
Bu sene 24 – 31 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Ulusal Uzun Metraj bölümünün jüri başkanlığını yönetmen, yazar ve yapımcı Derviş Zaim’in üstleneceği duyuruldu. Daha evvel Tabutta Rövaşata (1996), Filler ve Çimen (2000), Cenneti Beklerken (2006), Nokta (2008) ve Gölgeler ve Suretler (2010) filmleriyle yolu Antalya’dan geçen Zaim, festivale yabancı değil. 26 Eylül – 4 Ekim arasında gerçekleşecek 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde ise Orhan Kemal Emek Ödülleri’nin sahipleri belli oldu. Bu yıl onur ödülleri oyuncu Suna Selen, oyuncu, senarist ve yönetmen Macit Koper ile yönetmen, senarist ve yapımcı Aydın Sayman’a sunulacak.
Oksijen’inizi aldınız mı?
Neredeyse bir yıldır süren O2 maceramda yaz ekranının öne çıkan iki yapımını yazdım bu defa. Hem House of the Dragon‘ın dün gece yayınlanan finalinden önce biraz sezonu övdüm hem de TV+’ta yeni sezonu başlayan Lioness‘ın ilk üç bölümünü izleyip Taylor Sheridan’ın televizyonu nasıl ele geçirdiğinden bahsettim. Bu hafta ilk defa fotoğrafımla çıkmış bir de yazım. Olana kadar kutlama isteği uyandıracağını bilemediğim anlardan biri yaşandı yine. Kadehimi o minik kutucuğa kaldırıyorum!
Haftanın fragmanları
Tabii ki hepimizin gündeminde Venedik’te görücüye çıkacak Primetime var bu hafta. Amerikan televizyonlarına bir dönem hükmetmiş To Catch a Predator isimli reality şovun perde arkasını konu alan yapımda Robert Pattinson’ı programın sunucusu Chris Hansen rolünde izleyeceğiz. Dedikodular harika, A24 şimdiden hizayı almış durumda. Ufukta nihayet bir Oscar adaylığı var gibi Robert Pattinson için. Tek handikap, En İyi Erkek Oyuncu yarışının inanılmaz kalabalık olması.
Bir de HBO’da izlediğimiz How to with John Wilson serisiyle hayatlarımıza girmiş dehanın uzun metrajlı belgeselinden ilk fragman geldi bu hafta. Televizyon için yaptığı işi andıran The History of Concrete, Sundance’te gösterilmiş ve övgülere boğulmuştu. New York’lu John Wilson yine ilhamını şehirden alıyor ve kamerasını yapılara çeviriyor. Sadece binaların tarihini değil, New York halkının hayatlarının her alanına hükmeden betonarmenin ve çimentonun üretim döngüsüne de değiniyor tabii.