Film
Yardımcı Erkek OyuncuYardımcı Kadın OyuncuÖzgün & Uyarlama Senaryo

Filmin vizyona girmesiyle birlikte yarış bütünüyle kapandı diyebiliriz. Herkes tek bir ağızdan The Odyssey övüyor. Nolan’ın zirveye çıktığı bu sinema şölenini ancak küçük ölçekli bir bağımsız devirebilir, ama yok. Bence ikinci En İyi Film zaferi ufukta.

Cannes’ın Oscar özelindeki en büyük kazananı La bola negra gümbür gümbür geliyor. Netflix sezona çok hazır olduğunun sinyallerini her fırsatta veriyor. Sevmeyeni de bol olduğu için The Odyssey ile boy ölçüşemeyecek tabii. Uluslararası film zaferi cepte yine de.

Martin McDonagh’ın kısa film dalında Oscar’ı olmasına rağmen bu kategoride sırasını bekleyen yönetmenlerden biri hâline geldi kısa bir sürede. The Banshees of Inisherin ile yaklaştığı Oscar zaferine ulaşmaya çalışacak. Ama ben fragmanda aradığımı bulamadım.

Alejandro G. Iñárritu’nun sıradaki deliliği son moda Oscar kalıplarına uysa da yönetmenin çiçeklerini çoktan, hem de üst üste iki defa teslim etti Akademi. İlk fragmandan da neredeyse Don’t Look Up tadı aldık. O yüzden adaylıkla yetinmesi muhtemel.

Elde ettiği gişe rakamları ve yılın ilk yarısının akılda kalan filmlerinden olması sayesinde Project Hail Mary’nin yolları açık gözüküyor. Ancak The Odyssey hepimizi doyurduğundan, büyük bütçeli yapım ihtiyacı gütmeyebilir Akademi. Hele ki Dune da tutarsa…

Tony Gilroy’un unutulmaz film müziklerine selam çakacağı yapımın ilk fragmanından sonra herkes epey heyecanladı. Bu sene Martin McDonagh için de kampanya yapacak Searchlight’ın alıştığımız sihrini konuşturması şart.

Jesse Eisenberg’ün yazıp yönettiği The Debut ile ilgili dedikodular pek leziz. Güz festivallerini gezeceği de netleşti. Yalnız En İyi Film iddiasından ziyade oyuncu performanslarıyla öne çıkacağını düşünüyorum sezonda.

Filmi beğenmeyen eleştirmenlerin sayısı oldukça fazla olsa da Altın Palmiye önemli bir kredi. Akademi’nin sezonda dikkat kesileceği işlerden biri olacak. FIPRESCI Grand Prix’sinde ilk beşe giren tek 2026 filmi olması da ilginç detay.

Filmin ABD’de vizyona girmesinin ardından öyle bir momentum oluşturdu ki The Invite, eğer A24 geç kalmayıp kartlarını doğru oynarsa En İyi Film adaylığı alabilir. Bu dörtlünün şahane oyunlarını, kampanya sahasına da taşıması lazım.

Aşırı pozitif dedikodular günden güne artıyor. Focus’un esas yarışçısına dönmesi an meselesi. Filmde Chariots of Fire’la tanıdığımız Ian Charleson’ın hayatının son döneminde AIDS’le boğuşurken Hamlet’i sahnelemesi anlatılacak.

Yeniden uyarlanan Jane Austen romanı Sense and Sensibility’nin ilk fragmanı da iyi bir etki yaratmayı başardı. Kostümlü dramaları pazarlama uzmanı Focus’un iyi abanacağına eminim. Vizyon tarihi de stratejik olarak değiştirilmiş zaten.

Devam filmlerinden bıkmaya başlayan Akademi, daha ikinci filminde baydıkları Dune’un üçüncüsünü izleyecek mi gerçekten? Hayranları bizi yine harika olacağına ikna etmeye çalışsa da görene kadar inanmayacağım.

Güz festivallerine giderken uğradığı yerlerde alkış toplamayı sürdürüyor All of a Sudden. Pandemi zamanında Drive My Car ile sürpriz yapan Ryusuke Hamaguchi’nin filmi aradığımız “yabancı” yarışçı olabilir bu dalda.

2027’ye kalacağını sandığımız Ink’i Netflix’in aldığı ve Venedik’i açacağı haberi geldi. Rupert Murdoch’u canlandıran Guy Pearce’la ilgili harika dedikodulara eşlik etsin diye bu dalda da uğraş verebilir Netflix.

CODA’nın yönetmeninden engelli hakları aktivizminin önemli figürlerinden Judith Heumann hakkında bir biyografi geliyor. Üstelik filmin Toronto’yu açacağı da duyuruldu. Bakalım ne kadar yankı uyandıracak ve Apple neler yapacak.

Venedik’e uğramadan Toronto ve Telluride’ı gezecek A Long Winter da Mubi’nin Fatherland ile problem yaşaması durumundaki yedek oyuncudan başrole dönüşebilir her an. Umuyorum bir taşyapıt çıkar yine içinden.

Mike Leigh için boşuna heyecanlanmak istemiyorum ama bu güz festivalleri rotası umut veriyor. Başrolün de şu an revaçta olan Kate O’Flynn gibi bir aktrise emanet edilmesi dikkat çekecektir.

Mubi’nin Fatherland için agresif bir güz festivali yolculuğu belirlemesi boşa değildir herhalde. Seyirciden karşılığını bulması durumunda Akademi de pek sevdiği Pawlikowski’yi yine kucaklayabilir.

Gişede elde ettiği harika rakamlara ilaveten Focus’un kesin olarak bir kampanya yapacağını da duyurmasıyla manzara değişti. Yine de son yıllarda Oscar listelerine giren korku filmlerine pek benzemediğini not düşmek gerek.

The Social Network’ün devamı niteliğindeki The Social Reckoning’in ilk fragmanı televizyon filmi kıvamında olduğu için geriledi tahminlerimde. Bir de Aaron Sorkin’in vizyona sayılı gün kala yeniden sete girdiğini öğrendik.
ruhumvaroş
4 Nisan 2026 at 03:20
dune’u 12. sıraya koymana şaşırdım açıkçası, 20 falan olmalıydı senin için. bu konuda fena yanılacaksın; en iyi film ödülünün en güçlü üç adayından biri olacak bence. 12 oscar adaylığı da cepte. yönetmeni de oscarın sahibi olacak.
HAKAN
20 Nisan 2026 at 09:40
Dostum yanlış anlama lütfen ama hadi diğer filmleri ve yönetmenleri geçtim de (içlerinde heyecan verici isimler var) Narnia ve Şeytan Marka Giyer 2 filmleri için umutların ve beklentilerin, ve de bunları neredeyse bütün önemli dallarda Dune’dan daha daha üst yerlere koyman tuhaf.
Umur Çağın Taş
20 Nisan 2026 at 10:32
Tekrar sıralayayım:
* Warner Bros, Oscar konusunda iddialı filmlerini Aralık ayında gösterime sokmuyor. Oylama dönemine sıfır momentumla girmesi büyük sıkıntı olacak.
* Devam filmlerine son yıllarda bir antipati geliştirdiler. Hele ki Dune gibi kültürel etkisi olmayan bir serinin işi çok zor.
* Narnia, Netflix’in sıradaki Frankenstein’ı. Biz beğenmesek bile Netflix’in kampanya gücü sayesinde aday edilecek.
* The Devil Wears Prada 2’yi hangi kategoride Dune’un önüne yazmışım bilmiyorum.
HAKAN
20 Nisan 2026 at 11:09
Sadece önüne yazma demedim. Umutların ve beklentilerin de yazdım yorumumda. Heyecandan ölünen esas devam filmi Şeytan Marka Giyer imiş. Narnia ve Şeytan Marka Giyer filmleri eleştirel anlamda Dune’u geçerse (unuturum o zaman) senden şimdiden özür dilerim. Hem eleştirmedim seni; herkesin zevki farklı sonuçta, sadece seni kaç yıldır takip ediyorum, ödül sezonu tarihini en iyi bilenlerdensin ülkede bu iki film için beklentilerin tuhaf geldi bana dedim.
ruhumvaroş
20 Nisan 2026 at 18:49
festivallerden birkaç tane iyi film çıkar, o rüzgarla ilk 10’u zorlar. hooop bir bakmışsın sevgili kardeşimizin ilk sıraya koyduğu bazı filmler çoktan 15’e falan düşmüş 🙂 her yıl böyle oluyor. frankenstein’ın yaptığı etkiyi narni’anın yapması imkansız; zira orada x faktör netflix değil, del toro’ydu. o yüzden ne narni’a ne de prada 2 adaylık alamaz. devam filmlerine akademi antipati geliştirdi diyor ama kriter aldığı filmlerin hepsi çöptü. dune’un sadece prodüksiyon tasarımı bile hepsini döver. dune serisine ayılıp bayılmıyorum ama oscar’ın en güçlü adayı o olacak bence. sonra da umur’un akademiye sitem eden serzenişlerini okuyup duracağız burada 🙂 şu anda hiçbir filmden dune’daki gibi best picture kokusu gelmiyor bana. project hail mary gibi izle unut pamuk şekeri bir filmin (ki bence ilk 10’a giremeyecek) 4. sırada olduğu bir listede dune’un olmamasın benim için geçerli mantığı yok. film ilk ikisinden iyi çıkarsa yönetmen/film dublesi de gelir.
XXX
2 Haziran 2026 at 12:33
Öncelikle eline sağlık. Çok dalda ismini geçirdiğin için yazayım dedim. Jesse Eisenberg’ün yönettiği müzikal filmin adı “No One Cares” değil ve filmin adı henüz belli değil galiba. Zira “No One Cares” Eisenberg’ün henüz çekimleri bile başlamamış sıradaki filmi gözüküyor.
Umur Çağın Taş
2 Haziran 2026 at 23:53
Çok teşekkürler. Takip ettiğim ödül sezonu forumlarında, filme hitap etmek için prodüksiyon sırasında bu isim kullanıldığı için böyle hitap ediliyor diye kolaylık olması açısından No One Cares yazdım şimdilik. Resmi ismi açıklanınca mutlaka düzelteceğim. “İsimsiz Jesse Eisenberrg Filmi” çok yer kaplıyor diye hep bunlar 🙂